Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 61 Geri Tavsiye Et Yazdır


KATRİNA KASIRGASI ABD’NİN ÇİRKİN YÜZÜNÜ ORTAYA ÇIKARDI.

Lota Suter.

Kaynak: 6.9.2005 Eylül, Work
Çeviri:Dr.Hüseyin Pekin

New Orleans’da 9 Eylül 2005’de meydana gelen “Katrina” kasırgasının yol açtığı felaketin sonuçları biçimsel olarak 11 Eylül 2001’deki New York kentinde, İkiz Kulelere saldırının sonuçlarına benziyorsa da, gerçekde durum aralarında derin farklar olduğudur. Çünkü; New York’lu varlıklılar ı, ve gönüllü kuruluşlar ile Manhattan’ın para babaları, yaraları sarmaya giriştiler. Oysa, halkının yüzde 70’i siyahlardan oluşan ve çocuk ölümlerinin en yüksek olduğu, devlet okullarının çok kötü koşullarda bulunduğu, işsizlik ve suç işleme oranlarının ortalama düzeyin yukarısında sürüp gittiği tutukevlerinin dolu olduğu ABD’nin en geri kalmış düşük gelir düzeyindeki New Orleans’da durum temelden farlıydı. Okuma yazma bilmeyenlerin % 40’larda olduğu bu kentde yaşamsal önemdeki bentler, ilk başlarda köleler tarafından inşa edilmiş toprak setler, bugüne değin hiç bakım ve onarım görmemişti. Federal Hükümet, kaynakları, bunun yerine Irak’taki savaşa akıtmakta ya da vergi indirimi yoluyla varlıkların ceplerine girmekteydi.

Büyük çoğunluğunu siyah tenli Amerikalıların oluşturduğu “New Orleans” daki yoksulluk, ırk ayırımcılığı, toplumsal sefalet diz boyu idi. Sanırsınız ki, burası I.Dünya’ya ait değil de, örneğin Sri Lanka’daki Colombo ya da Kongo’daki Jinshasa gibi 3.Dünya kentidir.

Şimdi akla şu soru geliyor: Kasırga’dan sonra, su yüzüne çıkan, bu kitlesel sefalet’den Bush Hükümeti sorumlu tutulamaz m? Neden daha önce, çok yönlü önlemler alınmadı? Ekonomik büyümenin yılda % 3,5 olduğu bir ülkede, açlık sınırındaki insanların sayısının giderek artmasından, çocuk ölümlerinin tırmanmasından, toplumsal katmanlar arasındaki uçurumun daha da derinleşmesinden sorumlu değil mi Bush Hükümeti?

Büyük kentlerdeki ilkokullarda öğrencilerin %95’ini siyahlar oluştururken, “ırk ayırımı” yapılmasına hala nasıl hoşgörü ile bakılabiliyor? Okuma-yazma oranının %40 olmasına nasıl katlanılıyor? Dünya’ya örnek olduğu savunulan Amerikan Demokrasisi bu mudur?

Her şeye karşın, ABD’de haktan, hukuktan, insana saygıdan yana olanlar, devlet hizmetlerinin güçlenmesini isteyenler, seslerini yükseltmeye başlamışlardır. Sadece liberal düşünceliler değil, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi etkili kuruluşlar da, Pazar ekonomisinin risklerinin ağırlıkla özel kesime aktarılmasını önermektedirler.

Bush Hükümeti ise “sosyalist belirtiler” olarak nitelediği tüm bu “başlangıçlara” sırtını dönüyor. Kasırga afetinden zarar görenlere 2000 dolar kredi veriyor, gerisini kendiniz düşünün, diyor. Bununla birlikte, az da olsa yine de bir kıpırdama göze çarpmakta. Örneğin “Kolluk Güçleri” ilk kez ABD topraklarında İşsizlere iş verme yolunu açıyor.

Şimdilerde merakla beklenilen “Katrinagate” in ırkçılık ve toplumsal katmanlar ayırımı, siyaset ve ekonomi, toplumsal adalet ve de ABD’nin sorunlu olduğu konularda tartışmaların başlatılıp başlatılmayacağıdır.

***

Dr.Pekin’e İsviçreden ilettiği bu çevirisi için yeşekkür ediyoruz. Bizleri yalnız bırakmıyor ve her alandaki yurtseverlik coşkusunu bizlerden esirgemiyor. Yurt dışında ülkemize yabancılaşan kimi yuttaşlarımızın onu örnek almalarını diliyoruz.

Bu yazının ortaya çıkardı önemli bir gerçek azgın kapitalizmin ve onun dümen suyunda yürüyen siyasanın, günün birinde ne tür sorunlar ve açmazlarla karşılaşacağını ortaya çıkarmaktadır. Bugün Fransa’da patlak veren “Varoşlar Ayaklanması” da ABD’deki Katrina kasırgasının sonuçlarının bir benzeridir. Fransa’daki ekonomik ve siyasal düzen, ırk ayrımcılığı ve üstünlüğün sadece varlıklı katmanlara özgü olduğu alışkanlığının iflasıdır Fransa’daki varoş ayaklanması.

Başbakan Tayip Erdoğan’ın uslara sığması olanaksız varsayımı , “türbanın yasaklanmasının tetiklediği” görüşü ise tam bir yanıltmacadır, çok tehlikel,i geleceğe ilişkin karmaşayı şimdiden sahneye çıkarmaya yol açacak olan bir yorum biçimidir.

Fransa’da varoş ayaklanması sonuçları itibariyle Katrina kasırgasının sonuçları ile benzerlik içinde 20.yüzyıl vahşi kapitalizminin 21.yüzyıla yansımasından başka bir şey değildir. Her iki olay, Büyük Sermayeden yana olmanın küçülüşüdür.

Lota Suter’in yazısında da belirttiği gibi acaba bu iki olay, Kapitalizmin sorgulanmasına yol açacak mıdır, bilemiyoruz.

Her iki olay da şunu ortaya çıkarmıştır: ABD’yi de içine alan Batı uygarlığı, insan haklarına saygı, azınlık haklarının korunması yolunda Türkiye’ye görevler verirken, aynaya bakmalı ve kendisinin de ne denli gerilerde olduğunu görmelidir.

Bugün şunu tahmin etmek güç olmayacak, 1968’de Fransa’da başlayan öğrenci ayaklanması nasıl kapitalizmin egemenliğindeki ülkelere hızla yayılmışsa, Fransa’daki varoş ayaklanmasının da Avrupa’nın ve o nedenle de AB’nin temel sorunu olacak ve umarız ki, tek yanlı hükümranlığıı makrosefal davranışını sorgulamaya gereksinim duyacaktır.

Dr.Pekin’in Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’a ilişkin New Orleans konusundaki yazısını da aşağıda okuyucularımızın bilgisine sunuyoruz:

***

Dünyaca ünlü Le Monde gazetesinde yer alan “ New Orleans Limanı” (Le Port de la Nouvelle Orleans) başlıklı bir haberde, Fransız Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın staj yaptığı dönemde (1954) bir gün orada çok büyük bir sel felaketinin ortaya çıkacağını bildiren bir tebliğ hazırlayarak bunu, Boston’daki Harward Üniversitesinin “Ekonomi ve Coğrafya” bölümüne sunduğu açıklanmıştır.

Paris Siyasal Bilgiler Enstitüsü öğrencisi 21 yaşındaki J.Chirac, lokantalarda bulaşıkçılık yaparak edindiği para ile ABD’de de geniş kapsamlı bir gezi gerçekleştirmiş,182 daktilo sayfasındaki notlarını fotoğraf ve krokilerle donatarak , siyah tenli liman işçilerinin ağır koşullar altındaki yaşamları ile de ilgilenmişti. Özellikle Fransız koloniyalistler tarafından 1718’de bataklık bir arazi üzerinde kurulan ve bir bölümü deniz düzeyinin altında kalan ve 1803’de Napolyon tarafından Louisiana ile birlikte ABD’ye satılan New Orleans’ın lehinde ve aleyhindeki ögeleri belirleyip değerlendirmişti.

Öyleki kurulduğu günden bu yana, su, New Orleans’ın iki büyük düşmanı olmuştu. Su düzeyinin yüksekliği nedeniyle evlere zemin kat yapılamamkta, mezarlar bile yüksek tutulmaktaydı. 1927 yılında şiddetli yağışlar nedeniyle Mississipi nehrinin suları, New Orleans’da 6,4 metre yükselmişti. Bunun sonucunda toprak seddeler yer yer çöktüğünden 73 km.karelik arazi sular altında kalmış ve 2000 kişi boğulmuştu.

Bundan 50 yıl öncesinde genç bir üniversite öğrencisi Jacques Chirac’ın o çalışmasından bunları öğreniyoruz.

Şimdi Katrina kasırgasının yol açtığı felaketi yerinde görmeye bile gereksinim duymamış olan Başkan Bush’un, toprak bentlerin sorumluluğunu duyumsadığını hiç sanmıyoruz. (Kaynak: Hans-Hagen Bremer, 18.9.2005).

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail