Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 96 Geri Tavsiye Et Yazdır


DR.REŞİT GALİP HAKKINDA BAŞBAKANIN GERÇEK DIŞI YAKIŞTIRMALARI

Ahmet Saltık, Prof.Dr.
Ankara Üniv. Tıp Fak.

Bizzat Başbakan’ın kin ve intikam kokan bir eda ile, kendi nitemiyle şiddet nefret söylemiyle ka- muoyu önünde tarihsel gerçekleri saptırması ve az okuyan, okumayan, seyreden ve duyduğuna inanma eğiliminde olan milyonları yanlış yönlen-dirmesi, ayrımcılığa koşullandırması, Sn. Mustafa Gazalcı’nın nezaketli söylemi ile, ne kadar acı olmanın ötesinde ayıptır, utanç vericidir, iftiradır ve sözde, uğruna anlamsız bir savaş verdik-leri “dinleri” adına da ağır bühtandır.. Bu tür “düşman” yaratma politikası, öteden beri demokratik olmayan yönetimlerin klasik aracıdır.

“AKP’nin RTE’si ve RTE’nin AKP’si” nin de Türkiye’de “din karşıtı” bir sanal kitle -umacı- düşman yaratmaya elleri mahkûmdur. Bunun üzerinden din ticareti yapacak, milyonlarca inançlı masum dindar kitlenin duygularını sömürecekler ve siyasete alet edeceklerdir. Bu sayede cambaza bak oyunu oynayacaklar halka karşı.. Hele kendisini savunamayacak bir faninin ardından..

Türkçe Ezan’ın neresi zulüm?

Arap ülkesinde insanlar Arapça olarak namaza çağrılmaktadır. Ezan bir çağrıdır, araçtır, kutsal-lık yüklemek ya aptallıktır ya da kasıtlıdır. Türk ulusalcılığını Arap milliyetçiliğine kurban eden ümmetçi teslimiyetçiliğin özgüvensizliği, sığlığı ve zavallılığıdır. Hıristiyan dünyasında Kiliseye çağrı sözsüzdür.. Kilisenin çanları “zarif zarif” çalar ve çağrısını nahifçe kitlelere iletir; asla gürültü kirliliği oluşturmaz.. Zaten sembolik ve nostaljiktir bu edim: İnsanların günlük etkinliklerini zamanlayacakları, teknik gereçler yaygınlaşmıştır. Günde 5 vakit, çok sayıda camiden, olabildiğince yüksek sesle (özellikle sabah ezanı hastaları, bebeleri ürküyle uyandırıyor!), hiçbir mevzuat dinlemeden Arapça ezan, şekilcilik öte-sinde eziyet, bir güç gösterisi değil midir? Üste-lik eş zamanlı olunamamakta, bant kayıtlarından seslendirilmekte (playback!), sıklıkla detone de olunmaktadır.

Tanrı’nın insanlarla iletişimi, insanların geliştirdiği dillerle midir?

Eğer böyle ise, önce insanlık milliyetlere, etnisi-telere ayrılacak, binlerce dillerini lehçelerini ge-liştirecek, sonra da dinler gelecek. Ve peygam-berler,nebiler aracılığıyla o dilde Tanrı insanlar-la iletişim kuracak. Oysa tüm canlıları Tanrı ya-rattı denmiyor mu? Evrim’e canhıraş karşı çıkıl-mıyor mu? Dolayısıyla, bu saçmalıkları bir yana atalım ve Tanrı ile insan arasındaki iletişimin bir gönül dili, gönülden gönüle olduğunu belirtelim:

Kur’anda da,“Biz düşünüp anlamanız için onu Arapça bir Kur’an yaptık”denmiyormu? (Zuhruf Suresi 3.Ayet)

Apaçıktır ki namaza çağrı ezanı, bir biçim öğesi-sidir (şekil unsuru). İslam şekilcilik midir? Dinin özü nerededir? Her tür tartışmaya şiddetle ve bağnazlıkla karşıt olmak, din içinde olmak mı-dır? Kilise bile aforoz’u yüzlerce yıl önce bıraktı. İslamcılar “infazı-katli vaciptir” fetvasını ne za-man terk edecek? Allah-u ekber (Allah büyüktür) diyerek kafa kesmek, yetmedi göğsünü yarıp kalbini yemek, hangi yazılı İslam kaynağında emredilmektedir? Yazılı kaynak yoksa bu vahşet ötesi davranışın kökeni nedir? İslam dünyası bu eylemi lânetlemiş midir?

.8-9 yaşında kız çocuğu ile gerdeğe girip ka-naama nedeniyle ölümüne neden olmak!?
.Ölen kadın eş ile 6-8 saat daha cinsel ilişkide bulunabilmek!?
.Suriye’ye“cihad seksi”için kadın göndermek

Tüm bunlar, Batı’da olabildiğince şiddetli bir İs-lam fobisi (İslam korkusu) doğurmaz mı? Doğuruyor. Neden ezan, Türkçe okunmasın ve şiddeti de desibel olarak sağlığa ve mevzuata uygun, uygar bir düzeye çekilmesin? Martin Luter, İncil’i “Kilisenin derini yüzeriz” tehtidini göğüsleyerek 16. yy. başlarında Latince’den Almancaya çevirdi, yanlış mı yaptı? Türkler ise, Avrupa’dan 400 yıl sonra 1932’de (Kuran’ın inmesinden 1300 yıl sonra!) büyük Atatürk’ün Elmalılı Hamdi Yazır adlı din bilgi-nine cebinden on bin lira ödeyerek Kur’an’ın Türkçe mealini (8 cilt) bastırması ile edinebildi.

Sıra Türkçe Kuran’da mı?
Sıra İstikal Marşı’nda mı?
Sıra ANDIMIZ’da mı?

Atatürk’ün “Türkçe Kuran meali zulüm” demeye mi hazırlanılıyor? Uyaralım: İslam dinine en büyük kötülüğü cahil, cühela bağnaz İslamcılar yapıyor. Müslüman nüfusun oranı sürekli geriliyor (halen %16-17!) Niçin? Petrol 30-40 yıla varmaz tükenince İslam Şeri-atçısı rejimler ne yapacaklar?

Dr. Reşit Galip’in Kafatası Ölçümleri

Kendisi Tıp doktoru olduğu için, tümüyle bilimsel Fizik Antropometrik, tıbbî-anatomik çalış-maları vardır. Bu tür ölçümler günümüzde de yaygın olarak kullanılmakta. Bu sayede elbise, şapka, ayakkabı, eldiven, bina yükseklikleri, kapılar, merdiven korkulukları, tıp araç ve gereçleri, otomotiv, hemen hemen yaşamın her alanında bu ergonomik standartlar, istatistik dağılım hesaplarıyla gelişime uğramaktadır. Örneğin, toplumun boy ortalaması uzadıkça, bedende organ oranları değiştikçe, standartlar güncellenmek-tedir.Örneğin çene,el ve ayaklar küçülmekte,gözler ve baş büyümektedir. Kaldı ki, arkeolojik bu-luntularda yapılan Fizik Antropometrik ölçümler tarihsel zamanlarda ırkların yaşam alanlarını, göçlerini, kaynaşmalarını incelemenin aracıdır. (Şimdi radyoaktif C14 kullanılıyor.)

Okullarda Arapça, Fıkıh, Ahlak-Din Kültürü dersleri (!) Felsefe-Mantık-Matematik-Yabancı dil, Sanat-Estetik’in önüne geçerse; böylesi sorgulamayan bağnaz (fanatik) yobaz kafalar yetişir ki, Afganistan’da heykelleri parçalayan anlayıştan daha yabanıl (vahşi) ve ilkel biçimde heykel-lerin kafalarını Allah-u ekber nidaları eşliğinde keser!?. Türkiye, insanlık tarihinde ender görü-len bir dinci karanlığa ve etnik boğazlaşmaya sürükleniyor ne yazık ki!.

Başlıca vebal de AKP ve Başbakan R.T. Erdo-ğan’ın omuzlarındadır. R.T. Erdoğan’ı tarih, ne çare ki, bu çok olumsuz yönleriyle kaydedecek!

Meslektaşımız, gerçek yurtsever ve devrimci, yurt savunmasında Tıbbiye’ye ara veren 20’li yaşlarında bir öğrenci kahraman, 1933 Üniversite Reformu’nun mimarı, Mustafa Kemal Paşa ile Sofra’sında, yüzüne karşı cesaretle ve edeple tartışmasını bilen ve o büyük Mustafa Kemal ki, kendisindeki cevher fark edilerek Milli Eğitim Bakanı yapılan bir değer olan (çoğu lider bu tür davranış göstereni aforoz ederdi!) Anadolu hal-kını bütünleştirme-uluslaştırma çabalarının araçlarından ANDIMIZ’ın söz yazarı, fikir babası, saygın ve sevgin (aziz) Dr. Reşit Galip’i derin saygı, şükran ve minnetle anıyoruz.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail