Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 26 - YAZAR : Faruk Güçlü Geri Tavsiye Et Yazdır


12 EYLÜL ÖNCESİNE DÖNMEK İSTİYORUM

Dr. Faruk Güçlü

Bir zamanlar "12 Eylül Öncesi" tüm suçların mazereti gibi gösterilir bazı talepleri olanlara "12 Eylül öncesine dönmek mi istiyorsun?" denirdi. Evet, ben 12 Eylül öncesine dönmek istiyorum. Çünkü; 12 Eylül öncesi eline aynı kişilerce silah tutuşturulan ve "vatanı kurtarmak" gibi ulvî (!) amaçlar taşıyan ancak birbirlerini öldüren gençler vardı. Yani anarşi gibi herkesi tedirgin eden bir durum vardı. Ve tek kabul edilmeyen olumsuzluk buydu. Ya şimdi?

Olumsuzluklar saymakla bitmez. 12 Eylül öncesi insanlar birbirini öldürüyorlardı şimdi de kendilerini. Resmi rakamlara göre 1980'den bu yana yaklaşık 30 bin insanımız canına kıymış, 150 bin insanımız intihar girişiminde bulunmuş. Alkol tüketimi 50 kat artmış. Cami yapımı da bir o kadar artış göstermesine rağmen yani kendini yalnız hisseden insanlar dine sığınmasına rağmen fuhuş %500 artmış.

Enflasyon %150 oranında tırmanırken, işsizlik, açlık, iflaslar, ödenmeyen çekler bir o kadar artmış. Üretim gerilemiş, paradan para kazanma devri başlamış. Alavere-dalavere ve sahtecilik suçlarmdaki artış %500.. Devleti dolandırma, hileli ihale suçlarındaki artış %350... Çağın yüz karası denilen verem on yıllar sonra yeniden hortlamış. Verem hastanelerinde yer bulunmuyor. İnsanlar köyden kente göçmüşler, siyasi baskı, korku ve tarımın iflası yüzünden... Kentlerde kalabalıklar içinde kendini yalnız hisseden yardımlaşma duygusundan uzak bireyci yeni bi nesil türemiş... İnsanlar hem dine hemde futbola meyletmişler. Çünkü memleketi yönetenler öyle istemişler.

Hastane kapısından kovulanlar, ekmek çaldığı için ağır ceza alanlar, dama çıkıp iş isteyenler, yol kenarlarında karısını, kızını pazarlayanlar memleketin günlük olağan görüntüleri haline gelmiş.

Sendikalar, dernekler alabildiğine sınırlanmış, insanlar siyasetten, siyasetçiden alabildiğine uzaklaşmış. 12 Eylül öncesinde asgari ücretin üçte biri ile kira ödemek olanaklıyken, şimdi asgari ücret kiraya yetmez olmuş. İnsanlar sinirli, insanlar kavgacı, insanlar hazımsız, insanlar vurdum duymaz, insanlar okumaz, insanlar okutmaz, insanlar gülmez olmuş. Bu nedenle dolmuş, ruh ve sinir hastalıkları hastaneleri.

Ulusal para değerini yitirmiş, kimileri ceplerinde Dolar, Mark taşımaya, hatta dolarla kira ödemeye başlamışlar. Bakanlar bile fındık taban fiyatlarını dolarla ilan eder olmuş. Eline silah alan, kendine "mafya" diyen çeteler kentlerde birer dokunulmazlık alanı oluşturmuşlar. Cebinde silah taşıyan binlerce insan ve silahla yaşamını yitiren onlarca insana alışık olmuşuz. Kuşkusuz 12 Eylül öncesinde anarşi vardı, insanlar birbirini öldürüyorlardı. Ama 12 Eylül öncesinde, intihar, açlık, sefalet, rüşvet, hile, bireycilik, adaletsizlik kitleselleşmiş, kurumlaşmış değildi. İnsanlar, daha özgür, daha çok yardımlaşma duygusuna sahiptiler. Ulusal değerler dolarla ölçülmüyordu. Sağ-sol kavgaları vardı ama insanlar, Türk-Kürt, Alevi-Sunni, Laik-Şeriatçı diye ayrılmıyordu. Yer yer bu yapay ayrımları kaşıyanlar vardı, ama bugünkü kadar başarılı olamamışlardı.

İkibine iki yıl kala Atatürk'ün 50 yıl öncesinde kadınlara tanıdığı medeni haklan kabullenmeyen, kocasına, erkeğin tahakkümüne razı, asla Türk geleneğinde olmayan umacı gibi giyinen üniversiteli kızlar türememişti 12 Eylül öncesinde...

O nedenle 12 Eylül'ün siyasal ve ekonomik kararları bizi bu noktaya taşıdı. Geldiğimiz yer medeniyet kapısı değil, ortaçağ kapısı. Boşuna tepinip durmuyoruz, şeriat tehlikesi var diye. O nedenle ben bir an önce "12 Eylül öncesine dönmek istiyorum."


 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail