Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 99 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE KİŞİLİK ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

-Sokrates, yine huzuruna çıkarak değerli vaktinizi kötüye kullanacağımız için bizleri bağış-larmısınız? Ülkemizde değer yargıları öylesine çürümeye başladı ki, bunun nedenini görüşecek, sorgulayacak kişi bulmakta güçlük çekmeye başladık. Doğruluk, dürüstlük, hak ve haklı olmak, emek dışı gelir edinmemek türü kavram ve ilkeler öylesine değersizleşti ki, Araf’ta huzuruna çıkmaya ve bu duruma karşı nasıl bir çözüm öne-receğinizi öğrenmeye gereksinim duyduk. Acaba,değer yargılarını çağcıl özelliklerine yeniden ka-vuşturmamız olanaklı mıdır? Ya da temelde yatan sorun kişi değil de kişilik konusu mu! Söyle bize Sokrates, kişilik kişinin kendisinden daha önemli midir?

Sokrates:
Önce şunu belirtmeliyim ki, Araf’ta zaman ve mekân gibi varoluşlardan uzaktayız. Zamanımı kötü kullanmanız o nedenle olanaksız. Zaman olmadığı içindir ki, bizler Araf’ta kötülüklerin, düşmanlıkların, anlaşmazlıkların, kin ve öfke-nin dışındayız. Varlığımızı yaşamaksızın sürdü-rüyoruz. Biyolojik varlığımız yok, salt düşünceyiz.Sizleri uğraştıran tüm sorunların kaynağında zamanı kötü kullanmakta olduğunuz sonucuna varıyorum. Zamanı kötü kullandığınız içindir ki,birbirinizi anlamaya da zaman ayıramıyorsunuz. Önce zamanın dostu, arkadaşı olmalısınız. Sizler için iyiliğin de kötülüğün de kaynağı zamanın değerini bilmemenizdir. Kişilik deyimini kullandınız. Bu deyim, aslında erdemin, onurun gerçekçiliğin de kaynağı ya da simgesidir. Sizleri kişiliksiz kişiler yani kişilikleri gelişmemiş
olanlar yönetiyorsa bu, sizlerdeki kişiliğin de yeterince gelişmemiş olmasının sonucu değilmidir! Yani kişiliksiz kişilerin yönetimine karşı çıkacak düzeyde kişiliğinizin yeterince gelişmediğini bana değil, önce kendinize sormanız gerekmezmi? Kişiliksizliğe çare aramadan, bulmaya çalışmadan zamanı olmayan Araf’a gelerek Sokrates adındaki benimle görüşmeye gereksinim duymanız da kişiliğinizin yeterince gelişmediğinin göstergesi değil midir?

-Haklısınız Sokrates, bizlerin de kişiliğinin yeterince gelişmediğini biliyoruz. Bunun hangi koşul ve nedenlerden kaynaklandığını da. Araf’ta size gelmemizin nedeni kişiliksizliğimizin kaynağını öğrenmek değil, kişilik edinmenin yönte-mi hakkında sizden bilgi almak, önerinizi işit-mektir amacımız.

Sokrates:
Bunu açıkça söylemeniz sizlerin çağcıl ve uygar bir yapıda olduğunuzu gösteriyor. Ve bu sözleriniz nedeniyle de bir sonuca ulaştım. O sonucu irdelersek, çözüme bir ölçüde yakınlaşmış oluruz. Kanımca kişiliksiz kişilerin yönetimi kişiliği hor gören, kişiliği geçimsizlikle eşdeğer kabul eden bir ortam yaratılmış olmalı ki, ki-şilerin pek çoğu kişiliksizmiş gibi bir düşün ve davranış biçimini tercih etmektedir. Eğer bu düşüncem doğru ve gerçeğin açıklayıcısıysa, sorunun çözümü kolaylaşacaktır.

-Nasıl Sokrates, nasıl?

Sokrates:
Çözümün nasıl olması gerektiğini düşünürken bir bulguya ulaşmanız ve o bulgunun gerçek ve de doğru olması gerekir. O bulguyu gözlem yoluyla bulabilirsiniz eğer zihniniz de şöyle bir soru oluşmuşsa: Kişiliksizler yönetimden zarar görmemek için bunu yöntem olarak mı uyguluyor; yoksa gerçekten kişiliksizler mi?Bu sorunun yanıtı,çözümün kendisi ya da çözümsüzlüğün sonucu olacak.Tarih olgusunu yaratan zamandır ve zamanla ortaya çıkan olayların birbiriyle uzlaşması ya da çatışmasının öyküsüdür tarih. Ve o tarih şu gerçeği ortaya çıkarmıştır ki, gerçeklerden korkan ve kişiliksizliği temel alan toplumlar tarihte yok olmuşlardır. Kişiliğin özünde gerçeğin, ve gerçekçiliğin, doğrunun ve doğruluğun yaşam biçimi, hatta yaşamın koşulu olması gerekir ki, kişiliksiz kişilerin yönetimine son verecek etkinliği yaratabilesiniz. Kişilik kavramını, kişilik olgusunu yani kişilik niteliğini kazanabilmenin temelindeki birincil koşul, gerçekçi olmak, gerçeği aramak, gerçeğe kavuşabilmektir. Bu birincil koşul kişilikli olmanın ilk adımıdır.

Ulaştığınız gerçekten de kuşku duyacaksınız. Doğru mu o gerçek? O halde zihniniz doğru olan gerçeği sorgulamaya başladığınızda, kişi-liğiniz de gelişmeye başlayacak. Doğru olan gerçeğin doğaya ve topluma yararlı olup olmadığını sorgulamaya başladığınızda, artık kişi-liğinize hiç kimsenin dokunmaya gücü yetmeyecektir.

-Sokrates doğru mu anladık, kişilikli kişi, gerçeğin doğru ve doğru olan o gerçeğin doğaya ve topluma yararlı olanını bulandır. Kişiliği böyle betimlediğinizi düşünebilir miyiz?

Sokrates:
Hayır, eksik kalır. Bu koşullar kişiliği yaratan ögelerdir. O ögeleri sahiplenmek, o ögeler için zahmete, sıkıntıya katlanmak, o ögeler için öz veriyi temel almak ve öylesi özveriyi yaşam biçimine dönüştürmektir asıl kişilik. Erdemin öteki adıdır bu. Gerçeğin doğru olanını, doğa yararına kullanıyorsanız bilimi yaratmış olursunuz. Eğer toplum yararı için kullanıyorsanız hukuku, adaleti, gönenci yaratırsınız. Eğer kendiniz için kullanıyorsanız kişiliğinizi yaratmış olursunuz.

-Sokrates, bizlere niçin canlı kalmamızın öğretisini kazandırdınız. Gerçek+doğru+yararlı olmanın bütünselliğidir kişilik biçiminde özetlememiz olanaklı mıdır?

Sokrates:
Özetlemenizle aslında yaratacağınız kişiliğiniz toplumsal kurtuluşunuzun esenliğe ulaşmanızın kaynağı olacaktır.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail