Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 59 - YAZAR : Dr.Hüseyin Pekin. Geri Tavsiye Et Yazdır


KANADALILAR, ABD İLE ORTAK İLİŞKİDE KAYGILI

Reto Pieth,Montreal
Kayna: Tagesanzeiger,31.3.2005
Çeviri:Dr.Hüseyin Pekin.

Devlet adamlarımız, ABve ABD’yi gücendirmemek uğruna ülke çıkarlarını göz ardı ederken ve de TBMM’nin yetkilerini aşarak hava ve deniz limanlarının en stratejik olanlarını ABD’nin ordusunun konuşlanmasına açarken, ABD’nin kuzey komşusu Kanada’da güvenlik anlaşmasına nasıl kuşkuyla yaklaşıldığını Dr. Pekin’in Zürich’den gönderdiği bu çeviri yazısında göreceksiniz. Ulusal egemenliğin ABiçinde erimesi gerektiğinden söz eden sözde aydınlarımızın bu yazıyı okumalarını öneriyoruz. Ulusal bilinç ortadan kalkar, gevşer ve toplumun çimentosu olmaktan uzaklaşırsa, o ülkenin sömürgeleşme sürecine hızla sürükleneceğini sözde aydınlarımız ne zaman anlayacak, merak ediyoruz.

***

Kuzey Amerika’da “Güvenlik ve Gönenç Ortaklığı” adında bir anlaşma, George W.Bush’un çiftliğinde, Meksika, Kanada ve ABD başkanları tarafından açıklandı. Anlaşmanın amacı, dış tehditlere karşı ortak kıtasal güvenlik engeli oluşturmaktı. Bununla birlikte, aynı zamanda, yasal dolaşım ve ticari akımlar yönünden iç sınırlar açık olacak ve üç ülke, enerji, çevre ve biyolojik terörden korunma konularındaki işbirliğini de güçlendirecekler.

Anlaşma ilke olarak, genel hedefleri kapsamakta, ayrıntılara girmemektedir. Bunun için üç ülkeden, 90 gün içinde bakanlıklar bünyesinde bir dizi çalışma grupları oluşturulacaktır. Yapılan zirve toplantısında Kanada Başbakanı, hiçbir biçimde AB benzeri bir yapı düşünmediklerini söylemiştir. Anlaşmada “Entegrasyon” sözcüğü de bir kez dahi geçmiş değildir. Durum böyle olmakla birlikte, ABD’nin kıt’a içinde tek başına egemenlik kurmayı düşündüğünden Kanada’da sadece muhalefet değil, hükümet üyeleri de kuşku içindedirler. Onların bu kuşkuları, kısa bir süre öncesinde ABD’de çok etkili olan “Dış İlişkiler Komisyonu”nun yayımladığı bir rapordan kaynaklanmakta. Amerikan kamuoyu tarafından pek önemsememiş olmakla birlikte Kanada, ürkmüştür. “Toronto Star” gazetesi, bu raporu ABD’nin Arktis’den Orta Amerika’daki Guatemala sınırına kadar uzanan bir “Kuzey Amerika Müstahkem Mevkii” oluşturulması projesi olarak değerlendiriyor.

Ortak Sınırlar Düzenlemesi.

Rapor, Ottova, Washington ve Mexico City’den üçüncü ülkelerden gelen tüm bireylerin (göçmenlerin) giriş vizelerinin ve siyasal sığınma istekleri kurallarının ortaklaşa belirlenmesini öngörüyor. Ayrıca, tüm giriş-çıkışlarda birbirlerine bilgi verme yükümlülüğünü getiriyor. Öte yandan, yasal olarak yolculuk yapanların iç sınırları geçmelerini kolaylaştırmak için, yüksek teknolojili biometrik güvenlik sistemi oluşturulmasını öneriyor. Bu yapıldıktan sonra, iç sınırlar AB’de olduğu gibi önemini yitirecek. Yine rapor, iletişim sistemlerine karşı tehditleri, üç ülkenin polislerinin ortak eğitimlerini kapsayan bir “üçlü merkez” kurulmasını istiyor.

Bunlardan başka rapor, terör saldırılarına karşı tüm Kuzey Amerika’nın enerji akışını güvenceye almak için, üç ülke arasında ortak bir enerji stratejisinin belirlenmesini öngörüyor. Ve de halen, Meksika üzerindeki hava sahasının savunulması biçin ABD ile Kanada arasında varolan anlaşmanın gözden geçirilmesini ileri sürüyor.

ABD Hegemonyası Korkusu.

Söz konusu rapor, Kanada’da korku ı yarattı. Eleştiriler, bu yoldan Kanada’nın kendi kaynakları üzerindeki kontrolünü kaybedeceğini ve bundan böyle karar alınamayacağını ileri sürmektedir. Kanada Meclis Başkanı Maude Barlow, Washington’un onayı olmadıkça bir kişiyi göçmen olarak Kanada’nın kabul edemeyeceğini eleştiri konusu yapmaktadır.

Bunun gibi muhalefetteki “Yeni Demokrasi Partisi”nin lideri Jack Layton, üç ülkenin güvenlik, dolaşım ve enerji alanlarındaki sıkı işbirliğinin, apaçık meydanda olan güç dengesizliğinden ötürü otomatik olarak ABD hegemonyasına yol açacağının altını çizerek “burası, (yani Kanada) karşılaştırılabilir ekonomisi ve karşılaştırılabilir büyüklüğü ile Avrupa gibi değildir” diye ekliyor.

Kanada Başbakanı Paul Martin, hükümetindeki güvenlikten sorumlu bakan Mc.Lellan’ın bizatihi kendisi de kuşkulu. “İstediği her şeyi Washington’a vermenin büyük sorumluluk olabileceğini” söylüyor.

***

Türkiye Sorunları Kitap dizisinin yorumu:

Dr. Pekin’in Zürich’den gönderdiği çeviriyi okuduktan sonra, bizleri yönetme savında olanlara dönüp bakalım ve AB-ABDekseninin hegemonyasına nasıl bel bükerek boyun eğdiklerini acı acı düşünelim.

Dış politikada tam bir zavallılık sergilemekteyiz. Son 6 ay içinde ABD’den gelen sinyaller, Türkiye ile ABDilişkilerinin düzelmesi gereğini ve kimi köşe yazarları da bunun kaygı verici olduğunu yazdığını görüyoruz. İlişkiler neden eskisi gibi değildi? Dışişleri bakanı Abdullah Gül’de bunu kabul ediyor ve bu amaçla ABD’ye gideceğini açıklıyordu. Hiç kimse ABD ile ilişkilerin gerçekten gergin mi değil mi konusunda kuşkuya kapılmıyordu. İlişkilerin bize göre sanal olan gerginliğini mademki düzeltmek görevi Türkiye’nin sırtına yüklenecek o halde ABD’yi hoşnut edecek karar gecikmemeliydi. 3 Nisan 2005 günü basına yansıyan haberlerden, Başkan Bush’a yakın olduğu söylenen Cumhuriyetçi Senatör James Inhorf’un büyükelçi Edelman ile, İncirlik’te incelemelerde bulunduğunu öğreniyoruz. Ülkemizin bakanını 10 saat hava alanında bekleten ABD’den bir senatör, elini kolunu sallayarak ülkemize geliyor ve İncirlik hava alanında inceleme yapabiliyor. Kendi eyaletlerinden birinin hava alanını böylesi özgürce inceleyebilir mi bilemiyoruz. Ve Nisan’ın 21’inde 1 iki hafta sonra basından İnciklik hava alanını ABD’ninüs olarak geniş ölçüde kullanacağına ilişkin anlaşmanın imzalandığını görüyoruz ve öylelikle ABDile Türkiye arasındaki sanal gerginlik bize göre gerginlik safsatası sona eriyor. Aslında

TBMMBaşkanı Bülent Arınç da, Ege Denizi’ nde karasularını 12 mile çıkarma kararı kalksın diyebiliyor. Gerekçesi de Yunanistan ile ilişkilerimizin düzelmesi. Batı, Ermeni soykırım savını tarihin gerçeklerini deşerek ve çarpıtarak ileri sürerken, TBMM’nin başkanı olan kişi, “ tarihi deşersek bunun sonu gelmez” diyebilmektedir. (Hürriyet 8 Nisan 2005).

Ve bir de öğreniyoruz ki, Amerikalı askerlerle birlikte gelen (içinde ne olduğunu bilmediğimiz) kargolar 20 yıldan buyana ülkemiz hava alanlarına girip çıkar imiş. Türkiye’miz ABDiçin yol geçen hanı olmuş ta hiç birimiz bilmiyor muşuz. Meğer şimdi bu anlaşmayla, Türkiye’miz, konuyu ciddiye almış (!), beyan koşulu getirmişiz. Bu yapay yoruma kargalar güler mi bilemiyoruz. Oysa ABD ordusunun kargolarıyla birlikte serbest dolaşımına resmiyet kazandırmışız

Kanada, Meksika ve ABDile varılan anlaşma karşısında acaba ulusal bilinçten yoksun olduğu için mi kuşku duyuyordu. Bir kişi ortaya çıkıp ta emperyalist ülkelerin hiç birinde ulusal bilincin önemi kalmamıştır diyebilir mi? Diyemez. Fakat bizim kozmopolit levanten aydınlarımız, ulusal bilincin ayırımcılık olduğu savını, nereden ve nasıl ithal etmişlerse, emperyalizmin tuzağına düşmeyi algılayamadan, sürdürmeyi ilericilik sanıp dururlar.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail