Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 109 Geri Tavsiye Et Yazdır

DEMOKRASİ'YE NASIL ULAŞABİLİRİZ

DEMOKRASİ'YE NASIL ULAŞABİLİRİZ

Prof.Dr.Coşkun Özdemir

Bir ülkede demokrasinin kurulup yaşayabilmesi için halk desteğinin vazgeçilmez olduğunu sanırım kimse yadsı-yamaz. Bir iktidarı siyasal partilerden önce denetleyecek ve muhalefet edecek olan halktır. Bunun için millî iradenin temsilcisi ve oy sahibi halk kitlelerinin bilinçli olması, özel-likle laikliği benimsemiş olması gerekir. Politikacının elin-deki en büyük istismar aracı din ve inançlardır. Bu noktada antiemperyalist bir bağımsızlık savaşı ile kurulmuş , uygar-lık ve çağdaşlık yolunda devrimler gerçekleştirmiş Türkiye Cumhuriyetinin bir çıkmazı ile karşılaşırız.

Türkiye, bir dahinin öncülüğünde çağdaş bir bilim toplumu olma yolunda sağlam adımlar atıp, köy enstitüleri ile bir eğitim devrimini gerçekleştirirken ve 1940’ların ortalarında çok partili düzen başlarken , onu izleyen yıllarda feodal güçler ve muhafazakar politikacılar tarafından bu aydınlanma yoluna engeller konulmuş, devrimlere karşı çıkan, çağdaşlığı yarıda bırakan açık, gizli ihanetlere sahne olmuştur. Köy enstitülerinin ve halkevlerinin yıkılışı bu millete ve demokrasiye vurulmuş en büyük darbedir. Bu bir halk ihanetidir ve halkın birey olmasını, çağdaş bir eğitime kavuşmasını, bağımsız birey olmasını engelleme amaçlıdır. Çünkü, bu karanlık güçler eğitimli yurttaşlardan oluşan laik bir toplumda oy için dini kullanamayacaklarını iyi biliyorlardı.

Anadolu Müslümanlığının önü kesilmişti. Çok yineledim, ama çok şey anlatır, bir öğretim üyesi olarak bana gön-derilen bir mektup şöyle başlıyor, “Türk milleti Atatürk-ün öncülüğünde Allahın yolundan sapmıştır. Yeniden Allahın nizamı kuruluncaya kadar burası bir darül-harp bölgesidir.” Yazık ki aklı, bilimi, aydınlanmayı engelleyen politikacılar ve yöneticiler yüzünden bu inancı ve laiklik karşıtlığını benimseyen masum milyonlarla birlikte yaşıyoruz. Onlar bu inançları ile milli iradeyi temsil ediyorlar. Eğitim yoksunu bu milyonlar için en önde gelen değer, iyi bilmediği, anlamadığı ona belletilen inançlardır ve bu her şeyin üstündedir. Adaletsiz bir yönetim, yolsuzluklar, haksız kazançlar, polis şiddeti bu yüzden ölenler, dindar ve kindar gençler, örtünmeyen kadınlar söylemleri bu inanç-ların ardında ve gölgesinde kalır. Çünkü bilinçsiz inanç sahipleri, o inancı savunan ve paylaşanların yaptıklarını görmezden gelecek, her türlü olumsuzluğu hoş görecektir. Çünkü bu yapılanlar bir darül harp amaçlı olmasa da failleri, dinsizlikle eş anlamlı olan laikliğe karşı savaş verenlerdir ve onlar bu kutsal cephenin fedaileridir. En büyük özgürlük saydıkları türbanı onlar kabul ettirmiştir. Yalnız eğitim yoksunları değil yurdumuzda çok sayıda okur yazar üniversite mezunu, iyi Türkçe kullanan muhafazakâr insanlar da laiklik karşıtı inançları taşımaktadır.

Bu satırları yazarken bir TV kanalında izlediğim ve saçın teli görünürse bunun günah olduğuna inanan Halime Kökçe, son 12 yılda AKP iktidarı ile büyük bir demokratik gelişme yaşandığını ileri sürüyor, buna inanıyor. Bu benim arala-rında olduğum laikliği, aydınlanmayı benimsemiş insanların görüşlerine elbette son derece aykırıdır. Toplumda ben-zerleri çok yaygın olan bu ayrışmanın, bu cepheleşmenin nedeni gayet açıktır. Halime hanım dinselleşme, Müslü-manlaşma, türbanlaşmanın önündeki engellerin kaldırılmasını en muteber demokratikleşme olduğuna inanıyor. Silivri hukuksuzluğu, balyozdaki sahte deliller, en çok gazeteci hapseden bir ülke oluşumuz, ordunun dağıtılması, Gezi Olaylarında ölenler, polis şiddeti ve benzerleri demokrasi karşıtlığı değil, aksine, onun itibar ettiği, benimsediği demokrasi yolunda atılmış adımlardır. Bütün bunlar Allah uğrunda yapılmaktadır. 2013 Aralığını izleyerek iki dinci cephenin ibret verici kapışmalarına tanıklık ediyoruz. Benim kuşağım, Türkiye’nin altın yıllarını yaşayanlar, halk ihanetinin kurbanı olmayanlar, ülkenin sandık demokrasisi ile nerenden nereye sürüklendiğini çok iyi bilirler, çünkü bunu yaşadılar. Onlardan biri gerçek bir bilge Doğan Kuban hoca idi.

Evet, bugün demokrasi için bilinçli desteğine şiddetle muhtaç olduğumuz halkımızın önemli bir bölümü içinde yaşadıkları ülkenin durumunu, bugününü, yarınını görme; olayların ve yoksunluklarının nedenlerini anlama yetene-ğinden yoksundur. AKP iktidarında açıkca söylemezler ama demokrasinin olmazsa olmazı sayılmak gereken laiklik onlar için zulümdür. Bütün bunları iyi bilen ama yıllardır bu politikalara yandaşlık eden, çıkar ilişkileri içindeki liberalleri, soldan dönmeleri, yüreksiz aydıncıkları bir tarafa koyuyorum. Onlar gerçekleri görüp yeni tavır almakta çok geç kaldılar. 7 Haziran seçimleri başlangıçta AKP iktidarından kurtulma umutları vermişti. Ama kasım seçimleri farklı bir tablo ortaya çıkardı. Yurdumuzu bu çıkmazlardan kurtarmak için aralıksız bir çaba ile halkın bilinçlenmesi için çalışmak gerekiyor. Halkımız laikliği benimseyecek bir bilince ulaşmadan demokrasiye ulaşmamız mümkün olmayacaktır

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail