Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 57 - YAZAR : Prof.Dr. Mustafa Altıntaş Geri Tavsiye Et Yazdır


İKİNCİ ALEMDAR (!) OLAYI ve YÖK HUKUKSUZLUĞU.

Mustafa Altıntaş ,Prof.Dr. Gazi Üni .

Hukuk dış işlemlerden sorumlu olması gereken rektörlerin, benzer hukuk dışı işlemlere konu olduklarında hukuku anımsamaları, hukuka sığınmaları, hukukun herkese gerek olacağı gerçeği, İstanbul Üniversitesi Rektörü Sy. Alemdaroğlu’nun görevden alınmasıyla mı anımsanmalıydı? Sy. Prof.Dr.Bülent Tanör’e karşı yü-rütülen hukuk ve insanlık dışı işlemden ötürü bağışlanması olanaksız Alemdaroğlu’nun şu sıra-lar yargısız infazdan yakınması tam bir ibretlik durumu yansıtmaktadır.

12 Eylül hukukunun başat kurumlarından biri olduğu için olacak, hemen her türden yaklaşım ve işlem ideolojik tartışmaya kaynaklık etmekte ve o nedenle de konunun özü yitip gitmekte, ussal ve hukuksal düzeltmeler için kullanılabilecek olanaklar gözden kaçmaktadır.

YÖK Başkanı Sy.Teziç’in yaptığı örtük açıklamaya göre, Alemdaroğlu’nnun görevden alınmasının nedeni, yargı kararlarının gereklerini yerine getirmemiş olmasıdır. Sy.Teziç, yaptıkları işlemin “Alemdaroğlu’nun rektörlükten alınmasını önermek” olduğunu bile açıklamaktan kaçınmakta, “bizler yalnızca hukuk planındaki bir değerlendirmeyi, mahkemelerin yapmış olduğu değerlendirmeyi sunduk” demektedir. Yargı kararlarının gereklerinin yerine getirilmesinin, rektörlerin görevden alınmasını gerektirir bir suç olarak değerlendirilmesinde, YÖKve Başkanının ciddi iseler, üniversitede rektörlük koltuğunda oturanların çoğunun görevden alınmaları gerekir. Çünkü, YÖKbelgeleri ve yargı kararları, hukuk devletinin gereklerine saygılı olmayan rektör mahkumiyetleri ve suç duyurularıyla doludur.

Biz bu yazımızda “Alemdaroğlu polemiğine “ düşmeksizin ve yapılan “yargı kararının gereklerini yerine getirmeme” olgusundan yola çıkarak, işlemin özünü tartışacak YÖKhukuksuzluğunun giderilmesi çarelerini arayacağız.

1.Ek Madde 1 Açısından Değerlendirme.

Anladığımız kadarıyla Alemdaroğlu’nun, 2547 sayılı yasanın ek madde 1 uyarınca görevden alınmasına karar verilmiştir. 2547 sayılı yasaya, 20.4.1982 günlü 2653 sayılı yasaya ile eklenen söz konusu madde, şu hükmü getirmiştir: Üniversite rektörleri, fakülte dekanları, enstitü ve yüksek okul müdürleri ile bunların yardımcıları ve bölüm başkanları, gerektiğinde kanunda belirtilen süreleri dolmadan tayinlerindeki usule uygun olarak görevlerinden alınabilirler.

Bu ek madde 1’in yasaya eklendiği tarihte, 2547 sayılı yasanın 13/a maddesi uyarınca:”Yükseköğretim Kurulunun önereceği yükseköğre-timden sonra en az on beş yıl başarılı hizmet vermiş, tercihan devlet görevinde bulunmuş ve ikisi de üniversitelerde görevli profesörden olmak üzere dört kişi arasından Devlet Başkanınca (Cumhurbaşkanınca) beş yıl için atanır. Önerilenler atanmadığı veya iki hafta içinde gösterilmediği taktirde Devlet Başkanınca (Cumhurbaşkanınca) atama yapılır. Süresi biten rektör yeniden atanabilir", idi.

Görüldüğü gibi, rektör ataması,YÖKile Cumhurbaşkanı arasında gerçekleşen bir işlem özelliği taşımaktadır. Eğer bu hüküm varlığını koruyor olsa idi, görevden alınmanın yasaya aykırılığı ileri sürülemezdi.

7.7.1992 günlü 3826 sayılı yasa ile yapılan değişiklik ile, rektör ataması, üniversite öğretim üyeleri tarafından seçilecek adaylara dayandırılmış bulunmaktadır. Madde 13/a: ”Devlet üniversitelerinde rektör, profesör akademik ünvanına sahip kişiler arasından, görevdeki rektörün çağrısıyla toplanarak üniversite öğretim üyeleri tarafından seçilecek adaylar arasından Cumhurbaşkanınca atanır, “, hükmüyle, rektör adaylarının seçimi sürecine üniversite öğretim üyeleri girmiş bulunmaktadır. Ek madde 1’in geçerliliğinin hukuksal işlerliğe kavuşması için, sürece katılan üniversite öğretim üyelerinin, ”rektörü geri çağırma” gibi bir hak ile donatıl-ması gerekir. Bu nedenle Alemdaroğlu’na ilişkin YÖK’ün önerisiyle Cumhurbaşkanının kararının dayanağı, ek madde 1’in özüne aykırılık taşımaktadır. Yükseköğretim yasasının kimi maddeleri değişikliğe uğratılırken, ilinti maddelerine dokunulmamasının sonucu olan bu çeliş-kinin ortadan kaldırılması erekmektedir.

2547 sayılı yasanın ek madde 1’inden yararlanılarak görevine son verilen rektörlerin başvurusu üzerine yargısal denetim gerçekleştirilmiş ve atama usulüne uygun olarak görevden alma işlemi, Danıştay tarafından iptal edilmiş ve bu karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından da oy birliği ile onanmıştır. (Bakınız:Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurul Kararı, E:1994/482,K:1994/619 ve

E:1995/353, K:1997/227).

2.Disiplin Kurulu Açısından Değerlendirme.

Anayasanın 130. maddesi, üniversite organlarına öğretim elemanlarına görevlerini baskı altında kalmaksızın özgürce yapabilmeleri için güvence vermiştir. “Üniversite yönetim ve denetim organlarıyla öğretim elemanları; Yükseköğretim Kurulunun veya üniversitelerin yetkili organlarının dışında kalanlarca her ne surette olursa olsun görevlerinden uzaklaştırılamazlar”. Anayasanın bu buyruğuna göre, Sayın Cumhurbaşkanının da, öneri üzerine de olsa, bir rektörü görevden alma olanağı yoktur.

YÖKBaşkanı Teziç, işlemin nedenini “Alem-daroğlu’nun yargı kararlarının gereğini yerine getirmemek “olarak açıklamıştı. Bu durum gerçeklik taşıyorsa, bu konuda uygulanacak olan, ek madde 1 değil, YÖKDisiplin Hukuku olmalıydı. Başvurulacak yasal mevzuat, 3547 sayılı yasanın 7/L maddesi ile Yükseköğretim Kurumları Yöne-tici,Öğrenim Elemanları ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin ilgili maddeleridir.

2547 sayılı yasanın, Yükseköğretim Kurulunun Görevlerini düzenleyen 7 maddesinin L bendi, YÖK’na “ rektörlerim disiplin işlemlerini kovuşturmak ve karara bağlamak” görev ve yetkisini vermiş olmasına karşın, bu görevin nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenleme söz konusu değildir. Bu noktada karşımıza yasanın 8 ve 9. maddeleriyle düzenlenen Yükseköğretim Denetleme Kurulu çıkmaktadır YÖK’na bağlı bu denetleme kuruluna karşın, yasanın 9/b maddesinde, YÖKbaşkanı yasanın 53. maddesine göre istenen “soruşturmaları” yapmakla görevli kılınmıştır. Bu madde, rektörlerin disiplin işlemlerini nasıl yerine getireceğine ilişkin bir hüküm olmadığı gibi, rektörler YÖK’e tanınan disiplin işlemlerini düzenlemenin dışında tutulmuştur. Ceza soruşturması usulünü düzenleyen 53/c maddesince rektörler hakkında ilk soruşturma, açık olmamakla birlikte YÖKbaşkanı ya da görevlendirdiği tarafından; son soruşturma açılıp açılma-ması ise YÖKüyelerinden oluşturulacak üç kişilik kurulun kararına bağlanmıştır.

Yasal dayanağı olmayan ve bu nedenle Anayasaya aykırı olan YÖKDisiplin Yönetmeliği ise tam bir kargaşa içindedir. Dekan, atama yetkisine sahip değilken, yüksek okul ve enstitü müdürü atamaya yetkili amir olarak tanımlanmakta, yasanın disiplin kurulları arasında saymadığı YÖKDisiplin Kurulu ise, hem yürütme ve hem de genel kurul olarak ikili bir yapıda karşımıza çıkmaktadır. Anayasa ve yasaya aykırılık taşıyan Disiplin Yönetmeliği’nin 3.maddesine göre, rektörlerin disiplin işlerinde yasanın 7/L maddesinde olduğu gibi YÖKGenel Kurulu yetkilidir.

Disiplin Yönetmeliğinin 18.maddesi, rektörler hakkında soruşturma açma kararını YÖKbaşkanına tanıyor. Aynı madde, soruşturmanın Yüksek Öğrenim Denetleme Kurulu üyeleri tarafından yapılacağına, uyarma, kınama ve aylık kesme cezalarının YÖK başkanı tarafından verileceği, öteki cezalar için ( görevden ayırma vb) Yüksek Disiplin Kurulunun yetkili olacağı hükme bağlanmıştır. Bütün bunlar, yasanın 53:maddesi ile Disiplin Yönetmeliğinin maddelerine aykırılık oluşturmaktadır.Alemdaroğlu hakkında uygulanan disiplin hükmü, “Yönetim Görevinden Ayırma” biçiminde tanımlanan disiplin cezası olmalıydı. Çünkü Disiplin Yönetmeliğinin 7.maddesince cezayı gerektiren işlem ve eylemler şöyle tanımlanmaktadır:

b-Bir üst yönetici veya kurulun kanun, tüzük veya yönetmeliklere uygun karar ve emirleri yerine getirmemek veya bunlara uymamak,
c-Yönetimi ile sorumlu olduğu yerde verimli ve huzurlu çalışmayı sağlamak için gerekli önlemleri almamak veya huzuru bozacak hareketlere göz yummak veya bu çeşit hareketleri teşvik etmek, desteklemek..
g-Yönetim ile sorumlu olduğu birimin idaresinde ihmalde bulunmak veya mevzuatın verdiği görev-leri gereğince yerine getirmemek..

Alemdaroğlu için yönetilen ve rektörlük görevinden alınmasına gerekçe kılınan işlem/eylem, yargı kararının gereğini YÖK’ün uyarılarına karşın yerine getirmemektir. Disiplin Yönetmeliğinin 7/b ve g maddelerine girmektedir. Eğer Alemdaroğlu’na atılı suçlar bunlar ise, izlenecek yol, yasanın 7/L maddesine ve disiplin hukukuna uygun olmalıydı. Yani önce ifadesine başvurulmalı ve sonra da savunması alınmalıydı. Bunların yerine getirilmediği görülüyor. Rektörlüğü döneminde, onca kişinin yargıya taşınmasına ve verilen kimi yargı kararlarının gereğinin yerine getirilmemesine neden olan Alemdaroğlu’nun şimdi hukuka sığınmasının, tüm rektörlere örnek olmasını diliyoruz. Ve de Anayasa ve yasalara aykırılık taşıyan Disiplin Yönetmeliğinin bu ku- surlarından arındırılması da en önemli dileğimizdir.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail