Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 116 Geri Tavsiye Et Yazdır


EY HALKIM OKU

Prof.Dr.Coşkun Özdemir

Nazım Hikmet, bir provakatör üzerine denemeler şiirin-de, Türkiye okumuyor (okuyanlar beni affetsin) diyor. Okuma gereğini duymuyor. Okuyarak öğrenmek ,daha iyi daha doğru düşünebilmek, meraketmek, soru sormak, şüphe etmek, acaba demek? Bizden daha birikimli insanlardan yararlanmak. Bu her yaşta geçerli.Ben okumak için onları seçiyorum. Bakınız çok iyi okumuş çok birikimli, roman-larda estetik arayarak bin sayfaya yakın kitaplar yayınlayan, felsefe seminerleri düzenleyen kaliteli bir dergi İNSANCIL’ı çıkaran Cengiz Gündoğdu ne diyor?

Usta mı oldum şimdi (yazarlığını kastediyor) Yok ben kendimi hiç usta aşamasında görmedim.Ben hep çırak kaldım …hep öğrenmeye çalıştım.”

Ne güzel söylüyor değil mi? Ben de çok küçük yaştan yazarlığa heveslendim, ama hep öğrenme ihtiyacı içinde benden daha birikimli, daha iyi düşünenleri, okumaya odaklandım.

Türk, Osmanlı ve Anadolu tarihi, İslam Tarihi, mimarlık tarihi ustası, emperyalizmi, kapitalizmi en iyi kavrayan en iyi anlatan Doğan Kuban da durmadan okuyup yazan bir bilge kişiydi. Sevgili Server Tanilli, kurşunlanan sayısız gerçek aydınlarımızdan biri, ne engin bir dünyası var, onlarca kitap sahibi. Çok şey bilen çok okuyan benden birkaç yaş büyük arkadaşım prof Edip Aktin her buluşmamızda tekrarlar; “Coşkun, bilinenlerin çok azını biliyoruz.” Evet öğrenilecek bilinecek o kadar çok şey ve ayrıca, bugün okadar çok imkan var ki. Bizden çok daha fazla bilen çok daha iyi ve nesnel düşünebilen insanları okumalıyız, değil mi? Doğru düşünmek daha iyi, daha güzel daha adil bir dünya yaratabilmek, buna katkıda bulunabilmek için durmadan kuşkusuz, doğmalardan fikri sabitlerden, ön yargılardan, kör inançlardan arınmış olay-lara nesnel, bilimsel bakabilen felsefeyi özümsemiş insanları okumalıyız.

Bu toplum böyle değil, okumuyor, (yaz aylarında kuran okuyan 5 milyon çocuğumuzu saymazsak!) çoğunlukla biyolojik yaşamın ötesine geçmek çabası göstermiyor, daha iyi düşünme kaygısı taşımıyor (bir devlet adamı okuyanlar-dan rahatsız olduğunu söylüyor). Metrolarda taşıt araçlarında okuyan çok az insan görüyorum. Japonyada trende erken saatlerde başı öne düşerek okuyanlar var.Biz öyle değiliz, Japonlar ortalama yılda 25 kitap okurmuş İslamcı bir çocukluk arkadaşım 3 kez cami açmak için Tokyo’ya gitti. Dönüşte buluştuğumuzda, “Asıl Müslü-manlar Japonyada yaşıyor” demişti. İlave etti, “ Adamlar dürüst, adamlar çalışkan, ilkeli, yaratıcı, okuyorlar işte gerçek müslümanlık budur. Alman, Fransız, İsviçre kişiler yılda 13-14 kitap okuyor. Biz neden her alanda (yemek-lerimiz hariç) gerilerdeyiz. Trafik kazalarında, sigara tüketiminde cep telefonu kullanımında dünya birincisiyiz. Bütün bunların nedenlerini merak ediyor muyuz? Neden yurdumuzda 10 kadından 4 ü eşinden şiddet görüyor? Cumhuriyet yazarı Bursalı yazıyor; “Cinsiyet eşitliğinde 130 uncu sıradayız, 2016 da 397 kadın cinayete kurban gitmiş. Türkiyenin toprak ağaları, politikacıları ta 1940’ lardan başlayarak halkı iyi bir eğitimden niçin yoksun bırakmak istediler?”

Nasıl oluyor da Fetullah adlı bir hoca, sözde din adamı ülkenin generallerini hakimlerini, savcılarını, binlerce profesörlerini, öğretmenleri, bürokratlarını arkasına alıyor İnanılır gibi değil .Ülkenin başbakanı, Cumhurbaşkanı neden dindar ve kindar gençler yetiştirmek istiyor, bu kin kime ve neye karşı? İktidar partisinin en üst kademelerinde bir devlet adamı nası oluyor da “kadınların sesli gü-melerini, kahkaha atmalarını çok uygunsuz buluyor.Yine bir devlet adamı peygamber efendimizin hadislerinde hastalıkların tedavilerinin ip uçları olduğu gibi bir saçmalığı dile getiriyor ve TIBBI-NEBEVİ enstitüleri kurmak istiyor.Müziğin her türlüsünü günah, örtünmeyen kadınları fuhuş meyilli bulan ünüversite profesörleri var.

Diyanet işleri başkanının bunlara bir diyeceği yok mudur? O da şaşılacak şekilde nişanlıların elele tutşmasını bir odada yalnız kalmalarını yasaklıyor. Bakar mısınız yaşamlarının baharında, duygusallıklarının romantizmin zirvesinde oldukları bir çağda gençlere reva görülen yasağı! Ne adına, acaba diyanet başkanı dahil dinimizi iyi biliyor iyi anlıyor mu? YaşarNuri nasıl oluyor da bambaşka bir kuran okuyor bize. Düşünerek,sorarak, merak ederek, öğrenerek tartışarak gücümüz yetiyorsa bilmeyenlere öğreterek, durmaksızın okuyarak en iyiyi en doğruları arayarak yaşamak. Kurtuluş burada yoksa dinsel muhafazakarlıktan ve onun aldatmacalarından kutru-lamayız. Laikliğin dinsizlik olmadığını ,insan hakları, kadın hakları özgür düşünme birey olma bilinçlenme olduğunu anlatmalıyız. Atatürk’ün bu milleti Allahın yolundan saptıran değil (bana kendilerini iyi Müslüman sayan bir grubun gön-derdiği mektup böyle diyor) bu coğrafyaya -yalnız Türklere değil-özgürlükleri, aklı bilimi ,çağdaşlığı hümanizmi getiren bir büyük lider bir kahraman olduğunu örneklerle (Anzaklara sesleniş eşsiz bir hümanizm örneğidir) anlatmamız öğretmemiz lazım Bıraktığı miras akıl bilim bağımsızlık antiemperyalizmdir.

Orhan Bursalı, cumhuriyetten kopan Bilim Teknolojiyi başına bir HERKESE sözcüyü takarak büyük bir çaba ve beceri ile yayınlamayı sürdürüyor. Büyük bir başarı, büyük bir hizmettir bu. Bilime bulaşmış herhangi bir insanın, bir diplomalının bu esere lakayt kalmasını bağışlanmaz buluyorum .

Bir hekim bir öğretim üyesi olarak diyorum ki: para kazanma, zengin yaşamayı hak edebilmek için yapacağı şeylerden biri bilim teknolojiyi ve benzerlerini okumak, okutmak olabildiğince aktarmaktır diye düşünüyorum. Bu toplumun temel sorunu, halkın veülke kaderinde baş rolü oynayan yönetenlerimizin bilimden, aydınlanmadan, felsefeden uzak oluşlarıdır. Düşünün yüzlerce imam hatip okulu açılıyor Ne öğreniyor, nasıl öğreniyorlar? Eski Yunan eserlerini tercüme ettiren, felsefe yapan İbn-i Haldun İBN-i Sina (AVİCENNA), İbni Rüşt Farabi EL-Kindiyi öğreni-yorlar mı ? Bir gün gerçek ve temel sorunlarımızı el birliği ile dile getirip tartışıp çözümler arayacağımızı umut ederek yazımı bitiriyorum.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail