Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 102 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


TBMM’NİN GİZLİ CELSELERİNDE MUSTAFA KEMAL

Ali Nejat Ölçen

Mustafa Kemal Atatürk’ün olanaksızlığı olabilirliğe ulaş-tırmasının temelde en önemli özelliğinin zihinsel özgürlüğe sahip olmasıdır. Gerçeklerin ne tür gerçek olduğunu ve o gerçeğin hangi olumlu sonuçların kaynağı olabileceğini özgür zihniyle görebiliyor, ölçebiliyor ve hesaplayabi-liyordu.TBMM’nin gizli celselerinde bunun sayısız örneklerine tanık olmaktayız. O’nun Zihninin özgürlüğüne hiçbir güç karışamadığı ve hiçbir ön yargı, onun özgür zihnine yerleşmediği içindir gerçekler O’na başarılar sunmayı biliyordu.

Mustafa Kemal’in zihni özgür olmasaydı ve o zihin özgürlüğü Millet Meclisini kurduğunun ikinci günü 24 Nisan 1336 )1920) günlü gizli celsesinde, şunları söyleye-cek gücü kendinde bulabilir miydi:

İstanbul muhitinin, Ferit Paşa Kabinesinin kabul ettiği şeyi kabul etmek şerefimizi, bırakmak yani hayatımızı İngilizlere esir etmektir. O zaman yapılacak mesele yoktur. Yok, bu milleti millet olarak, insan olarak namus ve şerefiyle yaşatmak istiyorsak kabul edeceğimiz nokta ve esas, mevcut bilcümle kuvvet ve vesaitimizi icabına göre istimal ederek, bizi imhaya çalışan düşmanların düşmanca olan emellerini kırmaktır ve ben şahsen katiyen şüphe etmem ki bütün arkadaşlarımız böyle

hissi ulvi ile buraya gelmişler ve ifa edecekleri vazifei tarihiye’nin derece-i azametini ve nezaket ve ehemmiyetini bütün vuzuhu ile müdrik bulunuyorlar.

Şimdi zihni tutsaklaşmış , köleleşmiş bugünün siyasal iktidarın siyaset ve devlet adamlarından hangisi, ülkenin bölünmesini öngören ABD-AB emperyalizmine karşı Anadolu’muzun ulusu ve devletiyle birlikte korumanın, savunmanın gereklerini sergileyecek özgürlüktedir. Zihinleri özgür olabilseydi, özgür zihin onları vatana ihanet etmekten kurtarabilirdi.

24 Nisan 1920 günlü Gizli Celse’de bakınız Mustafa Kemal “Merkez” ile (Yani İstanbul’da Damat Ferit Hükümeti ile anlaşma önerisi hakkında bakınız neler söylüyor:

Merkez ile anlaşmak meselesi hakkında, merkez demek İstanbul demektir. İstanbul, düşmanın resmen ve fiilen taht-ı işgalindedir. Bugün İstanbul demek, Londra demektir arasında hiçbir fark yoktur.

Bugün Türkiye’mizde “Türkiye demek Washington DC demektir diyen bir siyaset ve devlet adamına rastladınız mı. 12 Eylül 1980’den bu güne kadar Washington D.C’de Beyaz Saray tarafından kabul edilmeyen kişinin Başbakan olabildiğini gördünüz mü. Kimileri de milletvekili olmadan önce Beyaz Sarayda görevinin ne olduğunu öğrenmek için kabul edilmiştir. BOP eşbaşkanı olan kişi eğer “bize bir görev” verildi diyebilmişse onun zihninin özgür olduğundan söz edebilir miyiz?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’mizin Misak-ı Millî sınırları içindeki vatan bildiğimiz taşımızı toprağımızı korumanın yurtseverliğini özümseyememiş kişi kim olursa olsun vatan hainidir. Böyle biline çare buluna.

Kimin vatan haini olduğunun ölçütünü ardaşık sayfada göreceksiniz.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail