Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 116 Geri Tavsiye Et Yazdır


ÜLKEMİZ

Dr. İhsan Çetin 3 Mart 2017’deki yazıma; “1950 genel seçimlerinden bu yana, 67 yıldır ülkemizdeki sos-yal, ekonomik, ve politik olayların tümünü yakından izledim ve inceledim. Şimdi 80 yaşında emekli bir üniversite hocası olarak diyorum ki” diye başlamıştım. Biz tertemiz bir hava tenefüs ederek, sağlıklı gıda ile beslenerek, herkesin birbirine sevgi ve saygı gösterdiği şehirlerde, yaylalarda, prıl pırıl deniz, göl, ırmak kenarlarlarında büyüdük. Pırlanta kalp-li, bilge, erdemli kişilerle beraber olduk. Şiirin, müziğin, muhabbetin hasını yaşadık. Bize göre, eğitim sistemimiz giderek daha bilgili, eleştirel ve çağdaş düşünen, hakikatı arayan insan-lar yetiştirecekti; özgürce herşey sorgulanabilir, düşünülebilir, söylenebilir olacaktı. Ülkemiz de, uygarlaşan gelişmiş ülkelerin saygın bir üyesi olma yönünde ilerliyordu. Türk vatandaşı olarak dünyanın her yerinde kabul görüyorduk. Ekonomik, politik teknolojik ve askeri gücümüzü biliyor, bütün dünyaya ayar vermiyorduk. Dünyayı bizden korku ile tir tir titretmeye kalkışmıyorduk.

Yoktan yere yaratılan sorunların kangrenleştirildiği değil, gerçek sorunların bilgi, akıl ve diplomasi ile çözümlendiği bir ülkede yaşıyorduk, yaşamayı hedefliyorduk. Atatürk için “köylü milletin efendisiydi.” Halk hamaset ile manüpile edilmiyordu. Demagog kurnazlığı kol gezmiyor, yığınlar cehaletleriyle aşağılanmıyordu. Biz, benim değil “bizim ülke-mizin” yurttaşlarıydık. Tabii "iniş-çıkış"lar oldu; ancak ekonomik kalkınma ve gelişmişlik hedef-lerine doğru ilerliyorduk. Geleceğin ülkemiz için daha iyi olacağına hep inanmıştık. Gele gele geldiğimiz yerde ise, düşündüklerimizi şimdi paylaşmazsak, ülkemize karşı görevimizi yapmamış olmanın vebalini taşıyacağız diye endişe ediyoruz. Bize bütün bu güzellikleri tattıran ülkemize borcumuz var; üzerimizdeki hakkını helal ettirmek için haysiyetli olmalıyız. İlk kez, bir tarafta toplumumuzun yaklaşık yarısı için düşünen, onlara imkanlar sağlayan, karar veren, sözcülük yapan, onları hem seven hem cezalandırabilen otoriter bir Ata...Ayrıca, ülkedeki ‘istikrarın mimarı’!

Diğer tarafta ise, hiçbir demokratik ve gelişmiş ülkede görülmeyen “bize özgü” bir anayasa önerisinin yol açacağı felaketten ülkeyi savunanlar cephesi...Rasyonel ortak akıldan evrensel hukuktan, (demokrasilerin olmaz ise olmazı) kuvvetler ayrılığından, gerçek istikrardan yana, gelişmiş uygar dünyanın içinde konumlanmak isteyen ülkemizin diğer yarısı! Akıldışı bir seçimle karşı karşıya bırakıldık. Bir süre daha, şimdiki karar verenler değişmeyecek. Ancak, artık dünyada hiçbir şey kesin olarak öngürülebilir durumda değil; yapabileceğimiz ise ortak akıl ve uygarlıktan yana tavır almaktır.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail