Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 48 Geri Tavsiye Et Yazdır


.

HANGİ SOL KENDİSİNİ SORGULAYACAK?

R.Özgür Öztürk

Türkiye Sorunları kitap dizisinin 46. Sayısında İnşaat Mühendisi Kazım Kılıç, "Sol Kendisini Sorgulamalıdır" başlıklı yazısında duygusal olarak sol görüşlü bireylere haksız eleştiri yöneltiyor gibidir. Ne yazık ki, sol içinde kalıplaşmış kimi görüşleri de irdelemeliyiz. Burada yazı yöntemim, sy. Kılıç'ın düşüncelerindeki yanıtlamaya gerek gördüğüm paragraflarından alıntı yapmak olacak. Önce konuya giriş yapmalıyım. Şöyle:

3 Kasım seçimlerinin, Türk siyasal tarihi açısından önemle incelenmesi gereken konu olduğu bir gerçek. AKP'ye oy veren seçmenin sosyo-ekonomik yapısı, öteki parti seçmenlerinden alınan oylar, SP ve MHP tabanının çözülmesi, komprador parti olarak niteleyebileceğimiz GP'nin daha girmiş olduğu bu ilk seçimde % 7'lik oy edinmiş olması ve gerek görsel ve gerek yazılı basının seçim öncesinde takınmış olduğu tavır ve daha da önemlisi 3 Kasım'ın zeminini hazırlayan üçlü koalisyonun halk üzerindeki olumsuz etkileri açısından olaya bakılınca, kalınca bir kitabın içeriğini dolduracak olaylar zincirini oluşturabilir.

Barajın altında kalan tüm partilerle birlikte, sol partiler de kendi içinde hesaplaşma dönemini yaşadılar. Kimi parti başkanları istifa etti, kimileri görevde kaldı. Ancak, bu hesaplaşma, sol düşünce açısından yapılmalı mıydı? Doğal olarak bu soru, gerçek sol için geçerli midir diye düşünüyorum. Yani sorgulamayı kendi içimizde mi arayacağız yoksa solun uğradığı baskıları ve bunun sonucunda yıllarca kemikleşmiş ön yargıların yıkılmaması, kısacası, sol dışında kalan öğeleri de hesaba katmayacak mıyız?. Kanımca, yanıt aranması gereken temel sorun budur. Eğer böyle davranılırsa, Kazım Kılıç'ın yakındığı soruların çözümü kolaylaşır.

Kazım Kılıç, yazısının 1. Paragrafında:"3 Kasım seçimleri, sol felsefe açısından bir özeleştirinin yapılması gerekmektedir" diyor. Oysa, 3 Kasım seçim sonuçları, sol felsefe açısından incelemede- yukarıda değindiğim düşünceyi de koruyarak- temel ilke, yelpazenin neresinde solun yer aldığına bakarak olayı değerlendirmeliyiz. Eğer solu CHP olarak görüyorsak, bu sonuçlar onların pek arzulamadıkları bir durum olsa bile, CHP'nin 1999 seçimlerinde Meclise girememiş olması da dikkate alındığında, 3 Kasım seçim sonuçları, belki utku sayılabilir. Eğer solu, DSP olarak görüyorsak bu, kendisini sol diye yutturan bir partinin Koalisyon Hükümeti olduğu o dönemdeki icraatları göz önüne aldığımızda, ektiğini biçmiş olduğunu görürüz.

Genel olarak, bu iki parti irdelemeye temel alındığında Kazım Kılıç haksız çıkar. Çünkü sol ideolojiyi bir bütün olarak düşünürsek, sosyalistleri, sosyal demokratları, Kemalist solu ve hatta komünizm yanlılarını da kap içine alarak düşünüldüğünde Kazım Kılıç haklı çıkar:Sol büyük bir yenilgiye uğramıştır. Ancak bu yargı, yeni bölünmelere neden olacağı için gereksiz sayılmalıdır.

Yazısının ikinci paragrafında Sy. Kılıç şöyle yazıyor:"50 yıllık tarikatlara karşı (karşı devrimcilerin aksine) sol düşünce, temel taşları biri biriyle yerleşmiş ve günlük yaşama indirgenmiş ve bütünleşmiş uğraş biçimini sergileyebilmiş midir" diye soruyor. Kanımca bir sol görüşlü bireyin düştüğü yanlıştan kurtulmak gerekir. Gerici akımlar, yalnızca çok partili yaşama geçince DP ile iktidara gelmemiştir. Gericiliğin kökleri Şeyh Sait isyanı, Menemen olayları anımsanacak olursa, Cumhuriyetin ilk dönemlerinde de söz konusuydu. Atatürk ile omuz omuza çalışmış kimilerin Cumhuriyetin ilke ve devrimlerini benimsememeleri ve bunların emperyalist Batı devletlerini model alan siyasal yapılanmalar (Serbest Fırka ve Celal Bayat'ın liberal ekonomi politikaları uygulamaları gibi) 600 yıllık din devleti anlayışına bağımlılık, CHP içindeki çekişmeler ve devrimlerin tabana yayılamaması özetle DP'nin karşı devrimlere temel oluşturması, nedenler arasında sayılmalıdır. Basit deyimiyle, DP ve karşı devrim, Türkiye'ye gökten zembille inmemiştir.

Atatürk'ün aramızdan erken ayrılışı ve bunu izleyen dönemde CHP'nin karşı devrimcilerin eline düşmesi, hatta İsmet İnönü'nün kendi eliyle açtığı Köy Enstitülerini, komünist yuvası diye DP iktidarınca yok edilmesine sessiz kalınması, nedenler içinde sayılmalıdır. 1935-45 yılları arasında, soğuk savaş dönemi, ülkemizde, karşı devrimcileri güçlendirmiş, anti-Kemalist, anti-komünist akımla bütünleşmesi olayını yaratmıştır.

Sy. Kılıççın sadece tarikat kafasını ve onun bugünkü uzantısını ve iktidarla kristalleşen AKP'yi tehlike olarak görmesi doğrudur fakat, buradan hareketle, sol düşünceyi öz eleştiriye çağırması kabul edilemez.

Sy. Kılıç'ın ilgimi çeken bir başka düşüncesi, yazısının 4. Paragrafındaki şu sözler:"Felsefe yaparak, sosyolojik analizler üreterek, yurdumuzu IMF'nin kıskacından kurtararak, açlık ve yolsuzluktan söz ederek , bu yurdu rakı masalarında kurtaran bizler değil miyiz?".

Sözü gecenler artık solcu değiller ki, rakı masalarında ülkenin sorunlarını konuşsunlar . Artık o solcular, sorun çıkaran, gericilerle, kapitalistlerle işbirliği yapan emperyalist devletlere ülkeyi satmak için uğraşan, IMF'nin dayatmacı programlarını tek çözüm yolu gören ve halkı da bu doğrultuda yönlendiren kadroların içinde yer aldılar. Onları, ciddi, tutarlı, yurtsever sol kesim içinde görmek haksızlık olur.

İP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Yalçın, köy köy dolaşırken yaşamını yitirdi. TKP Genel Başkanı, sokakta parti programını dağıtan kişiydi. ÖDP'li bir genç, el ilanı dağıtırken, bıçaklanarak öldürüldü. Bizler diyerek yapılacak bir genelleştirmeyi haksızlık olarak niteliyorum. Sy. Kılıç dönek düzen solcularını kasıtlıyorsa haklıdır, onlar ülkenin geleceğini şişelerin dibinde görenlerdir.

Kazım Kılıç'ın yazısındaki bir kanısına da değinmeden geçemeyeceğim:"Kavgamız, kongrelerde, genel kurullarda, genel merkezlerde, örgüt kademelerinde sürüp gitmiyor mu? İktidar koltuğuna oturduğumuzda, bizden yardım umanların devletle ilgili sorunlarına çözüm arayanların suratlarına bile bakmıyoruz.". Bu sözleri, sy. Kılıç "düzen solu" açısından söylüyorsa, kendisinin sol anlayışını bir kez daha gözden geçirmesi gerekir. Hangi ve nasıl bir sol parti iktidara geldi bu güne kadar. Asıl sorulması gereken soru budur. Bir başka deyimle hangi solu sorgulamayı bilmemiz gerekir.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail