Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 69 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


AVRUPA BİRLİĞİ’NİN ÜLKEMİZ İÇİNDE İÇSELLEŞMESİ ve AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİMİZDEKİ DUYARSIZLIK

Ali Nejat Ölçen.

Bir ülkeyi içerden kuşatmanın en etkin yolu, o ülkeye ilişkin ekonomik, siyasal ve toplumsal varlığı tanımayı gerektirir. Osmanlı devleti, kenisinin sahip olduğu yerüstü ve yer altı doğal varlığını tanımazken, Osmanlıyı Osmanlıdan daha iyi tanıyordu Batı.

Mustafa Kemal, o yüzden Cumhuriyetin ilanından iki yıl sonra 25 Nisan 1926 günü 3517 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla “Merkezi İstatistik Teşkilatı” nı kurmuştur. Bunu Etibank, Sümerbank ve İller Bankası izler. Sümerbank’ın kuruluş yasasının 2.maddesiyle de ona yatırım projelerini hazırlama görevini vermişti.

Neden çünkü, Osmanlı devleti, ülkemize ne kadar yağmur yağdığını, akarsularımızdan ne miktar su geçip gittiğini bilmiyor, bilmeye de gereksinim duymuyordu. Buna karşın, İngiltere, Davit Urquhart’ı göndererek onun Osmanlı doğal kaynaklarına ve ekonomisine ilişkin bilgileri edindikten sonradır ki, 1838 ticaret anlaşmasını yürürlüğe koymuş, bir defaya özgü gümrük vergisini % 3 oranında ödenmesini kabul ettirerek emeklemeye başlayan Osmanlı sanayinin çöküşüne yol açmıştır. Oysa Osmanlı tacirleri her eyaletten geçişte % 12 oranında vergi ödemeyi sürdürüyor, yakın doğuya ulaştıklarında vergi yükü % 60’ın üzerine çıkıyordu. Akdeniz egemenliğinden sonra, Anadolu üzerinden kara ticareti de İngiltere’nin eline geçti...

Bu olaydan ders alarak, ülkelerin kendi yer altı yer üstü doğal kaynaklarını, ekonomik, siyasal, toplumsal, hatta demografik varlığını yabancılardan öğrenmesi değil, ken-

disinin tanıması gerekir., 2000’li yıllarda Türkiye’miz bu temel ilkeden de uzaklaştırıldı..

Avrupa Birliği, ülkemizde bildiği, dilediği konularda araştırma yapması ya da yaptırması olanaklarını kullanmaya başlamıştır. AB’nin ülkemizin eski deyimiyle mahremiyetine bu denli sızmasına izin vermek doğru mudur?

Kimileri, AB’den bedeli karşılığında proje alınmasını “Tabuta Çakılan Son Çivi” kitabının yazarı gibi, eleştiri konusu yaparak, olaya yüzeysel bakmakta, sorunun özü-ne girmenin gereğini kavramaktan uzağa düşmekte, kolay yolu seçmekle yetinmektedir. Aslında önemli olan, AB’nin hangi konuda araştırma yapması ya da yaptırması, Türkiye’nin resmi makamlarıyla düşün birliği içinde , Türkiye’nin onayı ve izniyle,gözetimi ve denetimiyle ancak gerçekleşebilmelidir. Türkiye’yi üye kabul etmeyen, sayısız dayatmalarla küçümseyerek yokuşa süren, ikircikli ve iki yüzlü davranmakta sakınca gör-meyen, AB’nin araştırma projeleri hazırlatarak, içimize kolayca, kendi bildiğince sızması, ilerde ülkemizi sıkıntılara sürükleyen çok yanlış sonuçlar doğuracaktır..

Bu konuda acaba İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları ne düşünüyor, özellikle Başbakanlığa bağlı Avrupa Birliği Genel Sekreterliği hangi kanıdadır, bunu öğrenebilmek amacıyla 24 Nisan 2007 günü bu üç kamusal kuruluşa ayrı ayrı bir örneğini aşağıda sunduğumuz yazı ile başvurduk. Aradan bir ay geçmesine karşın, ne İçişleri Bakanlığından ne de Dışişlerinden yanıt alamadık.

Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinden aldığımız yanıttan da, o örgütü yönetenlerin ayaklarının ne denli hava olduğu öğrenmiş olduk.

Aşağıda başvuru yazımızı ve AB Genel Sekreterliğinden aldığımız yanıtı bulacaksınız.

1.Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, AB’nin Araştırma Projelerine Ne Gözle Bakıyor?

Söz konusu Avrupa Birliği Genel Sekreterliğine ilettiğimiz yazı aşağıdaki gibiydi.

Başbakanlık
Avrupa Birliği Genel Sekreterliği
Eskişehir Yolu 9.Km.
Mustafa Kemal Mah-Barış Sitesi
Ankara.

Avrupa Birliği Türk Delegasyonu (adı bu olmasına karşın bir tek Türk üyesi mevcut değildir) ülkemizde, kimi konuların proje olarak incelenmesini programına almakta ve ilan ederek, başvuruları değerlendirmekte, araştırmanın gerçekleşmesini sağlamaktadır.

Hangi konuda araştırma yapılmasına ilişkin makamınızla işbirliği içinde olduklarını sanmıyorum. Eğer kuruluşunuzun önerisine ve düşüncelerine baş vurmuş olsalardı, AB tarafından araştırma yapılmasında sakınca gördüğünüz kimi konularda gereken önlemleri alabilirdiniz.

Öyle sanıyorum ki, AB’nin Devletimize danışmadan, dilediği konuda proje hazırlatmak, araştırma yapmak ve yaptırmak gibi bir özgürlüğe sahip bulunmaktadır.

Fırat ve Dicle havzalarının uluslararası bir kurul tarafından yönetilmesini öngören ve Brüksel Zirvesi sonuç bildirisinin 23.maddesinde “Türkiye, birkaç devlete bölünür veya Güneydoğu’da bir Kürt devleti kurulursa, yeni bir karara gerek olmaksızın onlarla da görüşme yapılacağını” karara bağlayan Avrupa Birliği karşısında, ülke-mizin kendisini koruması göreviyle karşı karşıya kaldığı artık yadsınamaz.

Avrupa Birliği Delegasyonu, 2007 yılında hangi konularda projeleri destekleyeceğini ilan etmiş bulunmaktadır. 132 araştırma projesi için ülkemize 1,3 milyar € düzeyinde kaynak ayırdığı anlaşılıyor. Destekleyeceğini açıkladığı projelerden kimilerinin yararlı olmasına karşın, kimilerinin de önemli ölçüde sakıncalı olacağı olasıdır. Öngördüğü araştırma projeleri arasında öyleleri var ki, bunun AB tarafından gündeme getirilmesi ve araştırılmasının ön görülmesi, bunun için kaynak ayırması son derecede sakıncalıdır ve üzerinde titizlikle durulması gerekir. Resmi makamların izni ve gözetimi olmaksızın kimi konularda AB’nin araştırma yapması ve yaptırması karşısında duyarsız kalınmamalıdır.

Hatta ilke olarak, AB, ülkemizde hangi konuda hangi araştırma projelerini ne ölçüde destekleyeceğini ilan etmeden önce Devletimize danışmak gibi bir zorunluluğu üstlenmelidir.

Almanya, Fransa ya da İngiltere’de o ülkelerin izni ve onayı olmadan Avrupa Birliği, araştırma yapılmasına karar verebilir mi? Ya da Türkiye’mizde bir araştırma kurumu, örneğin TUBİTAK’ın AB’nin herhangi bir ülkesinde izin almaksızın dilediği konuda araştırma kararı alabilir mi? Araştırma yapması bir yana, vize almaksızın o ülkeye giriş yapabilir mi? Bu gerçek karşısında, ülkemiz AB’nin “yol geçen hanı” mıdır? Ülkemizin resmi makamlarının onayı olmadan hazırlanmasında sakınca gördüğüm beş araştırma projesini aşağıda bilgilerinize sunuyorum.

1.Başlangıç tarihi 15 Haziran 2006 olan ve 24 ayda sonuçlanması öngörülen araştırma,”Kültürel Hakların Desteklenmesi” projesidir. Ülkemizde Alevi ve Kürt yurttaşlarımızın azınlık olduğu savını ileri süren AB’nin böyle bir projenin sonuçlarını nasıl ve ne amaçla kullanacağını bugün hiç kimse bilemez. AB, böylesi hassas bir konuyu ele aldığını Devletimizin onayı ve izni olmadan nasıl gündeme getirebilir? Genel Sekreterliğinizin buna müdahele etmenizgereğini kabul edeceğinizi sanıyorum.

2.”Bölgesel Kalkınma Programlarının Hazırlanması ve Yönetimi,bölgesel kalkınma ajanslarının kurulması ve hizmetlerinin desteklenmesi” projesi de AB’tarafından hazırlanmasına karar verilen konular arasındadır. Bu ne menem bir projedir ki, bölge planlarının hazırlanmasını öngörüyor. Bu ve buna benzer araştırma sonuçlarını, ilerde ülkemize koşul olarak dayatmayacağını bugün kim bilebilir?

3.“Ağrı, Malatya,Konya, Kayseri bölgelerinde Kalkınma Programı hazırlanması” öngörülüyor ve bunun için 90 milyon € ayrılmış.

AB, bu ve buna benzer projelerle, Devlet Planlama Teşkilatını ikame etmiş, onun yerini almış oluyor. Böylesi bir işlevi ve yetkiyi nasıl üstlenebilir? 2007 yılı araştırma programı içinde bir başka proje de:

4.”Doğu Anadolu Kalkınma Programı” adını taşımakta ve 45 milyon € kaynak ayrılmıştır. AB, “Doğu Anadolu Kalkınma Programı”nı ülkemizde hangi kişi ve kuruma hazırlattıracak ve Devletimizin istihbaratında bile yer almaması olası bilgileri ilerde nasıl ve hangi amaç için kullanacak? Bu soruya olumlu yanıt verebilir miyiz? Üye kabul etmeye yanaşmadığı bir ülkeyi, Türkiye’mizi kuşatmaya girişmekte olduğuna ilişkin kuşku duymamak olası mıdır?

5.”GAP Bölgesi Kalkınma Programı” da 2007 yılında araştırılması öngörülen projelerden birisi. Bunun için 47 milyon € kaynak ayrılmış.

Başbakanlığa bağlı Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinizin (işleviniz içinde ve yetkiniz dahilinde ise) konuya müdahele etmeniz, AB’nin hiçbir kuruluşunun Devleti-mi-zin onayı, izni, gözetimi ve denetimi olmaksızın her hangi bir konuda araştırma yapmaya hakkı ve yetkisi bulunmadığını kendilerine bildirmenizin, ülkemizin geleceğini risk altına sokmamak bakımından yararlı olacağı düşüncesiyle ve konuyu titizlikle inceleyeceğinize olan inancımın gerçekleşeceği umuduyla saygılarımı sunuyorum.

Bu yazımı ve vereceğiniz yanıtı ayrıca iki ayda bir yayımladığım ve bir sayısını ekte sunduğum “Türkiye Sorunları” kitap dizisinde ve ayrıca kitap dizisinin web sitesi olan www.olcen.net de yayımlayacağını bildirmeyi saydamlığın gereği kabul ediyorum. 24.4.2007

Ali Nejat Ölçen

***

Başbakanlığa bağlı Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinin başvurumuza verdiği yanıtı okuduğunuz zaman ne düşüneceksiniz bilemiyoruz? Başvuru yazımızda ne diyoruz, AB, kendi bildiği gibi Türkiye’mizin yetkili kurum ve kuruluşlarımızdan izin almaksızın dilediği konuda araştırma yapar ya da yaptırabilirse, ilerde sakıncalı sonuçlar ortaya çıkar, diyoruz, AB Genel Sekreterliğimiz bu sorulara yanıt vermeksizin, proje hazırlanmasına ilişkin işlerlerden söz ediyor. Sanki, o işlemleri bilmiyor ya da merak ediyor muşuz gibi.

AB’nin Türkiye’de hazırlanmasına kendi başına karar verdiği 2007 yılı programında 132 konunun araştırılması ön görülerek bunun için bütçesine 1,3 milyar € düzeyinde ödenek koyan AB’nin ele alacağı 5 stratejik konunun yaratacağı olası tehlikeden söz ediyoruz, AB Genel Sekreterliği, “AB o araştırmaların sonuçlarını yayınlayamaz ve de ticari amaçla kullanamaz, diye yanıt veriyor. Sanki AB’nin o çok sakıncalı konuda araştırma sonuçlarını ticari amaçla kullanılmasından ürktüğümüzü sanıyor. Önemli olan, içinde Kıbrıs Rum kesiminin ve Yunanistan’ın yer aldığı AB’nin eline ülkemiz için gizli kalması gereken bilgi ve belgelerin geçmemesidir. AB Genel Sektererliğimize bunu kabul ettirmenin olanaksızlığını yaşıyoruz. .

Yanıtı okuyunuz ve ülkemizin “Kültürel hakların desteklenmesi” konusuyla AB’nin niçin ilgilendiğini kendi kendinize sorunuz. O araştırmanın sonuçlarının ilerde nasıl, ne amaçla, kullanılacağına ilişkin kaygıya kapılıp kapılmayacağınıza yanıt arayınız.. Ülkemiz, bu denli sahipsız bırakılabilir mi? Burada yanıt gönderen Avrupa Birliği Genel Sekreterliğine yeniden soruyoruz, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bir resmi organı, AB ülkelerinin her hangi birinde “kültürel hakların desteklenmesi” konusunu araştırabilir mi? Araştıramaz. AB ülkeleri kendilerinin yol geçen hanı olarak kullanılmasına izin vermez de onun için araştıramaz.

Bu satırları yazan kişi (Ali Nejat Ölçen) 1985 yılında Düisburg’da Türk İşçilerinin geri dönüş eğilimlerini araştırması için davet edildiğinde, örneğin Mannesman ya da Thissen’de emekçilerimizle söyleşi (anket çalışması) yapabilmek için birkaç gün öncesinden izin alması gerekiyordu. Adı geçen üniversitenin davetlisi olduğu halde. Mannesman tesislerinin kapısından izin almadıkça içeri giremezsiniz.

Başbakanlığa bağlı Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinin yanıtını okuyunca “Vah Türkiye’m demekten kendimizi alamadık. Yanıt işte aşağıda. Ne olur okuyunuz:

Sayın Ali Nejat Ölçen

İlgi:24.4.2007 tarihli başvurunuz.
3.5.2007, sayı:B.02.1.ABG.0.09.00.00/1050.

Avrupa Birliği tarafından desteklenmekte olan çeşitli program ve projelerle ilgili görüşlerinin ifade olunduğu ilgi yazınız Genel Sekreterliğimize ulaşmış bulunmaktadır.

Bilindiği üzere, Avrupa Birliği Katılım Öncesi Mali Yardımları ağırlıklı olarak ülkemiz katılım öncesi dönemde Avrupa Birliğine uyum çalışmalarının desteklenmesinde kullanılmaktadır. (Tümce düşüklüğü bize ait değil)

Bu çerçevede,Avrupa Birliği tarafından desteklenen proje ve programların önemli bölümü kamu kuruluşlarımız tarafından hayata geçirilmektedir.

Kamu kuruluşlarının gerçekleştirdikleri proje ve programların yanı sıra üniversitelerin, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının, küçük ve orta boy işletmelerin ve benzeri kuruluşların çeşitli hibe programlarına katılmaları mümkün olmaktadır.

Bu anlamda herhangi bir proje teklifinin değerlendirilebilmesi için öncelikle bir hibe programına ilişkin teklif çağrısının kamuoyuna ilan edilmesi, daha sonra da başvuruda bulunmaya uygun durumdaki kuruluşlarca Avrupa Birliği standartında hazırlanacak olan proje tekliflerinin ilgili makama yani Hazine Müsteşarlığı Merkezi Finans ve İhale Birimine iletilmesi gerekmektedir.

İhale makamı olan Merkezi Finans ve İhale Birimine iletilen proje teklifleri, objektif kriterler çerçevesinde değerlendirilmekte ve değerlendirme sürecinin sonucunda finanse edilecek olan projeler belirlenmektedir.

Bunun yanında finansman desteği alan projeler, uygulama sürecinde izleme ve değerlendirme çalışmalarına tabidirler.

Bu kapsamda,Avrupa Birliği tarafından ülkemize tahsis edilen Katılım Öncesi Mali Yardım çerçevesinde finanse edilen projeler, gerek teklif aşamasında Hazine Müsteşarlığı Merkezi Finans ve İhale Birimince gerekse uygulama safhasında ilgili kurumlarca değerlendirilmekte ve izlenmektedir.

Ayrıca bilindiği üzere 19 Nisan 2004 tarih ve 2004/7189 sayılı “Bilgi Edinme Kanunun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Kakında Yönetmelik”in 42.maddesinde “Kanunda ve bu yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde erişilen bilgi ve belgeler ticari amaçla çoğaltılamaz, kullanılamaz, erişimi sağlayan kurum ve kuruluşların izni alınmaksızın yayınlanamaz. Bu madde hükmüne aykırı olarak erişilen bilgi ve belgeleri ticari amaçla çoğaltanlar, kullananlar veya yayınlayanlar hakkında kanunların cezai ve hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümler uygulanır” hükmü yer almaktadır.(Koyu harflerle yazı, gönderilen yanıta aittir)

Dolayısıyla konunun ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde ele alınmak suretiyle değerlendirilmesinde fayda mülahaza edilmektedir.

Bilgilerinizi saygılarımla rica ederim.
H.İnci Rösch
Daire Başkanı.

***

Avrupa Birliği, ebette Türkiye’de örneğin “Kültürel Hakları Destekleme” ya da “Bölgesel Kalkınma Programların hazırlanması ve yönetimi, bölgesel kalkınma ajanslarının kurulması “konusunda yapılan araştırmayı elbette ticari amaçla kullanmaz, niye kullansın ki, yayın-lamayabilir de. Bu demek değil ki, sonuçlarını aleyhimize kullanmayacaktır.. Burada önemli olan yasa ve ona bağlı yönetmelik değil, bundan önemli olan stratejik önemdeki konularda elde edilen sonuçların, AB tarafından aleyhimize kullanılması olasılığı dır.Bu tür konularda araş-tırma yapılmasına Avrupa Birliği Devletimizden izin almaksızın kendi başına karar vermemelidir.

Gelen yanıtta bu konuya nedense değinilmiyor.

Sorularına yanıt alamayan Ali Nejat Ölçen işin peşini bırakmayacaktır. Örneğin “Kültürel Hakların Desteklenmesi” konusunda hazırlanan projeyi izleyecek, oradaki bulgulara ulaşmanın yolunu bulacak ve o bilgiler AB ülkeleri tarafından kötüye kullanılırsa, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği hakkında yargı önünde hesap sora-caktır.

Ülkemizin geleceğini ve ulusumuzun yazgısını olumsuz yönde etkileyen bu ve buna benzer projelerin sorumlu-luğu ileride altından kalkılamaz ölçüde büyük olabilir.

Bu satırları yazan kişi (Ali Nejat Ölçen) Avrupa Birliği’nin Devletimizden izin almadıkça, ülkemizin iç işlerine ve sorunlarına, araştırma adı altında burnunu sokmasına karşıdır ve sonuna kadar karşı çıkacak ve bunun için her demokratik aracı kullanacaktır..

Gönderilen yanıt yazısında, Avrupa Birliğinde Daire Başkanı (Hangi daire olduğu belirtilmiyor) olarak imzası bulunan H.İnci Rösch’ü AB’nin ülkemizde hazırlattığı projelerdeki kimi bilgileri kötüye kullanılması durumunda, örneğin Türkiye’ye ilişkin Gelişme Raporlarında dayatmacı koşul olarak iler sürülürse, sayın Rösch’ün başını ağrıtacağımı şimdilik belirtmekle yetiniyorum.

Türkiye’nin AB’ye katılımı söz konusu olmayacaktır. uyum, katılım öncesi gibi avutucu, uyutucu, aldatıcı, yanıltıcı, bahanelerle “harimi ismetimize” burnunu sokmaya AB’nin hakkı olmamalıdır. Buna umursamazlıkla bakanları, ilerde hain olarak suçlama hakkımı saklı tutuyorum.

Konuya geri dönüyorum.

Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nin gönderdiği yanıtta, yazımdaki soruların yanıtı yer almamıştır. Yanıt usulen gönderilmiş, yanıt vermiş olmak için yanıt verilmiştir.

Hazine Müsteşarlığı Merkezi Finans ve İhale Birimi, eski deyimiyle “ita makamı” (ödeme buyruğunu veren makam) değildir. 2007 yılında AB’nin servise koyduğu araştırma projelerini (132 adettir) ve daha önceden ele alınıp 2007 yılına sarkanlarla birlikte sayı daha da artmaktadır. Söz konusu birimin tüm bu araştırma projelerini inceleyecek, izleyecek kadrodan da yoksunluğu açık bir gerçektir. İncelemeyi de masaya gelen evrak üzerinde yapıldığına bilmeyen kalmamıştır. Önemli olan araştırma alanında neler olup bittiğidir. Örneğin, “Kültürel Haklar” konusunu inceleyen araştırma projesini hangi kurum ve kuruluşun yapacağına Hazine Müsteşarlığı Merkezi Finans ve İhale Birimi mi karar karar veriyor? İnternetten edindiğimiz bilgiye göre kararı veren, içinde bir tek Türk temsilcisinin bulunmadığı AB’de kurulan 7 kişilik komisyondur.

Ekonomiden sorumlu Bakanımızın uçaktan inerken üstü aranıyor, hiç birimiz vize edinmeden adamların ülkesine adım atamıyoruz, fakat; onlar ülkemize gelip en netameli konulara burunlarını sokuyorlar. Buna dur demenin zamanı gelmiştir.

Şimdi yanıt yazısında imzası olan sy. İnci Rösch’e soruyorum, ülkemizdeki “Kültürel Haklar” AB’yi niçin ilgilendiriyor? “Doğu Anadolu’nun kalkınması programı”nı hazırlatmak AB’nin görevi olabilir mi? Bu ilgisinde art niyet olmasında kuşku duymak yurtseverliğin gereği değil midir?

Bu ne tür ilgi ki, “Bölgesel Kalkınma Ajansı” kurulmasına ilişkin araştırma projesi hazırlamayı AB gündemine alabiliyor. Bölgesel Kalkınma Ajansı, deyimiyle neyi kasıtlıyor?

İvediyle ve özetle, Avrupa Birliği Genel Sekreterliğini, Türkiye’mizin AB karşısında ulusal onurunu ve yararını korumaya , görevini ivazsız yapmaya çağırıyorum.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail