Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 48 Geri Tavsiye Et Yazdır





TÜRKİYE'NİN TALİHSİZLİĞİ

Ali Rıza Uludağ

Sorunlarımızın hemen tümünün, siyasal ve sosyal açıdan bir çizgiyi tutturamamış olmasından kaynaklandığını büyük bir kaygıyla görmekteyiz. Siyasal yaşamı oluşturan tüm kurum ve kuruluşların, iktidarda ya da muhalefette olsun, olumlu, tutarlı, gerçekçi bir çizgi izlediklerini göremiyoruz.

Uzun yıllar iktidar olamamış bir siyasal partinin iktidara geldiğinde, bireysel ve toplumsal yaşamımızda ne denli önemli değişimler yaptığına tanık oluyor ve o değişikliklerin olumlu ya da olumsuz yönde olmasının nedenlerini araştırmaya gereksinim duymuyoruz. Türkiye'mizin yapısını eleştirel bir gözle irdelediğimiz zaman, sorunlarımızın pek çoğunun bağımsızlığımızı yitirmekten kaynaklandığını görürüz. Bugün Türkiye, her türlü bağımlılıktan kendi istenci ve gücüyle kurtulmak zorundadır.

Bağımlılıktan kurtulmanın yolunu da, belli bir siyasal ve sosyal çizgi üzerinde sosyal dehayı devinime geçirmekte bulabiliriz. Gelişmiş ülkelerde gönenci yaratan nedenin, sosyal deha olduğunun ayırdığa varmamız gerekir. Sosyal dehayı ortaya çıkaracak ve devinime geçirecek olanakların tümünü örgütlenme özgürlüğünde bulabiliriz. Sivil toplum kuruluşlarının çatısı altında, sorunları tartışmanın, sorgulamanın, çözüm yolları aramanın tüm engelleri ortadan kaldırılmalıdır. Toplumsal etkinlikte desteklenen bireyin, yaratıcılığı da buna paralel olarak gelişir. Tüm beyinsel işlevleri, bu bağlamda, yaratıcı güç durumuna dönüşür. Yoksulluğun giderilmesinde, bireysel inisiyatifin toplumsal inisiyatife dönüşmesinin önemini göz ardı edemeyiz. Kopuk ve anlamsız ilişkilerden arınmanın, bir amaç doğrultusunda ortak çaba harcamanın sorunların çözümüne katkısı olacağını yadsıyamayız. İstatistiksel verilere dayanarak, toplumun en üst katmanlarıyla en alt katmanları içine alacak biçimde, mercek altında irdelemeliyiz. İleriye dönük, öngörüleri ancak öylelikle ortaya çıkarabiliriz. Ülkemizin en önemli eksikliği ileriye yönelik öngörüleri ortaya çıkaracak uğraşları örgütleyememekten kaynaklanıyor.

Bu tür çalışmada her hangi bir kuram geliştirmenin de gereği yoktur. Demokrasi, bu alanda gerek olan yeterli temel koşuldur. Dünyamıza ileride egemen olacak tek ilkenin demokrasi olduğunu düşünüyoruz. Ne var ki, demokrasi, bireylere, kurumlara, gruplara özel ayrıcalıklar sağlamak amacıyla kullanılamaz, kullanılmamalıdır. Demokrasi ile örgütlenme özgürlüğünü biri birinden ayırmamamız gerekir. Türkiye'nin bize göre temel sorunlarından biri de budur. Demokrasi işleyecek ise, örgütlenme özgürlüğünü içine almalıdır.

Bireyin hak ve sorumluluklarını savunma adına, yazılı ya da yazısız hukukun dışına çıkılmamalıdır.

İslam toplumlarında gözlemlediğimiz geri kalmışlığın nedeni, toplumsal dehanın engellenmiş olmasıdır. Toplumsal dehayı şu ya da biçimde engellemenin bir anlamı bize göre nedeni de yoktur. Özellikle, eğitim ve öğrenim kurumları, akademi ve üniversiteler, düşün özgürlüğünü gerçekleştirecek toplumsal dehanın gelişmesini sağlayacak kurumlar durumuna dönüşmelidir. Yeni buluşlar, yeni düşünceler, toplumsal değer yargıları içinde yerini alabilmelidir. Düşün özgürlüğünden ideolojik yapılanmaları kasıtlamış değilim. Hiçbir düşünce biçimi kalıplaşıp dogmalaşmamalı ve dayatmacılığı içermemelidir.

En üstün ideolojiler bile, içlerinde demokrasiyi barındırmadıkları için, yıkılıp gitmiştirler. Bir toplumda en sağdan en sola kadar farklı düşün biçimleri, demokrasiye ve hukukun üstünlüğü koşuluna uymayı bilmelidir.

Ülkemizin gözlemlediğimiz talihsizliği, yukarıda ana çizgileriyle dile getirdiğimiz ilkeler doğrultusunda tutarlı ve gerçekçi bir çizgi izlememesinden kaynaklanmaktadır. Birey olarak, toplum olarak, tüm güçlerimizi, akıldan yana tavır koyarak bütünleştirmek zorundayız.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail