Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 42 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


...

ARJANTİN'DE ÇÖKÜŞ

Ali Nejat Ölçen

Türkiye'nin, Arjantin'e benzeyip benzemeyeceği türündeki tartışmalar anlamsız bile olsa, bir gerçeği dile getirdiği yadsınamaz. O da, ülkemizde siyaset adamlarına güven kalmadığına ilişkin gerçeğin kendisidir. Bugüne kadar, bunalım içindeki ekonominin esenliğe çıkmasının koşulunu kimi reformların yapılmasında gören düşüncenin de ne denli yanlış olduğu, kısa sürede ortaya çıkacak. Çünkü, özelleştirme kararları, devlet ihale yasasında öngörülen değişiklik, Anayasa'nın yenibaştan düzenlenmesi, AB' ye uyum kararnamesi gibi önlemlerin hiç birinin ekonomiye en ufak bir katkısının olmayacağını söylemek için iktisatçı olmak ta gerekmez. O yasal değişikliklerin ekonomiden çok bir başka amacı var: Doğu ile Batı arasında sıkışıp kalması istenen Türkiye'nin daha çok sömürgeleşmesi, daha çok dışarıya bağımlı duruma gelmesi ve daha çok, dış buyruklara boyun eğmesi.

Yasalarda yapılan değişikliklerin ya da çıkarılan sözüm ona uyum yasalarının soyguna ve rüşvete açık olan kapıların kapanmasını sağlamaya yönelik olduğu söylenebilir mi? Tersine, çıkarılan yasalar, yolsuzluğu araştırmakla görevli savcıların yetkilerini kısıtlamış ve denetimde olan yolsuzluk dosyalarının denetim dışına çıkarılmasını sağlamıştır. Basında yer alan en son haber (21 Aralık 2001) düşündürücü değil midir:" Sezer'in son suç duyurusu da düştü".

Devletin koruyucu kanatları altına sığınan yolsuzluk ve soygun olayları siyasal iktidarın ortaklarını kapsamına alacağını ülkemizde bilmeyen kalmamıştır. Türkiye'de iktidarlar, devleti soymaktadır, bu ülke için seve seve.

Türkiye'nin dış borç yükü altında, faizlerini bile ödemekte zorlanması ile Arjantin'in aynı güçlüğü (hatta olumsuzluğu)

yaşaması arasındaki benzerlik gözardı edilecek kadar basit değildir. Alınan dış borçların, kendisini geri ödeyecek verimli alanlarda yatırıma dönüştürülmemesinin ve aynı zamanda kişisel servete dönüştürülmüş olmasının sonucudur bu. Geliş-mekte olan ülkelerde, monetarizm, aslında, kamusal soyguna kapıları daha çok açan yolsuzluk hukukunu da beraberinde getirmiştir. Yolsuzluğun, rüşvetin, soygunun hukuku oluşmuş ve o yüzden, bu ülke için seve seve çalanların aklanarak aramıza katılmalarını sağlayan böylesi (çarpık) hukuk, gerçek-lik kazanmıştır.

Bugün, Arjantin'de halk sokaklara dökülmüş ve yağma girişimlerinde buluyorsa, geniş kitlelerin açlık sınırında yaşamaya güçlerinin yetmemesinden kaynaklanmaktadır.

Türkiye'mizde de geniş kitleler açlık sınırının altında yaşamaya tutsak oldular ve onların sabırlarının ne zaman tükeneceğini bugünden hiç kimse bilemez.

IMF'in dayattığı adı reform olan yasal düzenlemelerinin hiç birisinin ekonomiyi dar boğazdan kurtaracağına inanmıyoruz. Devletin savurganlığının sadece aşırı ve gereksiz istihdamdan kaynaklandığı sanılmamalı. Tersine ,devletin kaynakları büyük ölçüde kişisel servete dönüştürülmektedir. Devletin kaynakları, devlet kapitalizminin güdümünde, gereksiz, ve-rimsiz ve hatta ekonomiye zararı olacak cari harcamalarda tüketilmektedir. Devleti çökerten Türkiye'de devletin kendi-sidir.

Ekonomiden sorumlu ve sorumsuz Bakanlar, toplumsal psikolojiyi yumuşatacak demeçler vererek, kitleleri avutmayı amaçlamış görünüyorlar. Aralık ayında bu demeçler daha da çok arttı. Toplum gerçeğin üstünü örten demeçlere daha ne kadar inanmış görünecektir bilinemez.

Doların birkaç Tl. azalışı Hükümet üyelerinde başarının ve sevincin kaynağı oluyor ve basında en önemli haber olarak yer alıyorsa, o ekonomiyi düş kurarak kurtarmaya kimsenin gücü yetmez. Siyasal iktidar, gerçekçi olmak zorundadır ve kendisini kandırmaya hakkı olmayan tek organ odur.

Arjantin'in iflas edeceğine ilişkin ilk belirtiler, IMF!in birinci başkanı olarak atanan Prof. Anne Kruger'in Kasım ayının sonlarında açıklamasıyla kendisini belli ediyordu. Bu açıklama ertesi gün 28 Kasım 'da basında yer almıştı.: "Borcunu geri ödeyemeyen ülkelerin de şirketler gibi düzgün bir biçimde (ne demekse) iflas edebilmelerinin önü açılacaktır." Amaç neydi: IMF'in yükünü hafifletmek. Bundan böyle borcunu geri ödeyemeyen ülkeleri IMF, yazgısıyla baş başa bırakacak. Arjantin bu kararın ilk kurbanı oldu. IMF'in bu hararından tam 23 gün sonra. Türkiye'ye sıranın ne zaman geleceğini kimse bilemez.

Millet Meclisimiz, IMF'nin buyruğunda adı reform olan yasaları görüşmekle zaman yitirmeyi bir yana bırakmalı ve önce kendisinden başlayarak, devletin savurganlığına son veren ve devletin koruyucu kanatları altındaki soygunu ortadan kaldıracak olan kararları almalı, gerekli yasaları ivediyle çıkarmalıdır. Partisel çıkarların etkisinde kalmadan. Artık vicdanlarından değil halkın tepkisinden korkmalarının zamanı gelmiştir.

Ve bugünün yamalı bohçasını anımsatan siyasal iktidarın ekonomiden sorumlu sorumsuz bakanları, halkı oyalayan, avutan ve kandıran demeçler vermekten vaz geçmelidir.

İşte Kemal Dervişin ağzından işittiğimiz ve gerçeği yansıtmaktan uzak demeçler:

6.12.2001:Doları kırdık. Psikolojik savaşı kazandık,Halk yastık altındaki doları bozduruyor. Şimdi sırada enflasyon var. (Finansal Forum)

Aynı gün: Kemal Derviş: 8 milyar gelse IMF'ye gerek kal-maz. Türkiye, milli gelirinin % 5' i oranında yatırım çekebilse, IMF'ye ihtiyaç kalmaz.

Üç gün sonra: Kemal Derviş: Kriz bitti demek için daha çok erken.

Ve bundan üç gün sora: 15.12.2001: Sanayi Odası Başkanları: Stoklar eridi, üretim yok.

Oysa satışlarda olağanüstü indirimler yaparak talebin canlana-cağı sanılıyordu.

Ve aynı gün CHP Genel Başkanı Deniz Baykan'dan açıklama: Kemal Dervişe tam destek.

Buna karşın, CHP Genel Başkanı Baykal'dan işitmemiz gereken yanıt 1994'ün ekonomik bunalımının mimarı Tansu Çiller'den geldi: Tütün yasasına hayır.

Sapla samanın karıştığı bir ülkede yaşıyoruz.

Aşağıda 21.12.2001 Tages Anzeiger gazetesinde yayımlanan Arjantin ile ilgili bir makalesine ilişkin çevirimizi bulacak-sınız. Kimi iktisatçı geçinen köşe yazarı ve kamu yöneti-cisinin, Arjantin'i batıran olayın dalgalı kura geçmemiş olması ve Türkiye'nin dalgalı kura geçerek böylesi bunalıma sürük-lenmediğine ilişkin açıklamalarını ciddiye alamıyoruz. Kur, dalgalı olsun olmasın, üretim kapasitesini arttıracak önlemler alınmadıkça ve devlet savuganlıktan uzaklaştırılmadıça onlara sormak gerekir, ekonomiyi nasıl düzlüğe çıkaracaksınız.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail