Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 60 Geri Tavsiye Et Yazdır


Avrupa’nın Çürümüş Yüreği

Yılmaz Dikbaş,Y.Müh.
TMMOB- Kimya Mühendisleri Odası Antalya İl Temsilcisi

İngiliz ekonomist Bernard Connolly 1978’de işe başladığı Avrupa Komisyonu’nda, 1989’da Avrupa Para Birliği Daire Başkanı oldu. 1995’de yıllık iznine çıktığında bir kitap yazdı. Kitabın adı, “Avrupa’nın Çürümüş Yüreği”.(1) 426 sayfalık bu kitabında Bernard Connolly özet olarak şunları söylüyordu:

Ortak Para Birimi Avro (Euro)’ya geçilmesiyle, Avrupa Birliği tam bir siyasi bütünleşmeye doğru hızla ilerleyecektir. Bu siyasi Birlik’in yönetimi de, Almanya ve Fransa’nın güçlü elit politikacıları tarafından paylaşılacaktır. Avrupa Birliği, siyasi bir projedir ve bu projenin asıl amacı hem Avrupa halkından hem de Avrupalı parlamenterlerden ustaca gizlenmiştir. Eğer asıl amaç baştan söylenmiş olsaydı, egemenliklerinin elden gideceğini gören ne uluslar ne de parlamentolar bu projeyi desteklerdi.

Bernard Connolly’nin bu kitabı yayımlanır yayımlanmaz ne oldu biliyor musunuz? Avrupa Birliği tarafından hemen işinden kovuldu.(2) Bernard Connolly, fincancı katırlarını çok fena ürkütmüştü! Ama bu onun dosyasındaki ilk olay değildi. 1990’ların başında, Avrupa Komisyonu’ndaki sahtekârlık, rüşvet ve yolsuzluk olaylarını bir bir ortaya çıkarmaya başlamış, bu yüzden başı ciddi biçimde tehlikeye girmişti. Günlerce tehdit edilmiş, takip edilmişti. Hatta karısının bile korkutulmaya çalışılmış olduğunu, kendisi şöyle anlatmıştı:

“Evde olmadığım zamanlar, özellikle geceler, bazı adamlar sözde gizlice evimizi gözetliyorlardı. Karımı korkutmayı amaçladıkları aşikardı .(3) Yazdığı kitap yüzünden Avrupa Komisyonu’ndaki işinden kovulan Bernard Connoly, ağır bir haksızlığa uğramış olduğu iddiasıyla Lüksemburg’daki Avrupa Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme, Berbard Connoly’yi ancak 10 Şubat 1999’da dinledi! Bernard Connolly mahkemede, tüm yaptıklarının ve söylediklerinin iş sözleşmesine uygun olduğunu, işiyle ilgili hiçbir gizli bilgi ya da belgeyi açıklamadığını ve kitabını yıllık yaz tatili iznini kullanırken, yani kendi özel zamanında hazırlamış olduğunu vurgulayarak savunmasını yaptı. Bernard Connolly’nin savunmasını ve hakkındaki karşı iddiaları değerlendiren mahkeme, 6 Mart 2001 tarihinde karar verdi. İşte, Avrupa Mahkemesi’nin kararı:

yasal olarak sahiptir. Bu nedenle, Avrupa Birliği’nin Bernard Connolly’yi işinden kovması yasaldır .”(4)
Bu kararla, 50 yıldan fazla Avrupa’da geçerli olan sivil özgürlükleri koruyan yasalar da süpürülüp çöpe atılmış oldu.
“Avrupa Birliği, kendi kurumlarına ve bu kurumlarda görevli üst düzey yöneticilere yönelik siyasi eleştirileri bastırma hakkına,

Bernard Connolly’nin Avrupa Komisyonu’ndaki işinden kovulmasına neden olan kitabı ‘Avrupa’nın Çürümüş Yüreği’ ni, 20. yüzyılın çok ünlü ekonomisti Maynard Keynees’in ‘Barışın Ekonomik Sonuçları’ adlı kitabıyla aynı değerde bulan dünyanın en seçkin ekonomistleri şöyle demektedirler:

“Maynard Keynes 1915’de ‘Kral çıplak!’ demişti. 1995’de de, yazdığı kitabıyla Bernard Connolly ‘Kral çıplak!’ diyor.”

Avrupa Komisyonu’nda altı yılı Avrupa Para Birliği Daire Başkanı olmak üzere toplam on yedi yıl çalışan Bernard Connolly, kitabında Avrupa Para Birliği (EMU) konusunda yoğunlaşmakta ve şöyle demektedir:(5)

“Benim ana tezim şudur: Avrupa Para Birliği, yetersiz olmanın ötesinde, anti-demokratiktir. Yalnız servetimizi değil, özgürlüklerimizi ve son aşamada barışı da tehdit etmektedir. Bu senaryonun haydutları, bürokratlar ve kendilerini dev aynasında gören politikacılardır.”

Bernard Connolly, Avrupa’da satış rekorları kırıp ‘en çok satan’ kitap olan ‘Avrupa’nın Çürümüş Yüreği’ nin basımından beş yıl sonra da şöyle konuşuyordu:(6)

“Avrupa Para Birliği’ni (yani Avro’yu) ortaya çıkaranların asıl amacı, Avrupa’da bir finansal bunalım yaratmaktır. Böyle bir bunalım karşısında seçeneksiz kalacak küçük ülkeler, önlerine koyulacak anlaşmaları çaresiz imzalayarak Fransa ve Almanya’nın birer sömürgelerine dönüşeceklerdir. Eğer İngiltere olarak biz de AB’nin Avrosunu kabul edersek, biz de bir sömürge ülkesi olacağız. Tony Blair, Avro’yu kabul etmekle İmparatorluğun Liderlerinden biri olacağını sanmaktadır. O, bir aptaldır. Onun rüyaları aptalca hayaller olmasa bile, ülkemiz yine de bir diktatörlüğün sömürgesi olacaktır.

Hiç kuşkusuz AB, yüzyıllar boyunca korumuş olduğumuz özgürlüklerimizi yok etmek istemektedir. İmzaladığımız Nice Anlaşması, bunu gerçekleştirecektir. Bizim yüreksiz hükümetimiz, Yargı ve İçişleri konularında veto hakkımızı korumada ısrarlı olacağını Nice’de söyleyememiştir.”

Bernard Connolly, AB’nin asıl kuruluş amacının Avrupa’da ulus-devletleri yıkarak yerine bir süper Avrupa devleti kurmak olduğunu, bazı ünlülerin söylemlerini hatırlatarak da kanıtlamaya çalışmaktadır:

1960’lı yıllarda, dönemin İngiltere Başbakanı Harold Macmillan, Fransız Devlet Başkanı General de Gaulle’le yaptığı ve içeriği kırk yıldan fazla gizli kalmış görüşmesinde şunları söylemişti:(7)

- Avrupa uygarlığını her ne pahasına olursa olsun korumalıyız. Bu uygarlık 3,000 yıl ayakta durmuştur. Ama her yönden; Afrikalılardan, Asyalılardan, Komünistlerden saldırıya uğramıştır…ve Kuzey Amerikalılar, Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılardan da. Şimdi, her zamankinden fazla, Avrupa’da gerçek bir siyasi bütünlüğe ihtiyaç var.
-Joschka Fischer, Humboldt Üniversitesi’nde, Mayıs 2000’de yaptığı konuşmada şöyle diyordu:

- Avro, sadece ekonomik bir konu değildir. Derinliği büyük bir politik girişimdir. Avro, onun ödeneceğini garanti eden egemen bir gücün sembolüdür.
-Tony Blair, Varşova’da Polonyalılara şöyle sesleniyordu:
- AB artık, sadece barışı sağlamaktan ibaret bir kuruluş değildir. Birleşik bir gücü yaratmak içindir. Avrupa, bir süper güç olmalıdır.
- Eski Belçika Maliye Bakanı ve Avrupa Yatırım Bankası Başkanı Phillippe Maystadt, 1996’da şöyle konuşuyordu:
-Tek para birimi Avro’nun uygulamaya konulmasındaki amaç, Anglo-Sakson değerlerin Avrupa’ya dayatılmasını önlemektir.”

Bernard Connolly, AB’de kalındığı sürece İngiltere’deki siyasi ifade özgürlüğünün ve basın özgürlüğünün, AB’nin saldırısı altında kalacağını öngörmektedir. Buna kanıt olarak da, AB Temel Haklar Tüzüğü’nün 51.Maddesini göstermektedir. Sözü edilen maddede şöyle yazılıdır:

“AB’nin genel çıkarlarının korunmasını gerektiren durumlarda, temel haklardan herhangi biri ve tümü, yasama yetkisini elinde tutan otorite tarafından kısıtlanabilir.”

Bu maddeye dayanılarak, AB’nin herhangi bir politikasının eleştirisi yasa dışı bulunabilecektir.

Bernard Connolly, AB’nin tüzüğündeki bu madde ile Nazi Almanyası’nın ‘Yetki Yasası’ arasında büyük bir benzerlik görmektedir. Naziler, bu yasaya dayanarak Weimar demokrasisini yıkmış ve yerine yasa tanımayan Faşist diktatörlüğü kurmuşlardı.

Bernard Connolly, eninde sonunda AB ile ABD arasında bir çatışma, bir savaş çıkacağını da öngörmektedir. Bernard Connolly, şöyle bir mantık yürütmektedir: Blair, Delors, Mitterand, Kohl, Chirac ve Fischer-hepsi bir Süper Avrupa devletinden yana olduklarına göre, şu soruyu sormak gerekmektedir: Bir süper güç ne yapar? Diğer bir süper güce, yani ABD’ye hodri meydan der! Öyleyse, AB de bir süper güç haline geldiğinde ABD ile yeni bir Soğuk Savaş dönemi başlayacaktır. Tıpkı Sovyetler Birliği ile ABD’nin Soğuk Savaş döneminde yaptıkları gibi, dünyanın her yanında bölgesel, yerel savaşlar çıkaracaklardır. Aslında, şimdi bile dünyaya baktığımızda bunun ilk ipuçları görünmüyor mu? Orta Doğu’daki acı veren olaylar, ABD ile AB arasındaki olası bir savaşa ortam hazırlamıyor mu?

Bernard Connolly soruyor: Amsterdam Anlaşması’nda,

“Avrupa, uluslar arası sahnede kimliğini dayatmalıdır.” denilmiş olmasının anlamı nedir?

İçe dönük tehlikeleri ise Bernard Connoly şöyle dile getirmektedir:

“AB, barış için gerçek bir tehlike yaratmaktadır. Çünkü kasıtlı olarak, ulusal kimliği yok etmeye çalışmaktadır. Hatta elimizden pasaportlarımızı da alacaktır. Artık, ‘İngiliz olmaktan mutluluk duyuyorum’ dememize bile izin vermeyeceklerdir. Çok yakında, İngiliz olma arzusunun ifadesi bile, Amsterdam Anlaşması’nın ‘ırkçılık ve yabancı düşmanlığı’ maddelerine dayanılarak cezalandırılacaktır. Nice Anlaşması ve AB Tüzüğü, budurumu iyice pekiştirmiştir. Peki, biz kendimizi İngiliz olarak tanımlayamayacaksak, ne olarak tanımlayacağız? Kesinlikle ‘Avrupalı’ olarak değil! Çoğumuz kendimizi rengimize, dilimize, dinimize ve aşiretlerimize göre tanımlamaya başlayacağız.”

Bernard Connolly, AB yanlısı başbakan Tony Blair’i vatana ihanetle suçlamakta, hatta daha da ileri gidip çok ağır bir dille şunları söylemektedir:

“Avrupa’nın despotlar hanedanlığı ile ittifak kurabilmek için kendisini bir fahişe gibi satacak ve ülkesini köleleştirecektir. Kurulacak bu ittifak, demokrasiye ve özgürlüklere doğrudan saldıracak ve İngiltere’nin de bir parçası olduğu Anglo-Sakson dünyaya karşı düşmanca tavır alacaktır.

AB, dünyada en tehlikeli ve yıkıcı bir güç konumundadır. Ülkemin yöneticileri böyle bir gücün bir parçası olmak istediği için utanç duyuyorum!”

17 yıl AB’de çalışmış İngiliz ekonomist Bernard Connolly’nin Avrupa’da ‘en çok satan’ kitabı ‘Avrupa’nın Çürümüş Yüreği’ hakkında yazacaklarımızı şimdilik bu kadar.

Türkiye’de de Ulusalcılar, Milliyetçiler, Kuvayı Milliyeciler, Müdafaa-i Hukukçular, Cumhuriyet Devrimcileri ve tüm vatanseverlerin de;

“Türkiye’yi yönetenler ulusal egemenliğimizi Brüksel’e teslim ederek bizi AB’nin bir parçası yapmak istedikleri için utanç duyuyoruz!”dediklerini çok iyi biliyorum. Çünkü ben de onlardan biriyim!

***

e-mail ile ilettiği bu çevirisi için Sy.Yılmaz Dikbaş’ a teşekkür ederken ayrıca yurtseverlikten kaynaklanan duyarlılığının gençlerimizeörnek olacağına inanıyoruz.

Bu satırları yazdığımız gün onun bir başka iletisiyle karşılaştık. Onun bir bölümünü aşağıda okuyucularımıza sunuyoruz. Aslında AB’nin kuruluşundan kısa bir süre içinde nasıl kokuştuğunu soygun ve rüşvet ağıyla örüldüğünü görmekteyiz. O zaman siyaset adamlarımızın böylesi kokuşmuş örgüt içinde yer alabilmek için bunca özveriye katlanmanın ulusal onur ve çıkarları göz ardı etmenin nedenini anlamaya çalışıyoruz.

Bunun üç nedeni olabilir, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin tek başına ayakta durabileceğine olan inançtan ve tarihsel bilinçten olmalarıdır. Bizlerin ne doğulu ne de batılı olmaya gereksinim duymayacak kadar kendine özgü ulus olmamızın erdemini kavramamış olmalardır.

Bir üçüncü neden şu olabilir: AB’ye üye olduğumuzda oradan gelecek EURO’ların çekiciliği. Mirasyedi iktidarların bal tutan parmağını yalar mantığı. Gümrük Birliğine girişle ilgili imzanın atıldığının ertesi günü, en tüksek tirajlı gazetede “ucuz şarap yolda” manşetini unutamıyoruz.. Sy. Yılmaz Dikbaş’ın dilimize çevirdiği iletinin en önemli bölümü şöyle:

İngiltere Bağımsızlık Partisi (UKIP) den Avrupa Parlementosu ’na seçilen Robert Kilroy- Sils, 13 Ekim 2004 günü yanıtlanmak istemiyle AB Başkanlığına 16 soru yöneltmişti. İşte bu sorula-dan kimileri:

1.Rüşvet ve Sahtekarlığa Giden Paralar.

1990 yılından buyana her yıl, AB Komisyonunda’ki rüşvet ve sahtekarlık nedeniyle kaybedilmiş toplam paranın tutarını Sayıştay Denetçilerinin bulgularına dayanarak lütfen açıklayınız.

2.Rüşvet ve Sahtekarlığa Karışan Resmi Görevliler.

1990’dan beri, rüşvet ve sahtekarlığa adı karışmış kaç Avrupa Komisyonu üyesi bulunduğunu ve bunlardan kaçının işten atıldığını ya da disiplin cezası verildiğini lütfen açıklayınız.

3.Yasadışı İcraat İhbarı Yapan Görevliler.

İngiltere’de bizim uzun yıllardır uygulamakta olduğumuz bir iş yasası bulunmaktadır. Bu yasaya göre, işverenlerin yasadışı icraatlarını ya da yolsuzluklarını ihbar eden çalışanlar yasa tarafından korunur. Bu kişiler, ayrıca İş Mahkemelerinde büyük tazminat davası açma hakkına da sahiptir.

Ancak, öğrendiğimize göre, AB bünyesindeki sahtekarlıkları ortaya çıkardıkları için, aşağıda tazılı görevliler cezalandırıl-mıştır:

-Bernard Connoly, (Burada yazoısını okuduğunuz AB görevlisi)
-Paul van Buitenen,
-Marta Andreasen.

Bu kişiler için verilmiş cezaların gerekçesi nedir. 1990’dan beri, Avrupa Komisyonu’nun rüşvet ve yolsuzluklarını su yüzene çıkarmış olmalarından ötürü kaç kişi işinden atılmış ya da disiplin cezasına çarptırılmıştır. (Kaynak: 16 European Parliamentary Questions that Robert Kilroy-Silk asked today in the European Parliament, 13 October,2004,www.ukip.org)


Dip Notlar:

1-Bernard Connolly, “The Rotten Heart of Europe”, Faber and Faber, London-Boston, 1995
2-Anatole Kaletsky, “Let the whistle blow” , The Times, February,11, 1999
3-"Moment the facade starts to crumble” , The Daily Telegraph, February, 8, 2002
4-Ambrose Evans-Pritchard, “Euro-court outlaws criticism of EU”, The daily Telegraph, 07.03.2001
5-Bernard Connolly, “The Rotten Heart of Europe”, London, 1995, sf.xx
6-Bernard Connolly, “Europe-a threat to our freedoms and our peace”, The Bruges Group,
www.brugesgroup.com
7-A.g.e

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail