Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 117 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


CUMHURİYET BAŞ SAVCILIĞINA YÜKSEK SEÇİM KURULU HAKKINDAKİ ŞİKAYETİMİZE YARGITAYDAN RED YANITI! Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven, 16 Nisan 2017 günü Halk Oylaması devam ederken mühürsüz Oy Pusulalarının geçerli sayılacağını açıklamış ve AKP temsilcisinin müracaatı üzerine, bu açıklamayı yaptığını da belirtmişti. Türk Ceza Kanunu’nun 250 maddesi şöyledir: Görevin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine ve başkasına yarar sağlamasına ve bu yolda vaatte bulunmasını bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi beş yıldan on yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır YSK Başkanı Sadi Güven, AKP iktidarının kendisinin görevde kalmak için, AKP iktidarına “Evet” oylarıyla yarar sağlamayı amaçlamış, fligransız ve de mühürsüz kağıtlar kullanılması için sandık görevlilerini buna icbar etmiştir. Toplumun iki farklı bölüme ayrılmasını sağlamakla da yurt yararını ihmal etmiş bulunmaktadır.Kendisi aslında Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu Başkanı iken AKP’İktidarının Seçim Kurulu Başkanı gibi hareket etmiştir. Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında’ki 298 sayılı yasanın (31.3.1988 tarihindeki değişimiyle) 14.maddesinin 2 numaralı bendi de, Fligran kalıpları ile zarf ölçü kalıplarını yaptırıp gerekli miktarda kağıt ve zarf imalinden sonra saklamakla görevlendirilmesini, hükme bağlamıştır.. Bu koşul oy pusulalarının taklit edilmesini önlemek için filigranlı olması ve yurt dışından ithal edilmesi gerekiyordu. Bu amaçla 983 ton filigranlı kağıt ithal edilmiştir. YSK Başkanı Sadi Güven böylesi harcamayı ve oy pusulalarının filigranlı olmasını sağladıktan sonra, mühürsüz oy pusula kullanılmasını bir AKP üyesinin müracaatıyla kabul ederek görevini kötüye kullanmakla suç işlemiştir. 298 sayılı yasanın 14.maddesi 2 inci bendinde Oyunu kullanan seçmenin parmağının işaretleneceği özel boyanın ithal veya imal ettirerek sandık kurullarında zamanında bulundurmak ve saklamak hükmü de AKP iktidarında kaldırılmıştır. Ve mahalli seçimler olmak üzere aynı yıllarda kaldırılmış ve 30 Mart 2014 mahallî seçimler olmak üzere aynı yıl Cumhurbaşkanlığı ve de 2015 yılında genel seçimlerde parmak boyası kullanılamaz olmuştur. Bu kararı uygarlık sayan iktidar yetkilileri, yurt dışından örnekler vermekle yetinmişler fakat o ülkelerde bilgisayar tuşlarına kimsenin müdahele edemeyeceği teknolojiyi yarattıklarını; ülkemizdeki gibi imzalı oy pusulaları kullanılmadığını bilmezden gelmişlerdir. Ayrıca aynı kanunun aynı maddesi Seçimler içine oy pusulaları konulacak olan zarfların icabında Devlet Malzeme Ofisinde imal edileceğini, hükme bağlamıştı. Devlet Malzeme Ofisi bu amaçla fligranlı 983 yon kağıt ithal etmiştir. Çünkü 298 sayılı yasanın 14.maddesinin 1.bendinde bu belirttiğimiz hüküm vardır ve şöyledir: Devlet Malzeme Ofisince imal edilen veya ettirilen veya depolarında bulunan zarfların renklerinde ve ölçümlerinden farklı ve kağıtlarında Türkiye Cumhu-riyeti Yüksek Seçim Kurulu fligranı bulunmak üzere yeteri kadar özel zarf imal ettirmekle görevlendirilmiştir. Kurum başkanı bu görevini de AKP’nin isteği üzerine görmezden gelmiştir. Türkiye Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven ve karar heyetinde üye olan çalışma arkadaşlarıyla fligransız ve mühürsüz kağıtların kullanılmasını karara bağlayarak, Türk Ceza Kanunun 250 maddesinde yasaklanan suçu işleyerek görevlerini kötüye kullanmışlardır. Sonuç olarak şüpheli hakkında resen soruşturma yürütülmesi ve sabit olan suçtan cezalandırılması için hukuksal işlemlerin yapılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle şüphelinin atılı (kendisine yüklenen) suçtan cezalandırılması için hakkında gerekli işlemlerin yapılmasını talep olunur. Saygılarımla 24 Nisan 2017 İmzalar Şıhca Yavuz, Adnan Morgül, Cemil Sönmez, Ahmet Kutlu ve Ali Nejat Ölçen **** YARGITAY BİRİNCİ BAŞKANLIK KURULUNUN ŞİKAYET DİLEKÇEMİZE 6.7.2017 gün 236 sayılı RED KARARI: Şikâyetçiler özetle,Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven’in 16.4.2017 tarihinde Halk Oylaması devam ederken Adalet ve Kalkınma Partisi temsilcisinin başvurusu üzerine mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılacağını, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Seçim Kurulu Başkanı gibi hareket ettiğini, mühür-süz kağıtların kullanılmasına karar vererek görevini kötüye kullandığını, bu nedenle cezalandırılması için hakkında gerekli işlemin yapılmasını talep ederek şikayetçi oldukları anlaşılmıştır. Şikâyet konusu ile ilgili yasal mevzuatın incelenmesinde: 2709 sayılı Türkiye Cumhhuriyeti Anayasasının 67. maddesinin Birinci, fıkrasında; “Vatandaşlar, kanun-da gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasal parti içinde siyasî faaliyette bulunma ve halk oylamasına katılma hakkına sahiptir.” Denmektedir. İkinci fırkasında: “Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy açık sayım ve döküm esaslarınagöre, yargı ve denetim altında yapılır. Ancak yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının oy hakkını kullanabilmeleri uygulanabilir tedbirler belirler.” Hükmü yer almaktadır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 79.maddesinin Birinci fıkrasında da: “Seçimler, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapı-lır.” İkinci fıkrasında: Seçimlerin başlamasından bitimine kadar seçim düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını ve Cumhurbaşkanlığı seçim tutanaklarını Kabul etme görevi Yüksek Seçim Kurulu’nundur. Yüksek Seçim Kuru-lunun kararları başka bir merciye baş vurulamaz.” 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanunun 3. Maddesinde de: ”Halkoyuna sunulması işlemleri, Yüksek Seçim Kurulunun yönetim ve denetiminde seçim kurul-larınca yürütülür” şeklinde düzenlemelere yer verildiği anlaşılmıştır. Sayılan bu mevzuat hükümleri çerçevesinde, şikâyet konusu iddialar, Yüksek Seçim Kurulu’nun 19.4.2017 tarih ve 573 sayılı karar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Şikayet edilen yukarıki yazılı Anayasal ve Yasal hükümlerde tanınan yertkileri kullanmak ve halk oylaması sonuçlarına yönelik itirazları Anayasanın 79.maddesinin Yüksek Seçim Kuruluna verdiği yetki dahilinde sonuçlan-dırmak dışında bir eylemin bulunmadığı, şikayet edilence gerçekleştirilen bu iş ve işlemlerin ceza veya disiplin soruşturması mahiyette bulunmadığı anlaşıl-makla, dosyanın işlemden kaldırılmasına 06.7.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. **** Yargıtay da hukukun koruyucu işlevini yerine getir-mekten uzaklaştırılmıştır. Bu yazımızla şikâyet dilek-çemize verdiği red kararının çelişkilerini okuyucu-larımıza sunmaya karar verdik. Çünkü: Yargıtay Birinci Başkanlığı’nın aldığı bu kararla, Yürkek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven’in Tük Ceza Yasasının 250 maddesine aykırı kararıyla halkoylamasının gerçekleri yansıtmasına engel olmasını görmemezlikten gelmiş bulunmaktadır. Yüksek Seçim Kurulunun kararlarında, Yüksek Seçim Kurulunun şikayetlerin iletilme’sinde tek merci oldu-ğunu ileri sürmektedir. Oysa halk oylamasına dışardan müdahele söz konusu olsaydı, o zaman şikayet dilek-çemizi YSK’ makamına iletirdik. Oysa, Yüksek Seçim Kurulu, halkoylamasına yasa dışı müdahelede bulunan makamın kendisidir. Yani, burada halkoylamasına yasa dışı müdahaleyi irtikâp eden kişi Yuksek Seçim Kurulu Başkanının kendisi Sadi Güven adındaki kişidir ve Türk Ceza Yasasının 250 maddesine gore resmi hiç bir geçerliliği olmayan fligransız kağıtlar kullanılmasına tek başına karar vermiştir. Kusurlu olan YSK’yı, YSK’ya mı şikâyet etmemiz gerekiyordu? Yargıtay’ın Birinci Başkanlığı Anayasamızın 67.mad-desinin İkinci fıkrasına gore halk oylamasının yargı yönetim ve denetimi altında yapıldığını mı sanıyor! Eğer yargı yönetim ve denetimi söz konusu olsaydı, fligransız mühürsüz oy pusulalarının kullanılmasına izin verir miydi? Şikâyet konusu halk oylaması sonuçlarına Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven’in kararı etkili olmuş ve Türk Ceza Yasasının 250 maddesine gore görevini kötüye kullanmıştır. Söz konusu halkoy-lamasında mühürsüz ve fligransız kağıtlar kullanılmasının yasaya karşı olduğunu Yargıtay nasıl görmezliğe gelebilir? Ve o halk oylaması eğer gerçekleri yansıtsaydı bugün tüm seçim sandıklarının sonuçlarını Yüksek Seçim Kurulu açıklamış olurdu. Oysa o halk oylamasının sonuçlarını halâ açıklayabilmiş değildir. Yargıtay Birinci Başkanlığı da konuya ilişkin inceleme yapma gereğini duymamıştır. Çünkü seçmen sayısının üzerinde oy pusulaları kullanıldığının Yüksek Seçim Kurulu da farkındadır ve Yargıtay Birinci Başkanlığı da bu konuyu incelemeye gereksinim duymamıştır. Halkoylamasının sandık sonuçları halâ açıklanmamıştır. Halk oylamasının amacından nasıl saptırıldığının gizli kalması da bu nedenle sağlanmış görünüyor. Şikâyet dilekçemizin yürürlüğe konulmamaasını, Yargıtay’ın hukuk dışındaki bu kararı nedeniyle red edilmesini yadırgıyoruz: a-Yüksek Seçim Kurulu (YSK). Başkanı, yaptığı işin niteliği nedeniyle bir kamu görevlisidir. Eğer YSK, halk oylamasında fligranlı kağıt kullanımı, Anayasaya aykırı ise fligransız ve de mühürsüz oy pusulasının geçersiz sayılmasına ilişkin maddenin iptali için Anayasa Mahkemesine baş vurması gerekirdi. Oysa, Anayasa Mahkeme-sinin fligransız o pusulası kullanımına ilişkin kararı yoktur.. b-YSK Başkanı Sadi Güven, Adalet ve Kalkınma Partisi temsilcisinin getirdiği öneriyi gündeme alarak `fligransız ve mühürsüz oy pusulasının kullanılmasına karar vererek görevini kötüye kullanmıştır. Oysa yasal düzenlemeyi değiştirme yetkisi yasama organınındır. YSK başkanı açıkça görev ve yetki alanının dışına çıkmıştır. Çok açık bir yetki gasbı ile karşı karşıyayız. Ancak TBMM’nin değiştirebileceği bir konunun YSK Başkanı tarafından gündeme alınması ve karara bağlanmasının hiçbir hukuksal dayanağı yoktur. c-Şunu açıkca belirtmekte, tekrar etmekte yarar var. YSK`nun bu kararı, yasanın öngörmediği, yasal boşluğun doldurulmasına ilişkin bir masumane ve sıradan bir YSK. kararı değildir.. Kamuoyunu günlerdir meşgul eden bu karar ne acıdır ki Yargıtay Birinci Daire Kurulu tarafından da iyi irdelenmemiş, sorunun üstü örtülmek istenmiştir. YSK Başkanı konuya ilişkin verdiği demeçte geçerli sayılan mühürsüz oy sayısı sorulduğunda, bu konuda bilgi toplayarak yanıt vermek yerine, söz konusu olan yüz sandıkta üçer beşer mühürsüz oy pususulası geçerli sayılmış gibi gösterilerek olayın “münferit” olduğunu açıklamıştır. Oysa kimi kaynaklar, bu sayının iki milyon olduğunu açıklıyor. d- Ortada zamanlaması, önerilmesi, hiç de masumane olmayan, bir karar ile karşı karşıyayız. Biz alınan kararın doğurduğu sonuçları dikkate alarak,YSK`Başkanı Sadi Güven`in öneriyi gündeme taşıması eylemini kasıtlı buluyor, ondan da önemlisi, yasanın buyurucu, emredici- hükmü gereği mühürsüz oy pusulası geçersiz iken fligransız, ve mühürsüz oyların geçerli sayılmasını sağla-yarak görevini kötüye kullandığını sergiliyoruz. e-Yargıtay’ın Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 79.-maddesinin Birinci fıkrasındaki (yukarda da belirttiğimiz gibi) “Yüksek Seçim Kurulu Kararları aleyhine (baka-cak) başka merci yoktur” deyimini kullanmıştır. Bu kural ancak YSK dışındaki kişilerin şikayetleri için geçerli olabilir. Yani o kurumda üye olmayan başka kişiler hakkındaki şikayetler için söz konusu olabilir. Oysa halkoylamasına yasa dışı müdahelenin kaynağı Yüksek Seçim Kurulu’nun Başkanı Sadi güven adındaki kişidir ve halk oylamasına müdahele ederek Türk Ceza Yasasının 250 maddesine gore suç işlemiş bulun-maktadır. CHP de YSK’ye verdiği ve seçimlerin hak ve hukuka aykırı olduğunu iddia ettiği dilekçesine, yine YSK’den red yanıtı gelmiştir. Kurum kendisinin neden olduğu hukuksuzluğa bakabilir mi ki, Yargıtay, şikayet dilekçemizin başvuru merciinin YSK olduğunu söyle-yebiliyor!Bu yanıt bile hukuk ile bağdaşır değildir. Baroların başkanları ve de Üniversitelerde Hukukun öğretim üyeleri susarken:Ankara Cumhuriyet Baş Savcılığına bu husuta suç duyurusunda bulunduk. Savcılık dava açmak için Yargıtay Birinci Başkanlık Kuruluna başvuruyor, ilgili kurul ceza ve disiplin soruşturması gerektiren bir durumun olmadığına ilişkin kararı veriyor! Bu girişim böylece sonuçsuz kalmıştır. Ülkemizde hukukun korunmasını üstlenen Yargıtay Kurumu bu asıl işlevinin gereğini yerine getirmemiştir. Saygılarımızla ve de kaygılarımızla durumu arz ediyoruz. 31.7.2017 Şıhça Yavuz Ali Nejat Ölçen
 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail