Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 118 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü ANLAMAMIŞ BİR GENELKURMAY BAŞKANI
Ali Nejat Ölçen

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü ANLAMAMIŞ BİR GENELKURMAY BAŞKANI

SY.UGUR DÜNDAR'A SUNUM

Ali Nejat Ölçen

Değerli vaktinizi almaya gereksinim duyduğum için beni bağışlamanızı rica ediyorum.

Sözcü Gazetesinin 30 Ağustos 2017 günlü yayımında Eski Genel Kurmay Başkanı Sy. İlker

Başbuğ ile yaptığınız söyleşide aldığınız yanıtlardaki yanlışlıklarına değinme gereksinim

duydum.

Atatürk Büyük Taarruz İçin Neden Bir Yıl Bekledi, sorusuna Sy.İlker Başbuğ'un yanıtındaki

yanlışlığı yadır gadığımı belirtmem gerekiyor. Çünkü,TBMM'nin Gizli celselerinde Mustafa

Kemal'in sunduğu bilgiler tanım lanmadıkça, O'nun yoktan var ettiği Türkiye Cumhuriyeti

Devleti'nin kurum, kural ve Kararları öğrenilmeden Mustafa Kemal'i tanımak olanak dişıdır.

Üniversitede okutulan Devrim Tarihi kitaplarının hiç birisinde, Cumhuriyetin özü, felsefesi yoktur. Çünkü bu kitapları yazan, anlatan öğretim görevlilerimiz gizli celselere baş vurmadıkları içindir ki Cumhuriyetin özünü, felsefesini, kurum ve kurallarını değil sadece kronolojisini anlatabilmektedirler. O Büyük Kişi'yi yalnız hasım olanlar değil, Kemalistler de, Laik kesim de tanımamaktadır. Ekte Atatürkoloji Enstitüsü 'nün kuruluşunu sağlayacak metni bilgilerinize sunuyorum. Eğer Atatürkoloji Enstitüsünün kuruluşuna üye olursanız güç katmış olacaksınız.

Bu ön açıklamadan sonra eski Genelkurmay Başkanı Sy.İlker Başbuğ'un da Mustafa Kemal

Atatürk'ü yeterince tanımadığı, sorularınıza verdiği yanıtlardan da anlaşılmaktadır.

Atatürk'ün Büyük Taarruz İçin neden bir yıl beklediği sorusuna verdiği yanıt şöyledir:

"Yarım hazırlıkla, yarım tedbirle, yapılacak taarruz, hiç taarruz etmemekten daha

kötüdür ...O, gönlün de, vicdanında gelişmiş olan istek ve emellerinin sağlamlığını

görmek istemiştir. Atatürk, her zaman kazandığı başarıları üç temele dayandırmıştır:

Millet, Meclis ve Ordu."

Oysa 30 Ağustos Büyük Taarruzun bir yıl bekletilmesi olgusunu, bir Genel Kurmay Başkanı

böylesi sanal ve gerçek dışı sözcüklerle açıklayamaz. Bu sorunuzun gerçek yanıtı ancak

TBMM'nin 3 Temmuz 1920 günlü gizli celsesinde ve de NUTUK'ta Mustafa Kemal'in şu

sözleriyle açıklanabilir:

1-TBMM'nin 3 Temmuz 1336 (1920) günlü Gizli Celse sinde Erkanı Harbiye'yi Umumiye

Vekili İsmet Paşa konuşmasında " Harbi Sagir " sözcüğünü kullanır. O gizli celsede 7

mebus bu deyime karşı çıkar ve Mustafa Kemal Paşa 25 Eylül 1920 günlü gizli celsede,

"Bizim halasımız (kurtuluşumuz) bize vuku bulacak muave netler (yardımlar) gayemizi ihlal

etmeyen, ki (bozma yandır ki) istiklalin mahfuziyeti için kendi kuvvetimize istinat ettiğimizi

ispat etmektir" der Ve 18 Temmuz 1921 günü İsmet Paşa'nın Karacahisar'daki karargahına

giderek ona şu buyruğu verir:

"Orduyu Eskişehir'in şimal (kuzey) ve cenubuna (gü neyi'ne) koymak lazımdır ki,' ordunun

tanzim, tenkis ve takviyesi mümkün olsun. Bunun için Sakarya 'nın şarkına (doğusu'na)

kadar çekilmek caizdir ...Bu tarzı hareketin en büyük mahzuru, Eskişehir gibi mühim

mevakimizi (yerlerimizi) ve çok araziyi düşmana terk etmekten dolayı efkarı umumiyede

hasıl olacak manevî sarsıntıdır. Fakat az zamanda istihsal edilecek muva//akiyetli netayiçle

(sonuçlarıyla) bu mahzurlar kendiliğinden zail olacaktır. " (Kaynak: NUTUK, İlk bas-kı,

Devlet Basım evi,1938,s.435)

Gerçekten de 30 Temmuz 1921 günlü gizli celsede Heyeti Vekiliye Reisi (Bakanlar Kurulu

Başkanı) Fevzi Çakmak Paşa kimi sorulara şu yanıtı vermişti:

"Eskişehir'in işgali bizi sulha icbar edemez. Zaten Eskişehir'in bizim için mühim olanfabrikaları kısmen buraya (Ankara'ya) nakledilmiştir. Şimendifer akşam tahrip edilmiştir, Düşmanın istifadesini mucip hiçbir şey bırakılmamıştır. "

Sy.İlker Başbuğ TBMM'nin gizli celselerini ve de NUTKU incelemiş olsaydı, Büyük

Taarruzdan önce neden 1 yıl beklendiğinin nedenini öğrenecek ve sorunuza doğru yanıt vermiş

olacaktı.

Bir yıl beklemenin nedeni Eskişehir'deki Harbi Sagir (küçük savaşcıklar) karşısında gücünü yitiren Yunan ordu sunun 30 Ağustos1922 Sakarya Meydan Savaşında yenil giye uğratılmasının temel nedenidir. Nitekim Fevzi Çak mak Paşa TBMM'nin 30 Temmuz 1921 günlü gizli celse sinde, " bila/asıla denilecek bir surette Yunan ordusuyla muharebeler (İsmet Paşa'nın harbi sagir dediği küçük çatışmalar) devam etti " demişti.

2-Sy.Uğur, ne yazık ki, Yalçın Küçük, Necati Akgül gibi yazarlar İsmet Paşa'nın Eskişehir'i

Yunan Ordusuna teslim etmekle suçlayarak eleştirmişler ve bunun bir strateji kararı olduğunun

farkına varamamışlardır. Neden? TBMM'nin gizli celselerini inceleme gereğini duymadıkları

için.

3-Sy.Uğur Dündar ikinci sorunuza Sy.;İlker Başbuğu'un verdiği yanıtta Ordu'yu Mustafa Kemal'in tanımından çok farklı yorumluyor. Oysa Mustafa Kemal Başkomutan olarak TBMM'nin 6 Temmuz 1923 günlü gizli oturumunda ordumuzu şöyle betimlemişti:

Herkesin malumu olduğu bir tabirle arz edeyim dahili cephe,zahiri cephe, Zahiri cephe doğrudan doğruya ordumuzun düşman karşısında göstermiş olduğu cepheden ibarettir. Bu zahiri cephe, ordu cephesinin tezelzül etmesi,tebeddül etmesi,mağlup olması, çözülmesi hiçbir vakit bir millet ve bir memleketi mahvedemez. Bunun hiçbir ehemmiyetri yoktur. Asıl haizi ehemmiyet olan ve memleketi temelinden yıkan ve halkını esir eden dahili cephenin sukutudur. İşte bu hakikate bizden önce vakıf olan İngiliz asıl bu cepheyi yıkmak için üç seneden beri,asırlardan beri mesai etmektedir. (kahrolsun sesleri)

4-Sy.Uğur Dündar,AKP iktidarında R.T.Erdoğan'ın BOP Eşbaşkanlığını üetlenmesi ve bize bir görev verildi açıklaması (sanal tutuklamalarla) Ordumuzu ve Ulusal Bütünlüğümüzün bozulmasına yol açan ( Dıştan kaynaklı ) içsel sorunlarımız karşısında Sy.İlker Başbuğ'un görmek İstediği Türkiye konulu sorunuza verdiği yanıtı da gerçek dışıdır. Çünkü Sy.İlker Başbuğ'un görmek istediği Türkiye konulu sorunuza verdiği yanıtı da gerçek dışıdır. Çünkü Sy.İlker Başbuğ'un görmek istediği Türkiye'de "hukukun üstünlüğü,kişisel güvenliğin sağlanması, ülkenin bortak videal ve değerlendirde bütünleşmesi daha mutlu ve özgür yaşamaara ulaşmak" türündeki yanıtı ayrıntıdır ve de çok ta önemli değildir.

Türkiye'mizin bir sorunu vardır: Misak-ı Mill'i sınırlarımızın kuşattığı taşımıza toprağımıza

sahip çıkma sorunudur. Ulusumuz yeniden o sorunu çözecek düzeye ulaşabilecektir. ABD-AB kaynaklı "Türk-Kürt-Islam" Birliği Programını çökertebilirse. AKP iktidarının pek çok Generali sanal suçlarla tutuklanması acaba Ordu'muzun Misak-ı Milli sınırlarımızın kuşattığı toprağımızı savunacak güçten uzaklaştırdı mı?Temel sorun budur. Açıkçası yurdumuza sahip çıkmayı başaracak,koruyacak ve savunacak zahirî cephemiz yani, Mustafac Kemal Paşa'nın betimlediği Ordumuz, bugün ne durumdadır?İvedi yanıt verilmesi gereken sorun budur ve bunun dışındaki sorunların tümü ayrıntıdır,önemsizdir ve sakıncalarını ulusumuz kısa sürede giderecek güçtedir. Eğer Ordumuz, Misak-ı Mill'î sınırlarımıza sahip çıkabilirse.! 6.9.2017.

Bu iletimize Sy.Uğur Dündar'dan 6.9.2017 günü yanıt geldi. İlginize teşekkür ediyorum. Eleştirilerinizi sayın İlker Başbuğa iletilmiştir .

Sy.Başbuğdan Yanıt geldi mi. Hayır gelmedi.

21

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail