Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 96 Geri Tavsiye Et Yazdır


AYDIN KİŞİ

Turan Ergül,MEB,Personel Dairesi Eski Başkanı

Emekli Valilerimiz’den Sy.Aydemir Ceylan’ın Mustafa Kemal Atatürk’ün bilge kişilini betim-leyen yazısındaki konu birliği ve de güncelliği nedeniyle Sy.Turan Ergül’ün 20 Aralık 2010 gün-lü Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan:

Aydın Kişi konulu makalesini okuyucularımıza anınsatmaya gereksinin duyduk.Aşağıda bilgile-rinize sunulmuştur:

***

Aydın olmak deyince, akla ilk gelen bilge kişidir. Sadece bilgili olmak yeter mi? Bilgili olmanın yanında araştıran, sorgulayan, üreten, ürettiğini paylaşabilen, sorumluluk duygusunu kazanmış, mücadeleci, erdemli olmak gibi nitelikleri taşıyan kişi gelmez mi?Etrafımızda, toplumumuza baktığımızda aydın ünvanını verebileceğimiz kişi sayısı oldukça az değil midir?Ama kendini aydın olarak gören, çevresine bu imajı vermeye çalışan sözde aydın sayısı son yıllarda artmaya başlamıştır. Bu durum, gerçek görebilen çağdaş insanımızı, geleceğimiz açısından düşündürmektedir.

Tarihimiz incelendiğinde, yeniliklerin ve toplumsal gelişmemizin önüne küçük çıkarları için değişik taktikler uygulayarak kendini aydın sananlar tarafından engeller çıkarıldığı, biraz tarih bilgisi olan, olayları aklın ve bilimin ışığında yorumlayan insanımızca çok iyi bilinmektedir.

Laiklik

Devletimizin kuruluş felsefesinin özünü oluşturan, Cumhuriyetimizin temel ilkeleri sayılan Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik, sosyal hukuk devletidir, ibaresi anayasamızın değiştirilemeyecek maddelerinin içine konularak, cumhuriyetimizin sonsuza kadar yaşaması amaçlanmıştır.Bu ilkelerden hepsi birbirinden çok önemlidir. Ancak laiklik ilkesi çok daha önemlidir. Çünkü, laiklik ilkesi toplumumuzun sosyal ve kültürel yapısı düşünülerek özellikle konulmuştur. Bir an için laiklik ilkesinin yozlaştırıldığını veya kaldırıldığını düşünüm Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, mensuplar olamaz ünlü özdeyişi geçersizliğini kay-beder. Bunun sonucu ülkemiz, şeyhler, dervişler ve müritler memleketi haline gelerek ortaçağ karanlığına, skolastik düşünceye, teokratik devlete dönüş gerçekleşmiş olur.

Siyasî bir simge olan türbanı demokrasi ve özgürlük adına savunanlar, kadının dört duvar arasına kapatılacağını, erkek egemen bir toplumun oluşmasını sağlayacağını, türbanın ilerde kamusal alana, ilk ve ortaöğretime girmesinin önüne geçilemeyeceğini, inancını öne sürerek erkek doktorun kadın hastasına, kadın doktorun erkek hastasına bakmayacağını, itaat kültürünün hakim olacağını bu sözde aydınlar bilmezler mi? Çok iyi bilirler. Ama, yine de küçük ve geçici çıkarları için savunmaya devam ederler.

Atatürkçü Düşünce Sistemi

Laiklik olmadan demokrasi olmaz,özgür düşünce olmaz. Bu değerleri kaybetmiş bir toplumun üretken insan yetiştirmeyeceğinden, bilimsel ve çağdaş yaşam olmaz. Bu nedenlerle de gerçek aydınlara,
bilge kişilere,şairlerimize,yazarlarımıza,sanatçılarımıza,düşürlerimize,Atatürk ilke ve devrimlerini özümsemiş her insanımıza çok büyük görev düşmektedir. Şairlerimiz siirlerinde, yazarlarımız yazı-larında, ve konferanslarında, sanatçılarımız et-kinliklerinde Ben size manevi miras olarak akıl ve bilimi bıraktım,diyen Atatürk’ü ve Atatürkçü düşünce sistemini kendi akıllarınca yozlaş-tırmaya çalışan, kendini aydın sananlara karşı demokratik kurallar içerisinde mücadele vererek, zihinsel tembelliğin ortadan kaldırılmasını sağ-layarak,yetkin birey, etkin ve örgütlü bir toplum oluşturulması için çok çaba göstermek zorundayız.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail