Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

Sayı 55  - Haziran 2004
1 2 > >>

ATATÜKÇÜ DÜŞÜNCE VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Cumhuriyetin kazanımlarını korumak ve savunmak için hiçbir özverinden kaçınmayan gerçek öğretmen Hami Karslı, Niksar’da Atatürkçü Düşünce Derneğini kurmuş ve başkanlığını üstlenmiştir. 1996’da “Niksar Haber” gazetesini tek başına çıkarmış ve yayımını 3 yıl sürdür-müştü.O da Türkiye Sorunları kitap dizisini yayına hazırlayan gibi, okuyor, düşünüyor ve yazıyor.
»»


İSLAM ORTAÇAĞI AŞILMADIKÇA

Bir Osmanlı imam tiplemesi olan babam, vaızlarında ve köy odası söyleşilerinde, “Tanrı’ya tapınarak dindar, Hz.Muhammed’e inanarak Müslüman olabilirsiniz. Fakat, adam olmanız için bunlar yetmez” sözleriyle çevresindekileri uyardıktan sonra, kendince adam-insan olmanın erdemlerini sayıp dökerek söyleşiyi sürdürürdü.


»»


İMAM BAYILDILI SİYASET.

“İmam Hatip Lisesinden mezun olmak üniversiteye girmeyi engellememelidir, böylesi eşitsizlik ortadan kalkmalıdır” türündeki söylemin inandırıcı olamayacağı açık. İmam Hatip Lisesini bitirenlerin üniversitelere girmesine yol açan girişimler yeni değil. Devlet Planlama Teşkilatına 1967 yılında Müsteşar olarak tananTurgut Özal başladı.
»»


BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİNİN PAYANDASI:YÖK TASARIMI.

Kendisini “muhafazakar - demokrat” olarak tanımlayan AKP, laik ve hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetini, Büyük Ortadoğu Projesi uyarınca, “Türkiye'mizi, İslam Cumhuriyetine dönüştürecek adımları atmaya başlamış görünüyor.


»»


T.B.M.M' NİN GİZLİ CELSELERİNDE MUSTAFA KEMAL.

Mustafa Kemal Atatürk gibi kararında kararlı olan bir başka devlet adamı var mıdır ? Onu tarihin baş köşesine yerleştiren niteliği de budur. Çünkü O, kararlarını bir dizgeye yerleştirmeyi ve aralarındaki zaman farkını ölçmeyi bilmesi, bir başka deyimle önceliklerini saptamasındaki becerisidir ki, başarılarının kaynağı olmuştur.

»»


ANAYASA KÜLTÜRÜ.

Öncelikle saptanması gereken gerçek, her siyasal yapıda kesinkes yetke gücünü sınırlandırmaya yönelik “kurallar”ın bulunduğudur. Söz konusu kuralların çok belirsiz, dağınık olmaları, kaynağını mistik düşüncelerden ya da akılcı yasalardan almaları, bu gerçeği değiştirmez. Bu bağlamda önemli olan, yetke gücünü düzenleyen ve sınırlandıran normların varlığıdır ki, bunlar anayasaların kaynağını ya da doğrudan anayasaları oluştururlar...

Ülkemizde anayasa kültürünün hukuk üstünlüğü boyutunu zedeleyen asıl ürkütücü gelişme, “anayasaya karşı hile” yönteminin kurumlaşmaya başlamakta oluşudur. Gerçekten de, özellilikle 1983’den sonra anayasaya aykırılığı açıkça ortada olan yasalar ve yasa gücünde kararnameler çıkarılmış, böylece yürürlük ve iptal tarihi arasında anayasaya aykırı “kara delikler”oluşturmuştu., Anayasa kültürünün hukukun üstünlüğü boyutunun dibine konan dinamit, önceki ana yasaya aykırılık kararlarına karşın, yine aynı konularda hemen hemen aynı aykırılıkta yasaların ve yasa gücünde kararnamelerin çıkarılmasıdır
»»


BAŞKAN BUSH VE SUUDİ HANEDANI GİZLİ İLİŞKİLERİ.

Bush’lar ve Suudi’ler kitabının yazarı Graig Unger ile Martin Kilian’ın söyleşisi
pek çok Amerikalının, 11 Eylül 2001 saldırısını, masmavi gök yüzünden ansızın düşen bir yıldırım gibi algıladığını açıklıyor.. Bush ve Suudi aileleri çok varlıklıdırlar. Otuz yılı aşkın süredir, gizli ilişkiler içindedirler. Suudi’lerin yüzlerce milyar dolarlık mal varlıkları olduğu gibi dünyadaki petrol kaynaklarının dörtte biri de onlarındır. Teror çağında bile bu iki hanedanın ilişkileri olduğu gibi sürüp gidiyor

»»


ÇAL ÇALABİLDİĞİN KADAR

Şikayet ne, yazı ne?
Aldırmadan mazine
çal, çalabildiğin kadar
elindeyken Hazine.

»»


DEVRİMCİ SUPHİ AĞABEY

27 Mayıs Devrimi olduğunda Denizli Lisesi orta kısmında öğrenci idim. Devrimi gerçekleştirenleri bir köylü çocuğu olarak, pek anlayamadan” izledim. Babamın coşkusunu ve DP dönemini anlatan şiirini dün dibi anımsıyorum. Bütün köy (Denizli Tavas ilçesi Nikfer köyü) davul, zurna eşliğinde elimizde bayraklarla çevre köyleri dolaşmıştık
»»


OSMANLIDAN KURTULMAK YAZISINA YANIT.

Osmanlıyı yadsımak ile Osmanlıyı eleştirmeyi birbirine karıştırmamak gerekir. Onu yadsımak olanaksızdır, fakat onun son 300 yılını eleştirmemek ve o eleştiriden yeni dersler çıkarmamak ta o ölçüde yanlış olur. Tarih, böbürlenme aracı olarak kullanılmamalı.
»»

1 2 > >>
 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail