Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 112 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SY.RIZA ZELYUT’IN YANILGISI SÜRÜYOR

Ali Nejat Ölçen

Yeniçerilerin Mahmut II zamanında ortadan kal-dırılması konusundaki (kaynağını belirttiğim) bilgi-lerin doğru ya da yanlış olduğunu incelemeden “Osmanlı Egemen kesimin belirlediği cizgide düşündüğüm” kanınız, kanımca bir önyargıdır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Tarih Kurumunu Kura-rak, aralarında “Akcuralı Yusuf, Dr.Reşit Galip, Afet Hanım, Şemsettin (Günaltay) ın da bulunduğu 13 seçkin üyenin hazırladığı 1931 yılında Talim ve Terbiye Dairesince 25000 adet basılan Tarih kitabı, “Osmanlı egemen kesimin düşüncesi” ile mi yazılmış olabilir ! Size o kitapta Yeniçerilere ilişkin düşüncelerin neler olduğunu sunmaya gereksinim duymaktayım:

Sayfa 14: İlk defa (Murat I-1339-1359 zama-nında. a.n.ö) ancak 1000 çocuk devşirilmişti. Yeniçerilik için çocuk vermek Hıristiyanlara tahsis edilmişti.

Sayfa 52:Yeniçeri nizamına göre hassa askeri, ancak hükümdarların bulunduğu harplere iştirakle mükelleftiler. Kanunî Süleyman za-manında bu usul değiştirildi ve binnetice seferlere gitmek mecburiyeti kalktı. (ulufe karşılığı gitmeye başladılar .a.n.ö)

Sayfa 63:Süleyman I devrinde inzibatı bozul-maya başlamış olan yeniçeri ve sipahi ocakları devletin hakikî hakimi kesildiler. İstedikler adamları sadaret mevkiine getirmek, harp-lerin sevk ve idaresine hakim olmak, isteme-dikleri padişahı indirip, istediklerini çıkarmak gibi hareketlerle devlet idaresinde bir anarşi hasıl ettiler.

Sayfa 80:Saray kadınlarının, vezirlerin, ulema sınıfının mebzul para vererek şahsi veya zümrevi menfaatlerine alet ettikleri sipahi ve yeniçeriler şiddet ve çür’etlerini ve an’anevi cesaretlerini düşmana karşı değil dahili ve siyasi cidallerde sarf ediyorlardı.

Sayfa 89: Selim III zamanında (1789-1808) ordu ve donanmanın ciddi bir surette, Avrupa askerî sanayi ve teşkilatına göre tanzimine tevessül olundu. İsveç ve Fransa’dan mühen-isler getirildi… Bu Fransız muallimlerin neza-

reti altında 800 kişilik bir topçu müfreze ile

bir süvari kıtası ve bir piyade taburu teşkil edildi. Bunlara “Nizamı Cedit Askerî” namı verildi (1796).

Sayfa 94: Kıyam bütün askeri ocaklarına sirayet etti. İstanbul halkının mühim bir kısmı da ihtilalcilere iltihak etti. Nihayet ihti-lalciler muvaffak oldular. Selim III hâl edildi (öldürüldü) yerine amcazadesi Mustafa IV geçirildi. Nizamı Cedit lağv olundu; nizamı Cedit kıyafetinde görülen bazı zavallılar da öldürüldüler. (Kim öldürüyor, Yeniçeriler! A.N.Ö)

Sayfa 98: Yeniçeri ulufelerinin alınıp satıl-masında, maaşların kırdırılmasında Fenerli sarrafların rolleri mühimdi; bu cihetle yeni-çeri ocaklarının ıslahına dair teşebbüs-lebin muvaffak olmaması yapılan gürültü ve ihtilâllerde Fenerlilerin müfsitlifleri az değil-di.

Yeniçerilerin ulufelerini Fenerli sarraflara satarak para piyasasına da el atmış oldukları anlaşılıyor!

Sayfa 103:Selim III zamanında başlanan askerî ıslahat, müteşebbislerinin tam mukaffa-kıyetsizlikleriyle hitam bulmuştu; fakat eski askerî teşkilat ve eski idarî usullerle Osmanlı İmparatorluğunun yaşayamayacağına, devleti idare edenlerin hepsi kanaat getirmişlerdi. Yeniçerilerin kaldırılıp Avrupa usulünde bir ordu teşkili…merkezî hükümetlerin kuvvet-lenmesi lâzım geliyordu. Ulema nüfuzunun da kırılması icap ediyordu. İşte Mahmut II bazı müşavirlerinin tavsiyesiyle ve ağlebi ihtimal bazı Avrupalıların da tavsiyesiyle böyle azim bir teşebbüse girişti. Kanlı bir sokak kavgasını müteakip Etmeydanındaki yeniçeri kışlasının topla tahribi ve bir çok yeniçerinin katli ve idamı neticesinde beş asırlık bu asker ocağı ortadan kaldırıldı.

Sayfa 104:Yeniçerilerin Bektaşilikle bir alaka-sı vardı; ocak ilga olunca, bektaşi tekkeleri de kapatılılıp İstanbul’daki bektaşiler taşralara sürüldüler.

Çocuk yaşta taht’a çıkan Genç Osman’ın çöp arabasına konularak kentte dolaştırılması zindana atılarak orada öldürülmesi, Osmanlı tarihinin en çirkin sayfasını oluşturuyor. Bunu yapan Yeniçe-rilerin, Bektaşilikle de ilgilerinin de yozlaştığından söz edilemez mi?

Mustafa Kemal Atatürk’un onayıyla 1931’de yayın-lanması ve Lise son sınıflarında ders olarak okutul-masına karar verilen Tarih kitabında Yeniçeriler bölümü böyle anlatılmaktadır.

Sayın Rıza Zelyut, o kitapta yazılanlar için de “Osmanlı egemen kesimin” düşüncesine uygun olduğu acaba söylenebilir mi!

Yeniçeriler Osmanlı devleti içinde bugün AKP iktidarında olduğu gibi ikinci devlet oluşturu-vermişti. AKP Cemaatlerin oluşturduğu ikinci (paralel) devleti nasıl tutuklatarak yok etmeye başlamışsa Mahmut II’de benzer biçimde ve fakat, aile içi cinayet yöntemini uygulayarak yok etmiştir. Osmanlı, Fatih Sultan Mehmet ile birlikte aile içi cinayetler tarihini yaşamıştır.

Mustafa I, Osman II ve Murat IV zamanında İngiliz Elçisi olarak görev yapan Thomas Roe, Doncaster Lord’una yazdığı mektupta Osmamlı’yı şöyle niteler:

Eğer çalılıktan üzüm toplamayı umuyorsanız, barbarlığın felsefe ve ayaklanmanın adalet sayıldığı bu yerden fazlasını bekleye-mezsiniz.

Çünkü o biliyordu ki, İngiltere’de ulusal bütün-leşmenin ve örgütlü toplum olmanın gereğini “ticaret sektörü”nde görüyordu. Bireyler şiddet yoluyla bir araya geliyorsa birbirlerinden kolayca kopup ayrılırlar.

(Kaynak:Thomas Rol,THA Negotiation with Grand Signor,1621-28,p.4

Saygılarımla,.

8.6.2016 Ali Nejat

Batı ordu yapısını örnekler alarak oluşturduğu Nizamı Cedit kuruluşunu gerçekleştiren Padişah Selim III, insanlık dışı cinayetle yaşamı yitirmişti.

Mahmut II döneminde Yeniçeriler’in ayaklanmaya yetinmesi karşılığında yok edilen kışlanın durumu görülüyor. Sy.Zelyut’a bu iki resim de Mustafa Kemal Atatürk’ün yayımını sağladığı Tarih kita-bından alınmıştır.

****

Sy.Zelyut’un, tarihsel gerçekler karşısında kendi zihnin-deki inançları sorgulama zahmetine katlanmadığı anlaşı-lıyor. O nedenle aşağıda, Çin Devleti’nin ilk Cumhur-başkanı Sun Yat-Sen’in gençlere yaptığı konuşmayı aşağıya aktarmaya gereksinim duyuyorum:

İngilizceye Çevrilen konuşması 27 Ocak 1924 günü LECTUR ONE başlığıyla yayınlanmıştı:

When men begin to study into the heart of a problem, an idea generally develops first; as the idea becomes clearer, a faith arises; and out of faith a power is born. So a principle must begin with an idea, the idea must produce a faith, and faith in turn must give birth to power, before the principle can be perfectly established. Because they will elevate China to an equal position among the nations, in international affairs, in government, and in economic life, so that she can permanent exist in the world.

1924 yılında ilk Cumhurbaşkanı Sun Yat-Sen gençlere şunları önermişti:

er kişi bir problemin içeriğini (yüreğini) araştırmaya başladığında ilkin bir düşünce doğar, o düşünce güvenilir olduğunda İnanç’a dönüşür. Ve bu inançtan güç doğacaktır. İlkin bir düşün biçimi oluşur, bu düşün biçimi çelişkilerinden arındığında inanç doğar. Ve bir ilke, düşünce ile başlar. Ve o düşünce inancı oluşturur ve o inanç güç yaratır. Çünkü Çin uluslararası ilişkilerde devlet yönetiminde, economik yaşamda, dünyadaki sürekli varlığını bu ilkeyle koruyacaktır.

Şimdi Mustafa Kemal Atatürk’ün “bilim en gerçek yol göstericisidir” sözleriyle aynı yıl varoluş nedenimizi de açıklamıştı. Ülkemizde acaba kaç kişi kendi zihnindeki inançları, düşüncesinin sonucu olarak mı yaratıyor ya da zihnindeki inaçları bir başka kadro mu onun zihnine yerleştiriyor?

Bugün Türkiye’mizin yaşadığı sorunların tümü, kendi düşüncemizin yarattığı inancı değil başkalarının zihnimize yerleştirdiği inancın sanal gücünü kullanmaya alıştırılmqamızdan kaynaklanmaktadır. O nedenle zihnindeki inancı sorgulama zahmetine katlanmayan bir toplum olduk.

15 Temmuz ‘da başlayan darbe adındaki dramatiğin kaynağı, ideanın yarattığı inanç değil, zihnimize başka-larını yerleştirdiği inançlarla birbirlerimize karşı ölümcül güç kullanmanın dramatiğidir. O yüzden 15 temmuzda başlatılan “Darbe çıkmazını” Türkiye’de Osmanlı Özlemcilerinin Darbe Denklemi” olarak niteleyen e-mail iletisini gündeme getirdim.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail