Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 113 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


KEMALİZMİN EKONOMİSİNDE PLANLI SANAYİLEŞME

Ali Nejat Ölçen

Mustafa Kemal’in 1923 İzmir İktisat kongresini açış konuşmasında:

“Devletimizin, yeni Hükümetimizin bütün esasları bütün programları iktisat programından çıkacaktır” demişti.

Bu sözünün kaynağını aslında daha önce şöyle açıklamıştı:

İstiklali tam için şu düstur var: Hakimiyeti milliye, hakimiyeti iktisadiye ile tersim edilmelidir. (çizilme-lidir) Yegâne kuvvet, en kuvvetli temel iktisadiyattır. Siyasî ve askerî muzafferiyetler ne kadar büyük olursa olsun, iktisadî zaferle tetviç edilmedikçe (donatıl-madıkça) semere, netice payidar (sürekli) olamaz.

300 yılı aşkın süredir ekonomi dışı yaşayarak kaynak edinmeyi yayılmacı politikalara bağlamış Osmanlı devletinin yıkımı sonrasında kurduğu Cumhuriyet Türkiyesinde Mustafa Kemal Atatürk, ulusal egemenliği, iktisat’dan bağımsız görmüyordu. Amasya tamimiyle başlayan ve 1930 İktisat Programı ile kesin biçimini alan siyasal ve ekonomik felsefenin ana çizgilerini Meclisteki konuşmasında şöyle tanımlamıştı:

TBMM, halkın ötedenberi maruz bulunduğu sefalet sebeplerini yeni vesait (araçlar) ve teşkilat ile kaldı-rarak, yerine refah ve saadeti ikame etmeyi başlıca hedef addeder. Binaenaleyh, toprak, maarif, adliye, maliye, iktisat ve evkaf ( bayındır) işlerinde ve diğer mesailde (sorunlarda) içtimai uhuvvet (toplumsal birliktelik) ve teavünü (yardımlaşmayı) hakim kılmak, halkın ihtiyaçlarına göre teceddüdat (yenilikleri) ve tesisatı vücuda getirmeye çalışacaktır. Bunun içinde siyasî ve içtimaî umdeleri milletin ruhundan ve tatbikatta milletin temayulât (eğilimler) ve ananatını (geleneklerini) gözetmek fikrindedir. Binaenaleyh, TBMM, memleketin idarî, iktisadî ve umum ihtiyacatına müteallik (ilişkin) ahkâmı (yöntemleri) pey-derpey tetkik ve kanun şeklinde tatbik mevkiine vazetmeye başlamıştır. (21 10.1920)

Gazi Mustafa Kemal’in hazırlanmasını istediği 1930 İktisadî Program’ın 3’üncü maddesi aslında iktisat ile hukukun bir bütün olmasını öngörmekteydi:

Adalet, devletin bütün hayat ve faaliyet şubelerinde olduğu kadar ve bilhassa iktisadî hayat ve faaliyetinde temelidir. En iyi kanunlar ve adil hakimler, iktisadî teşebbüs ve inkişafın da başlıca muhafızı ve müşevvi ki (özendiricisi) dirler.

İktisat ve hukuk bütünselliği aslında Mustafa Kemal’in adalet içinde ekonominin gelişmesini özlemlediğini betimliyordu. Belki de adalet mülkün (devletin) temeli olmasını eksik buluyor, devletin de adaletin temeli olmasını öngörüyordu. En iyi yasalar ve adil yargıçlar iktisadî girişimleri koruyacak ve özendirecekse, o devlet ister istemez adaletin temeli olacaktır. Böylesi devlet’in yatırımları, adalet içinde, ekonomik gelişmeyi sağlayabil-

mesi için “iktisadî planlama” yapmaya gereksinim duyacaktır. Gazi Mustafa Kemal’in Birinci (1932) ve İkinci Sanayi (1935) Planlarında öngörülen yatırım pro-jeleri, ayrıntılı fizibilite raporlarını temel alarak “gelir-gider” hesapları ile gerçekleşmişti.. Çünkü gazi Mustafa Kemal ilk kez Milli İktisat’ı ve onunla iktisadı yaratacak olan tasarrufu da millî olarak tanımlamış ve aşağıdaki ilkeyi öngörmüştü:

“Millî iktisadın her şubede tesis, tevsî ve inkişafı için lâzım olan sermayenin en bereketlisi millî tasarruftur, demişti.”

Mustafa Kemal Atatürk’te iktisat planlı olmalı, planla gelişmeli ve adalete dayanmalıydı. Adalet, iktisatın temeli olacaktı. Adil gelir dağılımı, adil ücret düzeyi nasıl sağlanabilirdi? O halde:

Milli Tasarruf yatırıma dönüştürülürken plan’a gerek-sinim duyulacaktı. Sanayileşmenin nasıl planlanacağını kurduğu Türkiye Cumhuriyeti , Mustafa Kemal Ata türk’ den öğrenmişti: Çünkü, Cumhuriyet, devletin temel niteliğinin “planlı ekonomi” olmasını gerektiriyordu. Nurullah Esat Sumer o nedenle Türkiye’miz için: “Ekono-minin Kemalleşmesi” tanımını kullanmıştı. (Bakınız: N.Esat Sumer, Muasır İktisat Nizamı, Ankara,1945,s.90) Grace Ellison da Türkiye için “Kemal Land” demişti.

Ekonomiyi planlı büyüme süreci içine alabilmek, özel sektör oluşmamışsa devletçi bir siyaset izlemek kaçınıl-maz olacaktı. 1933 Sanayi Planının sunuş yazısında İktisat Bakanı Celal Bayar biraz da çekingen bir üslupla şu üç noktaya değinmekteydi:

1. Sürüp giden bunalım nedeniyle çözümü güçleşen döviz dar boğazını aşmak;
2. Ham maddelerin dünya piyasasında gittikçe düşen fiyatları karşısında Türk işçi çiftçisine kârlı çalışma alanları yaratmak;
3. Genel konjonktür nedeniyle ihtiyaç olan araç ve gereçlerin çok uygun parasal koşullarla sağlanması.

Vedat Nedim Tör, Kadro Dergisinin 9’uncu sayısında (1932) şunları yazmıştı:

İktisat Vekaletimiz, en çok vekil değiştiren vekâlet-lerimizden biridir. Biz bunu İktisat Vekâleti meka-nizmasındaki aktifleşme ihtiyacının bugünün şartlarına uymak zaruretinin bir ifadesi olarak görüyoruz.”

Şevket Süreyya Aydemir de aynı günlerde Kadro dergi-sinde 9’uncu sayısında:

Şimdili millet iktisadiyatı ancak devlet İktisadiyatıdır. Bunun içindir ki içtimai iş bölümünün, inkilabın gaye ve menfaatlerine uygun bir istikamette inkişaf ettirilmesi ve tanzim edilmesi ise başıboş bir inkişafın insiyaki (işgüdüsel) bir eseri değil, millî bir “iş planı” nın tezi ve mevzuudur” diye yazmış ve tümcesini şu sözlerle bitirmişti: Türk inkilabı, Türk teşkilatçı-larından bu planı bekliyor.

1-Beş Beyazlar Ekonomisi (Tam bağımsızlığın Koşulu)

O yıllarda Mustafa Kemal Atatürk “Planlı Ekonomi” siyasetini, kendine yeterli iktisadın beş beyaz nesne ile sağlanacağını düşünüyordu: Un, Bez, Şeker, Kâğıt ve Çimento. Bu nesnelerin dış alımından ekonominin öncelikle kurtarılması gerekiyordu. Osmanlı’nın 1913-14 yıllarında toplam dışalımın % 53.4’ünü bu beş beyaz nesne yutuyordu. Cumhuriyetin kuruluşunun 9’uncu yılında bu oran %31’e düşürüldü. Çünkü: Mustafa Kemal, emperyalizme avuç açmadan, kıtlık ekonomisine dayanmayı ve tam bağımsızlığının koşullarını yaratmayı ancak Beş Beyazlar Ekonomisi ile sağlayabilirdi. Bu beş beyaz ürünü, kendi emeği ve kendi tasarrufu ile yaratabilirse, ancak o zaman tam bağımsızlık sağlayabilecekti.

YILLAR.........................1913-14.................1927....................1932
Toplam Dışalım.................. 518.3 ............................. 211.4 ............................. 86.0
1.Tekstşşl (bez)..................195.8.................................81.4.............................19.8.
2.Şeker ve ürünü.................. 50.5............................... 13.4.............................. 3.0
3.Un (buğday)......................... 15.6................................... 0.9................................. -
4.Kağıt................................................ 7.9.................................... 5.1.............................. 2.6
5.Çimento...................................... 7.2.................................... 6.8................................1.4
Toplam ....................................... 277.0............................. 107.6............................ 26.8
Oran ............................................. %53.4 ............................ %50.9...................... % 31.2

Kaynak: K. Hermann Müler, Wirtschaftliche Bedeutung der Bagdatbahn, Verlag von Bonsen und Maasch, Hamburg,1917, Ayrıca:-1934-35 İstatistik Yıllığı.

Osmanlı’nın 1913-14 yılında, beş beyazlar, 518.9 milyon Mark olan dış alımında %53.4’ünü oluştururken 1932 yılında bu oran % 26.8’e indi ve Milli iktisat böyle doğdu.

Öyle anlaşılıyor ki, dışalımla sağlanan tüketim neselerinin yurt içinde üretilerek döviz tasarrufu sağlan-ması yani dış ticaretin açık vermemesi amaç alınmıştı. Aşağıdaki çizelge bunu kanıtlıyor:1923 yılında dışa bağımlı pamuklu ve yünlü dokuma, şeker ve prinç, gibi nesnelerin “top-lam dışalım”daki oranı %57.4’den 1934’-lerde %19’a inebilmiştir. Çünkü, Dışalımın iç üretim artışıyla azal-ması, Mustafa Kemal Atatürk’ün TBMM’nin açılış konuşmalarında israrla üzerinde durduğu ilkelerin olumlu sonuçlar vermesi sağlamıştı:

Çizelge-Başlıca Tüketim Maddelerinin “Dışalımı İkame” Siyasetinin olumlu sonuçları (1000 TL):

llar................ Pamuklu................ Yünlü................. Şeker...................... Çay.................. Prinç................ Tutarı.................... %

1923................... 48200...................... 8262................. 19964................... 907................... 1854.................. 79277............. 57.4
1926................... 64850....................18824................. 12712................ 1510................... 2620.............. 100516............. 42.8
1929................... 53354................... 15819................. 12106................ 1628................... 2549................. 87366............... 34.1
1932................... 16739...................... 3056..................... 3007................... 663...................... 518.................. 23975.............. 27.9
1934.................... 13569...................... 2243...................... 424..................... 623........................ 16................... 16865.............. 19.4

Kaynak: İstatistik Yıllığı,1934-1935. %’ler toplam dışalıma göre nesnenin oranıdır 1923’de oran %57’den 1934’de % 19.4’e inebilmiştir.

Mustafa Kemal ,örneğin:

1 Mart 1924 günlü TBMM’nin açılış konuşmasında:

Memleketin maliyesini intizam, emniyet ve inzibat üzerine müesses…hakiki bütçe tesisi, vergilerin islahı, her nevi israfata karşı daima mümanat (karşı olmak).

1 Kasım 1933 TBMM açış konuşmasında:

Samimi bir bütçe ve hakiki bir tediye muvazenesine (ödemeler dengesine) dayanan paramızın fiilî istikrar vaziyetini kesin surette muhafaza etmek.

Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün yaşamını yitirmesinden 10 gün önce hasta yatağında hazırlayarak okunmak üzere Başbakan Celal Bayar’a verdiği mektupta yazmıştı:

Maliyemiz, denk bütçe, sağlam tediye, vergi sisteminin mükellef lehine islahı ve tahfif ve millî paramın istikrarının muhafaza prensiplerini tam bir sadakat ve muvaffakıyetle takip ve tatbik etmek.

Fakat ne yazık ki, Celal Bayar kendisi Cumhurbaşkanı olduğunda Demokrat Parti iktidarında Başbakanın uyguladığı enflasyonist ekonomi politikasına seyirci kalmış, dış alım savurganlığı, dış borç ödemedeki tıkanıklık, girişilen alt yapı yatırımlarındaki kaynak yetersizliği o partinin son yıllarında toplumsal huzur-suzluğa neden olmuş demokrasiyle bağdaşmayan şiddet önlemlerine yönelmişti.

Çizelge- Mustafa Kemal Atatürk döneminde dış ticaret dengesi korunmuştu

llar ................... Dışalım ........................ Dışsatım ............................... Fark TL
1930..................147 552........................151 452..............................+ 3 900
1932................... 85 980..................... 106 104.............................. +15 324
1934................... 86 784........................ 92 148................................ + 5 364
1936................... 95 532......................117 732.............................. +23 200
1938................ 149 832.................... 144 948................................ + 4 848
1940.................. 68 928...................... 111 444.............................. +42 516
1942................ 147 708..................... 165 036.............................. +17 328
1944................ 164 940..................... 232 536.............................. +67 596
1946................. 223 932......................432 096........................... +208 164
1947................. 685 008..................... 625 248............................. - 59 760
1948................ 770 148...................... 551 040........................... -219 000

Kaynak: Konjonktür,T.C.Ticaret Vekaleti, Yayın No.32 572 ton-12,s.xxxıı. Rakamlar 1000 Tl’dır

Demokrat Parti ile İttihat ve Terakki partisi “biri meşrutiyet, diğeri demokrasi savı”ile iktidara gelmişler, Sultan Hamit’i aratan zulüm ve şiddet eylemleriyle Meşrutiyetin ve demokrasinin canına oku-muşlardır.

Çizelge incelendiğinde Kemalizmin dış ticaret poli-tikasında Dış ticareti açık vermeyen ekonomi yaratılmıştı. Mustafa Kemal Atatürk’ün oluşturduğu Kamu İktisadî Kuruluşlarının (KİT lerin) dışalımı önleyen, en aza indiren üretim gücüydü bu. Bu KİT’ler bir süreç içerisinde yok bahasına yok edildiler!

2-MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN BİRİNCİ SANAYİ PLANI

a. Dokuma Sanayi:

Birinci Sanayi Planı (1932-33) dokuma ve metal üretimini temel almıştı. Örneğin 1923-1932 yılları arasında 10 yıl süreyle pamuklu dokuma sanayi toplam dışalımın % 24.7’si düzeyindeydi. Dış alım tutarı 54.7. milyon TL. karşılığı 23 ton idi. Birinci Sanayi Planında yıllık dokuma kumaş talebinin yurt içinde 5 fabrika ile karşılanması öngörüldü.

Birinci Sanayi Planı’na göre bu 5 dokuma fabrikaları Bakırköy, Nazilli, Kayseri, Konya Ereğlisi, olmak üzere yapımı 18.5 milyon düzeyinde yatırımın 9.9 milyonu makine ve araç donanımı ve 4.1 milyonu da işletme sermayesi olarak düşünülmüş ve 3300 tezgâh ve 118 000 iğ’lik kapasite yaratılmıştı. Örneğin Nazilli bez fabrikasının yapımı 25.8.1935 de başladı 18 ay sonra işletmeye açıldı. Ereğli fabrikası yapımı 20.10.1934’de başladı 30 ay sonra üretime başladı. Yapımı 20.5.1934 de başlayan Kayseri bez fabrikası 27 ay sonra işletmeye açıldı.

Yurt dışında her yıl ortalama 8000 ton kendir karşılığı 4.5 milyon Tl. döviz harcanmaktaydı. Birinci Sanayi Planı’nda 6000 ton kapasiteli kendir fabrikası yapımı dışalımı yok etmek amacıyla öngörülmüştü.

b.Demir-Çelik Fabrikası

Birinci Sanayi Planının önemli bir ilkesi, sanayinin temel girdisi demir-çeliğin yurt içinde üretilmesi amaçlanmıştı. 1927-1932 döneminde 93029 ton demir-çelik karşılığı 7 441 000 Tl. ve 32 574 ton demir ürünleri karşılığı 2 553 000 Tl. dışalım yapılmasından vaz geçilerek gereksinimin yerli üretim yoluyla karşılanmasına karar verilmişti. 1940 yılında üretimi başlayan Karabük Demir-Çelik fabrika-sında iki yıl sonunda 37 408 ton çelik ve 9063 ton haddehane ürününün üretimi gerçekleştirildi. 1947 yılında bu rakamlarda çelik üretimi 101 727 ton’a ve haddehane ürünü de 71 981 ton’a çıkarıldı. (Bakınız: K.Apak, C.Aydınelli, M.Akın, Türkiye’de Sanayi ve Maadin, s.121)

c.Bakır Sanayi

Bakır sanayinde de dışalımdan vazgeçilmesi düşünülmüş ve fakat Ergani ile Batı ve İç Anadolu’nun ulaşım bağlan-masının olmaması, üretimin genişlemesini engellediği için 1917’de Ergani Bakır İşletmeciliği “İtibarî Milli Bankası”na devr edilmişti. Birinci Sanayi Planı’nda üretim kapasitesi 10 000 ton olarak öngörülmüş, 4 yıl sonra bunun 24 000 tona ulaşması amaç alınmıştı. Öylelikle yurtiçi talep karşılanacak yaklaşık 10 000 ton da ihraç edilecekti. Nitekim 1937’de Türkiye’de ilk kez 1939’da bakır dışsatımı 6324 tona yükselmiş 1937-50 arasında yılda ortalama 6200 ton dışsatım geçekleşmiştir. (Bakınız: Konjonktür, Ekonomi ve Ticaret Bakanlığı, 1949,s.72).

1937’de ortalama dünya fiyatı 100 İngiliz lirası olduğuna göre bakır sanayi yılda ortalama 750 000 Sterling karşılığı 2 milyon TL. döviz geliri sağlamıştır.

d- Selüloz ve Kagıt Sanayi

1927-32 yılları arasında yılda ortalama 21 525 ton kağıt ve ürünlerinin dış alımı yerine ülkemizde üretilmesi öngörülmüştü. İzmit’te 14.8.1934’de yapımı başlayan Kağıt fabrikası 1 yıl 8 ay içinde üretime geçerek kağıt dışalımının %30’u ikame edilmiştir.(1936)

lda döviz tasarrufu: (21 525-15272)x185.15="1.2" milyon Tl. düzeyindeydi.

Kağıdın dışalım fiyatı 1938-40 döneminde kararlı durumda kaldığı 115.62 Tl/ton fiyatı 185.15 Tl.ye çıktığı için hesaplamada 185.15 rakamı kullanıldı.

e-Sun’i İpek Sanayi

1930 yılında 120 ton sun’i ipek dışalımı 3 yıl sonra 234 tona çıkmış ve 471 000Tl.karşılığı döviz ödenmişti.

1913 ‘de doğal ipek üretimi 27 000 tondan 1932’de 55 000 tona çıkarak iki katı artarken, yapay ipek aynı dönemde 5000 tondan 232 000 tona çıkmış 47 katı artışa uğramıştı. Bu bilgi yapay ipek üretim projesinin Birinci Sanayi Planına alınmasını gerektirdi.

f-Cam ve Porselen Sanayi

1927-32 döneminde yıllık cam ve şişe dışalımı yıllık 2.6 milyon Tl. düzeyindeydi. 780 000 TL.düzeyinde yatırım yapılarak ülkemizde, Cam ve sanayini kurmak amaç alın-mıştı. Örneğin: 1927-33 döneminde cam ve şise için döviz ödentisi 2 697 000 Tl iken 1934’ de işletmeye açılan fabrika sayesinde dışalımın %29’u ikame edilmiş ve sadece 1912 000 Tl. dışalım gerçekleşerek 785 000 döviz tasarrufu sağlanmıştır.

g-Kükürt Üretimi

lda ortalama 3700 ton kükürt dışalımı karşılığı 334 000 Tl. düzeyinde döviz harcaması söz konusuydu. Yüzde 40 saf kükürt taşıyan Keçiborlu prit yataklarının değerlendirilmesiyle döviz tasarrufu sağlanabilirdi. Daha önce “Compagnie des Mines et Metallurge” firmasına 1929 ‘da verilen üretim izni “İttihadı Maadin T.A.Ş“ e devr edilmişse de üretime geçilmediği için verilen izin 1932 yılında kaldırılmış ve kükürt üretimi birinci sanayi planının kapsamı içine alınmıştır. Bu amaçla 1934 yılında Sümerbank ile İş Bankası birlikte projeyi gerçekleştirmek amacıyla görevlendirildi. 1935’de ilk kez 2178 ton kükürt üretilmiş, bu rakam 1950 yılında 6000 tona yükselmiş-tir.198 000 Tl.olan yatırımın üretimi gerçekleştirecek işletme sermayesi 120 000 Tl.idi sağladığı net kâr daha ilk yılda 340 000 Tl.idi.

h-Kimya Sanayi

Birinci Sanayi Planında Kimya sektörünün 3 önemli dalı ele alınmıştır: Zaçyağı, Superfosfat ve Sudkostik. Kuru-lacak tesislerin fazla net kâr sağlamayacağı anlaşılmış o nedenle beş yıllık yatırım programlarında ele alınması önerilmiş ve bu sonucu öğrenen Mustafa Kemal tümce-nin yanına “O zamana kadar” notunu koymuş fakat ne yazık ki bu projeler onun döneminde gerçekleşmemiştir.

3-MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN İKİNCİ SANAYİ PLANI

İkinci Beş Yıllık Planın ayrıntılarına girmek ve özelliklerini anlatmak bu konuşmanın sınırlarını aşar. Ancak eski bir planlama uzmanı olarak planın kapsamı içinde fizibilite raporlarından bilgi edinmiş biri olarak diyebilirim ki, İkinci Sanayi Planı o dönemde hiçbir ülkede bu denli bilimsel düzlemde ele alınabilmiş değildir. Hiçbir ülkede Sovyetler Birliği dahil, kurulması önerilen tesislerin yer seçimi, ve üretim kapasitesi ve teknoloji tercihi konuları bağlamında (İktisat öğreni-minin okullara belletilmediği bir dönemde) “gelir-gider”hesapları yapılabilmiş değildir. Hatta 1960 sonra-sının planlı döneminde bile, planların bu ciddiyetle ele alındığı söylenemez.

er daha sonraki iktidarlar döneminde İkinci Sanayi Planı’nda yatırım projeleri gerçekleşmiş olsaydı Türki-ye’miz bugün çok farklı düzeyde olabilirdi. Örneğin Celal Bayar İktisat Bakanı olarak her iki planı TBMM’de sunmuş olmasına karşın İkinci Sanayi Planında Kütahya Azot Tesisi ile Et-Balık Kombinaları yatırımları ancak o siyasal parti iktidarının son döneminde (1959) ele alına- bilmiştir.

İkinci Sanayi Planında :
1.Enerji
2.Petrol
3.Azot
4.Deniz Ürünleri yatırımı
5.Afyon Sanayi,

dallarına ilişkin yatırımlar söz konusudur. Bunların toplam yatırım giderleri 93 milyon Tl. tutarındadır ve ayrıca 18.7 milyon Tl. işletme sermayesi söz konusu olacak ve 35 bin kişiye istihdam olanağı sağlanacaktı. Aşağıdaki çizelgede İkinci Sanayi Planında yer alan yatırımların sektörel dağılımı gösterilmiştir:

Çizelge-İkinci Sanayi Planında Yatırımların Sektörel Dağılımı:

Sektörler................Yatırım................İşletme..............Toplam..................Oran.................İstahdam.................Enerji
……….......................….MilyonTl ...............Mil TL…................Mil TL....................%...........................Kişi….......................….Kw

1.Maden…..........17.87.....……5.55.....…….23.40........…..21.0..........…7 850..........…30 800.......
2.Kömür…..........17.45….....…4.60….....….22.05..............19.8............21 250..........…34 000......
3.El emeği..........15.40….....…0.30….....….15.70…..........14.1..............…200….............…-….. .....
4.Ev yakıtı..............3.00….....…1.00…….....…4.00…............3.7…..............500…..........…1000... ...
5.Toprak İş...........2.03….....….0.25…....….…2.28….......…2.2…..............300…..........…2000........
6.Gıda….............. 7.90….......…2.36…..........10.35….......…9.3..........…..2075…..............3035........
7.Kimya…..........12.85.....……..3.08......……15.93…........ 14.2…........... 1687..........…....6250.......
8.Demir…........…4.20.......….…0.94……........5.15...............3.9..........…....650..........…....1200.....
9.Denizulaş.......10.68….......……-…….........10.68...............9.6…..........….-…............…...1000......
10.Su rün.........….1.85…...........0.60….......….2.45…...........2.2…........…..350.............…....250......
Tolam ..............93.30….........18.68…...…111.98…......100.0….......... 35000 ................ 79735 .......

İkinci Sanayi Planında işletmeye açılan tesislerin ne kadar enerji tüketeceği de hesaplanmış, 79 735 Kw enerji gerek-sinimi elde edilmişti. Yaratılacak ürünün yaklaşık 100.2 milyon olacağı ve %34’nün dışa satılacağı öngörülmüştü. Birinci Sanayi Planında dokuma sanayi birincil ağırlığı alırken, İkinci Sanayi Planında (Çizelge de görüldüğü gibi) madencilik sektörü birincil önemdeydi.

İkinci Sanayi Planında üç temel sektörün fizibilite hesap-larını açıklamakla yetineceğim:

a- Sentetik Benzin Üretimi

Ülkemizde kömür bünyesindeki katranı nedeniyle linyit- ten benzin üretilmesi temel alınmıştı. Kömür katranından benzin üretiminde , kömürün taşıdığı katran oranı “n” ve kömürün birim fiyatı “x” ile gösterilirse, ür,etilecek benzinin “F” fiyatının daha önce belirttiğimiz gibi

F= 7.04+(0.113 X+0.113) /n olarak bulunmuştu.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail