Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 47 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


...

BİR HUKUK ANITI

Ali Nejat Ölçen

Mülkiyeliler Birliği'nin kuruluş yıl dönümü ile ülkemizde hukuk anıtı olan Halit Çelenk'in 80.yaş günü birlikte kutlandı 15 Aralık'da. Çankaya Çağdaş Sanat Merkezi salonu insan hakları ve hukuk devleti sevdalıları tarafından doldurulmuştu. Gözlerimiz basını aradı, fakat yoktular. Konuşucuların tümü 80 yaşındaki bu genç, insancıl insanı övgülerle yüceltirken, düşünmekten kendimi alıkoyamadım. Acaba onlardan kimileri Halit Çelenk gibi, sabırla, coşkuyla, bilinçle ve bilgiyle, hukukun, insan sevgisinin ve özgür ve onurlu yaşamanın savaşımını vermiş ve o uğurda özveriye katlanmaya razı , dünya nimetlerine sırtını dönmeyi başarabilmiştir? Acaba Halit Çelenk'i öven konuşuculardan kaçı, ona benzemenin kıvancını duyabilmiştir. O büyük salonu dolduranların içinden 10 kişi, 20 kişi Halit Çelenk gibi olmayı başarabilseydi, Türkiye bugünlerin acısını yaşar mı; insan olma hakkını edinmenin güçlükleri içinde bocalar mıydı? Hukukun hukuksuzluğunu ve de hukuksuzluğun hukukunu yaşayan ülke olur muyduk ve nereden nasıl geldiği bilinmeyen bir kişinin bakanlar kurulu başkanı olabilmesi için, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu bir partinin şimdiki yöneticileri Anayasa değişikliğine (taktik açıdan olsun olmasın)boyun eğerler miydi?

Onlar konuşurken, acaba Halit Çelenk'in yüreği acılarla dolu, hukuksuzluğa karşı, yorulmak bilmeyen çabasının küçük bir bölümüne katlanmaya razı olan 10 kişi 20 kişi daha yetişmiş olsaydı bu topraklarda, ulusal onuru ve ulusal çıkarları ayakları altına alarak, Avrupa Birliği ülkelerinin kapısını aşındıracak kadar küçülmeye cesaret edenler ortaya çıkar mıydı?

Halit Çelenk'in yüreğini sızlatan acılarla dolu uğraşısında, sadece birkaç gün yaşamaya razı olan 10 kişiyi 20 kişiyi bu topraklar yetiştirmiş olsaydı, Diyabakır'ı merkez seçerek 80 bin ABD askerinin konuşlanması gündeme girebilir miydi?

Gaziler Vakfının yayımladığı aylık Hedef dergisinde aşağıdaki yazıyı hukuk anıtı Halit Çelenk'e sunmaktan onur duyduğumu belirtmek isterim. O yazıyı Türkiye Sorunları kitap dizisinin bu 47. sayısında yinelemeyi güncelliği nedeniyle de yayarlı görmekteyim. Tarihin tekerrür etmesi, aslında tarihin güncelleşmesi demektir. Ve Cumhuriyet Türkiye'si, 1919'ların koşullarına yeniden sürüklenerek, yakın tarihini kendi kendisi güncelleştirmiş oluyor. Bir ülke bu denli, yanlış, bilgisiz yönetilirse, doğal olarak tarihi güncelleştirmekten kendisini kurtaramaz. Doğal kaynaklarını, işgücü varlığını devinime geçirmekten uzaklaşıp, dış borç ile yaşamını sürdürmeye çalışan ülkeler eninde sonunda kendisini sömürüye tutsak etmiş olur, dışardan gelen baskılara direnemez.. Son 30 yıl, Türkiye 20.yüzyılın ortalarından sonra, çok yanlış, çok kötü, çok zararlı yönetilmesinin bedelini 21. Yüzyılda ödemeye başlamış gibidir.

Devlet ve siyaset yaşamımda, olaylar bana hukuku değil hukuksuzluğun ne olduğunu öğretti. Ve yine öğrendim ki, hukuksuzluğun kaynağı, devleti yönetmeye ve yönlendirmeye yetkin olmayan siyaset bücürlerinden kaynaklanmaktadır.

O nedenle aşağıdaki yazı için, "İnsan olma Hakkı" başlığını uygun gördüm. Çünkü, insan haklarından söz edebilmek ancak ve ancak "insan olma hakkı" nı edinmekle olanaklıdır. Ve ülkemizde, ekonominin, siyasetin, yönetimin ve geleceğinin düğümlendiği temel sorunun, insan olma hakkını hala, tam olarak edinmemiş olma-mızdan kaynaklanıyor. Demokrasinin insan olma hakkını kazandıracağı değil, tersine insan olma hakkının demokrasiyi ülkeye kazandıracağı düşüncesindeyim. İnsan olamadıkca, hiçbir şey olamayacağımız kanısındayım. Ülkemizin ne pa-raya, ne dış borca gereksinimi yok, sadece insan gibi insan olmaya gereksinimi var. Onurlu, üretken, yurtsever ve yürekli insan olmaktır, insan olmanın koşulu.Eğer Halit çelenk gibi insan, onun gibi güçlü, bilgili ve bilinçli hukukçu olabilseydim, aşağıda okuyacağınız yazıyı daha da güzel, daha da doğru, daha da gerçekçi yazabilirdim

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail