Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 94 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


KÜRT AŞİRETLERİN GÜVENİLMEZLİĞİ

Ali Nejat Ölçen

Batı dünyası,ilk kez Dominik papazları aracılığıyla Kürt’leri tanımış oldu. Yıl 1764. Maurizio Garzoni adındaki misyoner Amediye ve Musul’ da 20 yıl Kürtlerle birlikte yaşadığı için İtal-yanca-Kürtçe 4500 deyim (kelime) den oluşan bir Sözlük yayınlamıştı. Bu sözlük daha sonra 1787 yılında Roma’da “Grammatica Vocabolario della Lingua Kurdi” adıyla yayımlandı. Kurt Dilinin Gramer yapısı adını taşıyordu bu kitap. Garzoni’in o kitabı öylesine ilgi uyandırmış olmalı ki, 1826 yılında yeniden yayımlandı. 1863’de İtalyan Misyoner ve araştırmacı Lessandro de Bianchi’nin yayımlanan kitabı, Kürtler’ in, tarihini ve geleneklerini konu almıştı. Bu yayın-ların tümü, Batı dünyasının Kürtleri tanımaya duyduğu gereksinimin ürünleriydi. Ve bir süre sonra böylesi ilgi 19’yüzyılda siyasal amaca dönüşecek ve Kürdoloji’nin kuruluşunu sağlaya-caktı.

İtalya’nın Kürt’lere duyduğu ilginin bir ben-zeri 1470’li yıllarda Almanya’da uyanmıştı. Örneğin 1852 yılında yayımlanan Moritz Wagner’ in “Reise nach Persien und dem Land der Kurden” (İran’a ve Kürt ülkesine Gezi) adıyla yayım-lanan kitabından söz etmeliyiz. Karl May’ın da “Durchs wilde Kurdistan” adlı kitabı 1892’de ya-yımlandı. Onun bu kitabının Türkçe’ye çevirisini yapabilirdim eğer ciddiye alsaydım.

Kürt kökenli yurttaşlarımızı kendi çıkarları için kötüye kullanan aşiret ağaları, kültürel gelişimin de engeli olmuşlardır.

1977 yılında Harran ovasında Ali Nejat Ölçen, Kürt kökenli bir yurttaşımızla birlikte. Acaba bugün Ali Nejat, Güneydoğu’da Kürt kökenli yurttaşlarımıza sarılabilir mi?BOP+PKK+AŞİRET üçlüsü, ülkemizi hasım kamplara bölmektedir. Kürt kökenli yurttaşlarımızın ekonomik,sosyal ve kültürel gelişmesinin temel engeli dir Aşiret ağaları.

Helmuth von Moltke’nin 1877 yılında yayım-lanan “Briefe über Zustande und Begebenheiten” adlı anıları, Türkiye İş Bankası tarafından “Tür-kiye’de Durum ve Olaylar Üzerine Mektuplar” adıyla dilimize çevrilerek 1960 yılında yayım-landı.. Helmuth von Moltke, 1835-38 yılları ara-sında Kavalı Mehmet Paşa ve oğlu İbrahim Paşa-nın ’nın ayaklanmasına karşı Osmanlı Ordu-sunda görev yapmıştı.Anılarında Kürt aşiretle-rinden yakındığını görüyoruz. Örneğin Kürtleri şöyle tanımlar:

Kürt hemen hemen her bakımdan komşusu Ara-bın aksidir. Sadece haydutluk konusunda her ikisinin zevki aynıdır;fakat bunda da Arap-lar’sa daha ziyade hırsızlık, Kürtler de savaş-çılık tarafı vardır..(s.210)

Von Moltke, dilmize çevrilen kitabının 212. sayfasında da şunlar yazar:

4 Haziran 1838. Kürtlerin mukavemeti Sait Bey’in yenilgisiyle umduğumuz gibi ortadan kalmış değildi;Muş ile Hazo arasında şimdiye kadar Türk ordularının, hatta Reşit Paşa’nın ordusunun bile giremediği yüksek dağlık bir mıntıka vardır, orada bütün Küçük Asya’nın en yüksek dağları arasında sayılan ve şimdi bile tepelerinde karların 1000-2000 ayak (1 ayak 33 cm.a.n.ö) aşağılara kadar indiği sarp koniler ve sırtlar yükselir. Bu havaliye toptan Garzan adı verilir. Köylerden hiç biri “salyana” vermez ahaliden hiç biri askere gitmeye mecbur edilemez. Garzan dağları,artık Bab’ı-âli’nin hükmü altına almak için çok ehemmiyetli hazırlıklara girişilmişti.

Helmut von Moltke, Osmanlı ordusunun Ana-dolu’da ilerlemekte olan Kavalı Mehmet Paşanın Oğlu İbrahim paşa’nın birlikleri karşısında başarı sağlamayacağını açık sözlükle belirtir ve “geri çekilmekten başka çara olmasını söyler, Geride Birecik sınırında müstahkem Mevkiler vardır..Hafız Paşa “geri çekilmenin ayıp olduğu-nu” söylecektir.(S.309) İbrahim Paşa karşısında yenilgiye uğrayan Osmanlı ordusunda Kürtler ne yapıyordu. Von Moltke şöyle anlatır :

Kürtler düşmanımızdı,diye yazar ve devam eder:kendi subaylarına ve arkadaşlarına ateş ediyorlar,dağ yollarını kesiyorlardı. Bizzat Hafız Paşa’ya bir çok defa hücum ettiler.

Bugün Kürt kökenli yurttaşlarımızın hangisine ne ölçüde güvenebilir? E.Yarbay Baki Vandemir’in “Büyük Harp’te Kafkas Cephesi” adlı kitabının 130.sayfasında olayı şöyle anlatır:

Fırka komutanı 9 Teşrinevvel (Ekim) 1914 de geceyi Tahir’de geçirmeye karar vermişti. 3.-İhtiyat Süvari tün meni tamamiyle emir ve komuta düzeninden çıkmıştı. Pek çok aşiret efradı haçmış, Türk köylerini yağmalıyordu. Çorh köyü tamamiyle yağmalamıştı.

Em.Alay Şerif Köprülü de Sarıkamış savaşında Kürtlerin davranışı hakkında IX.Kolordu Kurmay Başkanı olarak1922 yılındaki el yazması notlarında (daha sonra eski yazı kitap olarak yayınlanmıştır) Kürt birliklerinden şöyle yakınır:

Kürtler gece olunca atlarına bindikleri gibi köylerine savuşuyor, ertesi gün yem ve ye-mek zamanında toplanıyorlardı. Alay heyetinin en büyük derdi ordu hazinesinden maaş ve müteferrika namı altında para çekmeleri idi.

Kürt aşiretleri, bütünleşerek, site aşamasına geçemediler,kabile olarak kaldılar. Gözü doymaz aşiretlerin iki geleneksel güdüleri bunun engeli olagelmiştir: Talep etme ya da gasp etme.

Yıl 1977. Ali Nejat Ölçen Harran ovasında Kürt kökenli yurttaşlarımızla birlikte. BOP+PKK+AŞİRET üçlüsü bu kardeşliği düşmanlığa dönüştürebildi mi? Cumhurbaşkanı seçilen A.Gül, R.T.Erdoğan’ın BOP eşbaşkanlığından istifa etmesini sağlamalı ya da onu görevden almalıdır; Devletimizi korumakla görevli olduğu bilincindeyse.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail