Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 116 Geri Tavsiye Et Yazdır


KÖKLERİNDEN KOPARILAN CHP

Engin Ünsal enginunsal35@gmail.com

Aydınlık Gazetsi 8.1.2017

Yukarıda başlık aziz dostum CHP sevdalısı Ali Nejat Ölçen’in yayınladığı son kitabının başlığı. Dr.Ali Nejat Ölçen, geçmişte önemli görevler üstlenmiş önemli girişimlere imza atmış ve bir dönem birlikte miller-vekilliği yaptığımız Atatürk ülküsüne ve ilkelerine sımsıkı bağlı bir yurtsever. 93 yaşında ısrarla ülkenin sorunlarına çözüm arıyor, üretiyor ve 1994 yılından bu yana hiç kimsenin parasal katkısı olmadan Türkiye Sorunları kitap dizisini iki ayda bir yayınlayarak, çevresini aydınlatmaya çalışıyor. Her CHP’linin ve her yurtseverin mutlaka okuması gereken bir kitap: Köklerinden Koparılan CHP.

Ülkenin içine sokulduğu karanlıktan kurtuluşun nasıl olacağına yanıt arıyor ve çalışmasını CHP üzerinde odaklıyor sayın Ölçen. Kitabının ilk sayfasında CHP’nin yaşadığı açmazı iki alıntıyla çok güzel ortaya koyuyor. Doğu Perinçek “Çözüm Atatürk’te birleşmek” derken CHP’nin görüşünü yansıtan Gençlik Kolları Başkanı “Atatürkte birleşmek nafile çabadır“ sözlerine yer vererek, CHP’nin neden bir ideolojik bunalım yaşadığının altını çiziyor ve bu çelişkiyi kitabının ana teması yapıyor.

CHP’nin Temel Yanlışı

Ali Nejat Ölçen, kitabının 192.sayfasında CHP’nin temel yanlışını ortaya koyuyor ve diyor ki, “ Eğer CHP ulusalcılığa, laiklik ilkesine ve devletçiliğe yeterince sahip çıksa ve kendisini dar kadroculuk tutkusundan arındırarak kitlelere ulaşabilse, ne 18 Nisan 1999 senelerindeki sonuç ile karşılaşılır, ne de Kemalist devrimlerin korunması bugünün Türkiye’sinde temel sorun olabilirdi. Partiyi yeniden kazanmanın çaresi onu başaracak kişileri bulmak kadar, ondan daha önemlisi, hangi ilkeler etrafında bütünleşmenin yöntemini aramak olmalıdır.” (Engin Ünsal arkadaşımın “Köklerinden Koparılan CHP”konusunda Aydınlık Gazetesinde yazılanlarını belirttikten sonra aşağıda aktaracağımız bölüm kendisinin CHP hakkında yazdıklarının en gerçek olanıdır.a.n.ö)

CHP Kemalist ilkeleri unutarak, o ilkelere sırtını dönerek, direkleri kırılmış bir yelkenliye dönüşmüştür. Açık denizlerde nereye gideceğini bilmeden,yönünü tayin edecek gücü olmadan, rüzgârın sürüklediği yöne gitmektedir. CHP’nin gidişatını kendisi değil ülkenin yaşadığı olaylar belirlemektedir. CHP ülke gündemini belirleme yerine ülke gündemine teslim olmaktadır.

CHP Kendini Sorgulamaktan Kaçınıyor .

Deniyor ki zaman CHP’yi eleştirme zamanı değil. Bütün sorunda burada ya. CHP kendisini sorgulamaktan,öz eleştiri yapmaktan kaçındığı için AKP politikalarını eleştirmenin CHP’ye kazandıracağı bir şey yok. CHP’nin yapması gereken iç ve dış politikalarının ne olduğunu belirlemek ve bunları kamuoyu ile paylaşmak olmalıdır. Bugün CHP, ideolojik olmayan, rüzgarın önünde sürüklenen bir parti konumundadır ve bu yüzden ülke politikalarının belirlenmesinde hiçbir ağırlığı yoktur. Başka bir deyişle CHP üretemeyen, masaya yumru-ğunu vuramayan, gerektiğinde sine-i millete dönmeyi göze alamayan, içi boş, muhalefet edemeyen bir muha-lefet partisi konumuna dönüşmüştür. Parti üyelerinin heyecanı buharlaşmış, seçimlerde üyeler bile, kerhen CHP’ye oy vermeye başlamışlardır. Partinin kendisini acilen ilçe tabanından başlayarak, genel merkeze kadar özeleştiri süzgecinden geçirilmesi gerekmektedir.

İşçiler Halâ Anlamadı mı?

Ülkemizde demokratik rejim dünyada örneği olma-yan bir biçimde değiştirilmek istenmektedr. Halkın egemenliği yerine tek adamın egemenliği getirilmek üzeredir. Bu sonucun ortaya çıkmasında CHP’nin sorumluluğu kadar, işçi sınıfının ve örgütlerinin de sorumluluğu vardır. CHP de, işçiler de, bu iktidar tarafından önlerine konanı inanılmaz bir sesizlikle kabullenmektedir. CHP ülkenin baştan aşağı yanılgılarla dolu dış politikasına neden demokratik protesto hakkını kullanarak sokaklarda taşımaz? İşçiler neden AKP’nin sürekli çalışanlar aleyhine gerçekleştirdiği politikalara sessiz kalır? Sendikalar ve özellikle Türk-İş, neden asgari ücret 1600 lira olsun derken bu isteği meydanlarda kamuoyu ile paylaşmaz? Neden asgari ücretin 1400 lira olmasını kuzuların sessizliği ile kabullenir. Bu sessizlik, bu tevekkül, bu teslimiyet devam ettikçe AKP elbette istediği düzeni er veya geç kuracaktır. Demokratik protesto hakkını kullanmayı unutanlar, olanları ve olacakları hak ediyor demektir.

NOT:Engin Ünsal‘a beni 3 yaş gençleştirdiği için teşekkürlerimi sunuyorum. 4 Haziran 2017 günü 96 yaşına gireceğim.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail