Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 95 Geri Tavsiye Et Yazdır


AYNI YERKÜREDE YAŞANAN ÜÇ AYRI DÜNYA

İhsan Çetin,Dr.
Bilkent Üni.Emekli

Son iki aydır, doğup büyüdüğüm Giresun’dayım. Sık sık bir araya geldiğim CHP’li arkadaşlarımda bir yılgınlık, kırgınlık ve hatta kızgınlık olduğunu görmekteyim. Partilerinin, tek başına iktidar adayı olamamasından son derece rahatsızlar. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bile amaç, kendi adaylarının seçilmesine olan istek ve inanç değil yerine R.T. Erdoğan’ın, o makama gelememesi için uğraş verilmesine ilişkin algılama. Bunun da CHP’lileri yaraladığı izlenimini edindim.

Bu kanı ve duygularla kaleme aldığım yazımı, Haziran-Temmuz ayları içinde tamamladım; Ön-ce Giresun İl Başkanlığı ve Belediye Başkanı ile ilişki kurarak partililerin katılacağı bir toplantı-da bu eleştiri ve öneriler doğrultusunda, düzen-lemeler yaparak,yazımı CHPgenel merkezine ileteceğim.,.

Düşüncelerimi özetlemeliyim: Yarım yüzyılı aşkın bir süredir CHP’liyim ve artık partimin tek başına iktidar olmasını özlemliyorum.Kanımca toplumun huzura kavuşması ve ülkenin yaşadığı kaos sona ermesi, CHP’nin iktidar olması zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Çünkü: Cehalet, biat kültürü ve kişisel çıkar bağımlılığı sonucu, tükenmiş bir iktidar var ve ana muhalefetin koltuk değneği sayesinde ayakta kalabiliyor.

CHP ise bir yol ayrımında: Eleştiri ağırlıklı bir politika izlemeye devam ederek hep ana muha-lefet olarak mı kalacak? Yoksa, partiyi iktidara taşıyacak (şimdikine göre radikal sayılabilecek) bir anlayışı mı benimseyecek? Bu iki sorunun yanıtını ve iktidar olması zorunluluğunu dört başlık altında irdelemeliyim:

1.Ortak Aklın Kullanılması

Korkarım CHP’lileri ve “Gezi Parkı Gençliğini” büyük bir düş kırıklığı bekliyor: Çıkabilecek sonuçlar; AKPyeniden iktidar olacaktır,Çok kötü. Recep Tayyip Erdoğan’ın tekrar başbakan veya Cumhurbaşkanı olması, çok daha kötü. Halkın algılamasına göre, şimdiki CHP’nin iktidara gelmesi, Felaket. Oysa ana muhalefet partisi, halkın gözünde ülkeyi iktidardan daha iyi yönetecek bir donanımda olduğu kanısını yaratabilmelidir.

Ancak halkın algısı ve eski alışkanlıklarını sürdürmesi durumunda, tam 90 yıllık parti olan CHPyine iktidara hazır görünmemekte; dolayısıyla bu durumda felaket olasılığı ortadan kalkıyor. Çok özgün ve önemli bir durum da; CHP’lilerin, CHP’ nin iktidar olmasına izin vermeyecekleri gibi bir görünümlerin olduğu izlenimi var..

Kaldı ki, AKP’nin çoğunluğu mutlu eden ve benimsenen kimi uygulamalarına, CHP’nin karşı olduğunu anlatmak için, her mahalleye damardan girilmesi tam da kendi kalesine gol atmak olacaktır. Yüksek perdeden kendi seslerini dinlemenin şehvetinden yorulup, biraz soluklanabilselerdi, CHP’ arkadaşlarıma şunları sormak isterdim:

CHPtaraftarları olarak, mevcut iktidarın değişmesi gerektiğine zaten inanıyorsak; yüksek sesle, tekrar tekrar, aynı şeyleri birbirimize anlatarak kendimizi niçin yoruyoruz? Birbirimizi ikna için harcadığımız enerjinin tümünün israf olduğunu göremiyor muyuz? Oysa biraz susup düşünebilsek, israf ettiğimiz enerjiyi, nasıl iktidar olunur sorusuna yanıt aramaya harcasak, arzumuzun gerçekleşebileceğini göreceğiz.

“CHP’lilerin CHP’lilere propagandası” yerine, bi-ze oy vermemiş olanları kazanmanın yöntemlerine akıl yormak daha faydalı olmayacak mıdır? Bilmiyor muyuz ki, iktidarın yolu, bize oy vermemiş olanların da taleplerine, uygulanabilirliği olan, politikalar ve projeler üretmekten geçer.

Öte yanda, hâlâ, “Gezi Parkı Gençliği Olayı”nın sarhoşluğu yaşanıyor. Bu rehavet ile keyifleni-yoruz; zaman yitirmeden ayılmalıyız. Yapmamız gerekenleri gençlerden beklemeyi sürdürürsek onların potansiyeli, enerjisi ve ruhu da ziyan-edilmiş olacaktır!Gençlerin, önceden tasarlanmış bir programları yoktu. Huzursuzlardı ve doğaç-lama olarak bir şeylerin düzgün gitmediğini his-sediyorlardı, o kadar! Zaten ulaşabilirliği olan bir amaç, hedef, strateji ve taktik geliştirecek birikimleri de olmadı. Bu eylemde, sadece, çiçe-ğimizle, böceğimizle bizi rahat bırak; “Recep Tayyip Erdoğan, sen de yakamızdan düş” dediler. (Konumuzu doğrudan ilgilendirmediği için,gençlerin davranışlarının, daha derinlerde yatan, kü-resel ekonomi ile, aileleriyle olan ilişkileri gibi diğer konulara girmiyorum.)

Gençler 1968’den bu yana yaşanan bütün başkaldırılarından, ilk kez başarılı çıktılar: Çünkü, ilk kez olabilecek bir duaya amin dendi; hem de her kesime, alabilecekleri ve düşünebilecekleri kadar mesaj verildi!

Şimdi artık doğru değerlendirme yapma zamanı gelmiştir; fakat nasıl?

2.Aynı Yerkürede Yaşanan Üç Ayrı Dünya Sorunu

İnsanlık tarihinde ilk kez aynı yerküre üzerinde ve aynı zamanda içinde“üç ayrı dünya”yaşanıyor.
Bir: Aslında bitmiş olan ve şimdi uzatmaları yaşanan “eski dünyanın” devamı…
İki: Eski ile yeni arasında yaşanılan, her ikisinin şimdilik örtüştüğü dünya…
Üç: Eski dünyadan ayrışmış, onun devamı olmayan“yeni dünya” Bu yeni dünyada kendisini tanımadığımız yeni bir insan türü yaşıyor.

Önce birinci dünyanın nüfusu azalacak ve bitecek. Üçüncü dünya ise ikinci dünyanın bir bölümünü içine alarak büyüyecek ve tek başına devam edecek. (2010 yılında tamamladığım kitapta bu saptamaları ayrıntılı olarak ele almıştım.) Bundan böyle, yeni insan türünün potansiyeli değerlendirilmeden, iktidar da olunamaz, iktidar olunsa başarı da sağlanamaz.

3.Felaket Tellallığına Devam

2000-2007 yılları arasında ekonomide yaşanılan “Lâle Devri”tükendi gitti. Artık ne dünyada ve ne de Türkiye’de “güle-oynaya” yeni bir lale devri tekrar yaşanmayacaktır. Daha da ötesi, ülkemizde bu yıl içinde başlamasını benim de olası gördüğüm ve şiddetini giderek artıracak, ekonomik, politik, sosyal, demografik, çevresel, kültürel, hukuksal gibi önemli kaotik sorunlar yaşanacaktır. Bunlar alışıldık ve birer kelimeyle geçiştirilemeyecek devasa sorunlardır. Her birinin altında, birbirinden keskin alt başlıklar vardır. Çoğunun nedeni olan bu iktidar (AKP), sorunları doğru yorumlayıp, çözüm üretebilecek bilgiye ve donanıma da sahip değildir.Yani, her yönden tü-kenmiş cahil kadrolarla kendini kuşatmış bir ik-tidar yönetimdedir.

CHP yönetiminin çalışmadığını ve politikalar üretmediğini söylemek insafsızlık olur. Sorun, yapılanların tek başına iktidar olmak için yetersiz olduğunda ve halkla ilişkilerdedir. Bazen yapılanların nasıl algılandığı, yapılanın kendisinden daha da önemlidir. Hele amaç seçim kazanmak ise… Herkesi her kesimi kazanmak için tasarlanan politikalar, çoğunluğun kaybedilmesine yol açabilir.

Utangaç Bir Öneri

CHP yöneticilerinin bir bölümü de, doğal olarak, artık bitmiş olan dünyaya aitler; ancak aynı zamanda CHP, bünyesinde hiçbir partide olmadığı kadar da nitelikli insan barındırıyor. Bu nitelikli insanların, CHP’yi iktidara taşıyabilmesi için, yurtiçi ve yurtdışındaki “ortak akla” ihtiyaçları olduğunu bildiklerinden kuşkum yok. Baskın bir erken seçim olasılığının varlığından da tabii ki haberdarlar.

Umarım, zaman yitirmeden de bir ekip oluşturur saygınlığı ve yeteneği tartışılmaz “bilge kişiler”, Gezi Parkı ruhunun temsilcileri, uzman, teknokrat ve bilim insanlarına (bazılarına ismen) çağrı yaparlar. Bu çağrıya yanıt verecek, hatta CHP’li olmayan, gönlü çalışmaya hazır birçok kişinin var olduğuna da inanıyorum.

AKP’ye oy vermiş ancak, cehaletine, zulmüne karşı olanlar ve partinin görevlilerinden meydana gelen çalışma grupları oluşturulmalıdır.

CHPiçinde seçilecek olan bir üst kurul, bütün bu çalışmaların ve önerilerin iç tutarlılığını sağlayarak, parti politikalarını oluşturur. Böylece iktidarın yönetim kadroları ve ileride bocalamaya yol açmayacak politikalar saptanmış olur. Oluşturulan politikalar, ülkenin tümüne ve dünyaya büyük bir tanıtım kampanyasıyla duyurulmalıdır.

Not-1: Ülkedeki geleneksel ayrışmalara ek “Tayyipgiller” ve “Tayip karşıtı Olanlar” ikilemi doğdu. Bu durum çok önemli; “Tayyip’e Karşı Olanları örgütleyebilenler iktidar olabilir.Çünkü: Tüm seçmenlerin yaklaşık %75’i bu grubun içinde,“Tayyipçiler”%25 oranında kemikleşmiş AKP tabanı. Gidecek başka parti bulamayanların bu %25’e eklenmesiyle,AKPancak iktidar olabili-yor.Oysa CHP,%75’in kendisini tek başına ik-tidar yapacak bölümünü yukarıda önerdiğim yak-laşımla, çatısı altında toplayabilir.
Not-2:Yukarıdaki öneriler mahalli seçimlerde de uygulanabilir.
Not-3: AKP, dördüncü kez seçilirse, elimizde nasıl bir Türkiye kalır, Bilmiyoruz. Bu seçim Türkiye’nin ve CHP’nin son şansı olabilir. Bu se-çimde de olmaz ise “ bir sonrakinde” denilemez.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail