Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 27 Geri Tavsiye Et Yazdır


KIRSAL KESİMDE DEMOKRATİK ÖRGÜTLENME MODELİ

Erdoğan Kantürer
Köy-Koop Kırklareli Birliği Başkanı

Ülkemiz üretici köylülerinin ana sorunu ulusal gelirden hak ettiği payı alamaması, giderek yoksullaşmadır. Üretici köylülerin yoksulluk çemberini kıramamasının ana nedeni; üreticilerin yeterince örgütlenememesi ya da örgütlenmesinin engellenmesidir. Eğer ülkemiz üreticileri örgütlenmiş olsaydı EBK gibi kuruluşlar üreticilerden başkalarına satılamazdı.

Ülkemizde kırsal kesimde örgütlenme 1863'te Mithat Paşa ile başlamıştır. Bir kamu yöneticisi olan Mithat Paşa, -kırsal kesimi sömüren tefecilere karşı- köy köy gezer ve üreticileri ikna ederek yılda bir teneke buğdayla ortak olunan Memleket Sandıkları'nı kurar. Bu ilk kooperatif örgütlenmedir. Mithat Paşa, köylerdeki üreticileri -müslüman olsun hı-ristiyan olsun ayırım yapmadan- imamları da, rahipleri de ikna etmeye çalışır: Gönüllü bir kooperatifçilik uygulaması, insanlar arasında ayırım, yapmamak gibi yüksek bir idealin uygulamasıydı bu.

O günlerin tefecileri "çimen kredicileri"nin yoksullaştırdığı üreticilere; "kendinize gelin, çimen kredicilerine karşı Memleket Sandıkları'nda birleşin" diye seslenir. Köylüler dağınık, uzak, yerleşik düzende yoksul, Çimen Kre-dicileri acımasızdır: Ekilen buğdaylar çimen olmadan kredi vermezlerdi köylüye. Üreticileri bir araya getirmek bugünkü gibi zordu:

Zoru başaran Mithat Paşa'yı saygıyla anmak gerek. 135 yıl önce başlayan tarımsal kooperatif örgütlenmenin günümüzde arzulanan yere geldiğini hâlâ söyliyemiyoruz. Biz üretici köylüler için ve de köylüleri bu.halde bırakanlar için utanılası bir gerçektir bu...

Mithat Paşa ile başlayan kırsal kesim kooperatif örgütlenmesi Cumhuriyet Dönemi'nde Atatürk öncülüğünde sürdürülür: Büyük Atatürk yaptığı yurt gezilerinde köylülere "Birlesiniz, birlikte makine alınız, muhakkak surette birleşmede kuvvet vardır" diyerek yol gösterir.

Atatürk'ün 1925-Kastamonu-, 1931-1937 İzmir'de yaptığı konuşmalardaki görüşleri aynen şöyledir:

Kanaatım odur ki, muhakkak suretle birleşmede kuvvet vardır. Kooperatif yapmak, maddî ve manevî kuvvetleri, zekâ ve maharetleri birleştirmektir. Yoksa bir zayıf ile bir kuvvetlinin birleşmesinden bahsetmiyorum. Birleşmenin böylesi, zayıf olanın kuvvetliye esir olması demektir. Ege iktisat mıntıkasındaki bütün insanların hasılatları ve gayretlerini birleştirmesi muhakkak feyizli neticeler verecektir. Türkiye'nin say, hayat ve mevcudiyetini mütalaa edince birleşmeden mütevellit fayda ve menfaatlerin çok büyük olacağı kanaatına varacağınızdan şüphe etmiyorum. Müstahsillerin birleşmesinden şahsi menfaati arının haleldar olacağını düşünenler tabii ki şikayet edeceklerdir.

Milli ekonominin tenteli ziraattır. "Ben de çiftçi olduğumdan biliyorum, makinasız ziraat yapılmaz, el emeği güçtür. Birleşiniz. Birlikte makina alınız."

"Köyde ve yakın köylerde müşterek harman ma-kinaları kullandırma, köylülerin ayrılamayacağı bir adet haline getirilmelidir."

"Ziraat sanayii bilhassa üzerinde meşgul olacağımız mevzuu olacaktır. Bu arada sütçülüğe, süt sanayiine hususi önem vermekteyiz Sırasıyla şehir ve kasabalarımızın temiz ve ucuz süt mamulatı ihtiyacını temin edecek fabrikalar tesisine ve bununla ahenkli bir surette köylerdeki sütleri kıymetlendirecek ve satışı kolaylaştıracak kooperatifler teşkiline çalışılacaktır" (Kooperatifçilik, Prof. Dr. Z.G. Mülayim)

Akılcı Atatürk bugün gerek duyduğumuz örgütlenme rnodelini daha yetmiş yıl önce öneriyor: "kooperatifler oluşturmaya çalışılmalıdır."

İnsanlar arasında ayırım yapmayan, gönüllü, demokratik köy kooperatifçiliği hareketini 60-70 yıl önce önermişti büyük Atatürk. Ancak o zamanların tacirlerini, İzmir'de kooperatifçiliğe karşı çıkınca; "Üreticilerin birleşmesiyle şahsi çıkarlarından olacaklarını düşünenler tabiiki şikayet edeceklerdir" demiştir, hemde şikayet edenlerin yüzüne karşı söylemiştir bunu. (izmir, iktisat Kongresi, Bir tüccarın Ege Bölgesindeki kooperatifleri şikayet etmesine Atatürk'ün verdiği yanıt.)

Günümüzde de köylülerin, üreticilerin birleşmesinden kişisel çıkarları zarar görecek olanlar elbette kooperatiflerden hâlâ şikayetçidirler. Görünürde özgür piyasa ekonomisinden yana olan bu şikayetçiler, kooperatiflerin özgür piyasa ekonomisinin vazgeçilmez koşullarından biri olduğunu görmezlikten geliyorlar.

"Serbest Piyasa"çılar, gerçek serbest piyasadan yana olmadıkları için kooperatiflerin güçlenmesine karşıdırlar. Ulusal gelirden aldıkları payı azaltmak istemedikeri için kooperatifleşmeye karşıdırlar. Ancak vahşi serbest piyasanın acımasız koşulları da bunu dayatır: Büyümeyen ölür. Kazanamayan büyüyemez.

Üreticiler kazanamadıkları için büyüyemiyorlar. Ve işin özü buradadır: Üreticiler de örgütlensin, kazansın ve büyüsün. Örgütlenmek te ve büyümek te serbest. Örgütlenmemek, küçülmek ve yoksullaşmak ta serbest. Üretici köylülerin kazanıp büyüyebilmeleri için tarımsal ürünlerin ticaret ve sanayiinde söz sahibi olmaları gerekiyor. Tarımsal ürünlerin ekonomideki dolaşımından doğan artık değerler üreticilerde kalacak, böylece üreticilerin yaşam düzeyleri yükselecektir. Avrupa ülkelerinde tarımsal ürünlerin ekonomideki dolaşımından kooperatifte örgütlenen üreticilerin aldığı pay %60'tır. Oysa ülkemizde tarımsal ürünlerin ekonomideki dolaşımından üreticilerin aldığı pay %20. Fransa'da süt pazarlamasının %100'ü, süt sanayiinin %60'ı kooperatif birliklerinin elindedir. Gelişmiş Avrupa ülkeleri kooperatiflerinin de gelişmiş olduğu görülüyor.

Demokratik yapılanmayı öngören kooperatif örgütlenme biçimi yalnızca gelişmiş Avrupa ülkelerinde değil, Kuzey Amerika'da ve Asya'da yaygındır. Kendi gücüyle kalkınma ilkesine dayanan demokratik kooperatifçilik üçüncü dünya ülkelerinde de yaygın.

Doğu Avrupa'da yeniden yapılanma dönemide bu ülkeler de uluslararası serbest pazarlara açılmakta, kendilerini özgür piyasa ekonomisi koşullarına uyarlamaya çalışmaktadırlar.

Demokratik kooperatif örgütlenmenin önde gelen örneklerinden Raifeisen ve Schultz-Delitz modeli esaslarını uygulayan 100 ülkede 900.000 kooperatif, 500 milyon ortağıile önemli çalışmalar sergilemektedir. Gerek yöresel dayanışmaya neden olan ortaklık yönü ile ve gerekse uluslararası alanda geniş bir kooperatifçi işbirliğini benimseyen yönü ile kooperatifler ülkemizde de gerçek özgür piyasa ekonomileri için ideal modeller olacaklardır.

Üretici köylülerin örgütlenmeleri en iyi gönüllü demokratik kooperatiflerle gerçekleşebilir. Ülkemizdeki ta-rmmsal kooperatiflerin sayısal potansiyeli şöyledir:

Birim Kooperatifler ....... Sayısı ........... Ortak sayısı ...... Koop.Birliği ........ Merkez Birlik

Tarım Kalkınma Koop..........4247...............546 474................22 (15 Köy..).........Kurdurulmuyor.
Sulama Koop.....................1925...............148 112..................2...........................yok
Su Ürünleri Koop..................303..... .......... 15 648 ................5...........................yok
Pancar Ekici Koop.................30..............1405 148.................1............................0
Toplam .......................... 6505 ............. 2115 386 ............................................ 0
Tarım Kredi Koop...............2507...............1570 151................16..........................1
Genel Toplam .......... ..... 9012 ............ 3655 538 ............................................. 1

3.685.538 üretici ortaklığı ile, yaklaşık bir hesapla; 20 milyon kişi tarımsal kooperatifler ile ekonomik ilişkilidir. Elbette bu kadar gücün dağınık olmasından yararı olanlar kooperatifleşmeyi küçümseyecek, kötüleyeceklerdir köy kooperatifçiliğini.

Ülkemizde başarılı kooperatifler ve kooperatif birlikleri vardır. Burdur, Çanakkale, Edirne, İzmir, Giresun, Kırklareli 1, Kastamonu, Manisa, Muğla, vb.

Başarısız kooperatif uygulamaları da olmuştur ve bundan sonra da olabilir. Burada başarısızlık kooperatif modele değil, uygulayıcılara aittir. Özel sektörde başarısız uygulamalar yok mudur? Bir tüccar ya da sanayici iflas ettiğinde hiç kimse topyekûn özel sektörü suçlamıyor.

Oysa kooperatif sektörde öyle mi? Bir kooperatif uygulaması başarısız olmasın, kötüleme kampanyası başlatılır hemen, bazıları da ellerini oğuşturur. Kooperatifçiliği kötülemede, küçümsemede gizli ve çıkarcı bir amaç vardır.

KÖY KOOPERATİFÇİLİĞİNİN ÖNÜNDEKİ SORUNLAR :

• Dağınık ve küçük yerleşim düzeni.
• Tarımsal kesimde eğitim engellemesi: Köy Enstitüleri ile köylerde oluşmaya başlayan aydınlanmanın ve bu girişimin İmam-Hatip okulları ile karartılması.
• Soğuk Savaş dönemi çıkarcılarının köylerdeki sermaye birikimini, dolayısıyla dayanışmayı ve kalkınmayı en
gellemesi.
• Almanya zorlaması; desteklerde projelerde isabetsizlik.
• 1971-1980: Ülkemizdeki köy kooperatifçiliğinin ve bualanda görevli bürokrasinin çocukluk dönemi.
• Ülkemizde sivilleşmenin engellenmesi: 12 Eylül 1980 askeri darbesinin Köy-Koop'larda uyguladığı ürküntü ne
deniyle yaratılan boşluk; filizlenmekte olan Köy-Koop'lar ile köy kalkınmasının engellenmesi.
• Yaratılan boşluğun Mahalli İdareler Birlikleri, Kaymakam, KİT (KKİT)'leri ile doldurulma çabaları.61

1990 Sonrası Yeniden Toparlanmanın Önündeki Engeller:

• Üretici köylülerin 12 Eylül 1980'in yarattığı ürküyü atlatamamaları.
• Mahalli İdareler Birlikleri ve bu oluşuma destek veren -bir bölüm- basın, siyasiler ve kamu yetkilileri.
• Kooperatiflerde birleşmeden zarar görecek olan bezir ganların ve siyasilerin gizli veya açık engellemeleri.

TARIMSAL KOOPERATİFLERİN MERKEZİ ÖRGÜTLENMESİNE ENGELLEME

• 1990 nüfus sayımı saptaması: 24.000.000 kişi kırsal alanda yaşamakta. (%41)
• "1991 yılında DİE tarafından yapılan genel tarım sayımının geçici sonuçlarına göre: Ülkemizde mevcut
4.741.818 tarım işletmesinin %85,75'inde tarımsal çalışma yapıldığı, tarımsal çalışmada bulunan bu işletmelerin %96,37'nde bitkisel üretim (tarım) ve hayvancılığın bir likte yapıldığı, %3,63'de ise sadece hayvancılık yapıldığı saptanmıştır." (Esen Figen, Tarım Bakanlığı Teşkilat-Destekleme Genel Müdürlüğü, Karınca, 9)

Ülkemizin gerçekleri böyle iken, tarım ve hayvancılığı ayırarak ayrı kooperatif birlikleri ve ayrı ayrı merkez birliklerinde toplanmaya çalışılması, üretici köylülerin örgütlenmesinin önündeki en önemli engellerden biridir. Özellikle bu nedenle tarımsal kooperatiflerin merkez birliğinin kuruluşuna onay verilmemesi hangi hukuka, hangi vicdana sığar?

Yoksa ülkemizde hukukun üstünlüğü ilkesinin uygulanmasından vaz mı geçildi? Ancak unutulmaması gerekir ki; hukukun üstünlüğü ilkesine uymayanlar bu ilkeye değer vermeyenler birgün hukukun üstünlüğü ilkesine muhtaç olabilirler. Üretici köylülerin ulusal gelirden hak ettikleri payı almaları amacıyla merkezi örgütlenmeleri, hak değil midir? Bu örgütlenmeyi engelleyenler üretici köylülerin boğazından geçecek lokmaları küçülttüklerini, üretici köylülerin daha da yoksullaşmasına neden olduklarını bilmiyorlar mı? Biliyorlarsa 994 gün önceki 22.04.1995 tarihli Tarımsal Amaçlı Kooperatif Birlikleri Merkez Birliği kuruluş isteğimize neden olur verilmedi, neden? Şu an konuyu adalet kurumlarıyla çözmek için uğraş veriyoruz.

Daha çok para kazanmak, daha rahat yaşamak amacıyla bir araya gelen beş tüccara ya da sanayiciye holdingler kurma hakkını geciktirmeden verin, onbinlerce ortağı olan yedi Köy-Koop birliğinde örgütlü köylülerin genel kurullarında belirledikleri iradeleri doğrultusunda merkez birliklerini kurma haklarını vermeyin. Bu kadar haksızlık, bu kadar adaletsizlik hangi ülkede görülmektedir? Ülkemiz üretici köylüleri Uganda köylülerine yapılan muameleye lâyık değildir.

Aydınları, bilim adamlarını, demokratik sivil toplum örgütlerini, partileri, kamu yöneticilerini, milletin vekillerini üretici köylülerin daha insanca yaşamak amacıyla örgütlenme istek ve iradelerine saygı duymaya, destek olmaya çağırıyoruz.

-----------------
(1) KÖY-KOOP KIRKLARELİ MODELİ:Süt pazarlaması 40 Köy Koop'tan 50 ton/gün süt ürünleri işlenmesi. (= 10 ton/gün B.eynir ve kaşar) ,veteriner hizmetleri,sertifikalı tohumluk buğday üretimi, temel tüketim malları dağıtımı (50 Köy-Koop,1-2 milyat Tl/gün),akaryakıt ağı: 36 kooperatif,1-2 milyar Tl/gün, süt fabrikası projesi 50-100 ton/gün kapasiteli,tarım makineleri parkı 10 kooperatif..



 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail