Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 102 Geri Tavsiye Et Yazdır


CEHALETİN MİSYONU

Coşkun Özdemir,Prof.Dr.

Cumhuriyet çağdaşlaşma projesi içinde halkımızı ceha-letten kurtarmayı amaçlamıştı. Büyük bir eğitim ve okuma yazma öğretim seferberliği idi hedeflenen .1928 de kabul edilen Latin harfleri ve yeni alfabe devrimi büyük bir adımdı. Halkevlerinde asker ocağında cehaletle mücadele ediliyor, konferanslar veriliyor, tiyatro, folklor, spor at-letizm, sanat etkinlikleri yapılıyor, sanayi hamleleri ile birlikte ülkede topyekun bir kalkınma gerçekleştiriliyordu.

Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyetin üstüne çıkma gayretleri idi bunlar.1940’ ların ortalarında çok partili düzene girişimizle birlikte bu gelişmelerden kaygılanan feodalite, köy ağaları ve ortaçağ sevdalısı sömürücü takım, muhafazakâr politikacılarla birlikte bu fırsatı kullanarak siyasete ve eğitime el atarak en büyük yıkımı, kendileri hesabına en büyük yararı sağladılar. Büyük eğitimci Hasan Ali Yücel ve Hakkı Tonguç’a işten el çektirildi.

Köy enstitülerine saldırı başladı. Demokrat Parti pırıl pırıl yurtseverler yetiştiren, yılda ortalama 25 kitap okuyan köy çocuklarının, bu eşsiz yurtseverlerin üretimine son vererek bu okullarla birlikte halkevlerini de kapattı. Karşı devrim birer birer cumhuriyet devrimlerini yok etmeği planlamıştı. Tevhidi tedrisat adım adım yok edildi. İçinde tarikatçıları, nurcuları, Nakşibendicileri, Süleymancıları barındıran muhafazakâr iktidarlar, laikliği de yıpratmaktan geri durmadılar. Nihayet bu ortamdan yararlanan küresel gücü de arkasına alan İslamcı AKP tarikatı iktidarı ele geçirdi. Bu iktidar sistemli bir şekilde eğitim yoksunu bırakılmış, birey olmasına izin verilmemiş ,dogmalara bağlı , biyolojik yaşam düzeyinde bırakılmış milyonların ve bir bölümü aymazlık içinde , bir bölümü çıkar düşkünü okur yazar sözde aydın desteği ile cumhuriyet kazanımlarını adım adım yok ederek toplumu ortaçağa doğru sürükledi. Nasıl oluyor da bu kadar yıkıcı bu kadar uygarlık çağdaşlık, laiklik ve emek karşıtı üstelik rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık gibi şaibelerle yüklü bir iktidar halktan hala destek bulur?

Bugün gündemdeki önemli soru budur. Gerçekten çok ciddi, derinlemesine düşünülmesi ve irdelenmesi gereken bir sorudur bu. Halkın tutumu halkın tercihleri, halkın Tür-kiye’nin yurtsever aydınlarına Türkiye’nin aydınlanmacı aklına bu kadar ters düşen değerleri kuşkusuz iyice sorgu-lanmalıdır. Bunu göz ardı etmek olmaz. Gerçek bir bilge kişi, bir yazar, bir bilim adamı, bir mimar Doğan Kuban yazılarında dönüp dolaşıp CEHALET ten söz ediyor Boşuna değil bu. Bilmediğini bilmeyen bilmenin önemini anlamayan insanlar topluluğuyuz. En iyi analizleri yapan ,Osmanlı tarihini, İslam tarihini, Amerika’yı, Avrupa’yı ve de onların. emperyalist hedeflerini en açık ve anlaşılır bir şekilde anlatan Doğan KUBAN, yurdumuzda bir CEHALET VESA-YETİ nin geçerli olduğunu kanısındadır Oysa aklın bilimin çağdaşlığın, temel hak ve özgürlükleri güvenceye alan hukukun vesayetine muhtacız. Halkı küçümsemek değildir bu.

Önceki satırlarımda açıklamaya çalıştım. Türkiye halkı, Atatürk’ün miras bıraktığı akla, bilime dayanan bir eğitim-den bilerek yoksun bırakılmıştır. Bu gerçeğin gizlenmesi dürüstlükle bağdaşmaz. Bu kadar yıkıcı, hukuku yok edici , demokrasinin olmazsa olmaz koşulu laikliği dışlayan , orduyu tutsak edip medyayı baskı altına alan , hakkını arayan öğrencileri hapseden ve bütün bunlar için bugün şiddetle suçladığı cemaatle bunca yıldır suç ortaklığı yapan bu kadar şaibeli bir iktidarı alkışlamak ve desteklemeye devam eden milyonların , durumu, konumu, psikolojisi, öncelikleri, değerleri sorgulanmalı, irdelenmelidir

Yineliyorum AKP seçimde ciddi bir oy kaybına uğramadığına ve yine açık farkla en yüksek oyu aldığına göre Türkiye’nin yurtsever aydını bu kadar ters düştüğü halkını anlama çabasını göstermek zorundadır. Eğer gerçekten halkın egemenliğini ve gerçek bir demokrasiyi amaçlıyorsak, bugünkü yürek yakan koşulların baş sorumlusu AKP ye halkın desteğini sürdürmesini olağan saymak kabul edilemez. Bu irdelemeye mutlaka insani gelişmişlikte, basın özgürlüğünde, kadın haklarında, demokrasi sıralamasında dünya ülkeleri arasında en gerilerde yer alışımız da dahil edilmelidir. Bu utanç verici durumu da olağan saymak mümkün değildir? Açıkça ilkel bir toplum manzarası ser-gilemekte olduğumuzu inkâr edemeyecek durumdayız .

Bunu görmezden gelmek nedenlerini araştırmamak çare aramamak ve hala ileri demokrasi masalları ile aldanmak olacak şey değildir? Cehalet, geri kalmışlık, ilkellik, kural tanımazlık, hukuksuzluk, rüşvet, yolsuzluk bağnazlık bugünün yadsınamaz Türkiye gerçekleridir. Bunları görmezden gelemeyiz, olağan sayamayız. Bunları ortaya koyup basında TV programlarında üniversitelerde ve her yerde tartışmak ve çözümler aramak bir yurtseverlik gereğidir.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail