Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 109 Geri Tavsiye Et Yazdır

FAKİRLEŞEN NÜFUSLU BİRBTOPLUMA MI

FAKİRLEŞEN NÜFUSLU BİR TOPLUMA MI GİDİYORUZ

Mümtaz Peker

Giriş: Doğurganlık, bağımlı değişken olarak kabul edil-diğinde bunu açıklayan (bağımsız) değişkenler şöyle sıralanıyor: Ailenin geliri, eşlerin eğitim düzeyi, kadının çalışma durumu, sosyal konumu, ailenin çocuğa atfettiği ekonomik ya da psikolojik değer, yaşanılan yer( bölge, şehir, kasaba, köy). Doğurganlığı dolaylı yönden etkileyen ara değişkenler ise, gebeliği önleyici usulleri bilme, bu hizmete ulaşma, bunları etkin kullanma biçimleri olarak gösteriliyor.

Merkez ülkelerde doğurganlığı, şimdiye değin yapılan çalışmalarda en iyi açıklayan bağımsız değişken, ailenin toplam geliri olarak gösteriliyor. Çevre ülkelerde yapılan sosyal araştırmalarda güvenirliği en az olan yanıtlar gelir sorularında görülüyor. Yurttaşın, kamuya olan güveni ya da güvenmezliği, gelir soruları kendisine sorulduğunda, doğru ve yanlı yanıtların iki kümede toplanmasına neden oluyor. Sonuçta gelişmiş ülkelerde görülen “gelir-doğurganlık” iliş-kisindeki açıklayıcılık, öteki ülkelerde aynı düzeyde ger-çekleşmiyor.

Aile ekonomisi açısından gelir, hayat boyu sürekli değişen; büyüyen ya da azalan bir görünüm göstermektedir. Bu nedenle “gelir-doğurganlık” ikilisinin birlikte değişimi ya da gelirin olgunlaştığı zaman boyutunda doğurganlık sapt-anıyorsa, gelirin açıklayıcı ilişkisi anlamlı oluyor.

Gelir değişkeni konusundaki engeli aşmak için ailenin yaşadığı konutun özellikleri, hane sahip olduğu dayanıklı tüketim malları, ailenin sosyoekonomik durumunun ölçütü olarak görüldü. Bunları ayrı bir soru kağıdı ile saptayan çalışmalar başlatıldı. Bu verilerden hane halkı refah düzeyi göstergesi oluşturuldu. Bu göstergenin “doğum-ölüm” ile olan ilişkisi değişik ülkeler ölçeğinde araştırıldı. Hane halkı refah düzeyi göstergesinin yakın dönemde pek çok ülkede hane halkı gelir düzeyindeki farklılıklarıyla, ailelerin sağlık bilgilerine ilişkin verileri ilişkilendirmek için denenmiş olan bir ölçüt olduğu ileri sürüldü. Ülkemizde nüfus dinamikleri konusunda bilgi üretmekle sorumlu araştırma kuruluşu olan Hacettepe Nüfus Enstitüsü (HNEE) çalışanları bu göstergeyi son iki Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA 2008- TNSA 2013) verilerinden oluşturdu; çıkan sonuçların yerle-şim yerine, bölgelere göre güvenilir olduğunu gösterdi.

TNSA 2008’e göre ailelerin TNSA 2013’de yerleşim yeri temelinde fakirleştiği görülüyor (Çizelge 1) 2008 yılında kırsal kesimde en düşük refah düzeyi içinde yer alanların 2013 yılındaki artışı, diğer dilimlerde yer alan ailelerin oranını azalma yönünde etkiliyor. Benzer olgu kentlerde de görülüyor, fakirleşme artıyor. Yüksek ve en yüksek refah düzeyi içinde yer alanların iki dönme içindeki oranların da bile azalma gerçekleşiyor. Bu bilgiler her gün tekrarlanan ülkemiz kişi başı gelir verileriyle nasıl bir uyum gösteri-yor? 2007 yılından beri kişi başına 10 000 ABD doları düze-yinde olduğu belirtilen milli gelirimizin aynı düzeyi koruyamadığı ve azaldığı orta vadeli program içeriğinde açıklandı. Türkiye nedense orta gelir tuzağından kurtula-madığı gibi, bu tuzak için temel kabul edilen miktarın da altına doğru gidiyor . Araştırma bulguları nedense, hükü-metin sürekli ileri sürdüğü gelir artışı ile uyuşmuyor. Gelirde görülen bu azalmaya karşın acaba doğurganlık nasıl değişiyor?

Çizelge1: Hane halkı Refah Düzeyi
(Kaynak: TNSA, 2008, s.39, 2013,s.49)

........................... En Düşük ....... Düşük .......... Orta .......... Yüksek ......... En Yüksek ........ Kişi Sayısı

Kent..(2008)........7.7........................17.9................22.5................25.3..................26.6.......................29 828
Kent..(2013)........8.5........................18.0................23.1................24.7..................25.1.......................33 109
Kır......(2008)......52.6........................25.5................13.3................6.2.......................2.5........................11 241
Kır.....(2008).......59.7..................24.8..................9.2.................3.8.................2.5...........................9 609

Hacettepe TNSA 2008 ve TNSA 2015.5erilerine göre toplam doğurganlık hızı (TDH) ile ”i

stenen çocuk sayıları” (İÇS) artış yönünde gerçekleşiyor (Çizelge 2). Gelir-doğurganlık değişkenlerinin aynı dönem içindeki değişim ilişkisi doğur-ganlığın ekonomik kuramında açıklandığı gibi anlamlı bir görünüm oluşturuyor. Ailelerin geliri azaldıkça, nitelikli çocuğa değil, daha çok çocuğa olan talep başlıyor. Başka bir anlatımla hem düşük refah düzeyindeki aile sayısı artıyor hem de bunların doğurganlığı, ideal buldukları çocuk sayısı artıyor. İlginç olan nokta düşük eğitim ve düşük gelir dilimi içinde yer alan ailelerin hem sahip olmak hem de doğurdukları çocuk sayısı siyasal iktidarın liderinin söylemi doğrultusunda üçü aşmış, dörde yaklaşmış görülüyor.

Toplumda artan TDH ile İÇS farkı da 2013 araştırmasına göre kapanıyor. Refah düzeyinin azalışı ile birlikte acaba ülkemizde aileler nitelikli çocuk yetiştirmeyi dışlamaya mı başladılar? Eğitim ülkemizde sınıf atlamayı artık gerçekleştirmiyor mu? Aileler çocuklarına ekonomik değer mi atfetmeye başlıyorlar?

Çizelge 2: Hane halkı Refah Düzeyine Göre Toplam

Doğurganlık Hızı(TDH) ve İdeal Çocuk Sayıları (İÇS)

................................................ 2008 TDH ................ İÇS ............. 2013 TDH ................. İ ÇS
Refah Düzeyi
En düşük........................... 3.39............................... 3.0................. 3.32...................... 3.1
Düşük ..................................2.51.............................. 2.6.................. 2.61..................... 2.9
Orta...................................... 2.19.............................. 2.4.................. 2.27............................. 2.7
Yüksek............................... 1.67.............................. 2.4 ..................1.71............................. 2.7
En yüksek........................ 1.36....................... 2.4................. 1.72............................. 2.5
Toplam.............................. 2.16.............................. 2.5................... 2.26............................. 2.7

Bu soruları sormamızın temel nedeni, TDH’nın ve İÇS’ nın 1975’den beri düştüğü, toplumun kendisini yenileyebileceği doğurganlık hızına (TDH="2.1)" ulaştığı bir yerden, doğurganlığın belli sınıflar açısından yeniden hız kazanması nasıl yorumlanmalıdır? (Şekil 1). Özellikle THSA 2013’den önceki 0-4 yıl içinde 25-40 yaşları arasındaki kadınların doğurganlıkları (şekilde düz kesintisiz çizgili alttaki grafik), 2013 önceki 5-9 yaş grubundaki kadınların doğurganlığının (nokta kesik çizgili şekilde en üstteki grafik) üzerinde gerçekleşmiştir. Eğer toplumda refah artışı ile birlikte kadınların eğitim düzeyi artsa, kadının üretime katkısından ötürü sosyal statüsü modernleşme yönünde değişse, aileler nitelikli çocuk yetiştirme için çocuklarına gerekli kaynağı aktarabilseler, bu veriler doğurganlığın kararlı bir düzeyde durulması olarak yorumlanabilirdi.

Şekil 1: Son yirmi yıla ilişkin yaşa özel doğurganlık hızları (Kaynak: HNEE: Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2013, s.66, Ankara, 2014)

Şekilde 0-200 arasındaki eşel, “hız tanımı olarak “her 1000 kadın başına gerçekleşen canlı doğum sayısını “ gösteriyor. 0-4 araştırma tarihi 2013’den önce ki tarihi betimliyor. 5-9 yıldakiler öncekilere göre daha fazla canlı çocuk doğurmuş olanlar grubunu tanımlıyor. 5-9 araştırma yılı 2013 den önceki yıllar grubunu gösteriyor.

Ne var ki TNSA 2013 araştırmasına göre refah artışının azalması yanı sıra orta ve altındaki refah düzeyinde kadın nüfusun bilgisizliği artıyor. Evli kadınların ancak %32’i çalışma yaşamına katılıyor. Bunların yarısı sigortasız olarak çalışıyor. Bu bilgiler modernleşme kuramlarını yeniden gözden geçirmemizi gerekli kılmıyor mu? Ülkemizde siyasete yön verenlerin söylemi modernleşme kuramları ile değil, onun öncesindeki kuramlarla uyuşuyor.

Yanıtlanması gereken ikinci soru Türkiye'de 2008 yılından beri süregelen “En az üç çocuk!” tartışmasının aileleri ve ülkeyi nereye götürdüğüdür? Siyasal iktidarın liderinin dün-ya görüşü doğrultusundaki söylemi 2015 yılında uygulama boyutu kazanmıştır. Yürürlülükteki kurallara 15 Mayıs 2015 sonrasında doğum yapan annelere, şimdiki çocuk sayılarına göre ve bir defaya mahsus olmak üzere, 600 TL'ye varan ödemeler yapılmaya başlanmıştır. Doğum yardımı gibi tranferin, yeni aile kurmuş olan gençlerin sahip olmayı seçecekleri çocukların sayısı üzerinde önemli bir etkisi olup olmayacağına yönelik bazı niceliksel sonuçlar ortaya koy-ayı amaçlayan çalışma Attar tarafından yapılmıştır. Çalışma bize önemli bir sonucu aktarmaktadır. İktisadi büyümenin devam edeceğinin öngörüldüğü çağdaş bir ekonomide, genç bireyleri akılcı biçimde üç çocuk yapmaya teşvik edecek transferler, kamu bütçesince karşılanmayacak kadar astronomik boyutlara ulaşabilecektir. Akılcı seçime dayanan bir iktisadi nüfus bilim, “Doğurganlığı nasıl yükseltiriz” sorusuna “Böyle değil” yanıtını vermektedir.

Sonuç: Siyasal iktidarın liderinin, “en az üç çocuk” söylemi, eğitimi ve geliri düşük aileler temelinde bir algı olarak olarak gerçekleşmiştir. Ne var ki bu ailelere aktarılan ekonomik kaynaklar ailelerin çocuklarını üretici sisteme uygun biçimde yetiştirmelerine yetecek düzeyde değildir. Yeterli olmayan bu kaynak aktarımı ülkemiz açısından kısa zamanda astronomik boyutlara ulaşabilecektir.

Siyasal iktidarın orta ve ortanın altında eğitimi, geliri olan aileleri etkileyen üç çocuk söylemi, bu aileleri çıkmaz sokağa şimdiden yöneltmiştir. Uygulamaya başlayan kaynak aktarımını siyasal iktidar görünür gelecekte ulaşacak astronomik miktardan ötürü uygulamayı sürdüremeyecektir. Siyasal iktidarın liderinin söylemine kanarak, istediğinden fazla çocuk sahibi olan aileleri önemli sorunlar beklediği gibi, nitelik açısından üretici sistemin istihdam etmek emeyeceği bu çocuklar, sosyal sistem için yeni sorun alanını oluşturacaklardır.

Kısaltmalar:
HNEE:Hacettepe Nüfus Etüdleri Enstitüsü
TNSA
:Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması
TDH
:Toplam Doğurganlık Hızı
İÇS
:İstenen Çocuk Sayısı

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail