Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 9 - YAZAR : Faruk Güçlü Geri Tavsiye Et Yazdır


2000'Lİ YILLARDA BİZİM KÖY

Faruk Güçlü

Doğup büyüdüğüm Orta Anadolu yöresinden ünlü bir yazar yetişmişti. Yörenin tüm kırsallığına karşın, 194O'lı yılların Demirciköyü'nü "Bizim Köy" adlı kitabında yaşatmıştı Mahmut Makal. Onun yapıtlarında Orta Anadolunun tüm bahtsızlığının bir oya gibi işlendiğini görürüz. İlk baskısı 1952'de yayımlanmıştı. Şimdi de 8nci değişik baskısı Başak yayınları tarafından "Hayal ve Gerçek" adıyla yayımlandı. Okurken kendi çocukluğumu anımsıyorum. Boğazım ağrıdığı zaman, "oğlum boğazın düşmüş, gel berber amcaya çektirelim" diyen anamın sesini.

Anadolu insanı batıl inanışların, hurafelerin kucağındaymış 194O'lı yıllarda. Çağ atladık diyen ve gerçek dışı demeçlerde kitleleri aldatan siyaset adamlarına, 194O'lı yılların "Bizim Köy" ile bugünün "bizim kentlerimiz" arasında fark olmadığını anımsatmalıyız. Köyün batıl inançlarını okumuş gerici kadrolar , kentlere taşıdı. Mahmut Makal'ın 1940'lı yıllara ilişkin işte yazdıkları:

Bu hafta cuma namazında yabancı bir hoca vardı. Bu da, her gün on tanesi uğrayıp cebini doldurduktan sonra gidenlerden birisi. Gerçi karışmak haddimiz değil. O afyon çubuğunu tüttürür, köylüler de gönlünden kopanı verirler...

Ne ettim de Faruğu öğretmen ettim? Hoca olsaydı şimdi aldığı paranın birkaç mislini aldığı gibi, saygınlığı da olurdu, diyor ve küçük oğluna hergün evde Arapça ezen alıştırmaları yaptırıyor. Eski yazı öğretiyor. Çocuk okula geliyor, dilsizleşiyor sanki... Köylülerin yağmur duasına çıktığı günlerde, beşinci sınıf öğrencilerine, okulumuzun alt yanından geçen ırmağı göstererek, ancak teknik araçlar kullanarak bu sudan yararlanırsak tarlalarımızı sulayabileceğimizi, yağmur yakarısının yararsız olduğunu anlattım. Hacılarla, hocalarla, el açarak, diz çökerek, dağ başına yağmur yakarısına çıkmakla iş bitmez. Orada tuzlu almteri ile acı göyaşından başka bir şey bulunmaz... Gel göre ki, çocuklar, babalarına söyleyince kıyametler kopmuş. Hakkımda ettikleri küfürleri it yutmaz".

Mahmut Makal 1940'ların bizim köyü anlatmıyor. 1995'in İstanbul ve Ankarasının büyükkent belediye başkanlarını anlatıyor sanki. Sızlayan dişler yine paslı ker-petelerle çekilmekte, kırık çıkıkçılar yine iş başında. Üfürükçüler, muskacılar, cinci hocalar yine görevlerini sürdürüyor. Üzerlik otu yakılarak tütsülenen hastalarımız tedavi edildiklerini sanıyor.

Hayal ve Gerçek kitabına önsöz yazan Rıza Mollof u okurken hem sevindim hem yerindim. Sevindim, köylüm Makal'ı övmesinden, yerinmem de Anadolu insanının somut ve yalın gerçeğinin kendi toprağında değil de başka ülkelerde yankılanmasıydı. Köy Enstitüsü kökenli Mahmut Makal'ın Hayal ve Gerçek adlı kitabı bugünü, gericilerin kucağına düşmekte olan Türkiye'yi anlatıyor gibidir:

Bir gün yine birçok özürlerle namaz kılmayanları kastederek (hoca) dedi ki: Namaz borçtur. Canı üstünde olan müslümanlar, hasta olsun, ne olursa olsun, bir vaktini geçirdi mi, Cenabı Hak öylelere cenneti âlânın kapılarını kapar. Bir kadın, doğum yaparken, henüz çocuğun kafası çıkmış fakat gerisi çıkmamış durumdayken namaz vakti gelmişse abdest alıp o vaziyette namazı eda etmesi farzdır. Eğer bunu yapmazsa, sade kendinin değil, doğan çocuğun da rızkı kesilir.

2000 yılına girerken doğan çocukların rızkının kesilmemesi için din adamlarımızın bu öğütlerini kadınlarımız bakalım uygulayacak mı

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail