Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 102 Geri Tavsiye Et Yazdır


TOPLUM VE ÜNİVERSİTE

Mustafa RecepYuluğ

Geçenlerde yitirdiğimiz aydın kişi Talat Sait Halman ’21. Yüzyılda Üniversite ve Kültür’ başlıklı kitabında (1999) şöyle demiş: ‘Bağımsız düşünce her şeyi sorgulamak, daima yeni anlayışlara yönelmek ve hiçbir şeyi mutlak gerçek olarak kabul etmemek demektir…Türkiye’de birçok zihin esir alınmış durumdadır hala… Biz çok uzun bir göçebe kültüründen geliyoruz… Göçebe, yeniliklere açıktır. Hem öz kültürünü taşır, hem de başka unsurlarla o kültürü zen-ginleştirir. Ama, göçebe, hiçbir yerde kalıcı olmadığı için felsefe geliştirmez, mimari geliştirmez, şehir kurmaz, sürekli izler bırakmaz. Felsefesi çok zayıf bir toplumuz. Sıfırdan bir kent, bir büyük şehir yaratamamış ender uluslardan biriyiz… Yaratıcı üniversiteye sahip olamamanın acısını çekiyoruz. Eğer bilimde, sanatta, yaratıcılıkta önemli bir yerimiz yoksa bu, biraz da, yaratıcı üniversiteyi geliştirememiş olmamızdandır…Her yıl çoğu basmakalıp on binlerce mezun çıkartıyoruz. Önemli bir keşfimiz, icadımız ve bilimsel katkımız bulunmamaktadır. Eğitimi demokratikleştirme yolunda aslında cehaleti yayıyoruz. Gerçek anlamda demokratik olmaktan, gençlerimize, insanlarımıza eşit haklar sağlamaktan çok uzağız.

Geçenlerde bir ekran, Doğu’daki bir köyde, insanlarımızın ev ve ahırlarını naylon örtülerle kaplayarak soğukla başa çıkmaya çalıştıklarını fotoğrafladı. Kırsal yerleşme ve yapılaşma açısından ne bir araştırmamız ve ne de bir planımız olmuş. Bu insanlar nasıl barınır, nasıl banyo ve tuvalet gereksinmelerini giderir... Bilim ve yönetim takımları böyle konularla uğraşmazlar da neyle uğraşırlar acaba.

Yurttaş köyden kente gelmiş ve konutunu da, hazine arazilerini pazarlayanlardan arsa ‘tedarik’ edip üzerine kondurmuş. Böylece dünyanın en iğrenç gecekondu bölgelerinden bazılarını da biz yaratmışız.

Japonlar depreme dayanıklı konutlar yaparken, biz, yapım işlerini, genelde, avantacıların insafına ve yine, plansızlığa terk etmişiz. Arıtma, çevre gibi konulara da ‘erbabına göre’ ancak büyük gecikmelerle girebilmişiz. Tam tamına bir kent planlaması yapıp bunu da adam gibi uygulamamız ‘vaki değil’ (Konuk işgalciler Kars gibi güzel bir kent örneği ortaya koymuşlar da ondan bile yararlanamamışız).

Bilim ve teknoloji ithalatçılığını avantamıza daha uygun bulduğumuz için ihracatı üzerinde, ufak tefek çabalar dışında, pek ‘mesai’ harcamamışız. Sosyal bilim eğitim ve öğretiminin ezici çoğunluğu, halkımızın sorunları yerine, savurgan ve sömürgenlerin gereksinmelerini karşılamaya, açıklarını kapatmaya, arzularını yerine getirmeye yönlendirilmiş.

Bilinçli ve yürekli gençler, ülkemizde, yepyeni üniversiteler de kurup insanlarımızı bilim, teknoloji, bağımsız düşünce, bilgelik ve sevgi ile buluşturuncaya kadar, halen neler oluyorsa daha iyileri olamaz, deyip geçelim. Ortalıklarda dolaşanların tümü mevcut eğitim düzeneği ile egemen kültürün standart ürünleri çünkü…

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail