Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 103 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


TBMM’NİN GİZLİ CELSELERİNDE MUSTAFA KEMAL

Ali Nejat Ölçen

Ermeni soykırımı savını güncelleştirmeyi amaçlayan ülkelere sormak gerekir. Hanginizin tarihinde soykırım uygulamadığınızı ileri sürebilirsiniz. Ey ABD, kaç milyon kızıl deriliyi yok ettin..70 yıl sonra bile Hiroşima’da halâ sakat çocuklar doğmaktadır. Ey Almanya, Yahudi yurttaşlarınız size saldırmış mıydı? Kaç milyon Yahudi yurttaşınızı fırınlarda yakarak sabun ürettiniz. Ey İngiltere, 2000’li yıllarda ABD Irak’a fü-zelerle demokrasiyi iletirken (!) o ülkenin kuzeyinde sen ne arıyordun. Ey İtalya, Habeşistan’da ne işin vardı; tanklarınla kaç bin kişiyi ezdin. Ey Fransa Cezayır’de ne işin vardı. Ey ABD, kızıdlerili’ leden kaç milyonu yok ettin. 1995 yılına kadar zenciler senin yemek yediğin lokantaya girebiliyor muydu?

Emperyalizmin kanlı suratlı ülkeleri hiç biriniz, tarihinizi kurşun kalemle yazmadınız. Hepinizin tarihinde kan var, cinayet var, alçak vardır, soygun var.

Cezayir’e giden Fransa Devlet Başkanı, eski tarihimizde olanlardan beni sorumlu tutamazsınız derken, Osmanlı döneminden Türkiye’yi sorumlu görmekten utanmadı.

Hiçbir ülkenin insanı, Osmanlı dönemindeki 1915’in Ermeni Tehciri nedeniyle kadın, çocuk yaşlı kişiye dokunulduğunu burunlarının kanadığını ileri süremez. İçimizde yaşayan bir çoklarımızın annesi Ermeni’dir.

İngiltere’nin silahlarıyla beslenen Taşnak türü dernek-lerin sürdürmeye giriştikleri iç savaş başka nasıl önlenebilirdi? Onlara Osmanlı devletinin karanfil mi sunması gerekiyordu! İç savaşta kimilerin yok oluşu kendilerinin sorumluluğudur.

Ey Ermeni yurttaşlarımızın gençleri, Türkiye’miz em-peryalizmin işgalci ülkelerine karşı kurtuluş savaşı verirken sizler, olanaksızlıklar içinde ülkemizi savunan Mustafa Kemal’in ordusuna İngiltere’den sağladığınız silahlarla saldırdığınızı şimdi dede olduğunuzda ne çabuk unuttunuz?

Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulduğunun ikinci ayında 3 Haziran 1920 günlü gizli celsede Mustafa Kemal’in sizlerin bu ihanetinden nasıl yakındığını öğrenmek ister misiniz? O gizli celsede: sizlerin ihanetini nasıl dile getirmişti:

Biz Ermenilerle ve Bolşeviklerle anlaşmadan,, Erme-nilerin tecavüzünden Erzurum’u istila etmesinden kor-kuyoruz.Yani şark hududumuzu tamamen tahtı emniyette gördükten sonra orada bulunan kuvvetin heyeti umumiyesine inşallah hacet kalmaz,diyordu. Mustafa Kemal konuşmasını sürdürüyor: Fakat hacet kalırsa istenilen yere (ordu) sevk olunur. Ermeniler tecavüz ettiler, müdafaa yapıldı ve atıldı.

İhtimal Şark’ı kurtarmaya çalışırken garpten de yeni bir darbeye duçar oluyoruz. Başta İngiliz olmak üzere, sulh şeraitini bize tatbik ettirmek için Yunan ordusunu vasıta-i icraiye olarak sevk ediyorlar ve kullanıyorlar. Fakat asıl taarruzu yapan İstanbul’daki Ferit Paşa ve hükümetidir..Ferit Paşa, sulh muahedesini (Sevr Sözleşmesini) imza ettirmek için mevkii iktidara gelmiştir. Fakat yalnız imza kâfi değildir. Onun tatbiki lazımdır. Ferit Paşanın bütün dahilî isyan teşebbüsatı neticesiz kaldı ve mağlup oldu. İtilaf hükümeti Ferit Paşaya dediler ki işte sulh şeraitini tatbik (barış koşullarını uygulamak) için istediğiniz kuvveti biz sana veriyoruz:İşte Yunan Ordusu. Binaenaleyh asıl düşman İngiltereden evvel Ferit Paşa ve rüfekâsı ve himaye edenlerdir. (Kahrolsun sesleri)

AKP milletvekili bayan Babuşcu, “kahrolsun seslerini” acaba işitebilir mi! Çünkü bu ses kendisine de yönelik. Osmanlı devletinin bir başbakanı, damat Ferit Paşa, ülkenin işgalini koşul gören Sevr Sözleşmesini imza etmekle yetinmeyip, din adamları da fetvalarıyla Yunan Ordusunun kurtarıcı kabul edilmesini sağlamaya çalışmışlardı. 1920 sonrasının 90 yılını ara dönem kabul etmek gafletine kapılan AKP milletvekili bayan Babuşcu, Osmanlının Damat Ferit Paşa ve hükümetinin bir benzerinin BOP eşbaşkanlığını üstlenen AKP iktidarı olduğunu acaba görebilir mi, sanmıyoruz.

Mustafa Kemal, TBMM’nin 29 Aralık 1920 günlü gizli celsesinde şuradan buradan toplanan insanlarla ordu kurulamayacağını açılıyor :

Kuvvet mutlaka her türlü emre münkad, inzibatı tammeye malik ordu halinde bulunandır. Memleketi ve milleti izrar etmeyecek kuvvet ancak o’dur. Halbuki bizim için menbaı kuvvet, millettir. Milleti izrar ve nefretini kazanan bir kuvvet elbette maksadın derhal sükutunu icabettirecek bir kuvvettir. Memleketin her cephesinde ve merkezinde bu evsafı haiz ordu yapmakla iştigal ettik.

Mustafa Kemal’in tanımladığı ve oluşturduğu ordu AKP iktidarında ülkemizi savunma gücünden BOP gereği yoksunlaştırılmıştır. O nedenledir ki ABD’nin ülkemiz-deki milis gücü PKK’nın Güneydoğu Anadolu’muzu ele geçiren ayrı bir devletmiş gibi kendi kurallarını uygulamasını seyreden bir orduyu Mustafa Kemal’in ordusu durumuna getirmeyi görev kabul etmeliyiz. Anadolu’muzu bölüp parçalamayı amaçlayan BOP, Sevr’in güncelleştirilmiş biçimidir. Ve AKP iktidarı bunu sağlayan tüm alçakça uygulamalara seyirci kalmayı görev kabul etmiş gibidir. Sanki ABD’nin damadı Ferit Paşa hükümeti iktidardadır bugün ülkemizde.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail