Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 112 Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE SÖYLEŞİ

Harun ÜNLÜ

Ey Yüce gönüllü Sokrates! Bugün, Türkiye Sorunları dizisinin 111. Sayısı geldi. Bu diziyi Sayın Dr. Ali Nejat Ölçen, hiç aksatmadan aylık olarak hazırlıyor ve hiçbir karşılık beklemeden yüzlerce insana gönderiyor. Bu bir hizmet mi, yoksa bir görev mi? Zor bir soru. Ama yanıtlamaya çalışacağım. Sözcük anlamı olarak birbirine yakın duruyor gibi görünmesine karşın aralarında önemli ayrılıklar vardır. Hizmet sizin anlayışınızda bir karşılık da içermektedir. Bir hizmet eden varsa bir de hizmet edilen vardır ve hizmet edilen statü olarak üstte yer alır. Yani burada bir eşitlik yoktur. Hizmet alttan üste doğru yürüyen ve bir bedeli olan işlerdir. Bu bedel birçok farklı şey olabilir. Paradır, eşyadır, ödüldür ya da cennettir. Belki görev için de aynı şeyler geçerli diyeceksiniz ama ben burada “görev”i bir bilinçle tartışmayı yeğliyorum. Nasıl yani? Bilinç, her şeyden önce bir sorumluluğu içinde barındırır. Sorumlu birey, kendi çıkarlarını öteler. Beklentileri toplumsal ve daha da ileri evrenseldir. Bu durumda o bilinçli birey, kendisinde var olan birikimi, deneyimlerini, öngörülerini gücü oranında topluma sunmakla görevlidir.

Bunu yaparken şunu düşünür: “ Eğer toplum kazanacaksa zaten ben de kazanmış olacağım”. Tarihe bakıldığında da bu görülecektir. Dünyaya yön veren insanların hiç biri önceliği kendisine vermemiştir. Ama karşılığını tarihe adını yazdırmakla en büyük ödülü almıştır. Ve onlar, yaptıkları işi bir hizmet olarak değil bir görev olarak tanımlamışlardır, çünkü bilinç düzeyleri yüksektir. Peki, bizde böylesi insanların sayısı neden çok az? Bu, toplumu yönetenlerin bir sorunudur. Eğer toplumu yönetenler bencil, çalıcı, yiyici, hodbin, acımasızlar ise toplumun bilinçlenmesini istemezler. Onlar, daha çok tutsak aklı severler. Tutsak akıl ise bilinçsizdir ve günlük yaşar. Tutsak akıl korkaktır ve sorumluluk almaktan sakınır kendini.

Bu tip toplumların da en belirgin özelliği tanrısal akla itaat ettirilmesidir. Yönetenler, bilinçsiz bir toplumu sorunsuz yönetebilmek için tanrısal aklı dayatırlar ki bu da insanın gelişememesi, aklını kullanamaması anlamına gelir. Sonuç olarak bu sorunun yanıtını sizi yönetenlere bakarak kendiniz bulabilirsiniz. İyi de bizi yönetenler her zaman “hizmet” ettiklerinden dem vururlar. Buna ne diyeceksiniz? Dedim ya! Hizmet eden varsa hizmet edilen de vardır. Hizmet edilen, hizmet edenden üsttedir ve daha rahat yaşar. Bu durumda size hizmet ettiğini söyleyenlerin siz yalın yurttaşlardan farklarının olmaması; dahası, daha az gelirle yaşıyor olmaları gerekmez mi? Bunu görmek için çok emek gerekmiyor. Bakın çevrenize, kim kime hizmet ediyor ya da ettiriliyormuş görürsünüz. O zaman bizi yönetenler yalan söylüyorlar, öyle mi? Haydi çocuk! Onu da bana söyletmeye kalkma, olmaz mı? Tamam öyleyse Sokrates. Onu da ben söyleyeyim: Bizi yönetenler yalancı. Oldu mu şimdi? Hah işte! Bunu bulduğuna göre bunu topluma anlatmak senin görevin. Buradan başlayabilirsin. Kolay gelsin.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail