Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 97 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


TBMM’NİN GİZLİ CELSELERİNDE MUSTAFA KEMAL

Ali Nejat Ölçen

Millet Meclisi’nin Ankara’da kurulduğundan 5 ay sonra, 25 Eylül 1336 (1920) günlü celsede çok önemli bir konu gündeme girer. Cehennemdeki zebanileri bile şaşkınlığa düşürecek bir konudur bu. Karasi Mebusu Basri Bey, “makam-ı hilafetin, esaretten tahlisinden (kurtuluşundan) sonra vaz-ı meşruunu ahzeder” türünde bir maddenin Encümeni Mahsusa Tutanağı’na eklenmiş olduğunu söyleye-rek görüşülmesini önerir. Ülkemizde Adaletsiz ve Kalkın-masız Parti (AKP) üyelerinin bir benzeridir Karasi mebusu Hasan Bey. O konuşmasında her ne kadar tarihsel bir gerçeği açıklayarak:

Malum-u âlilerdir ki, hilâfet meselesi tarihi islamda en çok kan dökülmesine saik (neden) mesailin (meselelerin) biricisini teşkil eder (oluşturur).Tâ Hazreti Peygamberin vefatından sonra başlayan hilafet meselesi Hazreti Osman’ın şehadetini müteakip (izleyecek) bir çok kanlı safhalara (aşamalara) girmiş âlemi İslam üzerinde pek elîm, pek vahim netayiç (çok acı, kötünün kötüsü sonuçlar) husulüne bais olmuştur (doğuşuna neden olmuştur).

Aslında İslam dünyasının tarihinin kanla yazıldığı ve hâlâ mezhepler arası savaşların kardeş kanıyla sürüp gittiği gerçeği acaba ne zaman barışla sonlanacak? Emperyalizmin kucağından İslam dünyası ne zaman kendisini kurtaracak ve bilimsel aklı kullanmayı öğrenecek? İslam’a, dindar geçinen kindar yobazlar kadar hiç kimse kötülük yapamaz.

Karasi mebusu bu konuşmasına karşın, Hilafet’in en meşru ve en doğru deyimin imamet yani imamlık olduğunu söyler ve hilafetin yasallık kazanmasını şöyle savunur:

Takdim ettiğimiz takrirde “makam-ı hilafet badel tahlis vaz-ı meşrunu ahz eder”( kurtuluş sonrasında hilafet yasallığını kazanır) demekle, biz asrın icabatına, şer’in mukteziatına muvafık bir hilafet kastediyoruz.

Bugünkü dilimize dönüştürürsek, Karasi mebusu Hasan Bey’in “ Hilafet makamı oluştuktan sonra yasallığını kazanır demekle yüzyılın yasallığı gereklerine uygun bir hilafeti kastediyoruz, diyor ve ardışık tümcesinde de “ bunun İslam dünyasında çok olumlu etkileri olacağını,belirtir. Bolu mebusu Tunalı Hilmi Bey “padişahın Sevr sözleşmesini imza ederek kendisini hâl ettiğini”söyler Kütahya me-busu “ bu bir cinayettir” diye bağırır, Mustafa Kemal söz alacak ve şunları söyleyecektir:

Meclisi âlinizin hilafet ve saltanat, halife ve sultan meselesiyle iştigal etmesinde mezahir vardır. Bu mahzurları şimdiye kadar fiiliyatta gördük. Bunu bizden zorla almak isterlerse her türlü mücahedeyi yaparız. İkide bir de Meclisi Âlinizin bu mesele üzerinde müzakere ve münakaşa açması caiz değildir kanaatindeyim. Bugün bu makamı işgal eden zat bu millet ve bu memleket için hain bir adamdır. (alkışlar)

Maateessüf şimdi makamı hilafet ve saltanatı işgal eden zat bu millet için hain bir adamdır. İspat ettiniz ve bu milletin bütün mukadderatına bütün manasıyla vaz’ı’-ülyed (yazgısını bütünüyle ele almış) olduğunuzu ispat ettiniz. Bunun sayesinde bize bütün dünya, bütün düşmanlarımız atfı ehemmiyet etmektedir (önem vermektedir.) Bu Meclis cidden tarihî hizmet ve cesaret göstermiştir. Bu tezahürat ile bir milletin mevcudiyetini izhar ettiniz. Dünya da büyük inkilâp yapan ve büyük kuvveti olan devletler, bilhassa bugün fevkalâde müsait şerait (uygun koşullarla) temas ve irtibat ( birliktelik ve ilişki) oluşmuşturDüşmanlarımız dahi düyada büyük inkilap yapan, büyük kuvvet yapanlar bu sayede bugün o küçük kalmış askerî, siyasî kuvveti küçülmüş görünen devleti-mize bütün manasıyla ittifakı teklif ediyorlar (alkışlar ) İstanbul Hükümeti’nin Mustafa Kemal ile görüşmek üzere heyet gönderdiğini ve İngiliz, Fransız, İtalyan gözlemcilerle birlikte gelenler için Mustafa Kemal şunları söyler:

Halife ve padişah sıfatını takınmış olan kimsenin bu milleti iğfal, ifsat etmek için bizzat iştigal eden birtakım teşkilatı mefsedetkârane vardır.(milleti yanıltmak, yoz-laştımak için uğraş veren örgütleri) vardır.Bu teşkilat o ifsadata kendisinde cüret gören bir adam merfudur ve merfu (milleti kandırmaya cesaret eden adam ret edilmiştir) olacaktır. Bizi reddetmek kârı akıl değildir. Belâhattır.(ahmaklıktır) Halbuki hakikatı hal böyle değildir:.

Bu millet her şey yapar kendi mukadderatını muhafaza etmek için ve bunun fevkinde ona hürmet ve riayet eder. ... Bu milletin zihninde mutlaka padişah ve halife olan zattın emrine bilâkaydüşart ve bil’tefekkür ( koşulsuz ve düşünmeksizin) itaat etmek mecburiyetinde bulundu-ğundan dolayı bunu avucumuzda tutalım ve istediğimiz şeyleri kendimiz emrettirelim. Fakat biz bu işle oynamazsak düşmanlarımız da görürler ki İngilizler ve İngilizlerle beraber çalışan düşmanlarımızın bütün emelleri mahvolacaktır. Bundan dolayı bizim için eseri za’f (güçsüzlük belirtisi) olacaktır. Zaten beyanname tarzında bazı kabul edilmiş esaslara bu maksadımızın temini için mahfuziyeti zikir ve bütün dünyaya ilan ve hatta yeminlerimize ilâve olunmuştur.

Mustafa Kemal’in bu konuşması üzerine Karasi mebusu söz alarak, “Eğer önerimizin siyasal sakıncası olacaksa geri alacaklarını” şu sözlerle açıklar:

Bu mesele ile zaten iştigal etmiyoruz. Böyle bir maddeye böyle bir maddenin ilavesini tasavvur ettik. Mademki bir mahzuru siyasî vardır, biz de vazgeçiyoruz.

Millet Meclisinin Ankara’da kuruluşundan 5 ay sonraki 25 Eylül 1920 günlü gizli celsesinde, Hilafetin yasallık kazanmasını öneren milletvekilleri bile AKP’nin yeni Osmanlı akımının temsilcileri gibi önyargılı değildiler. Gerçek, doğru ve de yararlı olan savı kabul edecek kadar ulusal yarar bilincine ulaşmışlardı. Mustafa Kemal o genç yaşında ülkenin yararını nasıl savunarak kabul ettireceğini gerçekçilik bağlamında biliyordu. Kimseyi suçlamadan serinkanlılıkla ve us kullanarak. Bugün AKPiktidarı, ülkemizi devleti ve ulusuyla bir çıkmaza sürüklediğinin ve ulusal bütünlüğümüzü kardeş kavgasına sürükleyecek kararlar alarak uygulamanın mimarı R.T.Erdoğan’ı partinin dışına çıkaracak cesareti gösteremez ve BOP’u yadsıyan kararları alacak bir yurtsever kişiyi genel başkan olarak seçmeyi beceremezlerse, tarihin çöplüğünde torunları için utanç konusu olmakla kalmayacak, Silivri’de bu kez kendi yasalarıyla yargılanacaktır. Yarattıkları çarpık hukuktan bakalım o zaman yakınabilecekler mi?

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail