Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 112 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SY:RIZA ZELYUT’A SUNUM: YENİÇERİLER SORUNU

Ali Nejat Ölçen

Sayın Rıza Zelyut, Aydınlık gazetesinin 26 Mayıs 2016 günlü yazınızda “Yeniçeri ordusunun Padişah 2.Mahmut 1826 yılında tam bir katliam yapılarak yok etmiştir” konusundaki kanaatını-zın tarihsel gerçeklerle örtüşmediğini bilginize sunmaya gereksinim duydum. Yeniçeri ordusu hiçbir zaman Saray’a karşı olmamış Saray’dan ulufeler eksik gelince ayaklanma-yı huy edinmiştir.

Yaklaşık 1350’li yıllarda kurulan Yeniçeri Ordusu belirttiğiniz gibi, Osmanlı sarayına bağlı olmakla birlikte saraya karşı ilk zamanlar kuvvetli bir denge unsuru olmasının nedeni, “Hacı Bektaşi Veli kültürü”nün sonucuydu. Fakat kısa bir süre sonra bu kültürünün 150 yıl geçmeden sönümleştirildiği görüldü. Örneğin, 1481 yılının 13 İlkbaharında Beyazıt II, taht’a çıkmak üzere “Istanbul’a 4000 süvariyle girdiğinde, Saray kapısında Yeniçerilerin kendisine sunduğu bir dilekçeyle karşılaşır. Ne var ki Yeniçerilerin bir önemli isteği Sadrazam Mustafa Paşa’nın ödenek artışına karşı çıktığı için sürgüne gönderilmesini isterler ve bu istekleri kabul görür. Ayrıca önceki Sadrazamı öldürdükleri ve de şehri yağmaladıkları için özür diliyor, sundukları dilekçede ödeneklerinin arttırılmasını da öneriyorlardı. Bu isteklerin tümü kabul edilir.(1).

O günden sonra da bu yöntem, ”cülus bahşişi” olarak uygulanmaya başlanır ve kimi zaman bahşiş’in yetersizliği Yeniçerilerin ayaklanmalarının neden olur. Beyazit II’den sonra Selim I’de bahşiş ödenmesi için Yeniçerilerin baskı-sına uğramış fakat, bunu kendi isteğiymiş gibi uygulanmasını sağlamıştı.

Kanunu Sultan Süleyman’ın ölümünden sonra Selim II’nin taht’a çıkışında (1566) Yeniçeriler, bahşişi yetersiz bularak Sarayın ikinci avlusunda kapıları kapatıp Selim II’nin taht’a çıkmasına engel olmaya çalışırlar.

Osmanlı devletinin ünlü Tarihcisi Naima, “Murat III’ün taht’a çıktığı gün iç Hazine’den 7 kere yüz bin altın alınıp “Esnaf-ı Askeriye”ye dağıtıldığını yazar (2). İç Hazine bu yolla boşalınca Hayrullah Efendi’nin verdiği bilgiye göre “100 dirhem (327.5 gr) halis gümüşten 500 Akçe kath ve darb olunmak kanun-ı devlet iken 100 dirhemden 2000 Akçe kath olunmakla iki tür Akçe ortaya çıkmış oldu, Yeniçeri ve Sipahiler zayıf Akçe’ den paralarını almak istemezler. Hatta Sipahiler Hümayun’a kadar girerler ve Sikke Nazırı ile Defterdar Mahmut Efendinin idamında israrcı olurlar”.Hayrullah Efendi’nin verdiği bilgiye göre “Mehmet Paşa verilmezse biz kendimize padişah dahi buluruz”derler ve ikisinin de kelleri Sipahilere teslim edilir (3). Osmanlı tarihcisi Peçevi aslında Yeniçeriler’in Osmanlı’nın içişlerine karıştığını kanıtlayan belgelere ver vermişti. Örneğin Sadrazam Hafız Paşayı Babı Hüma-yun’dan çıktığında atından indirip soyarlar ve ertesi gün Padişahı taht’ı ile dışarı çıkararak, Hafız Paşayı siyaset meydanında Padişah Murat IV gözleri önünde hançerleyip öldürürler. (4).

Ramazanın ilk günü (dinsel önemli olan ilk gününde 3.4.1631) Defterdar Mustafa Paşayı da gizlendiği yerden alarak Atmeydanında Padişahdan edindikleri ferman ile katlederler (5).

Ulüfe isteği Savaş alanlarına da yansımıştır. Örneğin Genç Osman II’nin Lehistan seferinde (yıl 1620) Yeniçeri ve Sipahilerin, savaşmak için kişi başına 1000 Akçe dağıtılması gerekmişti. Bu konulardan ilk yakınan kişi tarihçi Naima’dır. Örneğin, Dimitri Kantemir de Sadrazam Siyavuş Paşa bahşiş dağıtmadığı için nasıl hunharca öldürüldüğünü ve cesedini sokağa attıklarını anlatır. Ayrıca Siyavuş Paşa’nın Sarayındaki kadınlar katına girerek, Türk-

lerde bugüne kadar duyulmamış bir olay, yani sadrazamın karısı ve kızkardeşinin burunları, elleri ve bacaklarını keserler onu çıplak olarak sokağa atarlar. Bununla da yetinmezler kentin sokaklarına dalarak sanki herkes sadrazamın suçuna ortakmış gibi önlerine çıkanı öldürürler (6).

Dimitri Kandemir’in kitabının 2’nci cildinde ulufelerin sahte para ile dağıtılmasının neden olduğu ayaklanmadan da söz etmektedir: Durumu öğrenen Yeniçeriler, Padişah Murat III’ün Sarayını kuşatırlar, 1594. Padişah Sarayda tüm odacıların ve baltacıların silahlanmaları buyruğunu verir henüz derlenmeyen Yeniçerilere saldırırlar ve 317 Yeniçe-rili öldürülür, arta kalanlar evlerine kaçarlar (7).

Ne varki Davut Paşa İstanbul’da Yedikule yöresinde Sultan Genç Osmanı boğdurur (1622-1623), kulağını ve galiba burnunu keserek Zihinsel yetersiz ikinci kez padişah olan Sultan Mustafa’nın annesine gönderir (8).

Cülus bahşişleri Osmanlı ekonomisinde enflasyonun da kaynağı olmaya başlamıştı. Yeniçerilerin bahşiş istemeye ilişkin zorbalıkları, sınırlı kalmamış; ulufe dağıtılmadığı için Yeniçerilerin savaş dışı kaldığını Naima, bugünkü dile çevirdiğim yazısında şöyle anlatır:

Temişvarda sözü geçen nehirde Murat Paşa Diyarbekir Beylerbeyi ve Halep Beylerbeyi Mahmut Paşa ve Sinan Paşa, her biri boyunduruğa girip top çektiler, halkı gayrete getirmek için meşakkati göze aldılar… Asker gördü ki, Tisza nehrinde yiyecek gemilerinden eser yok. Budin’e gitmek sözü bile asker dilinde bir bahane olup, güçsüz kalan asker galeyana gelip Serdar’ın (Komu-tan’ın) otağını yıkıp vura vura başını taşla yarıp kolunu berelediler. Subaylar yetişmese vücudunu parça parça edeceklerdi…Budin’e gitmekten feragat edip Szegede doğru (Zigetvar’a) yöneldiler (9).

Peçevi tarihinin 2.cildi (s.204) Sofu Sinan Paşa, Halep Beylerbeyi Mahmut Paşanın boyunduruğa girerek top çektiğinden söz eder. Osmanlı ordusunun komuta heyeti (Paşalar) top arabalarının boyunduruğu ile Tisza nehrinden geçmesini sağlarken Yeniçeriler seyirci kalmıştı. Osmanlı devletinde Yeniçeri ordusu 1480 yılından itibaren ne Devlete ve de topluma sahip çıkmak şöyle dursun sadece kendi çıkarını koruyan zorbalıklarıyla devlete yük olmaya başlamıştır. Savaş gücünü yitirmiş ve Mahmut II dönemin-

de Batı’nın gelişmesine uygun yeni bir Ordu yapılanması gereği doğmuştu.

Osmanlı Devletinde ilk 150 yıla utkuların kazanımında yarar sağlamış Yeniçeri Ordusu ilk kez, Mahmut II döneminde buna “çare aramanın” nedeni olmuştur. Selim III zamanında gerçekleşmesi önlenen yeniden düzenleme gereksinimi Mahmut II döneminde uygulanabilmişti.

14 Kasım 1808 gecesi Osmanlı devletinde bir dönüm noktasıdır. Yeniçeriler, Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa’nın konağını bastılar. Konağın damını delmekte olan Yeniçerileri gördüğünde patlattığı barut fıçısıyla intihar etti. Bunun üzerine, Defterdar Tahsin Efendi ile Umur-ı Cihadiye Nazırı Behiç Efendi İstanbul’a kaçarlar, ve Sadaret Kethudası Mustafa Refik Efendi Yeniçeriler tarafından parçalanır. Yeniçerilerin katliamı denilen olayın sorumluları yine,

Yeniçeriler idi ve de Mahmut II’yi taht’dan indirmeyi amaç almışlardı. Kadı Abdurrahman Paşa Sekban-ı Cedit askeriyle Topkapı Sarayı’nı savunuyordu. Abdurrahman Paşa, 3000’den fazla Yeniçeri ve diğer ayaklananları kılıçtan geçirir. Bu sırada donanma top ateşiyle İstanbul’da binaların yıkılmasına neden olmuştu. Bu olay Yeniçeriler-in Osmanlı Devletinin sırtından atılması kararının başlangıcını oluşturdu.

Yeniçeri Ocaklarının kaldırılması, Sadrazam Benderli Mehmet Sırrı Paşa zamanında gerçekleşebildi. Mahmut II “yeni bir askeri sınıf kurulduğunu ve Avrupa tarzında üniforma giydirilen bu yeni ordu için 11 Haziran 1826 ‘da “eğitim programı”nı uygulamaya başlattı. Bu olay Yeniçeri Ocağının (Ordu iken Ocağa dönüşştü) ayaklanmasına neden oldu ve Etmeydanında toplanarak gösteriye baş-ladılar. Ulemayı da yanına alan Mahmut II, Sancak-ı Şerif’i çıkararak halkı Yeniçerilere karşı savaşmaya çağırdı Yeniçeri dışında kalan tüm Ocaklar, Padişah’a bağılıklarını bildirdiler. Aksaray’daki Etmeydanında bulunan Yeniçeri kışlaları top ateşine tutulur. 6000’den fazlası yaşamını yitirdi. 20000 kadar isyancılar tutuklanır. 16 Haziran 1826’da Asakir-i Masnure-i Muhammediye adlı yeni bir ordu kurulur. (10). 55 yıl sonra da Muharrem Kararnamesi

ile Osmanlı Maliyesine Düyunu Umumiye İdaresi el koyar.Yıl 1881 Osmanlının para basma yetkisi elinden alınır.

Sayın Rıza Zelyut, bu satırlarımla zamanınız israf etmiş oldum, özür diliyor, Sizi incitmediğim umuduyla saygı-larımı sunuyorum. 30.5.2016

Dip Notlar:
1-
Joseph von Hammer, Osmanlı Tarihi,cilt 1 çeviri: Prof. Dr.Abdülkadir Karaman, 1966,s.196.
2-
Naima Tarihi, s.107 ya da Hayrullah Efendi, cilt 13.
3-
Hayrullah Efendi,Devlet-i Osmaniye Tarihi, cilt 13,s.49-50.
4-
Peçevi İbrahim Efendi, Peçevi Tarihi, cilt 2, Hazırlayan Prof.Dr. Bekir Sıtkı Baykal, Kültür ve Turizm Bakanlığı, 982,cilt 2,s.394.
5-
Peçeci,a.g.a,cilt 2,s. 396
6-Dimitri Kandemir, Osmanlı İmparatorluğn Yükseliş ve Çökü
şü,çeviri: Özdemir Çobanoğlu ,1980,cilt 3,s.169
7-
Dimitri Kandemir, a.g.e,cilt 2,s.138-139.
8-
Peçevi, cilt 2, s. 362
9-
Naima Tarihi, cilt 1,s.195. Ayrıca Ali Nejat Ölçen, Kendini Yokeden Osmanlı,2.baskı, İmaj Yayınevi, 2008, s.125
10-http://tr.wikipedia.org/wiki/Vaka-i_Hayriye.

****
Sy.Rıza Zelyut’dan bu iletime iki tümceyi geçmeyen yanıtında “Osmanlı dü
şünce sisteminin etkisi altında yanıt verdiğim” biçimindeydi. Yazdıklarımın doğru mu yanlış olduğu onu ilgilendirmiyor “inancı”nı koruyarak bana yanıt gönderiyordu.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk Tarih Kurumunu kurarak 1931 yılında yayımını sağladığı TARİH kitabından kimi gerçekleri kendisine sunmaya gereksinim duydum:

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail