Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 60 Geri Tavsiye Et Yazdır


SATILMAK İSTENEN TÜRKİYENİN ‘T’ SİDİR

Şıhça Yavuz

Osmanlı devrinde, yabancıların elinde olan telefon işletmesi Cumhuriyetimiz döneminde Atatürk´ün ünlü söylevinden sonra PTT'nin içine alınarak kamulaştırıldı. Şimdi ise tam tersi yapılarak Türk Telekom, önce PTT'den alınmış ve sonra da yabancı bir şirket olan “Öger Telecoms Ortak Girişim Grubu”na ihale edilmiştir.

Telekom´un 2.500 tapulu taşınmazı, 22 milyon hatlık kapa-siteli santralı, 20 milyon aktif abonesi, 80 bin anksesörlü telefonu, 200 bin ATM´si, 750 bin asimetrik sayısal (ADSL) abonesi vardır. Milli Eğitim ve Kamu Net gibi kamusaj projeleri destekleyen alt yapıya, her tür veri aktarımını sağlayıcı teknik kapasiteye sahiptir. İşletmenin ayrıca, bütün bu hizmetleri sunmak için toplam uzunluğu yüz bin kilometreyi aşan fiber optik ve 35 milyon kilometreyi bulan bakır kablosu olduğu biliniyor. Ayrıca Avea´nın yüzde 40 payına sahiptir. Vergi ve prim borcu da yok. Bilançosu incelendiğinde 1996-2000 yılları arasında 22 milyar dolar gelir yapan kurumun yıllık ortalama net kârı 2 milyar dolardır. Kendi alanında dünyanın sayılı büyük işletmelerinden biridir.. Böylesi görkemli bir kuruluşun hangi özentiyle özelleştirilmek istendiği düşündürücüdür.

Türkiye´de özelleştirme özentisi bir grup politikacı ve köşe yazarları tarafından kamu oyuna yapay gerekçelerle sunuldu.. Özelleştirmelerle yeryüzü cenneti kurulacağı umudu dağıtıldı. Bunla, genel ekonomi içinde, kamu iktisadi teşebbüslerinin (KİT) payının büyüklüğü yalanı ile işe giriştiler. Oysa genel ekonomi içinde kamu iktisadi kuruluşunun payı yüzde olarak; ABD’de 32, Almanya´da 49, Avustralya´da 52, Belçika´da 54, Fransa´da 54, Hollanda´da 50, İngiltere´de 41, İspanya´da 42, İsveç´te 62, İsviçre´de 48, İtalya´da 50, Japonya´da 35, Kanada´da 42, Norveç´te 44 iken Türkiye´de ise sadece 27´dir. Öte yandan özelleştirme kamuoyuna komünist rejimden kurtuluşun gereği olarak gösterildi. İletişim sektörüne ilişkin özelleştirme, stratejik endişelerle İsveç, İsviçre, Polonya, Avustralya, Fransa, Macaristan, Almanya, İspanya, İngiltere´de halka arz yolu ile gerçekleştirilir-ken, ülkemizde çok sakıncalı olan blok satış yöntemi uygulandı.. Danimarka iletişim ağının yüzde 42´sini, İrlanda 20´sini, Brezilya 35´ini, Belçika 49´unu özelleştirirken ülkemizde iletişim ağının 55´i yabancı şirkete ihale edildi. Telekom´un stratejik sektör kapsamında olduğu Anayasa Mahkemesinin 1994/45 sayılı kararının gerekçesinde belirtilmesine karşın...

Özelleştirmeye ilişkin yasal düzenlemelerin Anayasa Mahkemesinde iptaline ilişkin davaların öyküsü ise, okunmaya değer. Türk Telekom´un özelleştirilmesine ilişkin ilk düzenleme 1993 yılında çıkarılan 509 sayılı Yasa Gücünde Kararname ile başlandı. Anayasa Mahkemesi bu düzenlemeyi iptal etti. Yerine 4000 sayılı yasa kabul edildi, bu yasa da Anayasaya aykırı görülerek iptal olundu. Ardından 4107 sayılı yasa çıkarıldı.. Bu yasanın da yürürlüğü durduruldu. Sonra 4161 sayılı yasa kabul edildi. Bu da Ağustos 1996´da iptal edildi. İptal karar-larının gerekçesi, kamu yararı duyarlılığına dayanıyordu.

Kamu yararı, tanımı, anlamı, içeriği günümüzde yeni boyutlar kazanmıştır. Bu konuda görüş birliği yoksa da gittikçe gözetilen bir ilke durumundadır.. Günümüzde ulus devletlerini çok uluslu ve ulus ötesi sermayenin saldırısına karşı korumak ve kollamak için kamu yararı, ulusal çıkarla birlikte değerlendirilmektedir. Kamu yararı dünü, bugünü ve yarını içine alan yaşamsal kapsamlı bir ilke olmasına karşın,, günümüz iktidarı acıdır ki onu, dışardan gelen dayatmalar karşısında göz ardı edebil-mektedir.

Henüz Telekom´un özelleştirilmesine ilişkin ihale süreci tamamlanmamıştır. İhalenin iptali için idari yargıda altı dava açıldı. İhale işleminin yasal dayanakları irdelendiğinde yasaya aykırılıklar görülür. Öncelikle ihalenin sağlığı bakımından Özelleştirme Yasasının 2. maddesinin a,b,e ve ı fıkralarında sayılan ilkeleri mercek altına alıp aykırılıkları sergilemekte yarar var:

.

İlke ihlalleri:4046 sayılı yasanın 2/b fıkrasında “Kuruluşların özelliklerine ve içinde bulundukları şartlara göre özelleştirme yöntemlerinin belirlenmesi” isteniyor. Şartname incelendiğinde Telekom´a ait özgün bir yöntem belirlenmemiştir. Aynı maddenin a fıkrasında “Oluşabi-lecek tekelci bir yapının olumsuz etkilerinin önlenme-sine” ilişkin buyurucu ilkenin yaşama geçirilmesine yönelik yine şartnamede bir koşul ileri sürülmediği gibi ihalede tekelci yapının önlenmesine ilişkin bir koşul da konulmamıştır. Aynı maddenin e fıkrasında “mülkiyetin yaygınlığının yanı sıra, yönetim, sorumluluk ve yetkileri üstlenebilecek ortak bir grubun temini” ilkesi göz ardı edilerek blok satışla yönetim ve sorumluluk tamamen alıcıya bırakılmıştır. Yine yasanın 2. maddesinin ı fıkra-sındaki “Stratejik konularda devletin sahip olacağı imtiyazlı hisse oluşturulması gerektiğine” ilişkin ilkeye ihalede, payın yüzde 55´i devredilerek aykırı bir durum yaratılmıştır.

Değer saptaması: İhale hukukunun en temel ilkelerinden biri kuşkusuz değer saptamasıdır. Anılan yasanın 2/ı fıkrasında da yer alan bu ilke özellikle uygulamada gözden kaçırıldı. Değer saptaması, Türk Telekom´un malvarlığının para cinsinden değerinin ortaya konmasıdır.. İktidar partisi milletvekili Hamza Albayrak, Özelleş-tirme İdaresine 40 kadar soru yönelttiğini, Telekom´un bilanço değerini sorduğunu, cevap alamadığını bu olumsuz durum karşısında denetçilik oyunu oynamak istemediğini bildire-rek komisyondan istifa etti. Toplam değeri 40 milyar dolar olan Telekom´un 6,5 milyar dolara ihale edilerek bu temel ilke yok sayılmıştır.

Aleniyet: Yasa koyucu değer saptamasından sonra ihalenin aleniyet içinde yürütülmesi ilkesini de getirmiştir. Aleniyet sanıldığı ve baş-bakanın açıkladığı gibi televizyondan naklen yayın yapılmasından ibaret değildir. Yakın tari-himizde kimi özelleştirmeler ekran önünde yapılmış olmasına karşın, perde arkası nedenlerle kimi yöneticileri bugün Yüce Divan´da yargılanıyor. İhale öncesi, sırası ve sonrası ile bir bütündür. Bu bütünün saydam bir ortamda gerçekleşmesi gerekir. İhale ile peşkeş çekme arasındaki farkı ortaya koyacak olan saydamlıktır. Türk Telekom’un ihalesinde saydamlığa düşen gölgelerin üstünde durmakta yarar vardır.

Baş başa görüşme: İhaleden önce Başbakan R.T. Erdoğan´ın Ürdün´ü ziyaretinde ihaleye aday olarak katılan Ürdün eski başbakanının yakınları ve Saudi Öger´in Hariri´nin varisi Mahdum Hariri ile “baş başa” görüşmüştür. Bu görüşmenin ihale öncesine rastlaması en azından uygun değildir. Kuşkuluları çağrıştıran bu görüşmeye ilişkin hiçbir açıklama yapılma-mıştır. Bu soru işaretinin aydınlanması gerekir.

Özel bilgi aktarımı: Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı öncelikle ihaleye tüm katılanlara eşit uzaklıkta durmak zorundadır. Eşit uzaklıkta durmak eşit bilgi vermeyi de kapsar. Eksik ya da farklı bilgi açık artırımlı ihaleyi etkileyici bir faktördür. İhaleden bir gün önce Telekomünikasyon Kurumu’nun Türk Telekom’a CDMA-WLLkullanımı için frekans tahsis edildiğine ilişkin bilginin ihaleye katılan konsorsiyumlardan yalnız Oger´e iletilmesi ihaleye fesat karışımımın tipik bir örneğidir. Bu ise ihalenin feshini, iptalini gerektiren en önemli hukuk-sal nedendir.

* Manevi baskı ve tehdit: İtalyan TIM, AVEA'nın yönetiminin Öger´le birlikte ihaleye katılıma “evet” denilmez, ortaklık sorunu çözülmezse 'ihaleye girme-yeceğini, Türkiye'den çekileceğini, Uluslararası tahkime gideceğini ilan edip, tehdit etmesi” Başbakanlığın bu baskıya boyun eğmesi ihalenin saydamlığına gölge düşüren bir başka nedendir. Özelleştirme İdaresinin bu duyu-mu aldığı anda diğer taliplileri rahatlatan bir açıklama yapması gerekirdi. İdare ihale ortamında saydamlığı sağlama yükümlüğünü yerine getirmemiştir.

* Ödemenin bölünmesi: İhale “peşin“ olarak düşünülmüş, diğer katılımcılar da bu koşulu dikkate alarak öneride bulunmuşlardır. Ancak Saudi Öger katılma işleminin tamamlanmasından sonra ödemenin beş yıla yayılmasını, taksitlerin -yıllık kârı aşmayacak- ölçüler içinde yapılmasının kabulü şikayete konusu olmuştur.

Özetle; Atatürk´ün yadigârı, Cumhuriyetin önemli kazanımı, dünyanın sayılı büyük iletişim ağlarına sahip olan Türk Telekom ihalesi Anayasa Mahkemesi kararlarına göre stratejik sayıldığı halde bu koşul göz ardı edilerek özelleştirilmektedir. 4046 sayılı Özelleştirme Yasasında sayılan ilkeler dikkate alınmaksızın ihale gerçekleşmiştir. Öte yandan ihale süreci yanıtlanması olanaksız soru işaretleri ile özürlüdür. Türkiye İktisatçılar Birliği´nin bir açıkla-masında belirttiği gibi “Satılmak istenen Telekom´un T´si değil, Türkiye´nin T´sidir.” İçinde bulunduğu-muz ihale süreci tamamlanmadan, iş işten geçmeden biraz düşünelim. Lütfen...

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail