Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 111 Geri Tavsiye Et Yazdır

İNANÇ NEDİR?
M.TINAS TİTİZ

İNANÇ NEDİR?
M.Tınaz Titiz

Bir şeyin ne olduğunu anlamak için kısa yol onu tanım-lamaya çalışmak ise de bu her zaman kolay olmayabilir. Özellikle de zaman içinde farklı anlamlar yüklene yüklene (hatta anlam yüklenmeksizin) iyice buğulu hale gelmişse. Demokrasi, egemenlik, eğitim, laiklik bunlardan sadece birkaçı.

Hele bu sis içindeki kavram, dini içerikli olduğu için sorgulanamazlık (ezber) zırhı ile de korunmuşsa, her isteye-nin istediği anlama çekebileceği bir joker kavram ortaya çıkıyor. “İnanç” böylesi çok yönlü bir sözcük.

. Tüm siyasal İslamcı örgütler her ne yapıyorsa inançları gereğince yapıyorlar.
. Başlarını örtenler, burkaya bürünenler, açanlar ya da hiç giyinmeyenlerin de gerekçesi yine inançları .
. Hakühukuk gözetimin de yiyenin de gerekçesi inan. Liste uzatılabilinir.

er bir şey bu denli farklı tutum ve eylemlere, hiçbir açıklamaya ihtiyaç duyulmaksızın referans olabiliyorsa bu, o şeyin tanımlanması gerektiğinin bir kanıtı sayılabilir. Ama bu denli likit hale gelmiş bir kavramı doğrudan tanımlamaya çalışmak yerine, ancak birkaç kenar çizgisini çizmeye çalışıp olabildiğince dar bir alana sıkıştırmakla işe girişile-bilir.

ÇEÇEVE ÇİZGİSİ 1

İnanç özneldir. Her kişi için tanımı, farklı olabilir. Her kişinin kendi özelindeki evren tasavvuru içinde “cevabının öyle olduğundan” emin olduğu sorular bulunduğu, hatta evren tasavvuru çerçevesinin bu soruların yanıtlarıyla sınırlı olduğu söylenebilir.

Serbest bırakılan cismin niçin yere doğru hareket ettiği yeni çağın başlangıcının hangi olay olduğu, Batı ülkelerinin niçin geliştiği, ölen bir kimsenin daha sonra ne olacağı, yapılan - iyi ya da kötü- bir eylemin karşılığının ne olduğu ve binlerce soru.

ÇERÇEVE ÇİZGİSİ 2

Evren tasavvurunu oluşturan sorunun cevaplandırılması için iki yoldan birisi, aracı, gözlemlere dayalı akıl yürütme olan müspet bilim yolu;diğeri ise daha önceki bilgi, gözlem, akıl yürütmelerinin de eşliğindeki sezgilere dayalı inanç yolu.

Müspet bilimin tanımlayabildiği evren tasavvurunun sınırları sabit olmayıp giderek genişlemektedir. Ama bunun nereye kadar varacağı, vardığı yerin gerçeğin ne kadarını kapsadığı, hatta gerçek diye bir şeyin olup olmadığına bilimin verebildiği alçak gönüllü yanıt “bilmiyorum”dan ibarettir. Sınırları dışındaki tüm olasılıklar için verebildiği cevap budur. Hatta sınırları içinde bulunupta bilindiği varsayılanların mutlak doğru olup olmadığı konusundaki cevabı da aynıdır.

Serbest bırakılan cismin (bir gezegen ürerinde) yere doğru hareket etmesinin nedeninin adı “yer çekimi” denilen ve fakat ne olduğu bilinmeyen bir etki olduğu, düne kadar bilimin cevabıydı. Bugün, sınır biraz genişlemiş ve her cismin, çevresindeki uzayı - kütlesiyle orantılı biçimde -büktüğü, bu nedenle de bırakılan cisimleri yokuş aşağı iten bir kuvvetin (yer çekimin) oluştuğu noktasına gelmiştir. Ama bu defa da bilim, cisimlerin çevresindeki uzayı niçin büktüğüne “bilmiyorum” cevabını veriyor.

İnanç yolu ile verilen cevaplar çok çeşitli olabilir. Tüm cisimlerin kaynağının tek (ve Allah olduğu) ve bu nedenle tüm cisimlerin kendi kaynaklarına dönme eğilimi içinde oldukları gibi bir cevap olabileceği gibi ”bilmiyorum ve merak ediyorum ” ya da “biliyorum ve Allahın işlerine karışmayı doğru bulmuyorum” da olabilir.

ÇERÇEVE ÇİZGİSİ 3

Sezgilerimizn doğası tam olarak bilinmiyor. Çeşitleri seperator tavırlar (1) aracılığıyla, kendimizi, parçası olduğumuz evrenden - çeşitli sızdırmazlık derecelerinde- yalıtmadığımız takdirde, oluşan duru zihin ortamı’na bazı sızıntılar olabilir.

Bu sızıntıların gerçekliğin bir parçası mı yoksa kuruntudan mı ibaret olduğunu gösterebilecek araç “gözlem ve akla dayalı” bilim yoludur. Akıl ve sezginin bu şekildeki bir döngü içinde birbirini besleyip denetlenmesi (2) evren tasavvurlarına ek girdi gelebilir. Bu yapılmayıp, akla geliverenler denetimsiz kullanılarak inşa edilen evren tasavvurlarına ancak hezeyan denebilir. Bu tür hezeyanlar kişi sayısı kadar çok olabileceği için, hemen her konudaki kargaşanın kaynağını oluştururlar. İslam da dahil tüm dinlerde görülen bu parçalanma ancak o dinlere ait öğretilenin temel ilkelerine dönüş yoluyla önlenebilir.

ÇERÇEVE ÇİZGİSİ 4

Zaman içinde inanç kavramının dokunulmazlık (sorgulana-mazlık) kazanması, her tür keyfiliğe hatta eğriliğe kılıf olarak kullanılabilmesine yol açmıştır. Bu şekildeki (yani sorgulamaya kapalı) inançların siyaset, ticaret ve sosyal alanlarda istismarı yoluyla çeşitli eğri amaçların gerçek-leştirilebilmesi için son derece kullanışlı bir alet ortaya çıkmıştır. Buradan çıkarılabilecek bir sonuç, inançların birer keyfilik örtme aracı olmadığı, belirli aklî süreçlerin sonunda ortaya çıkmış olabilecekleridir.

Bu çizgilerin arasında kalan alan yine de özneldir ama keyfî değildir. Herkesin kendi kapasitesi uyarınca çaba harçayarak yürütmesi gereken süreçlerin sonunda oluşturacağı evren tasavvurları içinde neyi nasıl açıkladığı ve hangi nedenle “sorunların cevaplarının öyle olduğuna” inandığını açıklaya-bilmelidir. O halde, cevaplanmak istediği sorunları olma-yanın inancı olabilir mi?

Dip Notlar

(1)“dire aşısı” ve”övünme aşısı”. http:// wp.me/p216mi-1W0
(2)”Akıl ve Sezgi Sarmalı”.http://wp.me/p216mi-Zu

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail