Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 116 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


CHP’NİN ORDU İLİNDEKİ TOPLANTISI’NDA BAL ARILARI -1977

Ali Nejat Ölçen

1977’nin Ağustoa ayında CHP Genel Sekreteri Orhan Eyüopğlu’nun ilginç bir önerisiyle karşılaştım: “Parti arabası emrinizde, Genel Sekreter Yardımcım Ali Topuz ile Anadolu gezisine çıkmanızı rica ediyorum.”

Ne amaçla Anadolu gezisine çıkacaktık.Bu sorumu kısaca yanıtladı: “ Deniz Baykal ve arkadaşları hangi il ve ilçede konuşacaksa, siz de o il ve ilçede konuşmalısınız.

Bülent Ecevit “Ortanın Solu” ilkesini Genel Sekreter iken, il ve ilçede konuşarak, İsmet İnönü’yü devirip CHP Genel Başkanı olmuşsa, Baykal da benzer yöntemi uygulamaktadır demek istiyordu Genel Sekreter Orhan Eyüpoğlu.

Gerçekten de Baykal ve arkadaşları hangi il ve ilçede konuşma yapmışsa, Ali Topuz’la o il ve ilçede konuşmalar yapmaya başlamıştık. Yolumuz sıcak bir yaz günü (1977’in Ağustosu idi) Ordu iline düştü ve açık hava sinemasına girdiğimizde, başlarında gazete kağıtlarından külah biçiminde takkeleriyle kendilerini güneşe karşı koruyan binlerce kişinin alkışları ile karşılaştık. Ordu CHP İl Başkanı Ertuğrul Günay bizleri tanıttı. Açık Hava sinemasının salonuna sıçradık ve küçücük kanepelere otuduk. İl Başkanı Ertuğrul Güney’in bizleri tanıtmasını dinledikten sonra, elindeki mikrofonu Ali Topuz’a uzattı ve o da yaşamının en etkili konuşmasını yapmaya başladı. Güzel de konu-şuyordu. Birden açık hava sinemasındaki binlerce kişi ayağa kalktı ve Ali Topuz’u alkışlayacağını sandık.

Aslında alkışlar salona giren Baykal’a idi. Kalabalık ayakta “Başkan Baykal” sesleriyle sahneye çıkmasını istiyorlardı. Baykal’ın gerisinde elinde Baykal’ın çanta-sını taşıyan Erol Çevikçe ve yanında Sadullah Uzumi ilgimi çekti. Onlar Baykalın peşinden gelen CHP milletvekilleri idiler. Tümü birlikte sahneye sıçradılar, Baykal Ali Topuzun uzattığı mikrofonu kaptı, konuş-maya başladı. İlk kez hiç bir şey söylemeden çok güzel bir konuşmayla karşılaşmıştım. Pek az kişide böylesi yetenek bulunabilirdi! Meydandaki halk alkış-layarak konuşmasını hayranlıkla dinliyordu. Konuşma sonuç-landı, halkın yarısı sahneye sıçradı ve Deniz Baykal’ın çevresinde toplandılar.Birden Ertuğrul Günay’ı karşımda buldum. Konuşma yapıp yapmayacağımı soruyordu. Ordu’ya Baykal grubundan once değil, sonra geldiğimiz anlaşılıyordu.

Hayır” dedim. “Konuşma yapmayacağım. Zaten bu konuşmadan sonra kimse beni dinlemez. Ben topluma soru soracak, iktidarımızda hangi konuda önerileri olduğunu öğrenecek ve onların sorularına yanıtlar vermeye çalışacağım.”

Gerçekten de toplum ile aramızda ilginç bir kaynaşma oluşacaktı. Nitekim onlar soruyor, ben de yanıtlamaya çalışıyordum. Bir ara dedimki: “Benim çok bilgili arkadaşınız olduğumu sanmayınız. Hangi arkadaşımın sorusuna yanıt veremezsem, onun adresini isteyecek ve inceleyip öğrendiğim yanıtı ona mektupla bildireceğim. Zihninizi hangi sorular kurcalıyorsa sorunuz. Ben soru özgürlüğünden yanayım.” Deniz Baykal unutulmuş, toplum beni alkışlamaya başlamıştı. En önde benim boyumda dökük sarı saçlı genç adam birden bir soru yöneltti;

- Benim de sorum var, iktidara gelirseniz arılarımız ne olacak

-Arılarınız net tür, eşek arısı mı bal arısı mı?.

-Bal arılarımız Yanıt verdim:

-Eşek arıları kapitalist arılardır. Onlar bir daldan ikinci dala uçabilecekler.Onların uçma hakları bu kadar olacak. Bal arıları daldan dala, çiçekten çiçeğe yaşam boyu özgürce uçaçaklar. Çünkü bal arıları doğanın yarattığı ilk Halk Sektörüdürler. Ben de CHP’nin Ak Günleri Bildirgesine yerleştirdiğim Halk Sektörünü Bal arılarından çaldım. Nedir Halk sektörü? Halk Sektöründe sizler emeğinizin ürünü küçücük tasassuflarınızı bir araya getirerek fabrika kuracak-sınız. İşte Bal arılarının fabrikası, kendi emeğiyle yarattığı petektir. Siz emeğinizle bir nesne üretirken, Bal arıları da kendi emeğiyle ürettiği balını kendi fabrikası olan peteğe yerleştiriyor. İşte Bal arılarınız Halk Sektörü’nün kendisidir. Benim hocamdır Bal arıları.

Halkın birden bir sahneye sıçradığını gördüm soruyu soran da aralarındaydı. Bal arısının Halk Sektörü olduğunu kim söylemişti. Bana soruyorlardı. Ben onların boyunda, onlar gibi biriydim. Onlara benzediğim için önemsiz kişiydim, böyle bir konuşma yapmam olanaksızdı. O konuşmayı görkemli, halka tepeden bakan biri yapabilirdi ancak. Soruyu soran eğer tek başına olsaydı ona “ulan herif ben anlattım” diyebilirdim. Gerimde sahnede kendi arkadaşlarının arasındaki Bay-kal’ı gösterdim, “o anlattı” dedim.

Kalabalık Baykal’a koştular ve “Balarım” diye sarılıp öptüler onu. Ben ortada kalmıştım. İlk kez o zaman halkımızın bilinç düzeyini sorgulamak gereğinin farkına varmıştım. O zamanlar, “HALK” sihirli bir kavramdı bizlerde. Biraz fazla mı abartıyorduk acaba? Halkımızın ne zaman halkçı olacağını düşünmeye başlamıştım o gün.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail