Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 48 Geri Tavsiye Et Yazdır


SAVAŞ NEDENİ PETROL MÜ, İLAÇ SANAYİİ Mİ?

Hürriyet Gazetesinin 15 Şubat günü (2003) arka sayfayı tümüyle kaplayan araştırma, dünyadaki ilaç endüstrisini elinde tutan uluslar ötesi tekelci sermayenin neden savaştan yana olduğunu açıklıyor.

Savaş yanlısı ABD Savunma Bakanı Donald Rums-feld'in, bir çok çok uluslu ilaç şirketlerinin yönetim kurulu başkanlığını yaptığını öğreniyoruz bu yazıdan. Şirketlerin adı da veriliyor. Searle, Gilead gibi. 2002 seçimlerinde şimdi ABD'nin başkanı olan Bush'un sponsorluğunu yapanın en büyük ilaç sanayi grubu olduğunu öğreniyoruz. Bush'un ulusa sesleniş konuşmasında, ilaç şirketlerine 400 milyar dolarlık destekleme programı sözünü verdiğini öğreniyoruz. Afrika'da 15 milyar dolarlık AIDS tedavisi için yapılacak yardımın, Afrika halkına değil, ilaç şirketlerine yarayacağı vurgulanıyor yazıda. En ilginç olanı da, Dr. Matthias Rath'ın (New York Bilimler Akademisinin üyesi) Başkan Bush'a seslenişi:

Olası bir dünya savaşının arefesinde, sizi her türlü askeri harekatı durdurmaya çağırıyorumdiyor. Savaş alevlerini körüklemek yerine insanları daha sağlıklı kılmak için elinizden gelen her şeyi yapmalısınız. Bu savaş dünya halkının değil, aralarında ilaç sanayi ve petrol sanayiinin de bulunduğu özel çıkar gruplarının çıkarlarını gözetmektedir. Yoksa Kasım 2002 ABD seçimleri sırasında savaş gündeminin ana sponsorunun petrol sanayii değil, ilaç sanayii olması bir rastlantı mıydı?

21 nci yüzyılın başında insanoğlu bir dönüm noktasında. Doğal tedavi alanındaki ilerlemeler milyonlarca hayat kurtarmayı vaad ediyor ama, aynı anda bu ilerlemeler patentli ilaçlar ve" hastalık ticareti"nin devamı üzerine kurulu milyarlarca dolarlık ilaç sanayiinin de varlığını tehdit ediyor. İlaç sektörü hayatta kalma savaşımı veriyor. Amacı, konumunu güvence altına almak için gereksiz bir uluslar arası bunalımdan ve yurttaşlık haklarının sınırlandırılmasından yanadır. Amerika halkı, dünya halkı, bu çıkar grubuna başarılı savaşım verebilmek için, bir stratejik plana sahip olmak zorundadır. Bu plan, 2002 yılı Ağustosunda Johannes-burg'da Dünya Doruğuna sunuldu ve bugün bir çok ülkede uygulanmaktadır.

ABD'de bir bilim adamı, devlet başkanını en ağır biçimde suçlarken böylesi yürekli basın açıklaması yapıyor ve buna karşı olası bir savaşta en büyük zararı görecek olan ülkemizde ise basının kimi köşe yazarları savaşın çığırtkanlığına soyunmuş durumda. Hatta böylesi gereksiz ve anlamsız, dünya barışını tehdit eden savaşı, kaçınılmaz koşul kabul eden köşe yazarları ve Hükümet üyelerine sahibiz. Saddam Hüseyin'e ülkesini terk ederse onu korumayı vaad eden geçici bir başbakanımız var. Olası bir savaş nedeniyle ABD'den ne kadar dolar kurtarabiliriz diye Beyaz Sarayın kapısında avuç açıp bekleyen dışişleri ve ekonomiden sorumlu devlet bakanlarımız var!.

Bizim basına bir göz atalım ve şu birkaç gün içinde neler yazıldığını görelim:

İibretle okuyacağınız bir başka yazı:

Şubat 2003 Hürriyet, Ertuğrul Özkök. Kullandığı başlık şu: Sosyal Demokratlar Hep Güvercin mi Olmalı.(Yani hep barıştan yana mı olmalılar, demek istiyor ve şunları yazıyor:

Amerikan askerinin Türkiye toprağından geçmesine izin verdiğimize göre bunun sayısını 40 binle sınırlıyoruz. Bırakalım 80 bin, hatta 100 bin kişilik güç Irak'a geçsin. Bu güç ne kadar büyük olursa caydırıcılığı o kadar artacak.

(Bu topraklar Ertuğrul Özkökün babasının çiftliği. Bırakınız geçsinler. Onların yürümesiyle, geçip gitmesiyle topraklarımız aşınmaz ki)

Başbakan Abdullah Gül:

Barışçı yollar bitti, günah bizden gitti.

Hürriyet,7.2.2003. Ertuğrul Özkök'ten bir yazı daha:

Abdullah Gül, gerçekten cesur ve Türkiye'yi düşünen bir devlet adamı profili çıkardı. Bugüne kadar çok ince politika izledi. Barışı sağlayacak tüm yolların kapalı olduğunu herkese gösterdi. Türkiye'de inanılmaz bir demagoji rüzgarı esiyor. Bu demagoji, romantik bir savaş aleyhtarlığı ambalajı içinde insanlara yutturulmak isteniyor.

(Dünyanın her yerinde savaşı kınayan, karşı çıkan kitleler herhalde demagoji ambalajlarını ellerine alarak biri birilerine yutturmak için yollara döküldüler. Bu arada aynı gazetenin köşe yazarlarında Bekir Coşkun da, böylesi barış ambalajını yutturmak isteyenlerden biri olmalı ki: İlk kez insanlık savaşa karşı ayaklandı, diye yazıyor ve devam ediyor: Tokyodan, New York'a, Beyrut'tan Chicago'ya kadar. Eğer bu girişim başarıya ulaşırsa, Birleşmiş Milletler örgütü yanında, ondan daha güçlü bir Birleşmiş İnsanlık olgusu ortaya çıkacak ki, bu evrensel barışın ilk adımıdır, diye yazmıştı. 15 Şubat 2003).

Tufan Türenç:'in Yazısı:

Özal'a rağmen, Türkiye kuzeyden cephe açılmasına izin vermemişti. Mehmetçiği savaşa sokmamıştı. AKP inanılmayacak kadar kolay teslim oldu Amerika'ya. (Hürriyet, 14 Şubat 2003).

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail