Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 56 - YAZAR : Alptekin Erdoğan Geri Tavsiye Et Yazdır


DPT'DE BİR VEDA KONUŞMASI

DPT uzmanı ve Müsteşarlık Müşaviri olarak görev yapan Erdoğan Alptekin’in yayınlama iznini almadığım veda mesajı sanıyorum ki sizleri de düşündürecek ve etkileyecektir. üretken ve yurtsever aynı zamanda dogmalardan ve önyargılardan uzak kişiliğiyle Alptekin Erdoğan’ın 44yıl süren kamusal hizmet sonrasında emekliye ayrılırken çalışma arkadaşlarına ilettiği veda mesajı, bir ülkesel gerçeğin de altını çiziyor aynı zamanda. Toplum ve birey olarak değer bilmezlik temel özelliğimize dönüşmüş gibidir. Bireyleri yeteneklerine, üretkenliğine değer biçmeden kişinin uysallığını temel alan değerlendirme yeteneğimiz ailede uslu çocuk kavramıyla birlikte gelişmektedir. Kamusal sektörde, öğretim kurumlarında, siyasal partilerde hemen tüm kurumlarımızda çekemezlik ön plandadır. Bunun en sakıncalı sonuçlarına siyasal partilerin yapısında karşılaşmaktayız. Hiç bir genel başkanın kafasında kendisinden sonra kimin partiyi en başarılı biçimde yöneteceğine ilişkin bir arayış söz konusu değildir ve kendisinden sonra partiyi en iyi yöneteceğini sandığı kişiyi de en kısa zamanda bertaraf etmenin yöntemlerini uygulamaktan kaçınmaz. O yüzden seçim zamanı gelince, partinin vitrinine yerleşecek kişilerin tercihi öne çıkar. Tercih edilerek seçim listelerine yerleştirilen bireyler de, Osmanlı’nın devşirmelerini anımsatmaktan geri kalmazlar.

Devlet yönetiminde, öğrenim kurumlarında ve yargı sistemimizde de bu böyledir.

Erdoğan Alptekin yorulmak bilmez araştırıcı gücüyle hemen her yazısında, ülkenin kalkınmasının fabrika üreten fabrika savına dayandırdığını görüyoruz. Onun için doğru ve gerekli olan plan anlayışı, teknoloji üretiminden geçer. Enerji santralarının hala yurt dışından satın alınmasına haklı olarak karşı çıkmaktadır. Yatırımın sektörel dağılımında, üretim araçları üreten sektörün göz ardı edilmesine sürekli karşı çıkmıştır. Şimdi düşünüyoruz, o bu düşüncesini dikkate alan bir DPT müsteşarıyla acaba karşılaştı mı? Sanmıyoruz, karşılaşmış olsaydı, Türkiye hala ağır dış borç yükü altında üretim araçlarını yurt dışından satın almayı sürdürür ve dış satımı arttırmak için yüksek kur politikasını uygular mıydı. Dış borçlarını karşılarken faiz fazlasıyla avuntu duyar ve IMF’ye avuç açmayı sürdürür müydü.

Alptekin Erdoğan’ın veda mesajını birlikte okuyalım:

Çalışma ürünlerimizin içinde çok ciddi yeni ekonomik politikalar, felsefi düşünceler, akılcı, gerçekçi, ideolojik olmayan çözümler ağırlıktadır. Bunların büyük çoğunluğu, geniş literatür taramanın, ülke sorunlarına çözüm getirmenin, güncel tartışmaları izlemenin, bunları değerlendirmenin ürünleridir. Statükocu ve konzervatif görüşler karşısında son derece yenilikçi, reformcu çözümler de içermektedir. Akşamdan sabaha hazırlanmış değildir. Bilgisayar kullanımının avantajı sayesinde, çalışma hayatımız boyunca sürekli yenilenmiştir. Politika metinleriyle ilgili kanun taslakları da hazırlanmıştır. Bu metinler, siyasetçilerce de değerlendirildiğinde toplum kesiminde heyecan uyandırıcı özelliğe sahiptirler. Bunların dikkate alınmaması hem almayanlar ve hem de ülke açısından çok ciddi kayıptır, talihsizliktir.

Ücretler ve Gelirler Dairesi Başkanı olduğum dönemde (1982-89) Başbakandan, bakanlardan, Meclis Başkanından ve milletvekillerinden, yüksek mahkeme üyelerinden ve müsteşarlardan, genel müdürlerden başlayarak 15. derce memura inecek şekilde 176 memur ünvanının ücret tahakkukunu ayrıntılarıyla yapan bilgisayar programı ve bunların her yıla ait veri kütükleri ve 1963’ten başlayarak 1994’e kadar ücret, ücret maliyeti, net ücret ve emeklilere ilişkin gerçekçi nominal ve reel ücret serileri ve yine bunların analizleri yapılmıştır. Bunların yanı sıra yüksek öğrenimde okutulan istatistik eğitimi müfredatının hemen hemen tamamını kapsayacak şekilde ücret sistemi ve ücret dağılımı, gelir dağılımıyla ilgili “Gini Katsayısı” analizleri, bunların yanı sıra istatistik testlerini de içeren çok amaçlı ve çok değişkenli regresyon analizleri de yapıldı. Ücret sistemi ve ücret dağılımı analizleriyle, ücret sistemi yapılarının toplu iş sözleşmeleriyle rasyonel olup olmadıkları ve aşırı yapılanmalar ve değerlendirmeler olup olmadığı, aşırı dağılımların normal eğriye çekilmesi halinde nasıl bir sayısal görünüm alacakları ortaya konmaya çalışıldı. Bütün bu analizlerin bilgisayar programları da tarafımdan hazırlanmıştır. Bu çalışmaların teorik alt yapısı ve pratik uygulamaları, Ücretler ve Gelirler Dairesi Başkanlığından kendi isteğimle ayrıldığımda dairenin çalışanlarına bırakılmıştır.

MEB-APAK Başkanlığında bir duvarda yer alan küçük beyinler kişileri, orta beyinler olayları, büyük beyinler de düşünceleri ve sistemleri tartışır vecizesinin doğruluğunu savunanlardanım. Ayrıca bir mıhın bir nal, bir nalın bir at, bir atın bir yiğit ve bir yiğitin bir vatan kurtarabileceği gibi ferdiyetçi görüş, inanç ve davranış da sahip bulunmaktayım. Kimi insanlar ülke sorunlarının çözümü konusunda bu tür çalışmalar yapmak, ekonomik sorunları çözücü fikirler üretmek ve onların sahibi olmakla övünmek yerine, iş dışındaki zamanlarını, tatil günlerini avda geçirmekle, spor yapmakla, kültürel etkinliklere katılmakla, günlük ziyaretçi sayısının fazla olmasıyla, siyasetçilerce desteklenmiş olmakla kendilerini üstün tutmakta ve en üstün değerlendirmelere layık görmektedirler. Bunların nazarında, bilimsel-teknik çalışmaların, ehliyetin, liyakatın, ilim ve irfan sahibi olmanın, çözümcü fikir üretmenin bir değeri veya eski deyimiyle kıymeti-harbiyesi yoktur. Marifeti iltifata tabi tuttukları görülmemiştir. Bundan dolayı, bilimsel ve teknik çalışmaları kösteklemek, yapanları yıpratmak, cezalandırmak başlıca tavırlarıdır. Nitekim, bu mantalitede olanların tavsiye ve marifetiyle, bilimselliğin, ilmin, irfanın teşvik edilmesi ve ödüllendirilmesi, uzmanlığın üstün tutulması gereken DPT gibi bir kurumun kutlandığı bir yıl dönümünde, sadece tavla, satranç, pinpon, koşu yarışmaları kazananlara ödül verilmesi yolu izlenmiştir.

İnsanların ehliyet ve liyakat değerlendirmesinde, mezun oldukları-özellikle yabancı dil eğitimli orta ve yüksek öğrenim kurumları- nitelik bakımından çok önemli olmakla birlikte, kişilerin özel yetenekleri, becerileri, üretkenlikleri çok daha fazla önem taşımaktadır. Nitekim iş hayatında başarılı olan pek çok insan sırf ailelerinin ekonomik durumları nedeniyle gönüllerince tahsil yapma, kendilerini yetiştirme fırsatı bulamamışlardır. DPT, ehliyetin, liyakatın, asla ikinci ikinci plana atılmayacağı bir kurumdur. Her hangi bir siyasi fikri arka alarak kurumda tutunma şansı olmamalıdır…

***

Erdoğan Alptekin’in bu veda mesajını okuyan bireylerimiz, yozlaşma süreci bir virüs gibi tüm kurumları mı içten içe kemiriyor, diye düşünürler mi acaba.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail