Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 41 - YAZAR : Sacit Somer Geri Tavsiye Et Yazdır


DÜNYA BANKASI ve IMF

Sacit Somer
E.Elçi

The Observer gazetesi, (2 Mayıs 2001) Dünya Bankası ve IMF hakkında, günlü özellikle ülkemizi yönetenlerin okumaları gereken bir yazı yayımlamıştır.

Adı geçen bankadan istifa ederek ayrılan ABD'nin seçkin iktisatçılarından Prof. Stiglitz'in ilginç açıklamalarını içeren bu yazının kimi bölümlerini aşağıda sunulmuştur. Basınımızda da bir bölümüne yer verilen o yazının ilginc yanı, Dünya Bankasının gelişmekte olan ülkelere ne gözle baktığını açıklıyor.

Dünya Bankasının elinde hiç değişmeyen basmakalıp dört aşamalı bir program vardır diyor, Prof. Stiglitz ve devam ediyor:

Bankadan para isteğinde bulunan bir ülke için, ilk iş devletten o ülkedeki sanayi tesislerinin yok bahasına sattırılması istenir. Özelleştirme adı altında gerçekleştirilen bu satışların tutarından birkaç milyarı komisyon (rüşvet) olarak kimi politikacılara dağıtılacağından, satışlar itirazsız gerçekleştirilir. (Böyle söylüyor Prof.Stiglitz.).

Bu yok bahasına sattırılan tesislerin en büyüğü, 1995'de Rusya'da gerçekleştirildi. Rusya'nın sanayi tesisleri soyulmuş (stripped), üretimi hemen hemen yarıya inmiştir. Stiglitz, Rusya'da bu olayın, Amerika'nın desteklediği bir Rus oligarşisi tarafından ve ABD hükümetinin bilgisi içinde gerçekleştirildiğini söylemektedir. Ayrıca bunun midesini bulandırdığını da açık-lamıştır.

Özelleştirme bu biçimde sonuçlandıktan sonra, Banka tarafından, ikinci bir adım olarak, sermaye piyasasının liberalleşmesi istenir. Liberalleşme, önce ülkeye spekülatörlerin parasını getirir fakat en ufak bir mali sıkıntı belirdiğinde, hem spekülatörlerin paralarını, hem de ülkenin kendi sermayesini ve rezervlerini alıp götürür.

Bu kez, IMF, tam takır kalan ülkeye, sermaye çekmek için, faiz hadlerinin % 30 hatta % 50'ye çıkarılmasın buyruğunu verir. Fakat bu kez de eşya değerleri ve sanayi üretimi bozulur, ulusal değerler yok olmaya başlar.

Ülke yoksullaşıp, sanayi de geriledikten sonra, Banka artık nefes almakta zorluk çeken ülkeye, fiyatları piyasaya göre ayarlaması yönergesini verir. (market based pricing). Tüm bu sürecin sonunda, gıda, su ve pişirme gazı fiyatlarında peşi peşine zamlar biri birini izler ve sıkıntıdan boğulan halkı ayaklanma derecesine getirir.

Artık IMF için toplumu sıkıp son damla kanını çıkarma zamanı gelmiştir. Kazanı daha da ısıtacak ve kazan patlayacaktır.

1988'de Endonezya'da yoksul halkına gıda ve yakıt yardımlarının durdurulması üzerine, toplumun ayaklanması bunun tipik örneğidir. Öteki örnekler, Dünya Bankasının geçen yıl Bolivya'da ve bu yılın Şubatında Ekuvador'da yaptırdığı zamlarda neden olduğu ayaklanmalar olarak sayılabilir. Bu ayaklanmalarda artan huzursuzlukla, yeni sermaye kaçışlarına ve iflas olaylarına neden olacaktır. Bundan da kazançlı çıkanlar, ülkenin ulusal kurumlarını yok bahasına ele geçiren yabancılar, Batı bankaları ve ABD Hazinesi alacaktır.

Programın son aşaması, ticaretin serbestleştirilmesidir. Bu serbestlik, Dünya Ticaret Örgütü'nün ve Dünya Bankasının koyduğu kurallar içinde kullanılabilecek bir serbestliktir. Bunu Stiglitz 19.yüzyılın afyon savaşlarına benzetiyor. (İngiltere'nin 1840'larda kendi dış ticaretin dengesini, afyon satarak ,sağlamak amacıyla, Çin'de afyon kullanımının serbest olması için, insanlık dışı savaş yöntemlerine nasıl başvurduğunu gelecek sayımızda ele alacağız. A.N.Ö)

Avrupalılar ve Amerikalılar, o yıllardaki gibi, şimdi de, mallarını satabilmek için, Asya, Latin Amerika ve Afrika'nın direncini kırmakta, fakat o dönemde onlar da kendi ülkelerini üçüncü dünyanın tarım ürünlerine kapatmaktaydılar. O zaman Batılılar, askeri abluka kullanıyorlardı, şimdi ise, askeri ablukadan belki daha korkunç ve öldürücü olan mali abluka uygulanıyor.

Dünya Bankası'na karşı Stiglitz'i isyana yönelten, uygulanan programların bugüne kadar ki başarısızlıkları ve her yerde büyük acılara neden olarak sürddürülmesidir. Stiglitz şöyle söylüyor: "Ortaçağlarda hasta ölünce -kan almayı erken durdurduk galiba vücudunda hala kan var- derlermiş". Dünya Bankası ve IMF'in davranışları da bu ortaçağ hekimlerinin tutumlarını andırıyor.

The Observer gazetesi, Prof.Stiglitz'in görüşlerini böylece aktardıkdan sonra, kendi düşüncesi olarak :" Belki de artık sülükleri ortadan kaldırma zamanı gelmiştir" demekte ve Stigltz'in düşüncelerine katıldığını belirtmektedir.

Bu yazıyı, Dünya Bankasını ve IMF'yi birer hayır kurumu olarak görmekte olanların okumalarını diliyoruz.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail