Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 34 - YAZAR : Sacit Somer Geri Tavsiye Et Yazdır


AİDS'E KARŞI SÜNNET

Sacit Somer

Sünnet,genel olarak din ve kabile geleneklerine ya da kültüre bağlı olarak yapılıyor. Küçük bir deri parçasının kaybıyla, AİDS hastalığının büyük olasılıkla önlendiği anlaşılmaktadır. Fakat bu sonuç, göründüğü kadar da basit değil. Sünnetle AİDS (daha doğrusu hastalığa neden olan HİV virüsü) arasındaki ilinti,10 yıldan fazladır tartışılıyor. Pek çok uzman (epidemiologist'ler) eğer sünnet ile HİV virüsü arasında bir ilinti varsa,bunun penisten bir deri parçasının alınmasından değil,sünnet olan ve olmayan grupların,dinsel,ekinsel ve etnik özelliklerinden kaynaklanan cinsel ilişki farkından kaynaklanacağını ileri sürmektedir. Kenyalı mikrobiyolojist olan Maina Kahinda ise bu kurama karşı çıkmaktadır.

Tartışmalar,hastalığın fazla olmasının cinsel ilişkilerde risk alınmasından ileri gelip gelmediği konusunda yapılan geniş çaplı araştırmaların bir bölümünü oluşturuyor. Halkın dörtte biri HİV virüsünü taşıyan Kenya ve Zambiya gibi ülkelerle, halkın sadece % 4'ü bu virüse bulaşmış ülkeler karşılaştırılıyor: Kamerun halkının cinsel ilişkilerde çok laübali olmasına karşın,HİV'in yansıması bu ülkede çok düşük. Bu sonuç, sünnetin oynadığı rolü ortaya çıkarıyor. Erkek nüfusun % 90'ının sünnetli olduğu Batı Afrika'nın kimi yöresinde, halkın sadece % 10'unun HİV'li olmasına karşın,Kenya ve Zambiya'da bu oranın % 30 ulaştığı görülüyor.

En inandırıcı kanıt ise,Kenya'da yapılan araştırmalarda elde edildi. Sünnetli olmayan LUO'lu ( Güneybatı Kenya'da yaşayan bir kabile) sünnetsiz erkeklerin % 26'sı HİV'li buna karşın sünnetli LUO erkeklerinin isde sadece % 6'sı HİV'lidir. Sonuç akla yakın gelmekte: Sertleşen sünnetli penisin,deri ile kaplı sünnetsiz olandan daha serttir ve HİV virüsünün vücuda girmesini önlemekte,bir giriş kapısı rolü oynamaktadır. Fakat bugün bu bilgiden nasıl yararlanılacağı bilinmiyor.

Bu sonuçlar tıp konferanslarına,hatta Eylül ayında Zambiya'da toplan-mış olan uluslar arası kongrede tebliğ olarak sunulmuş olmasına karşın,bulgular yine de tartışmaya açık görünmektedir.

Afrika'da sünnet, dinsel ve kabilesel aidiyetin bir simgesidir. Ölüm törenlerinin yanısıra en çok gözetilen kültürel geleneklerden birisidir. Doğu ve Güney Afrika'nın biri biriyle kolay uyuşmaz toplumlarında bir etnik grubun egemen olduğu bir hükümet, öteki etnik grubun kültürel normlarını kolay kolay göz ardı edemez. Hatta bu,her beş gençten dördünün ölümüne yol açan bir hastalığın önlenmesi amacıyla olsa bile. Hükümetlerin,kampanya açarak sünnetin genelleştirilmesini isteyebilmesi olası bile değil.

Halkın gerekli bilgiyi aldıktan sonra,ne biçimde davranacağı kendilerine bırakılır. Sağlık makamları, sünnetli olan kimselerin bundan sonra kendilerini korumak için başka önlem almaya gereksinim duymayacaklarından ürkmektedirler. Daha şimdiden, halk arasında sünnetin doğal "prezervatif" oluşturduğu söylentileri dolaşmaya başlamıştır. Cinsel iliş-kide gerekli önlemleri almaya yönelik kampanyaların baltalanmasına yol açacak her devinim felaketle sonuçlanabilir.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail