Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 106 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

EMPERYALİZMİN GÜVENCESİ TOPLUMA KORKU SALAN FAŞİZM

BÖLÜM 1

EMPERYALİZMİN GÜVENCESİ: TOPLUMA KORKU SALAN FAŞİZM

Ali Nejat ölçen

2000’li yılların faşizmini ve o faşizmin hukukunu ülkemiz-de sadece AKP iktidarının oluşturduğunu düşünmek yanıl-tıcı olur. Aslında Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriye-tine, o Cumhuriyetin ulusalcı ulus Devletine, o Devlet’in laiklik ilkesine zıt; zıt olmanın ötesinde karşı olmakla da yetinmeyip hasım olan öğretim aşamalarından geçerek bu-günlerin AKP iktidarı oluşturuldu.

Akdeniz, 1500’lü yıllardan bugüne kadar Batı emperyalizminin odaklandığı coğrafya olarak stratejik önemini ko-korumuştur. Bunun 5 farklı nedeni göz ardı edilemez:

Hiç bir içdenizde, Akdeniz’deki kadar İslam dini içselleştirilmemiş ve de bu denli kuşatılmamıştır. Akdenizdeki İs-lam dünyası kendisini cehalet+İhanet+cinayet çıkmazın-dan kurtaramamıştır. Osmanlı devleti dahil. Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiyesi hariç; Bu bir. O ülkelerin hiç biri, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’si kadar, yazgısını uhrevi güçlerden ayırıp kendi emeğinin ürününe dönüştüreme-miştir. Bu iki. O Akdeniz ülkelerin hiç birisi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’si kadar ekonomisini tüketim süre-cinden arındırıp üretime dönüştürememiştir. Bu üç. Ve o ülkelerin hiç birisi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’si gibi, ordusunu Batı ile boy ölçüşecek düzeye çıkaramamıştır. Bu dört. Akdeniz ülkelerinin hiç birisi kendisini Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiyesi gibi tam bağım-sızlığın erdemine ulaştıramamıştır;Bu beş.

Bu beş koşulun ülkemizde bugün var olduğunu söyleyebilir misiniz; siyasal iktidarların ihanetini yaşayan Türkiye’mizde!

Soruyorum: Kuzey Atlantik Paktı (NATO) kuzeyi bırakıp güneydeki Akdeniz’de ne arıyor? ABD’nin 6.Filosu ne demeye Akdeniz’e giriyor ona karşı çıkan yurtseverlerimiz milliyetçi geçinenlerimiz tarafından öldürülüyor! Bunlar, yukarıki kanıtların güncel örneği değil mi? Emperyalizmin Libya’ya saldırısına AKP iktidarı savaş gemisiyle nasıl olu-yor da katılıyor!

İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD emperyalizminin, gemisiyle, ekonomisiyle ve siyasetiyle Akdeniz’i denetim altına almasının bir tek engeli vardı: Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’si ve o Türkiye’nin planlı sanayileşmesiyle pazar olmaktan kendisini kurtarıp ekonomik ve siyasal boyutuyla bütünleşen tam bağımsız Devlet olması. Mustafa Kemal Atatürk’ün ulusalcı ulus devleti, etkisizleştirilmeliydi. ABD ile ortaklığını oluşturan Batı emperyalizmi, Akdeniz’e egemen olabilmenin koşulunu böyle saptamıştı. Bu gerçekleştirildi. Nasıl mı?

1.Önce Mustafa Kemal Atatürk’ün sorgulamalı deneysel eğitim sistemi yok edilmeliydi, yok edildi.

2.Uhrevi güçleri temel alan eğitim yoluyla zihinler işgal edilmeliydi. Anadolu’yu işgal edemeyen emperyalizm zihinlerimizi işgal etmeye başlamış ve güçlük çekmeden De-mokrat Parti’yi kullanmayı başarmıştı. Nasıl mı?

3. Zihinler yeniden kaderci inanç biçimleriyle işgal edilmeli, Millî Eğitimin çağcıl bilimsel niteliği geriye çekilerek, laikliği din karşıtlığına dönüştüren eğitim düzeni oluşma-lıydı. Bu gerçekleştirildi. Nasıl mı, sorgulamalı deneysel eğitim çökertilerek, ezbere dayalı karatahta eğitimi uygulanarak.

4.Mustafa Kemal Atatürk’ün çağcıl, ulusalcı ulus devleti demagogların eline geçmeliydi. Nasıl mı? Münazara adın-daki yarışma, gençler arasında uygulanmalı yanlışı en etkili biçimde doğruymuş gibi savunma başarı ölçütü olmalıydı. Bu uygulandı...Cumhuriyet ve laiklik karşıtı kadroların yaratılması ancak böyle sağlanabilir ve o kadroların zaman içinde siyasal iktidardı ele geçirmesi olanağı toplumun için-de kendiliğinden böyle doğabilirdi. Topluma yanlışı doğru-imiş gibi kabul ettiren demagoglar iktidara böyle gelebilirdi, geldiler...

5.Kullanılmaya elverişli gençler keşfedilerek ABD’e alınıp özel eğitimden geçirilmeliydi. Eğitildiler. Onların bir bö-lümü Hicaza gitmeden ABD’de (gizli içki içen) Müslüman olup Türkiye’ye dönek olarak döndüler. (Adlarını açıklama hakkım saklıdır)

6.İkinci Dünya Savaşında İtalya’da Mussoloni ve Almanya’da Hitler faşizmini yok eden ABD, Türkiye’de uya-nan hayranlığı Missuri zırhlısı ile denemiş ve ölçümleşti. Karaya çıkan endamlı ABD askerleri , Taksim Meydanındaki Atatürk anıtını yurttaşlarımızın sevecen bakışları altında topluca ve selamlamadan Beyoğlu tarafına geçmiyordu. Zaten o dönemdeki ABD yönetimi şimdiki kadar yozlaşmamış ve Wilson ilkelerini satılığa çıkarmamıştı.

1950’li yıllarda Kuzey İttifak Paktı (NATO)’ya üye olmak için Demokrat Parti iktidarı Batı ülkelerinin kapısını aşın-dırmaya başlamıştı. NATO’ya üye olmamız Mustafa Kemal Atatürk’ün Devletinden önce o Devletin Ordusu, ABD’nin bağımlısı oldu. Nasıl mı?

7. Önce subayların giysileri değişti, dik yakalı ceketlerin yerini kravatlı ceketler aldı. Askerî Manevralarda, Alay iki bölüme ayrılırdı NATO öncesi eskiden. Düşman tarafını temsi eden Birliğin tüm askerlerinin şapkalarına subaylar dahil “mavi” band bağlanır, Türk tarafını temsil eden Birlik için de kırmızı band kullanılırdı. NATO’ya üye olduğumuzda düşmanı temsil eden birliğimiz kırmızı renkli band-ları ve Türkiye’yi temsi eden birliğimiz de Askerî Manevralarda mavileşti. Daha da kötüsü Ordumuzun uçak üretimi durduruldu NATO ücretsiz uçak verdiği için. Oysa, Ankara’nın Beşevler semtinde uçakların denetim için yapılan-dırılan rüzgar tüneli 1957’li yıllarda kapatıldı ve orada İsrail evleri inşa edildi. Kırıkkale fabrikaları tüfek, mermi, ma-tara, postal üretmekten vaz geçti Çünkü ABD bunları üc-retsiz sağlıyordu!

8.Millî Eğitimi ele geçirmek çok daha kolay gerçekleştirildi. Mustafa Kemal Atatürk’ün Ortaöğrenimde deneysel eğitim karatahta eğitimine dönüştürüldü, laboratuarı olmayan okullar devreye girdi. Liseyi bitirenlerin genel kültürünü ve düşün yetisini ölçümleyen Bakalorya sınavları terk edildi. O sınavı kazanamayan Yüksek okula devam edemiyor öğrenimlerini sanat okullarında sürdürüyorlardı. Sıra Meslek okullarına gelecekti elbet. Teknik okullar ve meslek okulları Demokrat Parti döneminde birer birer kapatıldı.

9.Ortaokul ve Lise’lerde ikili öğretim düzeni de yok edildi. Nasıl mı? Mustafa Kemal Atatürk’ün Ortaokul ve Lise düzeyindeki ikilemli eğitim sistemi uygulanıyor sorgu-lamalı ve deneysel eğitim böyle sağlanıyordu...Saat 8’de başlayıp 12’ye kadar süren derslerde kara tahta eğitimiyle yetinilmiyordu. Öğleden sonra saat 13’te başlayan ve saat 16’ya kadar süren adına Mütalâa denilen süre içinde öğrenilenlerin tartışılması ve öğretmenin o tartışmaları soru ve yanıtları yönetmesi yöntemi uygulanıyordu. Okulların işlevi, sorgulamalı deneysel öğrenimi gerçekleştirerek geleceğin bilgili ve bilinçli gençleri yetiştirmekti. Bu satırları yazan kişi (Ali Nejat ölçen) sanılmasın ki, bu yazdıklarını sonradan inceleyerek öğrenmiştir. Hayır o 1922 doğum-ludur ve öğrencilik yıllarının tüm aşamalarında bu yazdık-larını yaşamıştır. O nedenle bir konuşmasında

-Mehmet Ari Ölçen biyolojik babamdır, zihnimin ba-bası Mustafa Kemal Atatürk,

demişti. Zihinlerimizin babasına, alçak, nankör ve hain olanlar ne denli kan kussalar öldüremezler. O yalnız insanlık tarihinde değil, yurtseverlerin aklında yüreğinde de sonsuza dek yaşayacaktır. Aydın olanlarımız ayrıntıları tartışarak aralarında anlaşmazlık keşfetmenin tuzağından kurtulamadılar, bu çarpık, gerici bağnaz, çağ dışı; ezbere dayalı karatahta eğitimi yüzünden. Oysa eğitim, zihni keşfetmek, zihni inanç türlerinin etkisinden kurtarmak, zihni olabildiğince özgür; olabildiğince sınırsız düşün yetisine ulaştırmak gerekir.. Zihni zihin olmaktan çıkaran ezbere dayalı zihne bilgi yığan çağ dışı eğitim hemen, ivediyle terk edilmeli ve tüm dersler, sorgu-yanıt ve deney-gözlem ekseninde gerçekleşmelidir. Ülkemizde bugün uygulanan eğitim düzeni, siyasal iktidarların faşizmini yaratan eğitimin kendisi olmuştur. O eğitim biçimi, Mustafa Kemal Atatürk’ ü hasım gören eğitimdir çünkü, emperyalizm tarafından biçimlendirilmiştir. O nedenledir ki, hiçbir ülkede son yıl-ların Türkiye’mizdeki kadar çok hain ve alçak türememiştir.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail