Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 53 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


TÜRKİYE SORUNLARI KİTAP DİZİSİ 10 YAŞINDA

Türkiye Sorunları kitap dizisini Şubat 1994 tarihinde ilk sayısıyla yayına NİÇİN girdiğimizi aşağıdaki başlıklar altında, açıklamaya çalışmıştık:

1 .Korkmayan,korkutulmayan ve korkutmayan bir toplum için,
2 .Aldanmayan, aldatılmayan ve aldatmayan bir toplum için,
3 .Yönetilirken yöneten bir toplum için,
4 .İnançla akıl arasında denge kuran bir toplum için,
5 .Dış borca gereksinim duymayan bir toplum için,
6. Temiz doğa, temiz toplum, temiz devlet için,
7 .Üretken bir toplum için.

Aradan uzunca bir zaman geçti, on yıl. Pek çok okuyucumuz, Türkiye Sorunları kitap dizisinin bir grup tarafından hazırlan dığını düşünmektedir ve pek az okuyucumuz da o kitap dizisinin sadece bir kişi tarafından hazırlandığını bilmektedir. Ve şimdi o kişi Türkiye Sorunları kitap dizisini hazırlayıp, basımını gerçekleştirdiği zaman yorgunluk duymadığını açıklamak zorundadır. Ne zaman yorgunluk duymaktadır. 1197 okuyucuya ayrı ayrı naylon zarflar içinde, adres etiketlerini kartlar üzerine yapıştırıp 200'er paketler halinde PTT'ye teslim ettiği ve gereken ödemeleri yaptığı zaman bile yorgunluk duymamaktadır. Ne zaman yorgunluk duymaktadır biliyor musunuz: Adresi değiştiği halde bunu bildirmeyen okuyucudan Türkiye Sorunları kitap dizisinden kimileri geri döndüğü zaman.

Adres değişikliği nedeniyle geri dönen sayıların bir dökümünü okuyucularımıza aşağıdaki çizelgede sunuyor ve kendilerinden adresleri değişikliğini zamanında, süre yitirmeden bildirmelerini rica ediyoruz. Bu tümceler içinde çoğul çekimini kullanıyorsak bu birden fazla kişi olduğumuz anlamına gelmemelidir. Okuyucuya saygımızın gereğidir bu.

Kitap...............Geri dönen........Her sayıda
Numarası........ toplam.............ort.geri dönen

12- 22 ...............56......................6
23- 32............... 73..................... 7
33- 42............... 88..................... 9
43- 52............. 116....................12
Toplam:........... 354

Bugüne kadar 354 okuyucumuz adres değişikliğini bildirmemiştir.. Bildirilmeyen adres değişikliği trendinde olduğunu görüyorsunuz..

Türkiye Sorunlarının ilk 8 sayısının her birinden 2000 adet baskı yapılıyordu. CHP'nin 580 ilçe örgütlerine ve Tük-İş Sendikasının 748 şubesine ve de basının 45 köşe yazarına bir yıl süreyle göndermeyi sürdürmüştüm. Bunların hiç birinden ( bir kişi dışında) olumlu ya da olumsuz tek bir sözcük işitmediğim gibi karşılık görmediğim için göndermekten vaz geçtim ve baskı sayısını da 1400'e indirdim. Bugün

O kişi yürekli kişiliğiyle toplumun güven ve saygısını kazanmış olan Emin Çölaşan idi. Kendi köşesinde Türkiye Sorunları kitap dizisinden övgüyle söz etmiş ve. o gün telefonum kilitlenmiş ve birkaç gün sonra da posta kutusu gelen istek yazılarını kapsayamaz olmuştu. Bugün 1197 okuyucum varsa, bunu Emin Çölaşan'ın yazısına borçluyum, Okuyucuların büyük bölümü bir ötekinin Türkiye Sorunları kitap dizisine istekli olmasına öncülük etmeye başlamıştı. Emin Çölaşana ne denli çok teşekkür etsem gene de yeterince teşekkür betmiş olamam.

Türkiye Sorunları gibi bir kitap dizisi, tüm nesnel ve moral sorumluluğunu üstlenerek 10 yıl aksamaksızın yayınlayan kişi, eğer ABD'li, ya da Alman veya Fransız olsaydı, ülkemizde göklere çıkarılırdı. Bizlerin yazgısı Türk olmanın güçlüklerini yaşamaktan ibaret.

Türkiye Sorunları kitap dizisini yayımlamayı sürdüren kişinin, yaşama gözlerini yumduğu zaman övgüye layık görüleceğini biliyorum. Çünkü onun zihni ve kalemi, artık kimseyi rahatsız etmeyecektir.

11.2.1994 tarihinde 2000 adet Türkiye Sorunları kitabının baskı ücreti 8 620 000 TL iken bu 2003 yılı sonundaki 52.sayının baskı ücreti 442 500 000 Tl.yükselmiş ve enflasyon nedeniyle fiyat artışı yılda % 48.3 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşın 1.sayının PTT ücreti 50 gramdan az olduğu için 1994 yılında 1000 TL idi. 10 yıl içinde PTT ücreti 50 gram altında sürekli yayın için 300 000 TL'ye çıkmış yılda ortalama % 76.9 oranında artış söz konusu olmuştur. Az kitap okuyan bir toplumda bu denli yüksek PTT ücretinin belirgin anlamı, yazma ,okuma, okutma politikasının PTT aracılığıyla da sürdürülmesinden başka bir şey değildir.

Bunun özelleştirmeden kaynaklanan zararlı bir sonuç olduğu da yadsınamaz. İletişim sektörünün en karlı olan telefon hizmetleri özelleştirilir ve bütçeye gelir sağlamanın dışına itilirse, kamusal hizmet alanı olması gereken PTT, kültürel etkinliği baltalayan kurum durumuna düşürülmüş olur. Dünyanın hiçbir ülkesinde yazılı yapıtların bu denli pahalıya ulaştırıldığı bir başka ülkenin var olduğunu sanmıyoruz.

Türkiye Sorunları kitap dizisinin ilk sayısında niçin yayın yaşamına girdiğimizi ana başlıklar altında açıklamıştık. Şimdi sormanın zamanı geldi. Bu 10 yıl içinde Türkiye, korkmayan, korkutmayan ve korkutulmayan topluma ulaşabildi mi? Aldanmayan, aldatılmayan ve aldanmayan toplum olabildik mi? Siyaset adamları iktidarda olsun muhalefette olsun, sağda ya da solda bulunsun, toplumu aldatmakta vaz geçtiler mi, ya da o yalanlara aldanmayan toplum olabildik mi? Yönetirken yönetebilen ve o amaçla örgütlenme bilincine ulaşan toplum durumuna geçebildik mi? İnançla akıl arasında denge kurabilseydik, kafasını çaputla saran başbakan ve bakan karılarının boy gösterdiği ilkelliği yaşar mıydık? Bugünün Osmanlıcı siyasal kadroları. son padişah Abdulmecid II'nin gerisinde ve çağın dışında kalmışlardır. Abdulmecid II'nin yağlıboya tablolarındaki kızının gecelikli ve omuzlarından aşağıya doğru sarkan saçlarının sergilendiği resmini gördükleri zaman, kendilerinin ne denli bağnaz ve gerilerde kalmış olduklarını görerek utanç duymalıdırlar. Ve onlar, Cahiliye döneminin azgınlığından ve pençesinden kadını kurtaran ona sosyal ve hukuksal haklar tanıyan ve zamanının en devrimci ilkelerini kurumlaştıran İslamı küçük düşürdüklerinin de ayırdında değiller. Hz. Hamza'nın göksünü parçalayıp kalbini avuçları arasına alan Hinde adlı kadının başı, bugün siyasal iktidarın başındakilerin karılarının başlarından daha çağdaş görünümdeydi, çünkü türban denilen çaput parçasıyla örtülü değildi.

***

TÜRKİYE SORUNLARI KİTAP DİZİSİN GELEN ÖVGÜLER:

Gönderdiği yazılardan alıntılar yapacağımıza ilişkin izinlerini almadığımız için, övgülerini esirgemeyen okuyucularımın bağışlayacağını umuyorum. Almanya'da Berlin'den gelen ve Türkiye Sorunları kitap dizimizin49.sayısında yer alan "Ülkem Böylemiydin Sen" dizelerine ilişkin bir e-mail:

Ülkem böyle miydin sen:
Hey güzel insan
Bana eğilip bükülmemeyi
boyun eğmemeyi öğreten sen.
O güzel şiirleri yazan ellerini
versen de
ir güzel öpsem.
Ve gök yüzüne büyük bir sinema perdesi
gerilse,
Ve o şiirler o perdeye yansıtılsa
bütün insanlar onlarca defa
okusa,okusa okusa.

İbrahim Demir.Crelle Str. Nr.11-10827 Berlin.

Ve bir mektup:

Sayın hocam Ali Nejat Ölçen.
Yeni bir okurunuz olarak Hatay'ın Yeşilköy kasabasıdan saygılar ve sevgiler. Hatice Paköz
İlkokul mezunu.

Öncelikle ödünsüz ve özverili çalışmalarınız için sizi yürekten kutluyorum. Dergi niteliği taşıyan değerli kitaplarınızı bana da gönderdiğiniz için, ayrıca teşekkürü borç biliyorum. Kitapların içeriğine bakıldığında, bir çoğumuzun beklenti ve isteklerine tercüman olduğunu gördüm. Ayrıca temiz bir siyaset özlemi duyan herkesin, çok boyutlu düşünen, bilinçli siyasetçilere ihtiyacımızın olduğunu çok farklı bir dille vurguluyorsunuz. Özlemini duyduğumuz siyasetçi modeli, Atatürk gibi çok açılı düşünen ve ilerisini görebilen bir lider.. Ayrıca, vatanı bir bütün olarak düşünen ve halk arasında ayırım yapmayan, toplumla bütünleşen ve bu bağlamda saydam bir siyasetle netlik kazanmış yönetim modelini öneriyorsunuz. Hepimizin özlemi bu değil mi? Topluma yararlı ve asla doğrulardan ödün vermeyen, sırtını halka dönmeyen bir siyasetçi özlemi. Hepsinden önemlisi, kendi çıkarından çok halkın ve ülkenin çıkarını gözeten, doğruları kendine amaç edinmiş siyasiler.. Halkın siyasete karşı güveninin yittiği günümüzde buna önderlik yaparak, halkı bilinçlendirmesi çok önemli bir iştir. Sizi tebrik ediyorum.

Kitapları okurken, sizi o kulvarda koşan, amacından sapmadan doğruyu kendine ilke edinmiş ve tüm içtenliğiyle Atatürk'ün izinden yürüyen, gerçekçiliği özümsemiş bir bilim adamı ve gerçek bir siyasetçi gibi algıladım.

Bu ülkenin gerçekten sizler gibi düşünen aydın ve güçlü insanlara ihtiyacı var. Hangi kulvarda koşarsa koşun, yapmacıksız, çıkarsız ve cesurca sorunların kaynağına inebilen, düşünen insanlar.. kitaplarınızda bunlara değinmeniz çok güzel. Geçmişle günümüzün sentezi çerçevesinde gerçekleri görmemizi sağlayan ve toplumun en hassas sorunlarına değinebilen ve özgürce düşünme yetisine sahip insanlara ihtiyacı va.

Size ulaşmamı sağlayan hocam Suphi Tuncer'e de teşekkür ediyorum. Değerli kitaplarınızla beni onurlandırdınız. Sağ olun her şey için.

Kirli düşüncenin çokça yaşandığı bir toplumda, o ışığı yakalayabilmem ne kadar mümkün olur bilemiyorum. Buralarda kendimi ifade edebileceğim insan çok azdır. Vitrinler ıvır zıvırla dolu. İnsanlarımızın bir çoğu kalemle kitabı okul sıralarında bırakmış. Sayın hocam, onca olumsuzluklara rağmen, ben yine de o ışığı aramayı sürdürüyorum. Ocakta doğum yapacak bir ineğim ve portakal bahçesi içinde bir evimiz var. Cennetin kıyısında yaşıyor gibiyim. Her şeye karşın doğruluktan ödün vermemeye çalışıyorum. Şayet yolunuz Hatay'a düşerse, sizi bekliyorum. İneğin sütünden ikram ederim.
Saygılarımla, sonsuz selamlar. Esen kalınız.
Hatice Peköz.
Yeşilköy Kasabası. Kırık Köprü Mah.
Ahmet Yesevi Cad. No.41. Dörtyol-Hatay.

***

Ve Sokrates'in mermer mask'ını armağan eden iki dost okuyucumdan mektup:

Sn.Ali Nejat Ölçen.

1994 yılı Şubat ayından bu yana yayımladığınız Türkiye Sorunları için her okuyucu gibi biz de size borçluyuz. Sürekli yayın sürdürmek için her sayıda yeni bir emek, yeni bir çabaya gereksinim var. Bu sürekli emek, sürekli çaba demektir. Karşılık beklemeden, bu işi on yıldır sürdürmek, ancak yurt sevgisi, yurttaşlık bilinciyle açıklanabilir. Ülkemizin yurt sorunlarını irdeleyen, çözümüne gönül veren bunu içten ve yürekten, çaba ile sürdüren size, iki okuyucu olarak teşekkürlerimizi ve saygılarımızı sunuyoruz.

1994'den bu yana Sokrates ile söyleşilerinize tanığız. Belli ki Sokrates "kadim" dostlarınızdan biri. Aradan bunca yüzyıl geçmesine rağman, dikkat ediyoruz, hep yeni ufuklara doğru açılıyorsunuz. Sizinle Sokrates arasındaki yakınlığı belki başkaları kıskanıyor ama biz kıskanmıyoruz. Sokrates ilkeli,bilgili ve dengeli, nefsine hakim bir bilge olup, yaşamı boyunca ön yargılara karşı savaşmış, soran, sorgulayan kusursuz bir yurttaştır. Bilebidiğimiz kadarıyla birbirleriyle uyum içinde olanlar, nitelikleri örtüşen insanlardır. Çağdaşımız Sokrates, değişen, gelişen durumları sorgulayarak günümüzü aydınlattığı, çözümler ürettiği için, biz de en az M.Ö 470-399 yılları arasında yaşayanlar kadar şanslıyız.
Bu tanışıklık yaşamımızın güzel bir rastlantısıdır. Size, çalışma ortamınızı hazırlayan eşinize esenlikler dilerken yeni yılınızı da kutlarız.

Yaşar Ertuğrul Destan -Şıhça Yavuz.

Ulus-Ankara.


Umutlandırıcu bir mektup:

Değerli dostum.
Önce, Türkiye Sorunları üzerinde tek başına çözüm arayışında gösterdiğin çabalayıp coşkuyla izliyor ve seni kutladığımı bildirmek istiyorum.Kendini, Hemingway'in ihtiyar balıkçısına benzetmene ve balıktan yana şanssız olduğun yargısına kesinlikle katılmadığımı söylemeliyim. Sen aslında, Ramira Kırışna'nın "Suyu Arayan Adam"ısın. O şöyle diyordu:

Bir adam vardı suyu arıyordu.
Toprağı üç kulaç kazdı, beş kulaç kazdı, suyu bulamadı.
Sonra yeniden derinliklerde kara kaya tabakasına rastladı.Yese kapıldı,gücü sona erdi ve suyu bulmaktan umudunu kesti. Fakat bir ses ona daha derinlere in, daha derinlere" diyordu.

Daha derinlere indi ve suyu buldu.Sevgili Ölçen, sakın umudunu yitirme ve Sokratesliği sürdür. Kesinlikle suyu bulacaksın. Daha doğrusu bulacağız.

Unutma ki, sevgili Atatürk'ümüz de suyu arayan adamdı. O ilk kazmayı Samsun'da vurdu: sonra Erzurum'da, Sivas'ta aradı suyu. Bir ara Ankara'da umutsuzluğa düştü ise de, o, içinde yankılanan sesi dinledi ve Sakarya'da, Dumlupınar'da daha da güçlü vurdu kazmayı. İzmir'de fışkıran suyun sesi Lozan'da yankılandı.

Değerli arkadaşım, ihtiyar balıkçının ne denli bir direnç ve nasıl bir çaba sonunda balığı yakaladığını unutma.e ki, sonraları türeyen canavarlar, yarasalar suyu bulandırdı, balığı parçaladı. Sevgili Ölçen, şimdi yine suyu arıyoruz ,hem bu kez deneyimimiz var ve bulacağız. Yeter ki senin gibi aydınlanma savaşçıları umudunu yitirmesin, yere düşmesin. Seni yürekten kutluyor, özlemle yanaklarından öpüyorum.

Hasan Basri Akgiray
Merter-Güngören/İstanbul.

***

Sayın Ölçen, sevgili ağabeyim.
Ağabey sıfatını benden yaşça büyük olanların çoğu için kullanmam. Ama iznin olursa, başına "sevgili" sözcüğü de olan ağabey deyimini kullandım. Türkiye Sorunları'nın 51. sayısını aldım.Her zaman olduğu gibi zevkle ve bir solukta okudum. Türkiye Sorunları kitapçığı ko-nusundaki duygularımı bildiğini sanıyorum. Bana göre, Türkiye'nin bu konudaki yayınları arasında en önde gelenidir.
51. sayıdaki yakın tarihimize ışık tutan yaz-larınız mükemmel bir araştırma sonucu ortaya çıkarılmış mükemmel yorumlar topluluğudur. Sana olan saygı ve hayranlığımı ifade için bu yazıyı gönderiyorum. Seni candan, yürekten kutlar ve şükranlarımı sunarım. En iyi dileklerimle sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum.

Erdoğan Bakkalbaşı.
Atakent-Karşıyaka/İzmir.

Onurlandırıcı bir başka mektup:

Değerli Ali Nejat Beyefendiye.
"Türkiye Sorunları" kitapçıkları, bence Ali Nejat bey gibi üstün kişiliğin değerbilmez bir topluma her sayısıyla sunduğu çok anlamlı bir derstir. Ben de sizin gibi, bilmez ise de" ihanet çemberi içindeki bu ülke için uğraşmaya değer" diyorum. Yalnız "insanlarımıza gerçeğin nerede, nasıl, gizli ve üstü örtülü olduğunu anlatmaya ve de anlayıncaya kadar anlatmaya" güç yetecek midir?

Sizin değerinizi bilmeyenler, kurucusu olan o yüce insanın değerini bilmişler midir. Şöyle bir geriye bakıp:"nereden geldik, nereye gitmeliyiz" dememişlerdir. Hep anlık ve günlük entrikalarla uğraşarak ülkeyi bu hale getirmişlerdir.
Fakat gene de sizin gibi seçkin insanlarımız var. Mektubunuzla sizi saygıyla selamlamak olanağı verdiğiniz için teşekkür ederim. Görüşmek dileğiyle derin saygılarımı ve sevgilerimi sunarım. Sağ olun.

Şevket Evliyagil.
Ajans-Türk.

Ve Türkiye gerçeği :

Sayın büyüğüm,
Tek başına büyük özveri ve emekle sürdürdüğünüz "Türkiye Sorunları" nı beğeni ile son satırına kadar okuyorum. Özellikle günümüz Türkiye'sinde, okumanın, bilgi edinmenin, araştırma-incelemenin bir kenara bırakıldığı, hazırcı-ezberci, kulaktan duyma, yarım yamalak şeylerle, önyargılarla, içgüdülerle hareket etmenin revaçta olduğunu görüyoruz..

Bir taraftan AB'ye girme çabamız, diğer yanda bilgi ve aydınlanmaya yeterince ilgisiz kalışımız,çelişki olarak önümüzde duruyor.
Sizin tek başınıza yapmaya çalıuştığınız aydınlatma görevini, bilgi paylaşımını yürekten kutlarken; sadece konuşarak, beyanat vererek, popülüzmin peşinde koşan siviln toplum örgütlerinin çoğunun sizin çalışmalarınızı kendilerine örnek almalarını diliyorum. Esenlikler dileğiyle saygılar sunuyorum.
Remzi Koçöz
Erzurum
Emniyet Müdürü.

MEDYA'nın ördüğü Çin Seddi :

Sevgili Ağabeyim.
Sayfalara dökemeyeceğim duygularla defalarca okuduğum Türkiye Sorunları kitap dizinizi " T.B.M.M'nin bana göre fazla ve haksız olarak yaptığı ödentiyi Türkiye Sorunları kitap dizisi için kullanıyor ve topluma geri ödüyorum" cümlenizi işittiklerinde, yüz ifadelerini, kafalarından geçirdikleri düşünceleri tahmin edebiliyor ve "vah Türkiyem" diyorum. Biz okuyucularınız, sevenleriniz, sizin gibi çalışan ve dayanışmanın bilincine ulaştığını sanan insanlar, "MEDYA'nın bizlere karşı ördüğü çin seddini" aşmada kullanacağınız basamakların yapımı için kardığınız harca, .çimento tozuyla katkıda bulunabilirsek ne mutlu. Yüreğimden yükselen sesle sevgi ve saygılarımı sunuyorum

Hami Gerçek.
TRT Haber Dairesi Başkanlığı-ORAN/Ankara.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail