Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 109 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

AKLIN GRİ RENGİ

AKLIN GRİ RENGİ

Ali Nejat Ölçen

Aklın özgürleşmesini ancak özgürleşebilen zihin yaratabilir türü bir sav ileri sürmeye gereksinim duyuyorum. Çünkü özgürleşen zihin aklı nasıl kullanacağını da bilir. Öyleyse akıldan çok daha önemli olan aklı ne amaçla nasıl kullanılacağını bilmektir. Pek çok akıllı dediğimiz bireyin aklını kullanamadığını ya da yanlış kullandığını görüyoruz. Özellikle 21.yüzyılın başlangıcından bu yana yanlız ülke-mizde değil, ABD ve AB içinde de aklın çok kötü kul-lanıldığına tanık oluyoruz. Aklını en kötü kullananlardan biri de Türkiyedir çünkü o kötü kullanılan akıl özgür ve bağımsız zihnin ürünü değildir. Zihin geçersiz inanç ve kanılarla kuşatılmışsa özgür olamaz, özgür olamadığı için de aklı kullanmayı bilemez ya da bâtıl inançların izin ver-diği kadar kullanabilir.

Özgürleşemeyen akıl, gri rengi göremeyen akıldır. Gençlik çağında gri renge karşı olan bu kişi (Ali Nejat Ölçen) yaşamın deneyleri etkisinde gri rengi görmeye ve tanımaya başlamıştır. Ne yazık ki: derneklerde, demokratik kitle örgütlerinde renkler ya ak ya da karadır. Ak (ya da kara) renktekiler bir araya gelerek sivil toplum örgütünü kur-muşlarsa; ak ile kara renk arasındaki farkı anlaşmazlığa dönüştürmekte gecikmezler. O nedenle sivil toplum örgüt-lerinde gri renge rastlamak olası değil. Belki de doğaldır bu. Siyasal yaşamda da toplumu yönetme yönlendirme ilişki-lerinde yani siyasal partilerde muhalefet ile iktidar ara-sındaki fark, ak ile kara gibidir. Hatta ortak iktidar oluş-larında bile bu iki rengin sentezi griye rastlanmayabilir.

Bir siyasal parti, toplumsallaşmak için gri rengi kullanmak zorundadır. Çünkü toplum gri renktedir. Ak ve karanın sentezi; karışımı gibidir. Siyasal partinin kendisini kabul ettirmek için kullanacağı renk gri olacaktır.

Ülkemizde bugün AKP, kara renkli bir partidir. Onun ak parti olması olanak dışıdır. CHP ise ne yazık ki gri rengi kendi iç yapısı için tercih etmiş görünüyor. MHP ise renksizleşmiştir. Ne ak ne gridir o parti.

Tüm üyeleriyle ak olma kararındaki bir siyasal parti, yöntem olarak gri rengi kullanmayı bilmelidir. Topluma kendisini kabul ettirmek için “ikna” yöntemini kullanması gerekir. İknanın rengi ise gridir. İspat yöntemi, ak olanı görmemizi sağlar.

AKP sonrasının sorunu kara’nın yerine ak’ı ikame etmek olacaktır. Bunun zorluğunu, o zorluğun nereden ve nasıl kaynaklandığını görebilmek gerekir. O zorlukların büyük bölümü dış merkezlidir. Dış merkezli olana ad çoktan konmuştur; emperyalizm. Örneğin AKP iktidarının üyesi olduğu Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), kara renk ile iç içedir. Bu içiçeliği çökertmek birbirinden ayırmak ve her iki-sini sınır dışı etmek için toplumun desteğini kazanmak, na-sıl kazanılacağını bilmek, bunu bilmek için de gri rengi ustalıkla kullanabilmek gerekir. Toplumun bilinçlenmesini ve kendisine sahip olabilmesi öyle sağlanabilir. Acaba böylesi ödevin bilincine ulaşmış siyasal partilerimiz var mı? Parti yöneticileri davranışlarındaki irrasyonelliğin kaynağı olan griyi görmemek ak ya da kara’da kalarak, çözüm üretmeden çene yarışını sürdürmeleridir.

Yakın tarihimiz incelenecek olursa, bilinçlenme aşaması, Askerî Tıp Öğrencilerinden Ohrili İbrahim Temo, Arapkirli Abdullah Cevdet, Diyarbakırlı İshak Sükûtî, Kafkasyalı Reşit, Bakü’lü Hüseyinzade Ali grubunun girişimleriyle 1889 yılında başladı. Aynı yıl, Paris’teki Jön Türkler grubuyla birleşerek İttihat ve Terakki Cemiyeti kuruldu ve ikinci aşamaya geçildi: Meşrutiyetin ilanı. Üçüncü aşa-ma’da Mustafa Kemal’in doğuşuna tanık oluyoruz. Bu aşamalar kendi sanatını, şiirini ve tiyatrosunu sergileyen aklı yarattı. Örneğin Namık Kemal’in “Vatan Yahut Silistre” adlı (1873) yapıtı Beşiktaş’ta (İstanbul) günlerce sergilendi ve Sultan Abdülaziz’in Zaptiyeleri bile halkın gösteriye akışını engelleyemedi.

İstanbul’daki Taksim Gezi eylemi AKP’nin kara iktidarına karşı ilk uyanıştı ve ne yazık ki bu uyanışı siyasal alana yansıtacak kültürün hiçbir partide olmayışı nedeniyle o devinime sahip çıkılmadı. Siyasal akıldan yoksun bırakıl-dılar. Neden? Çünkü siyasal partilerimiz gri rengi kullanmayarak kendilerini yadsımaktırlar.

Özgürleşen aklı kullanmamızı sağlayacak özgür düşünce yetisi, Misak-ı Millî sınırlarımızın kuşattığı adına vatan dediğimiz coğrafyaya yeniden nasıl sahip çıkacağımız sorununa yanıt bulma, o yanıtı uygulayacak kadrolaşmayı yaratma ve o kadrolaşmayı göreve hazırlama süreçlerini planlayacak akıl , özgür olabilmelidir. Ulusumuz 19 Mayıs 1919’da o aklı yaratmıştı. Yeniden yaratma göreviyle karşı karşıyadır. Siyasal organlarda aklı ve aklın özgürleşmesini böyle betimliyorum. Öteki akıl türleri kanımca sadece ayrıntıdır. Saygılarımla.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail