Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 48 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


...

SOKRATES İLE KARARSIZLIK ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

-Sokrates, nedenini bilmediğimizi biliyor musun, bilmiyoruz. Ne zaman seni görmeye, düşüncelerindeki esenliği öğrenmeye gelsek, umutsuzluğumuz eriyip gidiyor ve nesnel dünyamıza yeni bir umutla, coşkuyla dönüyoruz. Bu senin bilge kişiliğinden mi kaynaklanıyor; yoksa bizleri umutsuzluğa ve karamsarlığa yönelten koşullarda yaşadığımız için mi; karanlıkta yol alıyor gibiyiz, önümüzü görmeden, yarın başımıza nelerin geleceğini bilemeden yaşıyoruz. Şimdi de sana geldik. Bizleri aydınlatmanı diliyoruz; kararın ya da kararsızlığın ne olduğunu bilemez olduk. Koşullarımız öylesine kararsızlık içinde ki, düşünemez olduk, kararsızlık bir veri mi, önlenemez olgu mu, ya da bizleri yönetenlerin kararsızlığından mı kaynaklanıyor bu içinde bulunduğumuz belirsizlikler. Kısacası, kararsızlığın kaynağı mı kararsızlık. Söyle bize. Nasıl üstesinden gelebiliriz böylesi kararsızlığın ve kararsızlıkta karar kılan yönetimcileri nasıl uyarabiliriz?

Sokrates:
Böylesi güç bir soruyla karşılaşmadığım için, nasıl yanıt vereceğimi bilemiyorum.

-Haklısın Sokrates. Yaşamında, karasızlık denilen bir duyguya kapılmadın ki. Ve sen kendisine öylesine güvenen ve kendisine saygı duyan bir kişiydin ki, yaşamına bile son vermeyi, kararınla gerçekleştirdin. Kendine olan güveni ve saygıyı yitirmektense, yaşamını yitirmeyi tercih ettin. Sorunumuza yanıt vermendeki güçlüğü anlıyoruz. Fakat anlat bize, karar nasıl bir olgudur, zihinsel bir işlem midir ya da zihnin işleyiş biçimindeki bir noksanlık mıdır, kendine güvensizlikten mi kaynaklanıyor, bilmek, öğrenmek istiyoruz.

Sokrates:
Bu söylediklerinizin içinde, sorunuzun bir bölümünde yanıtın gizli olduğunu söylemeliyim. Kararsızlığın, zihinsel bir boşluktan kaynaklandığını söylüyorsunuz. Bu düşüncenize katılıyor ve sizlerin kişiliğinde Platoyu görür gibi oluyorum. Çünkü onun da kararın kaynağını açıklayan sözleri, kulağımdan eksik olmuyor. Sizler konuşurken, onu işitiyor gibiyim.

Ben kararın nasıl oluştuğunu, niçin oluşması gerektiği olgusundan ayırıyorum. Çünkü sizlerin bugün gördüğüm kadarıyla kararın ya da kararsızlığın niçin oluşmadığından yakınıyorsunuz. Buna yanıt verebilmek için, kararın nasıl oluştuğunu bilmemiz gerekmez mi?

-Haklısın Sokrates. Ne denli yanlış düşündüğümüzü, bu sözlerinden anlayoruz. Bunu bilge kişiliğe ulaşmamış olmamıza bağlamalısın. Çok haklı olduğunu şimdi görüyoruz. Bir olayın kendisi, onu oluşturan başka bir olayın sonucudur. Bizlere bu kuralı anımsatmış oldunuz.

Sokrates:
Evet, kararın oluşumunu bilirsek, kararsızlığın kaynağını öğrenebiliriz. Fakat önce nesnel dünyamızın ve nesnel dünyamızdaki olayların zihnimize nasıl yansıdığını ya da zihnimizde ne tür düşünce uyardığını bilmemiz gerekir. Bu söylediklerim eğer doğru ise, zihnimizde oluşan kararın kaynağı dış dünyamız ve dış dünyamızın zihnimize yansıma biçimidir. Dünyaya gözlerini açmış ilk insanı düşününüz. Gök gürlediği zaman onun tepkisi, sıçramak olacaktır. Eğer sıçramış ise, korkmuş demektir. Benim için o ilk insanın sıçraması, bilinçsizce yapılmış bir devinim değil, bana göre zihninde ilk kez korkuyu duyumsamış olması ve o nedenle de zihninde ilk bilginin doğması olayıdır. Eğer korkuyorsa, içgüdüsel olarak kendisini koruyacak ve mağaraya sığınacaktır. Mağaraya sığınması onun karar vermeye doğru attığı ilk adımdır. Öyle ise, karar zihnin işleyişinde ulaştığı bir çözüm biçimidir. Olaylar karşısında zihin çözüm türetemiyorsa, onun kararsızlığı söz konusu olacak.

-Şimdi anladık Sokrates. Kararın oluşması, olaylar karşısında zihnin çözüm bulmasını gerektiriyor. Belki de yanlış betimledik. Bakışlarından anlıyoruz bunu. Çözüm bulma yetisini devinime geçiriyor demeliydik.

Sokrates:
Çözüm bulmanın gerekmesi başka, çözüm bulabilme yetisi başkadır. Çözüm bulabilme yetisi zihnin her an, her yerde ve her koşulda karşılaştığı olaylardan etkilenerek bilgi birikimine sahip olmasıyla gelişir. Belki tam doğru deyimi bulamıyorum, zihindeki bilgi birikimi büyür, çoğalır, genişler demeliyim. Kişiliğin gelişmesi de bu birikimi izler. Eğer zihin, dış dünyadan soyutlanmış sanal bilgi ve geçersiz inançlarla donatılmış ise, öylesi zihin, olaylar karşısında çözümsüzlükle karşılaşır ve çaresizliğe düşer.

-Şimdi daha iyi anlıyoruz Sokrates. Zihnin çözüm yaratma yetisi, nesnel dünya dışı bilgi ya da inanç kategorileriyle işgal edildiği ölçüde azalır diyorsunuz. Yanlış mı anladık.

Sokrates:
Hayır yanlış anlamış değilsiniz. Söylediklerimin gerçekçi bir yorumuyla karşılaşmış oluyorum. Zihin dış dünya ile ne denli çok ilişki kurabilirse, o denli gerçekçi, doğru çözüm bulabilir ve bulduğu çözüm ne denli doğru ve gerçeksiyse o denli kararlılığın erdemine kavuşmuş olur. Bireyin dış dünyadan korkusunu ortadan kaldıracak olan zihnin kendisi ve yarattığı çözümün gerçekçiliğidir. Kararı yaratacak olan da aslında bu çözümdür, Şunu bilmemiz gerekir ki, zihin, bilgiyi kendisi yaratır, onları dizin olarak sıraya koyar, biri biriyle ilintilerini kurar ve öylelikle bellek oluşur.

-Anlıyoruz Sokrates, belleğimizdeki bilgiler dogmalardan, ön yargılardan, geçersiz sanal inançlardan arınırsa her koşulda, karşılaşılan her sorun, çözüme kolay ulaşılabilir diyorsunuz.

Sokrates:
Evet, ulaşılan çözümlerin bütünüdür ki, bizleri karar vermeye yetkin kılar. Kararlılığın temelidir bu.

Evet Sokrates, şimdi anlıyoruz ki, bizleri yöneten ve yönlendirenlerin kararsızlıkları, onların zihnine yapışmış olan geçersiz inançlar, dogmalardır. Nesnel dünyanın koşullarından koparak, çözüm üretememelerinin nedeni, zihinlerindeki kısıntılar, tutkular, sanal inanç dizileridir. O nedenle kararsızlığa tutsak düşmüşlerdir. İç dünyalarındaki saplantılar ile nesnel dünyanın gerçekleri arasındaki çelişkilerden arınmaları da olanaksız gibidir. Öyleleri bizlerin yönetimcileri olamazlar. Eninde sonunda, nesnel dünyanın gerçeklerine yenik düşecekler ve kendi sanal dünyalarına geri dönecekler.
Bizleri aydınlattığın için teşekkür ediyoruz.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail