Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 110 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

KEMALİZMİN EKONOMİSİNE ÖZLEM

KEMALİZMİN EKONOMİSİ’NE ÖZLEM

Ali Nejat Ölçen

A-MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’TE EKONOMİ TANIMI

Mustafa Kemal’in 1923 İzmir İktisat kongresinin açış konuşmasında:

Devletimizin, yeni Hükümetimizin bütün esasları bütün programları iktisat programından çıkacaktır, demişti.

Bu sözünün kaynağını aslında daha önce şöyle açıklamıştı:

İstiklali tam için şu düstur var: Hakimiyeti milliye, hakimiyeti iktisadiye ile tersim edilmelidir. (çizilmelidir) Yegâne kuvvet, en kuvvetli temel iktisadiyattır. Siyasî ve askerî muzafferiyetler ne kadar büyük olursa olsun, iktisadî zaferle tetviç edilmedikçe ( donatılmadıkça) semere, netice payidar (sürekli) olamaz.

300 yılı aşkın sürede ekonomi dışı yaşayarak kaynak edinmeyi yayılmacı politikalara bağlamış Osmanlı devle-tinin yıkımı sonrasında kurduğu Cumhuriyet Türkiye’sinde Mustafa Kemal Atatürk, ulusal egemenliği, iktisat’dan bağımsız görmüyordu. Amasya tamimiyle başlayan ve 1930 İktisat Programı ile kesin biçimini alan siyasal ve ekonomik felsefenin ana çizgilerini Meclisteki konuş-masında şöyle tanımlamıştı:

TBMM, halkın ötedenberi maruz bulunduğu sefalet sebeblerini yeni vesait (araçlar) ve teşkilat (Örgüt) ile kaldırarak, yerine refah ve saadeti ikame etmeyi başlıca hedef addeder. Binaenaleyh, toprak, maarif, adliye, maliye, iktisat ve evkaf (bayındır) işlerinde ve diğer mesailde (sorunlarda) içtimai uhuvvet (toplumsal birlik-teliği) ve teavünü (yardımlaşmayı) hakim kılmak, halkın ihtiyaçlarına göre teceddüdat (yenilikleri) ve tesisatı vücuda getirmeye çalışacaktır. Bunun içinde siyasî ve içtimaî umdeleri milletin ruhundan ve tatbikatta milletin temayulat (eğilimleri) ve ananatını (geleneklerini) gözetmek fikrindeyiz. Binaenaleyh, TBMM, memleketin idarî, iktisadî ve umum ihtiyacatına müteallik (ilişkin) ahkâmı (yöntemleri) peyderpey tetkik ve kanun şeklinde tatbik mevkiine vazetmeye başlamıştır. (21 10.1920)

Gazi Mustafa Kemal’in hazırlanmasını istediği 1930 İktisadî Program’ın 3’üncü maddesi aslında iktisat ile hukukun bir bütün olmasını öngörmekteydi:

Adalet, devletin bütün hayat ve faaliyet şubelerinde olduğu kadar ve bilhassa iktisadî hayat ve faaliyetinde temelidir. En iyi kanunlar ve adil hakimler, iktisadî teşebbüs ve inkişafın da başlıca muhafızı ve müşevviki (özendiricisi) dirler

İktisat ve hukuk bütünselliği aslında Mustafa Kemal’in adalet içinde ekonominin gelişmesini öngörüyordu.. Belki de adalet, mülkün (devletin) temeli olmasını eksik buluyor devletin de adaletin temeli olmasını öngörüyordu. En iyi yasalar ve adil yargıçlar iktisadî girişimleri koruyacak ve özendirecekse, o devlet ister istemez adaletin temeli olacaktır. Böylece devlet’in yatırımları, adalet içinde ekonomik gelişmeyi sağlayabilmesi için “iktisadî planlama” yapmaya gereksinim duyulacaktı. Gazi Mustafa Kemal’in Birinci (1932) ve İkinci Sanayi (1935) Planlarında öngö-rülen yatırım projeleri, ayrıntılı fizibilite raporlarını temel alarak “gelir-gider” hesapları ile gerçekleşmişti.. Çünkü Gazi Mustafa Kemal, ilk kez Milli İktisat’ı yaratacak olan tasarrufu da millî olarak tanımlamış ve aşağıdaki ilkeyi öngörmüştü:

Millî iktisadın her şubede tesis, tevsî ve inkişafı için lâzım olan sermayenin en bereketlisi millî tasarruftur, demişti.

Mustafa Kemal Atatürk’te iktisat planla gelişmeli ve adalete dayanmalıydı. Adalet, iktisadı temeli olacaktı. Adil gelir dağılımı, adil ücret düzeyi nasıl sağlanabilirdi? O halde:

Milli tasarruf, yatırıma dönüştürülürken plan’a gereksinim duyulacaktı. Sanayileşmenin nasıl planlanacağını Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Mustafa Kemal Atatürk’ten öğren-mişti: Çünkü, Cumhuriyetin ilan edilmesinden önce devletin temel niteliğinin “planlı ekonomi” olması gereki-yordu. Nurullah Esat Sumer o: nedenle Türkiye’miz için “Ekonominin Kemalleşmesi” tanımını kullanmıştı. (Bakınız: N.Esat Sumer,Muasır İktisat Nizamı, Ankara,1945,-s.90) Grace Ellison da Türkiye için “Kemal Land” demişti.

İktisadî planla büyüme süreci içinde özel sektör oluşma-mışsa devletçi bir siyaset izlemek kaçınılmaz olacaktı. 1932 Sanayi Planının sunuş yazısında İktisat Bakanı Celal Bayar biraz da çekingen bir üslupla şu üç noktaya değinmekteydi:

1.Sürüp giden bunalım nedeniyle çözümü güçleşen döviz dar boğazını aşmak;
2.
Ham maddelerin dünya piyasasında gittikçe düşen fiyatları karşısında Türk işçi çiftçisine- kârlı çalışma alanları yaratmak;
3.
Genel konjonktür nedeniyle ihtiyaç olan araç ve gereçlerin çok uygun parasal koşullarla sağlanması.

Vedat Nedim, Kadro Dergisinin 9’uncu sayısında (1932) şunları yazmıştı:

İktisat Vekaletimiz, en çok vekil değiştiren vekâlet-lerimizden biridir. Biz bunu İktisat Vekâleti mekaniz-masındaki aktifleşme ihtiyacının bugünün şartlarına uymak zaruretinin bir ifadesi olarak görüyoruz”

Şevket Süreyya Aydemir de aynı günlede Kadro dergisinde 9’uncu sayısında:

Şimdili millet iktisadiyatı ancak devlet İktisadiyatıdır. Bunun içindir ki içtimai iş bölümünün, inkilabın gaye ve menfaatlarına uygun bir istikamette inkişaf ettirilmesi ve tanzim edilmesi ise başıboş bir inkişafın insiyaki (işgüdüsel) bir eseri değil, millî bir “iş planı” nın tezi ve mevzuudur” diye yazmış ve tümcesini şu sözlerle bitir-mişti: Türk inkilabı, Türk teşkilatçılarından bu planı bekliyor.

B-BEŞ BEYAZLAR EKONOMİSİ

O yıllarda Mustafa Kemal Atatürk “Planlı Ekonomi siyasetini, kendine yeterli iktisadın beş beyaz nesne ile sağlanacağını düşünüyordu: Un, Bez, Şeker, Kâğıt ve Çimento. Bu nesnelerin dışalımından ekonominin, önce-likle kurtarılması gerekiyordu. Osmanlı’nın 1913 -14 yılla-rında toplam dışalımın % 53.4’ünü bu beş beyaz nesne yutuyordu. Cumhuriyetin kuruluşunun 9’uncu yılında bu oran %31’e düşürüldü.

Çizelge-Beş Beyaz Nesnenin Dışalım İkamesi

...............................................1913-14........................ 1927............................... 1932
.........................................Milyon Mark ...............Milyon Tl.................... Milyon Tl

Toplam Dışalım.............. 518.3......................... 211.4.............................. 86.0
1.Tekstil..........................195.8.......................... 81.4............................ 19.8
2.Şeker ve ürünü........ 50.5.......................... 13.4............................... 3.0
3.Un (Buğday).......... 15.6.............................. 0.9.......................-
4.Kâğıt .................................7.9.............................. 5.1.............................. 2.6
5.Çimento................... 7.2.............................. 6.8............................. 1.4
Toplam ......................... 277.0 ....................... 107.6 ........................ 26.8
Oran .............................. %53.4 .................... %50.9 ................... %31.2

Kaynak: K.Hermann Müler, Wirtschaftliche Bedeutung der Bagdatbahn,Verlag von Bonsen und Maasch, Hamburg, 1917, Ayrıca:1934-35 İstatistik Yıllığı.

Çizelge-Başlıca Tğrketim Maddelerinin Dışalım İkame Siyasetinin olumlu sonuçları (1000 TL)

Yıllar ............ Pamuklu ........... Yünlü ......... Şeker ............ Çay ........... Pirinç ....... Tutarı ........... Dışalım (%)
1923.................. 48 20.................. 8 262........... 19 964.............. 907............ 1 854........... 79 277.............% 57.4
1926................ 64 850............... 18 824............ 12 712........... 1 510.......... 2 620........ 100 516................. 42.8
1929................ 53 354............... 15 819............ 12 106............ 1 628.......... 2 549........... 87 366................. 34.1
1932................ 16 739................. 3 056.............. 3 007................ 663............. 518 ............23 975................ 27.9
1934............... 13 569.................. 2 243................ 424................. 623.................. 16.......... 16 865................ 16.4
Kaynak: İstatistik Yıllığı,1934-1935

Öyle anlaşılıyor ki, dışalımla sağlanan tüketim nesnelerinin yurt içinde üretilerek döviz tasarrufu sağlanması yani dış ticaretin açık vermemesi amaç alınmıştı. Aşağıdaki çizelge bunu kanıtlıyor:

Dışalımın iç üretim artışıyla azalması, Mustafa Kemal Atatürk’ün TBMM’nin açılış konuşmalarında israrla üzerinde durduğu ilkelerin olumlu sonuçlar vermesini sağlamıştı. Örneğin: 1 Mart 1924 günlü TBMM’nin açılış konuşmasında

Memleketin maliyesini intizam, emniyet ve inzibat üzerine müess… hakiki bütçe tesisi, vergilerin islahı, her nevi israfata karşı daima mümanat ( sürekli karşı olmak).

1 Kasım 1933 TBMM açış konuşmasında:

Samimi bir bütçe ve hakiki bir tediye muvazenesine (ödemeler dengesine) dayanan paramızın fiilî istikrar vaziyetini kesin surette muhafaza etmek.

Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün yaşamını yitirmesinden 10 gün önce hasta yatağında hazırlayarak okunmak üzere Başbakan Celal Bayar’a verdiği metinde şunları yazmıştı:

Maliyemiz,denk bütçe,sağlam tediye,vergi sisteminin mükellef lehine islahı ve tahfif (azalması) ve millî paramın istik-rarının muhafaza prensiplerini tam bir sadakat ve muvaffakıyetle takip ve tatbik etmek..

Fakat ne yazık ki, Celal Bayar kendisi Cumhurbaşkanı olduğunda Demokrat Parti iktidarında Başbakanın uyguladığı enflasyonist ekonomi politikasına seyirci kalmış, dış alım savurganlığı, dış borç ödemedeki tıkanıklık ve girişilen alt yapı yatırımlarındaki kaynak yetersizliği o partinin son yıllarında toplumsal huzursuzluğa neden olmuş demokrasiyle bağdaşmayan şiddet önlemlerine başvurul-muştu. İttihat ve Terakki partisi “meşrutiyet”; Demokrat Parti de “Demokrasi” savıyla iktidara gelmiş Sultan Hamid- i aratan zulüm ve şiddet eylemleriyle Meşrutiyetin ve demokrasinin canına okumuşlardır.

Eski Maliye Bakanı Alptekin TBMM’nin “Hayalî İhracat” komisyonunda, “hoca” olmanın rahatlığı içinde şunları söylemişti:

Türkiye’de ödemeler dengesi Tanzimattan beri devam ediyor.(Her halde ödemeler dengesi açığı devam ediyor demek istiyor) İkinci Dünya savaşının başlangıcında bir bozuluyor 1950 seçimiyle Demokrat parti iktidarına…kadar.

(Bakınız:Türkiye Sorunları kitap dizisi. Mart 1994, sayı 2, s.60.A.N.Ölçen: Maliye Eski Bakanı Pakdemirli yanılıyor).

Ardaşıki Çizelge incelendiğinde Kemalizmin dış ticaret politikasında dışsatımın dışalımdan fazlalığının 1947 yılına kadar sağlandığı görülüyor.Dış ticareti açık vermeyen ekonomi yaratılmıştı. Mustafa Kemal Atatürk’ün oluşturduğu Kamu İktisadî Kuruluşları (KİT) lerin dışalımı önleyen, en aza indiren üretim gücüydü bu. KİT’ler yok bahasına yok edildiler!

Çizelge- Mustafa Kemal Atatürk döneminde dış ticaret dengesi korunmuştu

Yıllar.............................Dışalım Tl ................Dışsatım Tl. ...........Fark Tl.

............1930........................... 147 552..................... 151 452................. + 3 900
...........1932.............................. 85 980..................... 106 104................. +15 324
...........1934.............................. 86 784........................ 92 148.................. + 5 364
...........1936.............................. 95 532...................... 117 732............... +23 200
...........1938........................... 149 832...................... 144 948................. + 4 848
...........1940.............................. 68 928...................... 111 444............... +42 516
...........1942........................... 147 708...................... 165 036............... +17 328
...........1944........................... 164 940...................... 232 536................ +67 596
.......... 1946........................... 223 932..................... 432 096............. +208 164
...........1947............................ 685 008.................... 625 248................ - 59 760
...........1948........................... 770 148..................... 551 040.............. -219 000

Kaynak: Konjonktür,T.C.Ticaret Vekaleti, Yayın No.32 ve diğer sayılar,Rakamlar 1000 Tl’dır

C-MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN BİRİNCİ SANAYİ PLANII

a. Dokuma Sanayi:

Birinci Sanayi Planı (1932-33) dokuma ve metal üretimini temel almıştı. Örneğin 1923-1932 yılları arasında 10 yıl süreyle pamuklu dokuma sanayi toplam dışalımın % 24.7’si düzeyindeydi. Dış alım tutarı 54.7. milyon TL. karşılığı 23 ton idi. Birinci Sanayi Planında yıllık dokuma kumaş talebinin yurt içinde 5 fabrika yapımıyla karşılanması ön-görüldü.

Birinci Sanayi Planı’na göre bu 5 dokuma fabrikaları Bakırköy, Nazilli, Kayseri, Konya Ereğlisi, olmak üzere yapımı 18.5 milyon düzeyinde yatırımın 9.9 milyonu makine ve arac donanımı ve 4.1 milyonu da işletme sermayesi olarak düşünülmüş ve 3300 tezgâh ve 118 000 iğ’lik kapasite yaratılmıştı. Örneğin Nazilli bez fabrikasının yapımı 25.8.1935 de başladı 18 ay sonra işletmeye açıldı. Ereğli fabrikası yapımı 20.10.1934’de başladı 30 ay sonra üretime başladı. Yapımı 20.5.1934 de başlayan Kayseri bez fabrikası 27 ay sonra işletmeye açıldı.

Yurt dışında her yıl ortalama 8000 ton kendir karşılığı 4.5 milyon Tl. döviz harcanmaktaydı. Birinci Sanayi Planı’nda 6000 ton kapasiteli kendir fabrikası yapımı dışalımı yok etmek amacıyla öngörülmüştü.

b.Demir-Çelik Fabrikası

Birinci Sanayi Planının önemli bir ilkesi, sanayinin temel girdisi demir-çeliğin yurt içinde üretilmesi amaçlanmıştı. 1927-1932 döneminde 93029 ton demir-çelik karşılığı:

7 441 000 Tl. dışalım ve 32 574 ton demir ürünleri karşılığı (boru,cıvata,çici vb için) 2 553 000 Tl. dışalım yapılmış ve öylesi dışalımdan vaz geçilerek yerli üretimle gereksinimin karşılanmasına karar verilmişti. 1940 yılında üretimi başlayan Karabük Demir-Çelik fabrikasında iki yıl sonunda 37 408 ton çelik ve 9063 ton haddehane ürününün üretimi gerçekleştirildi. 1947 yılında bu rakamlarda çelik üretimi 101 727 ton’a ve haddehane ürünü de 71 981 ton’a çıkarıldı. (Bakınız: K.Apak, C.Aydınelli, M.Akın, Türkiye’de Sanayi ve Maadin, s.121)

c.Bakır Sanayi

Bakır sanayinde de dışalımdan vazgeçilmesi düşünülmüş ve fakat Ergani ile batı ve iç Anadolu’nun ulaşım bağlantısının olmaması, üretimin genişlemesini engellediği için 1917’de Ergani Bakır İşletmeciliği “İtibarî Millî Bankası”na dev edilmişti. Birinci Sanayi Planı’nda üretim kapasitesi 10 000 ton olarak öngörülmüş 4 yıl sonra bunun 24 000 tona ulaşması amaç alınmıştı. Öylelikle yurtiçi talep karşılanacak yaklaşık 10 000 ton da ihraç edilecekti. Nitekim 1937’de Türkiye’de ilk kez 1939’da bakır dışsatımı 6324 tona yükselmiş 1937-50 arasında yılda ortalama 6200 ton dışsatım geçekleşmiştir. (Bakınız: Konjonktür, Ekono-mik ve Ticaret Bakanlığı, 1949,s.72).

1937’de ortalama dünya fiyatı 100 İngiliz lirası olduğuna göre bakır sanayi yılda ortalama 750 000 Sterling karşılığı 2 milyon TL. döviz geliri sağlamıştır.

d- Selüloz ve Kagıt Sanayi

1927-32 yılları arasında yılda ortalama 21 525 ton kağıt ve ürünlerinin dış alımı yerine ülkemizde üretilmesi öngö-rülmüştü. İzmit’de 14.8.1934’de yapımı başlayan Kağıt fabrikası 1 yıl 8 ay içinde üretime geçerek kağıt dış-alımının %30’u ikame edilmiştir.(1936)

Yılda döviz tasarrufu: (21 525-15272)x185.15="1.2" milyon Tl. düzeyindeydi.

Kağıdın dışalım fiyatı 1938-40 döneminde kararlı durumda kaldığı 115.62 Tl/ton fiyatı 185.15 Tl.ye çıktığı için hesaplamada 185.15 rakamı kullanıldı.

e-Sun’i İpek Sanayi

1930 yılında 120 ton sun’i ipek dışalımı 3 yıl sonra 234 tona çıkmış ve 471 000Tl.karşılığı döviz ödenmişti.

1913 ‘de doğal ipek üretimi 27 000 tondam 1932’de 55 000 tona çıkarak iki katı artarken, yapay ipek aynı dönemde 5000 tondan 232 000 tona çıkmış 47 katı artışa uğramıştı. Bu bilgi yapay ipek üretim projesinin Birinci Sanayi Planına alınmasını gerektirdi.

f.Cam ve Porselan Sanayi

1927-32 döneminde yıllık cam ve şişe dışalımı yıllık 2.6 milyon Tl. düzeyindeydi. 780 000 TL.düzeyinde yatırım yapılarak ülkemizde Cam ve sanayini kurmak amaç alınmıştı.Örneğin:

1927-33 döneminde cam ve şise için döviz ödentisi 2 697 000 Tl iken 1934’ de işletmeye açılan fabrika sayesinde dışalımın %29’u ikame edilmiş ve sadece 1912 000 Tl. dışalım gerçekleşerek 785 000 döviz tasarrufu sağlanmıştır.

g.Kükürt Üretimi

Yılda ortalama 3700 ton kükürt dışalımı karşılığı 334 000 Tl. düzeyinde döviz harcaması söz konusuydu. Yüzde 40 saf kükürt taşıyan Keçiborlu prit yataklarının değerlen-dirilmesiyle döviz tasarrufu sağlanabilirdi. Daha önce “Compagnie des Mines et Metallurge” firmasına 1929 ‘da verilen üretim izni “İttihadı Maadin T.A.Ş “ ’e devr edilmişse de üretime geçilmediği için verilen izin 1932 yılında kaldırılmış ve kükürt üretimi birinci sanayi planının kapsamı içine alınmıştır. Bu amaçla 1934 yılında Sümerbank ile İş Bankası birlikte projeyi gerçekleştirmek amacıyla görevlendirildi. 1935’de ilk kez 2178 ton kükürt üretilmiş bu rakam 1950 yılında 6000 tona yükselmiştir. 198 000 Tl.olan yatırımın üretimi gerçekleştirecek işletme sermayesi 120 000 Tl.idi sağladığı net kâr daha ilk yılda 340 000 Tlye ulaştı.

h. Kimya Sanayi

Birinci Sanayi Planında Kimya sektörünün 3 önemli dalı ele alınmıştır: Zaçyağı,Superfosfat ve Sudkostik. Kurulacak tesislerin fazla net kâr sağlamayacağı anlaşılmış o nedenle beş yıllık yatırım programlarında ele alınması önerilmiş ve bu sonucu öğrenen Mustafa Kemal tümcenin yanına “O zamana kadar” notunu koymuş fakat ne yazık ki bu projeler onun döneminde gerçekleşmemiştir.

D-MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN İKİNCİ SANAYİ PLANI

İkinci Beş Yıllık Planın ayrıntılarına girmek ve özelliklerini anlatmak bu konuşmanın sınırlarını aşar. Ancak, eski bir planlama uzmanı olarak planın kapsamı içinde fizibilite raporlarından bilgi edinmiş biri olarak diyebilirimki, İkinci Sanayi Planı o dönemde hiçbir ülkede bu denli bilimsel düzlemde ele alınabilmiş değil. Hiçbir ülkede Sovyetler Birliği dahil, kurulması önerilen tesislerin yer seçimi, ve üretim kapasitesi ve teknoloji tercihi konuları bağlamında (İktisat öğreniminin okullara belletilmedi bir dönemde) “gelir-gider” hesapları yapılabilmiş değildir. Hatta 1960 sonrasının hiç birisinde planların bu ciddiyetle ele alındığı söylenemez.

Eğer daha sonraki iktidarlar döneminde İkinci Sanayi Planı’nda yatırım projeleri gerçekleşmiş olsaydı Tür-kiye’miz bugün çok farklı düzeyde olabilirdi. Örneğin Celal Bayar İktisat Bakanı olarak her iki planı TBMM’de sunmuş olmasına karşın İkinci Sanayi Planında “ Kütahya Azot Tesisi” ile “Et-Balık Kombinalayı” yatırımları ancak o siyasal parti iktidarının son döneminde (1959) ele alına bilmiştir.

İkinci Sanayi Planında :

1.Enerji
2.Petrol
3.Azot
4.Deniz Ürünleri yatırımı
5.Afyon Sanayi

Dallarına ilişkin yatırımlardan oluşmaktadır. Bunların toplam yatırım giderleri 93 milyon Tl. tutarında ve ayrıca 18.7 milyon Tl. işletme sermayesi söz konusu olacak ve 35 bin kişiye istihdam olanağı sağlanacaktı. Aşağıdaki çizelgede İkinci Sanayi Planında yer alan yatırımların sektörel dağılımı gösterilmiştir:

İkinci Sanayi Planında işletmeye açılan tesislerin ne kadar enerji tüketeceği de hesaplanmış 79 735 Kw enerji gereksinimi elde edilmişti. Çizelgenin son sütunu bnu gösteriyor. Yaratılacak ürünün yaklaşık 100.2 milyon olacağı ve %34’nün dışa satılacağı öngörülmüştü. Birinci Sanayi Planında dokuma sanayi birincil ağırlığı alırken İkinci Sanayi Planında (Çizelge de görüldüğü gibi) madencilik sektörü birincil önemdeydi. ..

Çizelge- İkinci Sanayi Planında Yatırımların Sektörel Dağlımı

Sektörler............. Yatırım .............İşletme........... Toplam........... Oran............. İstihdam............ Enerji
...................................Milyon Tl....... Milyon Tl......... Milyon Tl........... %................ Kişi........................ Kw

1.Madencilik........ 17.85.............. 5.55................ 23.40........... 21.0..................7 850................ 30 800
2.Kömür ..................17.45.............. 4.60............... 22.05............19.8.............. 21 250................. 34 000
3..El .Emeği......... 15.40.............. 0.30............... 15.70............ 14.1...................... 200......................... --
4.Ev yakıtı................. 3.00............. 1.00.................. 4.00................ 3.7...................... 500.................... 1000
5.Toprak ...................2.03.............. 0.25.................. 2.28............... 2.1...................... 300..................... 2000
6.Gıda Sani............ 7.99.............. 2.36................ 10.35............... 9.3................. 2 075..................... 3035
7.Kimya.................. 12.85............. 3.08................ 15.93............ 14.2................. 1 685...................... 6250
8.Demir makİ....... 4.20............ 0.94.................... 5.15.............. 3.9...................... 650..................... 1200
9.Deniz ulaş..........10.68................. - .....................10.68.............. 9.6......................... -.......................... 1000
10.Su Ürünler........ 1.85.......... 0.60................... 2.45.............. 2.2 ......................350......................... 250
Toplam ................. 93.30 ........... 18.68 .......... 111.98........... 100............... 35 000................. 79 735

İkinci Sanayi Planında üç temel sektörün fizibilite hesap-larını açıklamakla yetineceğim:

1.Sentetik Benzin Üretimi

Ülkemizde kömür bünyesindeki katranı nedeniyle “linyit” ten benzin üretilmesi temel alınmıştı. Kömür katranından benzin üretiminde , kömürün taşıdığı katran oranı “n” ve kömürün birim fiyatı “x” ile gösterilirse, üretilecek benzinin “F” fiyatının

F= 7.04+(0.113 X+0.113) /n olarak bulunmuştu.

Benzinin linyit’ten üretilmesi durumunda:

F=7.22+ 1.15 X denklemi elde edilmişti.

Yapılan hesaplarda birbirinden iki farklı üretim biçiminde Ereğli havzasının kömüründe katranı n= %10 az olduğunda linyit’ten benzin üretimi daha ekonomik çıkıyordu. Kireçlik,Alacaağzı kömürlerinde ise katran oranı n="%13" olduğu ve her iki sistemin birlikte uygulanmasının uygun olacağı anlaşılmıştı.

Kömürün kg. fiyatı X= 4 kuruş olduğu için linyitten üretilen benzisinin litre fiyatı F= 11.82 Kuruş çıkıyor ve fizibilite raporunda yer almaması gerektiği sonucuna Mustafa Kemal Atatürk şu tümceyle karşı çıkmıştı:

Memlekette sentetik benzin istihsalinin maliyeti dışalım CIF fiyatının üç dört katı misli olacağından , bir iktisat meselesinden ziyade millî müdafaa mevzuudur.

Kömürün katranı bugün benzin olarak değil baca gazları içinde havamızı kirletmeyi sürdürüyor.

b-Yunus Balıklarının Ekonomisi

Bugün Karadenizde, İstanbul Marmarasında yunus balığı kaldı mı? Hain avcılar tüfekleriyle hümanist yunus balıklarını yok ettiler. Mustafa Kemal Atatürk’ün İkinci Sanayi Planı’nda yunus balıklarının bilimsel yöntemlerle korunup üretime sunulması öngörülmüştü.

1931-35 döneminde yılda ortalama 45 000 yunus balığı avlandığı ve 1200 ton balık yağı çıkarıldığı ve 100 ton kadarının dışa satıldığı saptanmış ve kendi haline bırakılan bu su ürünleri kaynağı yatırım projesi haline getirilmiştir. Şöyle:

80 000 yunus balığından yılda 950 ton yağ üretilecekti. Bir ton balık yağının maliyeti 90.Tl olarak hesaplanmıştı. 80 000 deri elde edilecek ve “yunus balığı derilerinin dışa satılarak 80 000 Tl. döviz sağlanmış olacaktır. Eski bir planlama uzmanı Ali Nejat Ölçen yunus balıklarının derisinin dışalım ürünü olduğunu Mustafa Kemal Atatürk-’ün İkinci Sanayi Planından öğrendi..

c-Alkaloid Tesisi Projesi

Ankara’da üretim kapasitesi 12 000 ton üretim kapasiteli bir afyon fabrikasın kurulması öngörülmüştü Mustafa Kemal Atatürk 1925’de Sovyet Rusya’dan davet edilen P.Zhukovsky başkanlığındaki uzmanlar grubu 3 yıl süre ile ülkemizin tarımsal varlığını nitelikleri ile birlikte incelemiş, 885 sayfa tutarında rapor halinde hazırlamışlardı. Bu rapor sonraları Celal Kıpçak, Haydar Nouruzhan ve Sahir Türkistanlı tarafından dilimize çevrilerek 1951 yılında T.Şeker Fabrikaları kurumu tarafından yayımlandı. Türkiye afyonunun morfin olarak % 10-28 oranında benzer ülke-lerden çok daha ilerde olduğu anlaşılmış ve bunun tıp alanında sağlığa katkıda bulunması amacıyla İkinci Sanayi Planı’nda yatırım projesine dönüştürülmüştü.

Proje yılda 120 ton afyon işleyerek 12 ton baz morfin üretecek ve yatırım 600 000 Tl. düzeyinde gerçekleşecek ve işletme geliri de yılda 400 000 Tl.olacaktı.

Bu yatırım projesi de unutulanlar arasında kaybolup gitti. Basında çıkan bir haber doğuysa tesisin ilk işetilmesinde sabote edilerek üretimin gerçekleşmesi önlenmiş.

Osmanlı Dış Borçların Ödenmesi

14 Aralık 1932 günü Paris Büyükelçiliğimiz ile “Alacaklılar” arasında yapılan anlaşmada 1 altın Tl. 112,2 Fransız Frankı değerinde olmak üzere Türk Hükümeti adına 7 979 500 altın Tl. düzeyinde dış borç yükü hesabı çıkarılmıştı. Osmanlıdan Cumhuriyetimize yüklenen bu dış borç hesabı 1943 yılına kadar tümü geri ödenmiş oldu. Cumhurbaşkanının eşi bayan Emine Erdoğan 90 yıllık enkazı kaldırırken bu borçları da acaba kendileri mi ödediler!

İlk Uçak Üretimi.

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Gelecek Göklerdedir” özdeyişinin uçak sanayi ilk uygulama alanıdır.16 Şubat 1925’de Türk Tayyare Cemiyeti” (sonradan Türk Hava Kurumu’na dönüştürüldü) Kayseri’de Millî Savunma Bakanlığı tarafından uçak fabrikası kuruldu ve bir yıl sonra (1926) Eskişehir’de onarım işlerini üstlenen bir tesis oluşturuldu. 1938’de Nuri Demirağ tarafından İstanbul’un Beşiktaş’ın deniz kıyısında uçak fabrikası kuruldu. Bu girişimler Türkiye’nin sanayileşmesini sadece yerde değil gökte’de gerçekleştirmek istediğinin kanıtlarıydı.

Tüm güçlüklere ve basında çıkan eleştiri yazılarına karşın 1948 yılında 200 uçak yapımı Millî Savunma Bakanlığının gereksinmeleri amacıyla gerçekleştirildi. Yerli yapımı gerçekleşen uçaklar arasında, iki motorlu hasta taşıma uçağını da saymak gerekir. Danimarka bunlardan birini satın almış yeni siparişler vermişti. Ayrıca altı kişi taşıma kapasitesinde çift motorlu 5 uçak üretildi. İki kişilik metal gövdeli akrobasi uçağı da Etimesgut’ta üretildi.1947-49 yılları arasında Milli Savunma Bakanlığının 253 uçağı bu tesislerde onarılmış ve bakımı yapılmıştır.

4 silindirli hava soğutmalı 145 beygir gücünde yılda 200 adet “Gipsy Major 10” modeli uçak motoru yapımı gerçekleştirildiği bir dönemde “Türkiye’de uçağa değil traktöre gereksinim vardır” denilerek 1952 yılında tesisler kapatıldı ve daha sonra traktör fabrikasına dönüştürüldü. “”Uğur” tipi 30 adet uçağın Türkiye’den satın alındığı bir dönemde kendi sanayini baltalayan bir ülke var mıdır bilemiyoruz. Ülkemizde uçak sanayi de Mustafa Kemal’e ihanetin örneklerinden birini yaşamıştır. Onun Birinci ve İkinci Sanayi Planlarında “Alkoloid, Azot, Sentetik Benzin, Et-Balık Kombine projeleri nasıl unutulmuşsa O’nun Sanayi Planları ile sanayileşmemiz de yok edildi. Bugün Türkiyemiz yabancı sermaye ile kurulan AVM ticaret ülkesi olmuştur.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail