Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 66 Geri Tavsiye Et Yazdır


ANKARA'YA BAŞKENT DİYORLAR!

Dumrul Ölçen

4 Aralık 2006 günü Hürriyet gazetesinin Ankara ekinde Yalçın Bayer';n "Ankara'ya Başkent Diyorlar"; başlıklı yazısında "Vatandaş D" olarak tanımlanan kişinin Dumrul Ölçen olduğu ve Türkiye Sorunları kitap dizisinin 64. sayısında yayımladığımız araştırmasını konu aldığını gördük. Yalçın Bayer, Dumrul Ölçen'in araştırmasının bir başka yönünü ele almış ve yazısına da çok anlamlı başlık koymuştu. Gerçekten Ankara, başkentimiz mi? Başkentimiz olsaydı bu denli sahipsiz kalır, kendi yazgısına terk edilir miydi? Kaldırımları ölüm tuzaklarıyla dolu. Trafik keşmekeşi sürüyor. 2002 yılında ihale edilmiş Kavaklıdere kavşağı hangi amaca yarayacağı belli olmayan yapım çalışmasına 2006 Kasım ayında başlanıyor. Böylesi anlamsız, gereksiz kavşak yapımı, keşmekeş içindeki kent trafiğine çözüm getirecek mi? Sadece o kavşakta mı sorun var?

Dumrul Ölçen, meraklı bir araştırmacı. Toplumsal sorunlara ilgi duyan bir kişi. Yüksünmüyor, yorulmuyor, bıkmıyor bir sorunu ortaya çıkarmak için yurtseverlik görevini yerine getiriyor, ulaştığı sonuçları, tüm kamusal birimlere üşenmeden gönderiyor; sanki kör kuyuya taş atmaktadır. Kamunun üst düzeylerine tırmanan görevlilerin başkent gibi bir şehirde bu denli duyarsız olmaya hakları var mı? Görevleri işgal ettikleri koltuklarda yan gelip oturmak mı? Kendilerine iletilen sorunları bir birimden ötekine aktarmakla görev yaptıklarını mı sanıyorlar. Dumrul Ölçen'in araştırması da böylesi duyarsızlıklar içinde, lastik top gibi birimden birime aktarıldığını görüyoruz. Fakat başkentin temel sorunu olduğu yerde duruyor. Türkiye Sorunları kitap dizimizi 64. sayısında, Ankara kaldırımlarındaki ölüm tuzaklarını fotoğraflarıyla saptamış, Büyükşehir ve Çankaya Belediye başkanlıklarına bundan on ay önce göndermiştik.

Bugüne kadar yanıt almamız şöyle dursun, en geniş caddenin kaldırımdaki ölüm çukurları bizlerden birini içine düşmemiz için bekleyişlerini sürdürüyor.. Bu kez durumu Ankara Valiliğine ilettik, ne yanıt alacağımızı birlikte göreceğiz. Konunun ayrıntısına girmeden sözü Dumrul Ölçen'e bırakalım:

" Söz konusu Çalışma, başta Cumhurbaşkanlığı olmak üzere, merkezi ve yerel yönetim birimlerine, ilgili oda ve federasyonlara gönderildi. Federasyonların ilgi alanına (!) girmemiş olacak ki, tümüyle sessiz kaldılar. Bazı yerel yönetimcilerimiz de aynı sessizliği sürdürdü. Örneğin, Yenimahalle Belediye Başkanı, Çay yolundaki kimi muhtarlar gibi. Merkezi yönetimcilerimiz de, her zaman olduğu gibi, kuru, biçimsel, sıradan yanıtlarla, sorunu geçiştirdiler, topu birbirlerine attılar. Ankara Valiliği ve trafikten sorumlu güvenlik birimleri de, verdikleri yazılı yanıtlarda, çalışmanın ilgililere aktarıldığını belirtmekle yetindiler. Ki bunların arasında Ankara Sular İdaresi ASKİ de vardı. ASKİ'nin trafik sorununu nasıl çözeceğini biliyor olmalıydılar. Ankara Valiliği, Emniyet yetkilileri, evrak dağıtım birimi gibi çalışıyor, biz de sanki kendilerinden araştırmamızın ilgili birimlere aktarılmasını istemişiz gibi. Verilen yanıtlarda da, şu kadar trafik cezası kesildiğini açıklıyorlar.. Ceza kesilince görevlerini yapmış ve sorun çözülüyormuş gibi. Örneğin, Ankara İl Emniyet Genel Müdürlüğünden gelen 27.12.2005 gün 4380 sayılı yazıda:" 15 Kasım 2005 ile-15 Aralık 15 Kasım arasında 2 aylık sürede fazla yolcu aldığı ve kural ihlalinde bulunduğu tespit edilen 658 araç sürücüsüne cezai işlem uygulandığı ve 10 aracın da trafikten men edildiği istatistiki verilerimizin incelenmesin-den anlaşılmış olup, denetime devam edilmektedir" deniyor. Sanki kaç araçtan ceza kesildiğini merak ediyormuşuz gibi. Öyle anlaşılıyor ki, bizler bir başka kentte yaşıyoruz. Bu arada sadece EGO üst düzey yetkilileri nezaket gösterip çalışmayı övdüler. Bu arada sayın Cumhurbaşkanımızın gösterdiği ilgiyi de belirtmeliyim. ";Daha fazla hayatın içinde olunuz. Kapılarınızı halka açınız" diyerek kamu görevlilerine yol gösteren sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Sekreterleri aracılığıyla, bizler yanıt gönderdiler:" Falan tarihli çalışmanız ilgili birimlere iletilmiştir". Yetkililerimiz, görevlilerimiz böylesi duyarlılık içinde olunca, kuşkusuz değişen bir şey de olmayacaktır. Aslında değişen bir şeyler vardı. Bu yaptığımız araştırmadan bir ay sonra, "özel halk otobüsü", Maliye Bakanlığı çalışanlarını taşıyan servis aracını biçmiş ve 9 kamu görevlisi yaşamını yitirmişti. Çift katlı bir başka otobüs te, Kızılay'da bir ötekisi de Eskişehir yolunda tutuştu ve yandı. Minibüsler de, gene aynı koşullarda trafik polisleriyle köşe kapmaca oyununu sürdürüyor. Halkımız ne yapıyor? Toplu ve örgütlü tepki var mı? Yaşamından memnun. Kuzu gibi buna da şükür diyerek, kent için yolculuklarını sürdürüyor. "

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail