Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 94 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


Ali Nejat Ölçen

SOKRATES İLE BİLİNÇ ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

-Sokrates,yine Araf’ta seni görmeye, ne düşünğünü öğrenmeye geldik.Zihnimizi kurcalayan bir soruyu Araf’ta kime yöneltebilirdik? Söylermisiniz, bilinç yani eski deyimiyle “şuur” ne de-mektir. İnsanın zihninde nasıl oluşur? Ve de kimi zihinlerde niçin oluşmuyor? Bizleri şuur-suzlar mı yönetiyor? Geleceği bir yana bırakalım, şimdiki zaman içinde olanları bile görmek-ten, yorumlamaktan ve de niçin ortaya çıktığını algılamaktan yoksunlar? Ya da gerçeklerden kendileri korktuğu için bizlerin de korkacağını mı sanıyorlar? Böylesi karmaşa içinde kişi nasıl bilinçlenir ve de bizleri yöneten kadroların bilinçli bireylerden oluşmasını nasıl sağlayabiliriz?

Sokrates:

Eğer sizler Araf’a kadar gelip bana böylesi sorular yöneltmeseniz,düşünmeyi unutacak ve düşünmeyen düşüncesiz biri olup çıkacaktım. İyi ki varsınız ve zihnimde düşünce yetisinin sürmesini sağlıyorsunuz. Yönelttiğiniz sorunun yanıtını bugüne kadar merak edip düşünmemiştim.şimdi birlikte düşünmeye çalışalım:

Sizlerin eskiden şuur dediğiniz bilinç, aslında olaylar arasında ilişki kurmak, bir olayın nasıl doğduğunu,hangi sonuçları doğuracağını merak etme sürecinin doğuşuyla, zihnimizdeki yeti birikimidir. Fakat, nasıl bir birikimdir? Bunu irdelersek, sorunuza yanıt ortaya çıkabilir. Önce zihinde merak güdüsünün oluşması ve ön yargı ya da dogmaların merak yetisini kısıtlamaması gerekir.

-Fakat Sokrates, zihinde merak yetisinin uyan-ması için o zihnin önyargılardan, gereksiz inanç biçimlerinden arınması gerekiyorsa bunu nasıl sağlayabiliriz?

Sokrates:

Elbette zihne başkalarınca eklenmiş inanç türleri önyargıların kaynağını oluşturduğu içindir ki, ön yargının işgal ettiği zihinlerde merak yetisi körelir ve de belli bir olguya ilişkin bilincin doğması da olanaksızlaşır. Bunun çaresi, bilimsel eğitim olabilir. Elbette sizlerin işlevi, belli bir zihnin gelişmesini sağlamak ve o zihinde bilinç yetisinin oluşumuna yardımcı olmak değildir. Sizleri bilinç düzeyi gelişmiş kadroları nasıl yönetim katlarına ulaştırabilirsiniz sorusu ilgilendirmektedir sanıyorum.

Bilmem fark ettiniz mi, belli bir olguya ilişkin bilinç deyimini kullandım. Bununla şunu belirtmek istiyorum ki,bilincin doğuşu için belli bir olguyu zihnin irdelemesi gerekir. Nasıl irdeleyecek? O olgu nasıl doğdu, hangi olayın sonucudur ve o sonuç başka sonuçlarla ne tür ilişki içindedir? Zihnin böylesi işleyişi, bilmem saniyenin kaç binde biri türünde mikro süre içinde oluşur? İşte bilinç budur. Dışımızda olanların zihnimizde nasıl bir sonuç ya da algılama türü yaratacağı sorunsalıdır bu.

-Şimdi anladık Sokrates, bizleri yönetenlerin zihinleri, gerçekleşmesi olanaksız kimi kanı ya da inanç türleriyle işgal edilmiş olduğu için gerçeğe ilişkin olguları öngörmekten yoksun kalıyorlar. Söylediklerinizi eğer yanlış anlamadıysak, belli bir olguyu oluşmadan önce öngör-mek yetisidir bilinç ve o nedenle de belli düzeyde kültürün zihindeki izdüşümüdür, diyebilir miyiz?

Sokrates:

Zihnimden geçenleri okumaktasınız ve de benden daha belirgin biçimde özetlediniz. Bilincin bir önemli boyutu, o olguya ilişkin kültür yani deneyim ve bilgi birikiminin sentezi olmasıdır.Kimi zaman sizlerin çok anlamlı bir deyimi kullandığınızı burada Araf’ta duyumsuyorum. “Tarih Bilinci” deyimini çokça kullanıyorsunuz. Öyle sanıyorum ki, sizlerin hatta Araf’ta bizlerin de çevresini kuşatan olayların iki önemli kaynağı var. Bunlardan biri, doğa’nın kendisi, ondaki değişimlerdir. Ötekisi de toplumun kendi ilişkilerinin sonucu doğan olaylar. Aslında bilinç, bu ikinci gruptaki toplumsal ilişkilerin geçmişte kalan yani tarih adını verdiğimiz geçmiş zaman içinde nasıl doğmuş olduğunu ve hangi sonuçları nasıl yarattığını görerek, algılayarak ona benzer olayların doğmadan önce nasıl doğacağını görebilmek yetisidir “tarihsel bilinç”.Eğer bu söylediklerim doğruysa, geçmiş zaman olaylarını tanımak, o olayları yaratan nedenleri betimlemek, aradaki ilişkilerin değişim ya da etkileşim kurallarını algılama,sezinleme,çıkarsama yetisidir tarih bilinci.

-Şimdi anladık Sokrates. Bilincin de kendisinde öngörü niteliği var ve bu nitelikleri betimleyen koşullar, toplumsal ilişkilerin değişiminden kaynaklanıyor. O halde bilinç, toplumsal ilişkilerin gelecekte nasıl belireceğini öngörme yetisidir,diyebilir miyiz?

Sokrates:

Öylesine özetlediniz ki, sizleri yönetenleri niçin sizler yönetmiyorsunuz da bilinci gelişmemiş kadrolar yönetiyor türünde bir soru zihnime yerleşti.

-Evet Sokrates, yanıtlamalıyız ki, bizleri yönetenler aslında belli bir bilinç düzeyindedir; ne var ki onların bilinç düzeyi ile bizimki çelişiyor. Ülkemizde bu çelişkiyi yaşamaktayız. Açıkçası, toplumsal ilişkileri onlar kendi inançları doğrultusunda kurguladıkları için onların ulaştıkları sonucu bizler doğru, gerçekçi ve de yararlı bulmuyoruz. Onlardaki “bilinç çarpıklığı”nı yadırgıyoruz.

Sokrates:

İlk kez sizlerden işitiyorum “bilinç çarpıklığı” deyimini. Bu deyimle ön yargı ve geçersiz inanç türleriyle zihni kuşatılmış olanların bilinçlerini sanal, gerçek dışı bulmaktasınız. O halde sizlere bir tek çözüm yolu kalıyor. Öylelerini sizleri yönetmek olanaklarının dışına iteklemek.

-Eğer bizler ayrıntı içinde anlaşmazlık konuları keşfetmekten kendimizi kurtarabilirsek bunu başarmamızın içsel engelini aşmış olacağız. Araf’ta huzuruna çıktığımızda gözlerimizdeki ışıltıdan bunu göreceksiniz. Esen kalınız Araf’ta

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail