Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 110 Geri Tavsiye Et Yazdır

TÜRK-RUS İLİŞKİLERİNDE ÇÖZÜM: DOSTLUK

TÜRK-RUS İLİŞKİLERİNDE ÇÖZÜM:DOSTLUK

Rusya Millî Güvenlik Akademizi Dış Ekonomik İlişkiler Başkan Yardımcısı Korgeneral Talat Enver Çetin’in Açıklaması.

Açıklamayı açıklayan: Dr. Mustafa Topal

Sy.Korgeneral Talat Enver Çetin, Türkiye ile Rusya arasında ilk olarak “dialog” daha sonra “ittifak” sağlanması gerektiğini belirterek,”Yaşanan yol kazası bir an önce tüm çabalar seferber edilerek ortadan kaldırılmalı, unutturulmalı; dostluk, ekonomik birlik ve bütünlük hızla büyümelidir” dedi. Türk havasını ihlal eden bir Rus savaş uçağının Suriye sınırında düşürüldüğü 24 Kasım 2015 tarihinden bu yana yaşanan gelişmeleri değerlendiren Çetin, Türkiye-Rusya ilişkilerine yönelik önemli açıklamalarda bulundu. İki ülke arasında yaşanan krizin çözümü konusunda karşılıklı atılması gereken adımların yanı sıra Rus vatandaşlarının krize ilişkin düşüncelerini aktardı: Rus uçağının düşü-rülmesi “talihsiz bir yol kazası” olarak nitelendiren Çetin, olayın ekonomik etkisinin beklenenden fazla olduğunu belirtti. İki ülke arasındaki ticaret hacminin 2023 yılında 100 milyar dolara çıkartılması hedefini hatırlatan Çetin, krizin bu dönemde yaşanmamasının üzücü olduğunu da dile getirdi.

OLAN OLDU VE GEÇTİ

Türk-Rus krizinin çözümü konusunda iki komşu ülke arasında yaşanan , tartışmaları ve anlaşmazlıkları örnek göstererek “Türkiye’nin Rus çağını düşürmek gibi bir kastı yoktu, diye düşünen Çetin, Rusya’da kesinlikle Türkiye’den böyle bir hareketi beklememişti ve doğal olarak çok şaşkınlıkla, küskünlükle karşılandı. Dolayısıyla olan oldu ve geçti, bunu geri getirmenin olanağı yoktur. Bir an önce hem Rusya hem Türkiye olayın çözümü için elinden geleni yapmalıdır” diye konuştu.

Erdoğan ve Putin’in birbirlerini telefonla aramaları beklenmemelidir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’n birbirlerini aramalarını beklememek gerektiğine dikkat çeken Çetin,”Her kurum, her insan, Rusya ile Türkiye ile ilişkisi olan ticarî, gerek siyasî her kuruluş, kendi çapında bir adım atarak ilişkiyi sıcak-laştırmalı ve bir an önce çözüme doğru gidilmelidir. “İlle de

Devlet Başkanları görüşsün ve bundan sonra ilişki kurulsun” diye beklenirse siyasî olarak gerçekleşmesi geci-kebilir. Bu gecikme, Rus hem Türk halkına büyük ekono-mik kayıplar sağlar” ifadelerini kullandı.

Çetin, Türkiye’nin ekonomik olarak Rus turistlere ihtiyacı olduğunu belirterek, “Rus turist sayısında Şubat ayında yaşanan düşmeyi gördüğümüzde Türkiye’nin sezon boyun-ca ne kadar büyük zararı olabileceğini tahmin edebiliyoruz. Bu öngörü açıkken Türkiye’nin bir an önce adım atıp bu yol kazasının ortadan kaldırılması için her hamleyi yapması gerekir” dedi.

250 EVLİLİKTEN 1 MİLYON ÇOCUK DÜNYAYA GELDİ

İki ülkenin karşılıklı atması gereken adımlara işaret ederen Çerin, şunları kaydetti:

“Devlet başkanlarun ilişkisi telefondan ibaret değildir. Son 25 yıldır şirketker had safhada birbiriyle temasa geçmiş, 250 civarında evlilik kurulmuş, yaklaşık 1 milyon çocuk meydana gelmiştir. Bu ilişki bu kadar aşikârken ilişkinin iyileştirilmesi sadece bir telefon ya da bahanelere bağla-narak halkları zarara uğretmanın hiçbir yararı yoktur.

. Türkiye olaydan sonra Rus vatandaşlarına karşı herhangi bir vize girişiminde bulunmamıştır. Olaydan üzgün olduğunu, mutlu olmadığını bu hareketlerle belirtmiştir. Türkiye, uçağın Rus uçağı olduğunu bilmediğini açıklamıştı, bunun üzerinde durulmalıdır. Bunu bizzat Cumhurbaşkanı, “eğer uçağın Rus uçağı olduğunu bilseydik her şey farklı olurdu” diye açıklamıştır. Bu yoldan hareketle bunun devamını getirmelidir”.

TÜRKİYE, OLAYIN SOĞUMASINI SAĞLAYIP BİR AN ÖNCE SICAK İLİŞKİ KURMALI

Rusya’nın da da benzer adımları attığını dile getiren Çetin, 19-20 Mayıs tarihinde Tataristan’ın başkenti Kazan’da yapılacak Ekonomik Forum’a dikkat çekti. Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mariya Zaharova’nın “Türk tarafının Kazan’daki foruma katılmak gibi arzusu varsa biz bunu sadece memnuniyetle karşılarız. Biz Türk iş sektörüne açı-ğız” sözlerini anımsatan Çetin, “Bu, Rusya’nın ekonomik ilişkilerine Türkiye’nin dahil olması, Türkiye ile ilişkin devamını istemesi anlamına gelir. Kazan’da yapılacak bir foruma Türkiye davetliyse Türkiye bir adım daha ileri atıp benzer şeyleri yapmalıdır. Türkiye, olayın soğumasını, unutulmasını sağlayıp bir an önce sıcak ilişkiler kurmalıdır.

Rusya, benzer foruma davet edilebilir, sosyal ilişkiler arttırılabilir, bunun gibi turizm bakanlıkları, sosyal ve ekonomik bakanlıklar ayrı ayrı programlarla çalışabilir” ifadelerini kullandı.

KİMSENİN TÜRKİYE’YE KARŞI BİR DÜŞMANLIĞI YOK

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “Sırtımızdan vurulduk” sözünün “Ben sırtımı dostuma dönerim, dost olduğum birinden bıçak yediğim için sırtımdan vuruldum. Zaten ben düşmanıma sırtımı dönmem ki beni bıçaklasın” anlamına geldiğini vurgulayan Çetin, Putin’in sözlerini Türkçe’deki gibi “ihanet” olarak anlaşılmaması gerektiğinin altını çizdi.

Rus vatandaşlarının krize ilişkin düşüncelerini paylaşan Çetin, Sıradan vatandaşların yüksek bürokratlara hiç kim-senin Türkiye’ye karşı düşmanlığı yoktur. Herkes sorunun bir an önce ortadan kakdırılmasını ve tatilini Türkiye’de yapmayı beklemektedir. Ortada aşılamaması gereken ciddi bir sorun da yoktur. Bir an önce yapılacak olan basit hamleler ile sorun ortadan kaldırılmalı ve halklar ekonomik olarak ilerlemeye, siyasi olarak büyümeye de devam etmelidir. Çünkü Türkiye ve Rusya, Ortadoğu’nun iki dev ülkesidir. Bu iki dev ülke birleşmeden, anlaşmadan, ortak olmadan bölgede istikrarı sağlamak çok zor” dedi.

HAVALAR ISININCA GEÇ OLABİLİR

Çetin, yaz aylarında Türkiye’yi tercih eden Rus turistlere dikkat çekerek, “Havalar ısınınca belki geç olabilir, bir an önce Turizm Bakanlığı, Türk tarafından diğer yetkililer adım atmalı ve Rus turistlerin ülkeye çekilmesi sağlanmalıdır. Çünkü Türkiye, Ruslar için yabancı ülke değildi, Türkiye’ye gelirken bir başka ülkeye gittiklerini düşümüyorlar, şu anda Türkiye’ye gelememek Rusları üzmektedir. Ekonomik olarak Türkiye’de tatil yapmak son derecede keyifli ve ucuzdu, bu durumdan da mahrum kaldılar”diye konuştu.

TÜRK-RUS KRİZİNİ SURİYE’DE İTTİFAK ÇÖZER

Suriye’de 5 yıldır süren krizin çözümünde Türk ve Rus ilişkilerinin önemine vurgu yapan Çetin, şöyle devam etti:

“Kesin çözüm, Türkiye ve Rusya’nın anlaşmasında yatıyor. Çünkü bilindiği üzere Suruye toprakları eski Osmanlı toprağıdır, halen Suriye’de Osmanlı tapuları vardır ve yerli halkın bir kısmı Türk dilini bilmektedir, Türk kökenli diller konuşulmaktadır. Suriyenin Sovyetler Birliği ve Rusya açısından önemine gelince de Suriye, Rusya’nın dışındaki son kalesidir. Özellikle Tartus Deniz Üssü, Rusya’nın Akdeniz’deki tek üssüdür. Rusya’nın burada hak iddia etmesi kendi geçmişine göre doğaldır, haklıdır ama Türkiye’nin Osmanlı mirası ve halklarının akrabalığı olarak hak iddia etmesi de doğaldır. Dolaysıyla görüyoruz ki, Suriye’de iki legal ülke var: Biri Rusya diğeri Türkiye’dir, onun dışında bütün ülkeler illegaldir. Suriye’de İran’ın, diğerlerinin tam olarak ne işi var? Ama Rusya’nın Suriye de olma sebebi Sovyetler Birliği’nden beri bellidir. Türkiye’nin olma sebebi Osmanlı Devleti’nden beri bellidir. Türkiye ile Rusya arasında ilk olarak “diyalog” daha sonra da “ittifak” sağlamanması gereğini vurgulayan Çetin, “Savaş yerine Türk-Rus ittifakı lâzım. Ortadoğu’da kanayan yarayı ancak Türk-Rus ittifakı çözer.

ERDOĞAN VE PUTİN HALEN DOST

Liderlere barş ve itidal çağrısında bulunan Çetin, “Her iki devlet başkanı dostturlar, bence halen dostlar demek istiyorum. Dolaysıyla yaşanmış olan bu yol kazasının bence ilişkilere daha zarar vermesine izin verilmemelidir. Tabii ki sadece telefonla aramak, girişimde bulunmak, görüşmek istemek buna yetmemektedir. Onun için görüşmeyi beklemeden hamle yapmak lâzım. Önce birkaç icraat yapıp özellikle karşılıklı jestler yapılıp bu yaşanan kötü olay unutulmalı ve yavaşça ortadan kaldırılmalıdır,” değerlendirmede bulundu.

EN BÜYÜK DOSTLUKLAR KÜÇÜK KAVGALARLA BAŞLAR

Çetin, krizin aslında iki ülke için bir fırsat olabileceğini anlatarak ,”Rus kültüründe de bu vardır: En büyük dostluk-lar küçük kavgalarla başlar. Ben de bunun inancındayım. Çünkü Türkler ve Ruslar geçmişte rekabetten dolayı defa-larca savaşmışlardır ama cephede dahi geceleri birbirlerine erzak atmışlardır. Bunu hiç kimse unutmamalıdır. Yani bu iki millet düşman olduğunda dahi mertçe düşmanlık yapma-mışlar, savaşmışlardır. O günlerin de hatırlanması ve buna göre plan yapılması gerekir. Bence bu sorun ortadan kaldı-rılırsa yeni kurulacak ilişki daha sıkı, daha tedbirli ve daha güvenli olacak” şeklinde konuştu.

TÜRKİYE İLE RUSYANIN SAVAŞMASI ORTAK DÜŞMANLARIN EKMEĞİNE YAĞ SÜRER

İki ülke arasındaki krizin diğer ülkelerin iştahını kabarttığına dikkar çeken Çetin, şunları kaydetti: “Zaten iki ülkenin arasını açan dış mihraklardır. Olayın net olarak nasıl gerçekleştiğini bilmiyoruz, ama Türkiye ve Rusya arasında ne öyle bir düşmanca tavır ne de öyle bir ilişki vardı. Olayın nasıl doğduğu, ne maksatla yapıldığı incelendiğinde dış güçlerin işi olduğu, birilerinin Türk-Rus ilişkisini bozmak istediği ortada. Türkiye ile Rusya’nın savaşması kesinlikle ortak düşmanların ekmeğine yağ sürer. Bu kavgayı isteyenler var. Bu kavga çıksın diye cadı kazanları kaynatıp ortalığı karıştıranlar var.

Kesinlikle savaş ihtimali görmüyorum. Çünkü milletler binlerce yıldır birlikte yaşamaktadır. Görüldüğü gibi Suriye’de küçül anlaşmazlık dışında ortak çıkarlar vardır.

Türkiye’nin zararı Rusya’nın zararıdır, Rusyanın zararı Türkiye’nin zararıdır. Eğer ekonomik olarak bu kadar birbirine bağlanmış, bir ülkenin ekonomik bunalıma düşmesi diğer ülkeyi de ekonomik buhrana sokuyorsa burada savaş göremezsiniz. Çünkü kesinlikle savaş için atılan her adım iki ülke ekonomisine bomba olarak düşecektir. Dolayısıyla Türkiye ile Rusya’nın savaşması muhtemel değildir, olmamalıdır. Yaşanmış olan yol kazası bir an önce tüm çabalar seferber edilerek ortadan kaldırıl-malı, unutturulmalı, dostluk, ekonomik birlik ve bütünlük süratle büyümelidir.

***

TÜRKİYE SORUNLARI KİTAP DİZİSİNİN YORUMU:

BOP, SEVR’İN GÜNCELLEŞLMİŞ BİÇİMİDİR:

Ali Nejat Ölçen

Rusya Millî Güvenlik Akademisi Dış Ekonomik İlişkiler Başkan Yardımcısı Talat Enver Çetin’in “Uçak Düşürme Olayı”ile başlayan Rusya-Türkiye” arasındaki sorunu çözmeyi amaçlayan konuşmasını ilettiği için Dr.Mustafa Topal’a teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Sayın Talat Enver Çetin’in önerileri arasında Türkiye-Rusya arasında Suriye Sorununa çözüm yaklaşımıyla ilgili “ittifak” önerisi acaba gerçekleşebilir mi? Böylesi bir ittifakın kurulabilmesi için, AKP iktidarında R.T.Erdoğan tarafından açıklanan BOP Eşbaşkanlığından istifa ederek ayrılması gerekir ve bu karar açıklanmalıdır. Artık Anlaşıl-mıştır ki, ABD-AB çaprazına karşı Türkiye kendisini korumak ve savunmak göreviyle karşı karşıya kalmıştır. Ne ABD ve de AB, ülkemizi kendi siyasal, ekonomik ve de yönetsel amaçları için kullanmaktadırlar. Ülkemizde Güney Doğu Anadolumuzdaki gerilla savaşı ve kentlerde patlayan bombalar PKK ve PYD’i terör dışı masum birliktelikler olarak kabulleri bunun kanıtlarıdırlar.

Türkiye’nin Rusya devleti ile “ittifak” kurma gereksinimi bir gün ister istemez gündeme girecektir. Çünkü: Türkiye’-mizin varolup varolmayacağı sorunlarını yaşamakta oldu-ğumuz kabul edilmeli ve toplumdan önce TBMM’ nin uyarılması görevi artık yerine getirilmelidir. Anayasa değiştirilir ve Türk deyimi yerine Yurttaşlık kavramı yerleştirilirse böylesi ihanetin giderilmesi olasılığı da ortadan kalkmış olur. En tehlikeli olan da budur. Emperyalist ülkelerin Anayasaları incelendiğinde onların ne denli ulusalcı oldukları görülecektir. Kim ABD’nin senatosunda İspanyolca konuşabilir! Alman Anayasasının ikinci maddesinde “Alman yurttaşın onuruna dokunu-lamayacağı” maddesinin kaldırılmasını kim önerebilir! Kim Fransız Anayasasında dilin Fransızca olmadığını ileri sürebilir! Fransız Büyük Devriminde hazırlanan ilk Anayasa’da “Her Fransız Fransanın Cumhurbaşkanıdır” maddesini kim değiştirmeye cesaret edebilmiştir. Emperyalizmde ulusalcılık temel ögedir; ve emperyalizm ulusalcılığı kullanarak gelişmiştir.

Kanunî Sultan Süleyman 1580’lı yıllarda Anthony Jen-kinson’a Osmanlı hazinesinden daha fazla zengin olan Sadrazam Sokollu’nun araclığıyla Akdenizde Serbest Ticaret izni vermiş. Ve fakat, 25 yaşındaki Kraliçe olan Elizabeth Anthony Jenkinson’un elinden o fermanı alır, İngiltereye ait bir izindir der; Levant Company’i kurar 1585 yılında kurar ve Levant Company 324 yıl Akdeniz ticaretine egemen olur. Akdemiz’in önemini keşfeden 25 yaşındaki Kraliçe Elizabeth’dir.

21.yüz yılda Akdeniz’i ABD yeniden keşfetti ve BOP Projesiyle bunu yürürlüğe koydu. Kuzey Atlantik Paktı’nın gemileri Akdenize inince 5 yıl geçmeden Rusya’nın Akdeniz’e inerek Suriye’yi korumayı üstlendiğini gördük. Rusya ile ilişki kurmayı bir yana bırakan AKP iktidarı ABD’nin önerisiyle Rus uçağını birkaç saniyelik sınır ihlali suçlamasıyla düşürerek aradaki olası ilişkilerin yok olmasını sağladı. Bir dış siyaset böyle yok edilebilir. AKP’nin yok etmediği ne kaldı diye sorabilirsiniz!

BOP eş başkanlığını da üstlendiği içindir ki, Güneydoğu Anadolu’muzda “açılım” safsatası, PKK’nın sürdürdüğü gerilla savaşına ortam hazırlamıştır AKP iktidarı.. R.T. Erdoğan birkaç gün önce açıkladı: Ordu ve güvenlik güç-lerine hoş görüyle yakınlaşılmasını, bildirmiştim!

Doğu Anadoludaki gerilla savaşının bir benzeri İkinci Dünya Savaşında hiçbir ülkede yaşanmış değildir ve kentler o ülkelerde böylesi tahribata uğratılmamıştı. Türkiye savaşa girmeden savaş koşullarını yaşamaya başlamış oldu. AKP iktidarının yanlış dış politikasının olumsuzluklarının nasıl giderileceğini acaba Türkiye düşünebilmekte midir? Bunun sorum-luluğunu ilerde nasıl karşılayacağını acaba tahmin edebiliyor mu? Biraz geriye dönelim ve ABD’nin ülkemiz için nasıl tasarım uygulamaya çalıştığını ve Türkiye’deki eşbaşkanına hangi görevin verildiğini görelim:

ABD’ de Atlantic Council’in Türkiye Raporu.

Council’in başkanı David L.Phillips’in Türkiye için hazla-

dığı ve 2009 yılında Başkan Obama’ya sunduğu raporda ülkemizde nelerin nasıl yapılacağın ilişkin öneriler var. Önce şu tümce ilginç ve AKP iktidarının uygulanmasını amaç aldığı; CHP ile MHP’nin karşı çıkmadığı da bir gerçek:

Türkiye’de Kürtlerin PKK’ya olan kamusal desteğini azaltabilmek üzere, Ankara Kürt kimliğini tanımak için ek adımlar atmalıdır, örneğin Anayasa’da vatandaş-lığın temeli olan “Türklük” tanımı ortadan kaldırılmalıdır.

PKK sorunu sadece bununla da çözülmez nihai çözüm PKK lideri ve kadrosu için af düzenlemelerinde yatmaktadır.

AKP’nin öngördüğü PKK için “Kürt Açılım” projesinin kaynağı ve Anayasa’da hangi hükümlerin yer almasına ABD’de Atlantic Council karar vermiş uygulanmasını da “Önümüzde iyi işler olacak “diyen Abdullah Gül Cumhur-başkanı açıklamıştı. R.T.Erdoğan da projenin eş baş-kanlığını üstlenmiş ve “bize bir görev verildi” diye-bilmiştir. Bir Başbakana TBMM dışında hiç kimse görev veremez. Muhalefetten bunu söyleyecek kimseye de rastlanılmadı.

Bununla yetinmiyor Atlantic Council:

ABD aynı zamanda Irak Kürtleri ve KYB (Kürt Bölgesel Yönetimi) ile de kuvvetli bir dayanışma içindedir, ABD’nin yönettiği “Operasyon Provide Comfort” birliği 1991 Körfez savaşı sonrasında onbinlerce Kürt’ün hayatını kurtardı,diyor.

Barzani ve Talabani öyle doğdular. Ülkemizde kırmızı halı üzerinde karşılandılar oysa Barzani değil teröristleri kediyi bile Türkiye’ye vermem diyebilmişti.

Aslında ABD’nin iki yüzlü dış politikasına karşı çözüm üretmek olanaklarımız daraltılmış görünüyor: CHP ve MHP içinde, acaba Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhu-riyeti Devletini korumanın bilinci yeniden yaratılacak mıdır bilemiyoruz. BOP’un güncelleştirilmiş Sevr sözleşmesinin kapsamı genişletilmiş ve Ortadoğu’da İslam Dünyası’nın ABD’nin silahlarıyla birbirlerini yok etmesi süreci başla-tılmıştır. Batı emperyalizmi 21.yüz yıl sonlarında İslam Dünyasında iç göç sorununu yaratan kepazeliğin baş sorumlusu ve kaynağıdır. İslam Dünyası, cehaleti, ihaneti ve cinayetleriyle Batı emperyalizmine bu olanakları bir birlerini öldürerek sunmaktadır. Ve Türkiye’mizde AKP iktidarı ülke kapılarını açarak uluslararası cinayete yardımcı olmaktadır. Ülkemize sığınan Suriye nüfüsun milyonları bulacağı ve beş-altı yaştaki çocukların 10 yıl sonra terörizmin kaynağı olmayacağını kim yadsıyabilir. Birkaç milyon dolar karşılığı ülke sınırları bu denli yol geçen hanı olabilir mi?10 yıl sonranın Türkiyesi bugünleri arayabilir! Çünkü geleceğin sorunları halkımıza bugünleri aratacak ve Geleceğin Türkiye’si bugünlerden daha karanlık olacaktır.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail