Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 107 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

MUSTAFA KEMAL'DE TAM BAĞIMSIZLIK

B-MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’TE TAM BAĞIMSIZLIK

1.Mustafa Kemal Atatürk’ün “Milli Siyaset”i

Mustafa Kemal Atatürk “milli siyaset”i NUTUK’ta şöyle betimlemişti: olarak:

Harici siyasetin en çok alakadar olduğu ve istinat ettiği husus devletin dahili teşkilatıdır. Harici siyaset, dahili teşkilatla mütenasip (uyumlu) olmak lazımdır. Garpta ve şarkta başka başka tabayı ve harse ve emele mütehalif (uyuşmaz) unsurları cemeden (farklı huy, kültür ve amaçta uyuşmayan unsurları bir araya getiren) bir devletin dahili teşkilatı elbette asılsız ve çürük olur.

Bugün dış politika ile devlet örgütü arasında uyum olduğundan söz edebilir miyiz? Ülke’nin batısında farklı, doğusunda farklı topluluklar arasında düşün, davranış, amaç ve kültür birliğinden bugün söz edilebilir mi? “Ulus-devlet” bütünlüğünü zedeleyen olayların nedenini görebilmek için Mustafa Kemal Atatürk’ün “Milli Siyaset” ini yapılandıran kurumlara yeniden sahip çıkmak gerekir. Ne yazık ki,Türk Tarih ve Dil Kurumları, Halk Evleri ve Köy Enstitüleri, yok edildiler. .

1930’lı yıllarda yabancı bir gazetecinin sorusuna şu yanıtı vermişti Mustafa kemal:

Batı emperyalizmine karşı en güçlü savunma Batı kültürüdür, demişti.

TBMM’nin 2009 yılı açılış konuşmasında Çankaya’ dan aşağıdaki türde bir ses, devletimizin bağımsızlığını ne denli zedeleyici idi:

Kendi sorunlarını kendi iradesiyle çözemeyen devletler, başkalarının istismarına açıktır, Siyasal aklı güçlü olan devletler buna izin vermez, soranlarını başkalarına fırsat vermeden kendi iradesiyle çözer diyebilmişti Cumhurbaşlkanı seçilmiş olan Abdullah Gül!

Onun bu düşüncesi, Atatürk’ün Devleti’nin kendi sorun-larını kendisinin çözemez duruma getirildiğinin açıklaması (itirafı) idi

Oysa Mustafa Kemal’in 2000’li yıllarda Türkiye’ mizin Misak-ı Milli Sınırlarını koruyacak güçte olduğu bilincini ve kararını Çankaya’da görebilmeliydik.

Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi’ni oluşturduğunun ertesi günü,24 Nisan 1920 tarihindeki gizli celsede yaptığı konuşmada bu ulusal bütünlüğümüzü şöyle açıklamıştı:

Bizce kat’i olarak muayyen (belirgin) bir şey varsa hududu milli dahilinde, Kürt, Türk, Laz, Çerkez vesaire bütün bu İslam unsurlar müşterek’ülmenfaadır.

(yarar ortaklığındadır). Beraber çalışmaya karar vermişlerdir. Yoksa hiçbir vakit başka bir noktai nazar (görüş) yoktur; arzuyu vicdani ile uhunnetkarane (kardeşçesine) ve dindarane bir vahdet (birlik) vardır. Hiç şüphe etmeyiniz ki reyi sorulduğu zaman bu reyi vereceklerdir.

O gizli celsede (24 Nisan 1924) Karahisar-ı Sahib Mebusu Mehmet Şükrü Bey’in bir sorusuna Mustafa Kemal şu yanıtı vermişti O yanıt bugün ulusal bütünlüğün niçin zedelenmek istendiğine de açıklık getirmektedir.

İngilizler daha evvel bütün Kürdistan’ı iğfal etmek, Türk ve sair dindaşlarıdan ayırmak için tasavvur edebildikleri her şeyi orada tatbikle meşgul idiler. Bu tatbikatta en büyük faaliyeti gösteren Yüzbaşı bir rivayete göre Binbaşı rütbesini haiz birisi idi. Ve maalesef İslam’dan bir kişi muavenet (yardım) ediyordu.

Mustafa Kemal o yanıtında İngilizler yerine ABD demiş olsaydı, bugünkü durumu açıklamış olacaktı. BOP, aslında Anadolu’muzda Kürk kökenli yurttaşlarımızı iğfal ederek ABD’nin kucağında “Türk-Kürt-İslam” sentezinin federatif devletini kurmayı amaçlıyor. Bu amaca karşı çıkacak olanlar aydın yurtseverler, gizli tanık ifadeleri, imzasız yazılar, bilgisayarlara yapıştırılan iletiler ve düzenlenen sanal CD’ler ile zindanlara atıldılar. Gayri Milli siyasetin gereği..

2.Millî Siyasetin Yok edilemezliği.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Devletini, ABD’nin dış politikasını kurgulayan Atlantik Council mi yönetiyor? Ne yazık ki, bugün temel sorun budur, tüm öteki sorunlar ay-rıntıdır. ABD’nin oluşturduğu bu kurum, etkili üyesi David L.Phillips’in yönetiminde 2009 yılında hazırladığı ve Baş-kan Obama’ya sunduğu raporda, AKP iktidarının PKK sorununu nasıl çözmesi gerektiğini açıklamaktadır. Örne-ğin:

1.Irak Kürdistan’ında Türk ticareti ve yatırımı özen-dirilmeli, sıkışıklıkları gidermek için ikinci bir gümrük kapısı açılmalı.

2.Irak Kürdistan’ında azınlık hakları geliştirilmeli azınlık okulları finanse edilmeli, kamu işletmelerinde, azınlık dillerinin kullanımı sağlanmalı ve güvenlik birimi görevlileri, hizmet ettikleri topluluğun etnisitesini yan-sıtmalıymış. (nasıl?)

3.Kürt Bölgesel Yönetimi (KBY) PKK’nın kıdemli ele-manlarını yakalamalı ve Kandil civarındaki kontrol noktalarını, dağ geçitlerini de içerecek biçimde sıkılaştırmalı.

Bununla da yetinilmiyor:

.Türkiye’deki Kürtlerin PKK’ya olan kamusal desteğini azaltabilmek üzere, Ankara Kürt kimliğini tanımak için ek adımlar atmalı, örneğin Anayasa’da vatandaşlığın temeli olan “Türklük tanımı ortadan kaldırılmalıdır”. PKK sorunu sadece bununla çözülemez, nihai çözüm, PKK lideri ve kadrosu için af düzenlemelerinde yatmak-tadır.

.Obama yönetimi Kuzey Irak ve bölgesel sorunlar için bir temsilci atamalı . Özel elçi, iç içe geçmiş olan güvenlik, demokrasi ve gelişim konularının entegrasyonunda ABD çabalarının odaklanmasına yardımcı olmalıdır.

“Kürt Açılımı” ve de Anayasa’da hangi hükümlerin yer almasına ilişkin öngörüler ülkemizde değil, çok uzaklarda Atlantic Council’de kurgulanmış ve BOP eşbaşkanlığına da görev olarak verilmiştir. Görevin yerine getirileceğinin güvencesini de şöyle açıklıyor:

Türkiye ABD’nin en güçlü ve güvenilir müttefiklerinden biridir

Bu gerçeği açıklayan tümcenin devamı da şöyle:

Türkiye’nin kendi bölgesindeki PKK üyelerini hedef seçme yasal hakkını hiç kimse yadsıyamaz. Ancak sadece askeri çözüm, PKK için halk desteğini arttırarak sorunu alevlendirecektir. Atlantic Council’in düzenlediği top-lantıda yer alan Türk katılımcılar, sadece askeri çözüm ile PKK’nın yenilemeyeceği görüşünü savundular. Silahları bırakma seferberliği kalkınma ve topluma kazandırma ile birlikte hali hazıra “Türklük” kavramına dayalı olan vatandaşların yasal tanımının değiştiril-mesine dayalı stratejiyi savundular.

“Demokratik Açılım”a dönüştürülen, içeriğini kimsenin (Başbakan R.T Erdoğan’ ın da) bilmediği “Kürt Açılımı”nı Atlantic Council böyle açıklıyor. O halde şimdi soruyorum:

“Türkiye Cumhuriyeti Devletini Atlantic Council mi yönetiyor? Bu kuşku doğruysa, ülkemiz ihanet çemberi içine sürüklenmiş demektir. Böylesi ihanet çemberini parçalamak her yurtseverin görevi olmalı. Çünkü demokrasi bunun için vardır ve yurtseverlik bunu gerektirir”...

3.Kürt Sorunu Nasıl Yaratıldı?

Avrupa Birliği’nin 2004 yılına kadar Türkiye’miz için hazırladığı yıllık raporlarında sadece “azınlık” deyiminden söz edilir ve fakat azınlıkların kimler olduğu belirtilmezdi. AKP İktidara geldiğinin ikinci yılında azınlıkların kimler olduğunu öğrendik. Örneğin ilk kez 2004 yılında AB’in raporu azınlıkların sadece Kürk değil, Alevi yurttaşlarımı-zın da azınlık olduklarını yazmaya cesaret edebildi Alevi yurttaşlarımızın azınlık kabul edildiklerini bakınız nasıl küstahça ileri sürtebilmişti:

Aleviler halâ Müslüman azınlığı kabul edilmiyor

İngilizcesi şöyle: Alevies are stil not recognised as a Muslim minority.(Kaynak: Regular Report on Turkey’s progress towards accession,2002,s.54)

Ve o raporda Fırat ve Dicle nehirlerinin uluslar arası bir komite tarafından yönetilmesi ön görülüyor ve bu komi-tede Israil’de yer alacak. Sevr hortlamaktadır.

C.MİSAK-I MİLLÎ SINIRLARIMIZA SAHİP OLMAK

TEMEL SORUN

Misak-ı Millî sınırlarımızın kuşattığı toprağımızı korumanın sorunlarını yaşamaktayız. Misak-ı Millî sınırlarımızın kuşattığı toprağımızı yitirir, ona sahip çıkamazsak, Türk olmaktan da yoksun düşeriz. Ne laiklik ilkesi önemlidir, ne ulusalcı ulus devleti ve ne de Cumhuriyetimiz. Misak-ı Milli Sınırlarımızı yitirirsek her şeyimizi yitirmiş oluruz. Türk olmamızı yitiririz, ahlakımızı yitiririz ve kendimizi yitiririz. Misak-ı Milli sınırlarımıza sahip çıktığımızda Mustafa Kemal Atatürk’ü, O’nun Cumhuriyetini, o Cum-huriyetin ulusalcı ulus devletini yeniden yaratabiliriz. Misak-ı Millî sınırlarımıza sahip çıkmak, Türkiye Cum-huriyeti Devletine, devletimizin Cumhuriyetine, Cumhu-riyetimizi koruyacak Ulusumuza ve Ulusumuzun Ordu’suna Mustafa Kemal Atatürk’e sahip çıkmak demektir. Hiçbir sorun, sınırlarımızın kuşattığı toprağımıza sahip çıkmamız kadar önemli değildir.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail